Küçük Ada, Büyük Ses Küba ve Devrimin 50. yıldönümü (online dinle)

Karayipler’de 11 milyon nüfuslu küçük bir ada. Ama herkes onun adını biliyor. Dünyada milyonlarca hayranı var. Bir de düşmanları.
Küçük Ada Büyük Ses dizisinde, BBC Küba’nın dünya imgeleminde neden bu kadar güçlü bir yer işgal ettiğini inceliyor.
Fidel Castro’dan Che Guevara’ya, Amerika ile bitmek bilmeyen kavgasından, dünyanın dört bir yanına yardım amacıyla gönderdiği doktorları, öğretmenleri, askerlerine Küba imajını oluşturan unsurları araştırıyor.
BBC’den Alan Little tarafından hazırlanan ve Ebru Doğan’ın Türkçeye uyarladığı; Büyük Ses Küba ve Devrimin dizisinin ses kayıtlarını aşağıdan dinleyebilirsiniz.

devamını okuKüçük Ada, Büyük Ses Küba ve Devrimin 50. yıldönümü (online dinle)

Sen güneşi göremesin lo lo Maso, yaptığın riyakarlık, gördüğün rüyadır, ranttır!

Özelikle son filmiyle beraber genel olarak televole yazarları tarafından Mahsun Kırmızıgül, filmindeki oyuncuların performansı, görüntü yönetimi, cesur(!) konu anlatımıyla, Yılmaz Güney’in tahtına oynadığına dair sapkın saptamalara yer veriliyor.  Güney’in devrimci duruşu, kişiliği, yaşantısı ve yapıtlarıyla bir bütün olarak anlamsızlaştırmak amacıyla yapılan bu bilinçli saldırıyı sözümüzü sakınarak özetlersek; orta akıllıların kör cahilliğini dışa vurmasından başka bir şey değildir. Çünkü en başta Mahsun Kırmızıgül’ün kişiliği tavrı ve tutarsızlığı popüler-arabesk kültür açısından kullanılmaya-pazarlanmaya hazır haldedir. Yaptığı iş ise apaçık ortadadır. Yani uzun sözün kısası ünlendiği ilk şarkı: “Alem buysa kıral benim” den öte değildir.  Amaç Kürtçe kanalın açıldığı, Kürtçe Kuran meali’nin yapıldığı bu ortamda açılan rant kapısından rol kapmaktır. Yoksa; sadece “Kürtçe bir klip çekeceğim” diyen Ahmet Kaya’ya saldırılıp,

devamını okuSen güneşi göremesin lo lo Maso, yaptığın riyakarlık, gördüğün rüyadır, ranttır!

Darwin: Canlı türlerinin zaman içinde değişime uğradığını keşfeden ilk bilim adamı

İngiliz bilim adamı Charles Darwin zengin bir aileye mensup olarak 200 yıl önce dünyaya geldi.  ilahiyat ve biyoloji öğrenimi gördü.  Kuzeniyle Evlenip 10 çocuk yapan Darvin, 1831’de başlayan ve beş yıl süren yolculuk  hayatını ve dünyaya bakışını değiştirdi. Darwin heyecanını:  “Beagle” gemisinde bulunduğum dönemde, Güney Amerika’daki bitki ve hayvan türlerinin dağılımındaki gariplik beni çok şaşırtmıştı. Bu olgular bana türlerin kökenine ışık tutma konusunda yardımcı oldu.” sözleriyle anlatıyordu. Galapagos Adaları’nda bulduğu farklı ispinoz türlerini inceleyerek, hepsinin aynı atalara sahip oldukları, ancak binlerce yıl içinde değişime uğradıkları sonucuna varınca bu fikrin dine aykırılığını bildiği için  bir arkadaşına: “Bu arada türlerin değişmez olmadığından neredeyse eminim. Bu sanki insanın bir cinayet işlemesi gibi…” diye yazdı. Canlı türlerinin zaman içinde değişime uğradığını keşfeden ilk bilim adamı, evrim teorisinin kurucusu olarak tarihe geçti. 

devamını okuDarwin: Canlı türlerinin zaman içinde değişime uğradığını keşfeden ilk bilim adamı

Özgür Düşünce ve Resmi Propaganda -Bertrand Russell (1922 Moncure Conway konferansı)

Bugün onuruna toplanmış olduğumuz Moncure Conway yaşamını iki amaca vakfetmişti: düşünce özgürlüğü ve bireyin özgürlüğü. O zamandan bu yana bu iki konuda bazı şeyler kazanılmış, ancak bazı şeyler de kaybedilmiştir.
Geçmiş dönemlerdekinden biraz değişik şekillerde olmakla beraber bugün bazı yeni tehlikeler bu iki tür özgürlüğü tehdit etmektedir; ve bunları savunacak güçlü ve uyanık bir kamuoyu oluşturulamazsa, bundan yüz yıl kadar sonra, her iki özgürlükten de şimdikine göre çok daha azı kalmış olacaktır.

