Ezginin Günlüğü’nün kurucularından Tanju Duru yaşama veda etti

Ezginin Günlüğü’nün kurucularından müzisyen, belgesel ve film müzikleri yapımcısı Tanju Duru, bir dağ yürüyüşü sırasında geçirdiği kaza sonucu yaşamını yitirdi. Bayram tatilini değerlendirmek için arkadaşları ile birlikte Demirkazık Dağı’na giden Tanju Duru, dönüş sırasında ayağının kayması üzerine yaklaşık 150 metre kayıp bir geçitte masur kaldı. Dün saat 16.00’dan beri düştüğü yerde yardım bekleyen Duru’ya arkadaşları teknik yetersizlikler nedeniyle yardım edemedi.

devamı > > Ezginin Günlüğü’nün kurucularından Tanju Duru yaşama veda etti

MÜZİK ESTETİĞİ Betimleyici – Eleştirel Bir Hazırlık -2


RÖNESANS: Duyusal etki öğretisinden içerik-estetiksel duyusal etki kuramına geçişin ilk adımları, ilkin daha çoğu geç Rönesans’ta, 16. yüzyıldan 17. yüzyıla dönüşümde gerçekleşir. Rönesans kültürü, genellikle, nasıl ki antik kültürün düpedüz bir yeniden canlanması olarak görülmezse, öylece Rönesans’ın müziksel duyusal-etki öğretisi de antik duyusal etki öğretisini aşar. Antik müzik estetiği müziğin etkisini, tutkuların uyandırılmasını, yeni duyusal etki öğretisi ise müzik yoluyla tutkuların ortaya konumunu önemle vurgular. Müziksel beğeni, müzik yoluyla meydana gelen duyusal etkilerin yaşanmasından çok bu etkilerin kavranmasında, yani bir ifadenin kavranmasında oluşur. İfade edilmiş olan şey, tonların bir içeriğidir, ama tonlardan farklıdır. Böylece ilk olarak şimdi bir müzik yapıtında iki asıl değer, deyim yerindeyse, birbirine karşı durur:

devamı > > MÜZİK ESTETİĞİ Betimleyici – Eleştirel Bir Hazırlık -2

MÜZİK NEDİR? Betimleyici, Eleştirel Bir Hazırlık -1


Tek başına hiçbir sanat tarzı, hiçbir yer ve zamanda var olmuş değildir. Varsayalım, oynak bir türkü söylüyorsunuz. Ama bu sırada vücudunuzu veya onun bir bölümünü oynatmayacaksınız, yani dans etmeyeceksiniz. Olur şey değil! Şiirin, geniş anlamıyla söz sanatının, dansın ve müziğin birliğini en eski Çin Şiir Klasiği (Şicing) şöyle dile getirir: “Sevinçte insan sözler söyler. Bu sözler yeterli olmadığı için o, onları uzatır. Böyle uzatılmış sözcükler yeterli olmadığı için o, onları modüle eder. Modüle edilmiş sözcükler de yeterli olmadığı için, elleri tamamen bilinçsiz hareket eder ve ayakları sıçrar.”1 Biçim- leyici (plastik) sanatlarda da durum benzerdir: Boya ile bir yüzeyi resimleyen elin balçıktan heykelcikler yapmaya varması aynı yol üzerindedir.

devamı > > MÜZİK NEDİR? Betimleyici, Eleştirel Bir Hazırlık -1

İletişim Felsefesi


En genel anlamda iletişimin doğasını, özünü, amaçlarını, kapsamını ve içeriğini araştıran; ideal bir iletişim ortamı için gerekli olan koşulların neler olduğunu ortaya koyan; iletişim sürecinde kullanılan yöntemleri irdeleyen felsefe dalı. İletişim Felsefesi, iletişim araştırmalarında elde bir olarak görülen kuramsal, çözümleyici ve siyasal yaklaşımların doğasını irdeler. İletişim felsefecilerinin yanıt aradığı sorular arasında dilin doğası, deneyimin öznelliği, yorumların bilgibilimsel ya da bilgikuramsal kökeni, bilginin ve iletişimsel eylemlerin politikası gibi temel sorular yer almaktadır.

devamı > > İletişim Felsefesi

Bergson: Sanat bizi gerçeğin kendisiyle baş başa bırakır

Sanatın amacı nedir? Gerçekliği duyularımızla doğrudan algılasaydık, şeylerle ve kendimizle doğrudan iletişime girebilseydik, sanat gereksiz olurdu, buna kuvvetle inanıyorum; ya da hepimiz sanatçı olurduk, çünkü ruhumuz doğa ile sürekli olarak tek saz halinde titreşirdi.
Gözlerimiz, belleğimizin yardımıyla, boşluğun içinden öykünülmesi olanaksız tablolar kesip çıkarır, bunları zamanın içinde devinimsiz kılardı. İnsan bedeninin canlı mermerinden, ilk bakışta, ilkçağ yontuları kadar güzel yontu parçaları yakalayıp çıkarırdık. Ruhlarımızın derinliğinden, iç yaşamımızın kimi zaman neşeli, çoğu zaman da hüzünlü bir müzik gibi ama her zaman özgün, sürekli ezgisi yükselirdi. Bunların tümü bizim çevremizde, bunların tümü bizim içimizde varlığını sürdürüyor, buna karşılık bunların hiçbirini açık seçik kavrayamıyoruz.