Bu makalede yeni tehlikeleri vurgulamak ve onlarla nasıl başa çıkılacağını tartışmak istiyorum.

devamını okuÖzgür Düşünce ve Resmi Propaganda -Bertrand Russell (1922 Moncure Conway konferansı)

Samime Sanay, Sevilen Şarkılarıyla Cafrande.org’ta


1946 yılında Ankara’da dünyaya geldi. Sosyal Hizmetler Akademisi ve Eğitim Fakültesini bitirdi. Eğitim sosyolojisinde mastırını tamamladı. AÜ DTCF’nin Pedagoji Bölümünü bitirdi. Kısa bir süre sosyoloji hocalığı yaptı. İlk albümünü 1977 yılında Tam Plakçılıktan çıkardı. Bütünüyle klasik eserlerden oluşan bu albüm sanatçıya fazla bir popülerlik getirmedi. TRT bünyesinde 15 yıl süren müzik eğitimi ve uygulaması akabinde 1981’de Ankara Radyosundan istifa ederek İstanbul’da assolist olarak sahneye çıktı.

devamını okuSamime Sanay, Sevilen Şarkılarıyla Cafrande.org’ta

Gülten Kaya Röportajı: Artık bende savunma değil saldırgan refleksi gelişti mahvolan hayatımın hesabını sormak istiyorum

(…) evet ben masadaydım o sözler ağzından çıktıktan sonra inanılmaz hakaretler, yuhalamalar yükseldi salondan, zaten haberler gösterdi ama montajlı   o kadar hakaret edildi ki onlar duyulmuyor. Bir “gazeteci” kadın sünnetsiz pezevenk diye bağırıyor. Atın bunu öcalan’ın yanına, atın bu adamı dışarı, asın vb. (…) O sırada sağ olsun orada ki garsonlar bizi korudu onu hiç unutmuyor o tablo benim için çok şeydir çok hüzünleniyorum.  (…) salon öyle bir durumdaydı ki 10. yıl marşı söyleniyordu. Bir tek Mehmet Aslantuğ var bize destek olan. Bir de Savaş Ay. Her şey sakinleşir diyoruz böceğin biri sahnede ajitasyon yaratmaya başladı.  (…) şöyle görüyorum, İbrahim Tatlıses, Mahsun kırmızıgül, Ajda Pekkan, Kadir inanır, Edip Akbayram, Mustafa Topaloğlu, Özcan Deniz var ve bu isimlerin hepside 10. yıl marşını ayakta söyleyen isimler. Evet ve işte bunlar linç gösterisine katılanlar. Sanatçılar yani hiçbirisinde bir sağduyu yok bu ülkede kardeş bir halk var onların bir dili var onların bir kültürü var, ne dedi bu insan diyen yok… İnanılır gibi değil ama bunların içinde  kürt sanatçılarda var.

devamını okuGülten Kaya Röportajı: Artık bende savunma değil saldırgan refleksi gelişti mahvolan hayatımın hesabını sormak istiyorum

Öykü, Kısa Öykünün Ataları ve Akrabaları

Yazın terimleri sözlüklerinde, kısa öykünün öncüleri, ataları, akrabaları, yakınları olarak, yazınsal kısa öykünün zaman içinde gelişip serpilmesine kaynak ve örnek oluşturan türler şöyle tanımlanıyor:

Fıkra (anectode): Bir kişiye, olaya ilişkin öykü ya da kısa anlatı. Fıkra tarzında sapmalar, düzyazı olsun şiir olsun, anlatımın ortak özellikleridir.
Hayvan Destanları (beast epics): Hayvanları konu alan, sahte destan biçemini benimseyen, çoğunlukla uzun kinayeli öykü. Phaderus’un derlediği ilk Latin fablları, Avrupa yazın dizgesi içinde bulunan çok sayıda fabl için Ezop’tan sonar en önemli esin kaynağı oldu. Hayvan destanının amacı, çoğu fablda olduğu gibi yergiydi. Orwell’ın Hayvanlar Çiftliği (Animal Farm) adlı yapıtı (1945) günümüz hayvan destanı geleneği içinde sayılır.