devamı > > Bergson: Sanat bizi gerçeğin kendisiyle baş başa bırakır

Ahlak felsefesi ve ahlak felsefesi öğretileri


Ahlak felsefesi siyaset felsefesine çok sıkı biçimde bağlıdır. Çok sayıda siyaset felsefesi kavramı ahlak felsefesi alanı içinde yer alır. Bu bağlamda sözgelimi kısmen eylem felsefesine bağlı olan Özgürlük ve Özerklik kavramlarından söz edilebilir. Öte yandan sözgelimi ahlaklı toplum kavramı gibi ahlak felsefesinin bazı önemli kavramları açıkça siyaset felsefesinden alınmış kavram oluşur. Özellikle bu iki dönüşümlü disiplin arasındaki kavramsal bağlar çok sıkı biçimde, ahlak ve siyasetten oluşan iki tür insan davranışıyla desteklenen kavramsal ve tarihsel ilişkilere bağlıdır.

devamı > > Ahlak felsefesi ve ahlak felsefesi öğretileri

Michael Moore’un “Slacker Uprising” adlı yeni belgesel filmini indirmek ücretsiz

Oskar ödüllü Amerikalı belgesel film yapımcısı Michael Moore’un 2004 başkanlık seçimlerini anlattığı son filmi Slacker Uprising bugün gösterime giriyor. Film internetten ücretsiz olarak izlemek isteyen herkesin erişimine sunuluyor. Bowling for Columbine ve Sicko gibi belgeselleriyle dünya çapında ünlenen Moore, son filmini hayranlarına bir jest olsun diye ücretsiz olarak internete koyduğunu söylüyor. Michael Moore’un internet sitesinde, normal uzunlukta bir filmin, ilk defa galasını sinema ya da televizyondan önce internette yaptığına dikkat çekiliyor.

devamı > > Michael Moore’un “Slacker Uprising” adlı yeni belgesel filmini indirmek ücretsiz

Cigerxwin’in ve kendi sesinden şiirleri

Gül Satıcısı
Bir gül satıcısı gördüm uyandığımda
Çok sevindim, gülü kalbe değişeceğine
Gülü kalbe değişeceğine
-Bir kalbimiz vardı, hastalık ve yara dolu
İnanamadım önce, gülü kalbe değişeceğine
Gülü kalbe değişeceğine
-Pazarlık ettik, “Takas etmem” dedi;
“Güle canını da verir üstüne
Canını da verir üstüne”
-Sordum: “Can ve kalbini kim değişir bu güle!”
“Pazarlık” bu dedi “Yaralı ya kalbin
Yaralı ya kalbin”
-Canımı da kalbimi de verdim, kalp feryad etti;
“Hey Cigerxwin, bir güle değişti kalbini
Bir güle değişti kalbini

devamı > > Cigerxwin’in ve kendi sesinden şiirleri

“Çivi çiviyi söker. Ama bir çarmıh yapılır dört çividen” Yaşama Uğraşı – Cesare Pavese

Pavese CesareAcı çekmek hiçbir anlamda bir ayrıcalık, bir soyluluk belirtisi, Tanrı’yı hatırlatan bir özellik değildir. Acı çekmek hayvanca, insanı hırpalayan, sıradan, gereksiz ve hava gibi doğal bir şeydir. Elle tutulamayacak bir şeydir acı; insan ne kavrayabilir, ne de karşı çıkılabilir; zaman içinde vardır- zamanla aynı şeydir; olmadık zamanlarda insanın karşısına çıkması sadece kendisini izleyen anlarda, insanın son işkence anını yeniden yaşadığı ve bir sonraki nöbeti beklediği sürede acı çeken kimseyi savunmasız bırakmak içindir. Bu nöbetler gerçek anlamda acı değil, bize gerçek acının süresini, sıkıcı ve bıktırıcı sonsuzluğunu duyuran sinirsel canlılık anlarıdır. Acı çeken kimse her zaman daha sonraki ve ondan sonraki nöbetin bekleyişi içindedir. O an, acının onu beklemekten yeğ tutabileceği sırada gelir. O an, insanın boş yere zamanın akışı kesmek için, bir şey olduğunu hissetmek için, bu hayvanca acının sonsuz etkisini bir an için bozma amacıyla haykırması gelir – bu haykırış acıyı daha da korkunçlaştırsa bile. Ara sıra, ölümün ve cehennemin de böyle zaman ve sonsuzluk içinde

devamı > > “Çivi çiviyi söker. Ama bir çarmıh yapılır dört çividen” Yaşama Uğraşı – Cesare Pavese

Modern Şiir Ne Değildir? – Gottfried Benn

… Şimdi bana öyle geliyor ki siz şunu soracaksınız: Peki, modern şiir nedir, nasıl olur? Ben buna olumsuz yoldan kargılık vereceğim, yani modern şiirin ne olamıyacağını açıklıyarak.
Ben size tanımaya yarıyan Öyle dört belirti göstereceğim ki bunların yardımıyla siz kendiniz, bundan sonra 1950’de yazılmış bir şiirin, zamanla – özdeş olup olmadığını ayırdedebileceksiniz. örnekleri tanınmış antolojilerden alıyorum. Bu dört belirti şunlardır :
1) Yükleme – tasvir (das Andichten). Örnek: “Anızlı Tarla” başlıklı şiir.ilk dörtlük : “Serili penceremin önünde çıplak tarla/ Sallanırdı saplar yaz yelinde önceleri/ Dolgun başakların kalıntılarında/ Besleniyor şimdi köyümün serçeleri.” Üç dörtlük böylece sürüp gidiyor, sonra dördüncü ve son dörtlükte Kendi’ne dönüyor sair. Dörtlüğe şöyle başlıyor : “Gelir kendi hayatım gözlerimin önüne” Ve devam ediyor.

devamı > > Modern Şiir Ne Değildir? – Gottfried Benn