devamını okuÖykü, Kısa Öykünün Ataları ve Akrabaları

Dünya edebiyatının en büyük yazarlarından biri; Johann Wolfgang von Goethe

Johann Wolfgang von Goethe, 18 Ağustos 1749 yılında, Frankfurt’da doğdu. Nesilden nesile gelişip zenginleşmiş Thuringen’li bir esnaf ailesinin çocuğuydu. Babası geniş kültürlü bir hukuk bilginiydi. Goethe de babası gibi hukuk okudu. Hukuk tahsilini 1765’ den 1768’e kadar Leipzig’de; 1770-1771 yıllarında da Strasbourg’da yaptı. Sonra avukatlığa başladı. 1775 sonbaharına, yani Weimar’a yerleşinceye kadar yirmi sekiz davaya baktı. Bu arada bir takım şiirler yazdı, ilk şiirlerini yaktıktan sonra, bazılarını kitaplar halinde yayınladı. Goethe’nin sanat hayatında, Strasbourg’da geçirdiği günlerin büyük önemi vardır. Sanatındaki ustalığına burada erişti. Bir takım çağdaş sanatçılarla düşüp kalktı. Fredfârique Brion’la da gene bu şehirde tanıştı; aralarındaki aşk tamamiyle plâtonikti, üstelik de acı bir ayrılışla sona erdi. Ama Goethe’nin bu aşkın etkisiyle yazdığı şiirlerin, Alman edebiyatının ilk modern şiirleri oldukları söylenebilir.

devamını okuDünya edebiyatının en büyük yazarlarından biri; Johann Wolfgang von Goethe

Alain Badiou: Ötekini tanımaya dayalı her türlü etik hüküm kesinlikle terk edilmelidir

Özellikle Nazizm sonrasında yeni bir kimliğe bürünen etik kavramı, günümüz dünyasına gelinene değin düşün alanında gitgide daha fazla yer kapladı. Her şeyden önce insan hakları alanıyla bağlantılı olarak önümüze gelen bu kavram, tıp, medya, hukuk vb. alanlarda da sık sık tartışma konusu oluyor.
Söz konusu tartışmalarda genellikle neyin etiğe uyduğu, neyin uymadığı, şu ya da bu tikel alanın etiğinin nasıl olması gerektiği üzerinde duruluyor. Ama etik kavramının kendisi sorgulanmıyor, sorgulansa dahi ürkekçe dokundurmaların ardından Kant’a kadar uzanan bir dizi referans vermekle yetiniliyor.
Peki bunun ötesine geçilebilir mi?  Philosophie’de felsefe dersleri dışında, matematikten sanata, radikal siyasete kadar pek çok alanda uğraş vermekte olan Alain Badiou bunu amaçlıyor.

devamını okuAlain Badiou: Ötekini tanımaya dayalı her türlü etik hüküm kesinlikle terk edilmelidir

Rus oyun yazarı, romancı ve hikaye yazarı; Maksim Gorki

Maksim Gorki (1868 Nihzni Novgorod- 1936 Moskova)
Bir marangozun oğlu olan Gorki, anababasız kaldıktan sonra çocukluğunu büyükbabasının yanında geçirdi; 11 yaşından sonra geçimini aç ve evsiz olarak, çok zor koşullar altında çeşitli işlerde çalışarak sağladı; okumayı Volga’daki bir gemi aşçısından öğrendi, halkın çok zorlu yoksuk yaşamına yakından tanık oldu. Kazan Üniversite’ne girmek istediyse de bıraktı, onun yerine Kazan’da devrimci anlayışta insanlar bularak kentte ilk devrimci çevreyi kurdu, 1891’de yaşamsal gerçekleri yoğun inceleyebilmek için tüm Rusya’yı kapsayan bir geziye çıktı; 1892’de ilk hikayesini yayınladı, 1900’de “aylak” yaşama son verdi romantik biçemden dönerek ilk gerçekçi romanlarını yazmaya başladı: Petersburg’da kurduğu Znaniye (Bilgi) Yayınevi’nden çağdaş yazarların (Andreyev, Bunin, Çehov, Kuprin, Serafimoviç) gerçekçi, devrimci yapıtlarını yayınladı;

devamını okuRus oyun yazarı, romancı ve hikaye yazarı; Maksim Gorki

Mutluluk üstüne – Montagne (Denemeler)

İnsanın son gününü beklemeli her zaman Mutlu dememeli ona ölmeden Cenazesi kaldırılmadan.  (Ovidius)
Bu konuda Krezus’u hikayesini çocuklar da bilir; Pers kralı onu esir edip ölüme mahkum edince sehpaya giderayak, Ah Solon, ah Solon! diye bağırmış. Krala götürmüşler bu sözü, o da ne demek istediğini sordurunca Solon’un kendisine verdiği bir öğütün ne doğru çıktığını anlatmış. Solon bir gün demiş ki ona: «Talih ne kadar güleryüz gösterirse göstersin, ömürlerinin son günü geçmeden insanlar mutlu saymamalı kendilerini; çünkü insan hayatı kararsız, değişkendir; ufacık bir eylem yüzünden bir durumdan bambaşka bir duruma geçiverir.»

devamını okuMutluluk üstüne – Montagne (Denemeler)