Dünyanın şiiri İstanbul’da! Uluslararası İstanbul Şiir Festivali (13-17)

Uluslararası İstanbul Şiir Festivali 13-17 Mayıs tarihleri arasında 14 ülkeden 20 yabancı şairi ağırlayacak.  Rusya, Irak, Katalonya, Almanya, İtalya, Fransa, Küba, ABD, Bolivya, Makedonya ve Hollanda’dan şairlerin konuk olacağı festivalde, 40 şair şiirleriyle beş gün boyunca İstanbul’da edebiyatseverlerle şiir paylaşacak. Festivalde şiir okumalarının yanı sıra müzik dinletileri ve vapur gezisi de yer alıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ’nin katkılarıyla hazırlanan festivalin bu yılki ana teması Çağdaş Katalan Şiiri. Onursal başkanlığını Doğan Hızlan’ın üstlendiği İstanbul Şiir Festivali’nin Yürütme Kurulu üyeleri Adnan Özer, Doğan Hızlan, Hüseyin Öztürk, Metin Celâl, Nevzat Bayhan ve Tuğrul Tanyol. İskender Pala, Tobias Burghardt ve Fernando Rendon ise Festival Danışma Kurulu’nda yer alıyorlar.

devamı > > Dünyanın şiiri İstanbul’da! Uluslararası İstanbul Şiir Festivali (13-17)

Anneler gününün geçmişi ve bu günü; Gün para babalarının günüdür!

Fransiz düsünürlerinden Edgar  Morin, 80’lerin sonuna dogru  yayınlanan Avrupa’yı  Düsünmek adlı kitabında,  Avrupa’nın geleceğini bekleyen belki de en önemli tehlike olarak ‘Amerikanlasma’yı işaret eder.  Çünkü amerikanlaşma/ Amerikan kültürü,  özünde   içine aldığı her şeyi ticarîleştiren tüketimden ibaretir. Bu metalaştirici kültür, insanların  sevgilerini, acılarini ve gözyaşlarını dahi pazarlar.  Para kazanma hırsı birinci ve asıl amaçtır.
Sevgililer Günü, Anneler Günü, Babalar Günü derken hepsi de sonuçta ‘tüketim kültürü’nün âleti kılınmış Amerikan menşe’li ‘gün’lerin bizim hayatlarimiza Tv. Amerikan filmleri, dergileri, kitaplari vb. araçlarla su veya bu düzeyde nüfuz etmesi ile   haftaların ‘çiçek ticareti’ne gelip dayanmasına gözyaşı tacirliği anlamını çağrıştıran  bir dizi duygusal tüketimden güç alan herşeyin daha pahalıya satıldığı “piyasanın” karlı güzel günleridir.
Bu ve benzeri günler Anneler’den ziyade ‘para babalari’na yarayan bir ‘sevgi tüketimi’ günü  olarak her yıl daha fazla gereksiz tüketime neden olmaktan,  başka hiç bir şeye yaramamaktadır.   Dolayısıyla  bir kadının   anne olarak yaşadığı her gün  için, verebileceğiniz en büyük ve en ölçüsüz armağan sevgi denbaşka bir şey değildir.  

devamı > > Anneler gününün geçmişi ve bu günü; Gün para babalarının günüdür!

Kayseri’nin Bunyan ilçesi’nde yasanmış bir olay.

Olay Alfred Hitchcock’un meshur korku filmlerini bile cok gerilerde birakacak kadar tuyler urpertici. Gece bindiginiz otomobilde direksiyonda Kimse yoksa ne yapardiniz?

22 subat 2005 tarihinde bir adam Bunyan sinirinda, Kayseri Malatya kara yolu uzerinde, bir benzin istasyonuna girer.

Lokantaya Oturur ve orada kalabalik toplulukla birlikte bir ufak raki icer. Yuruyus mesafesindeki Bunyan’a gitmek icin, lokantadan cikar. Ancak disarisi hem zifiri karanlik hem de korkunc bir kar-tipi firtinasi baslamistir.
Benzin istasyonuna yaklasik 300 metre mesafedeki, Bunyan’a donus yolu kenarina varir. Oradan gecen bir arabaya binip, Bunyan’a ulasma derdindedir. Firtina daha da

devamı > > Kayseri’nin Bunyan ilçesi’nde yasanmış bir olay.

1 mayıs 2008 Taksim – Kırmızı karanfillerle gelmişlerdi ama…

1- 10 Mayıs günleri arasında düzenlenen  İşçi Filmleri Festivali ‘ kapsamında düzenlenen 1 mayıs videosunu buradan seyredebilirsiniz.

“Eğer bizi asarak … tahakküm altındaki milyonların, sefalet içinde çalışan ve kurtuluşu arzulayan, bekleyen milyonların bu hareketini, işçi hareketini ezebileceğinizi umuyorsanız, eğer düşünceniz buysa, o zaman asın bizi! Burada bir kıvılcımı ezeceksiniz, ama şurda, burda veya orada, arkanızda ve önünüzde, her yerde alevler yükseliyor. Bu gizli bir ateş. Bunu asla söndüremezsiniz … Bir gün gelecek, sessizliğimiz bugün boğduğunuz seslerimizden daha güçlü çıkacak.” Albert Spies

devamı > > 1 mayıs 2008 Taksim – Kırmızı karanfillerle gelmişlerdi ama…

Yaşlılar Dersim Türkülerini söylüyor (Hazırlayan: Metin & Kemal Kahraman)

1990 yılından itibaren Dersim yöresinde derleme çalışmaları yapan Metin ve Kemal Kahraman Kardeşler “Yaşlılar dersim
türküleri söylüyor” albümünü 1997 yılında yayınladılar.
Bölgenin yaşayan halkın yazılı (resmi) olmayan tarihi, sözlü edebiyatı, inançları, adetleri, acıları, günlük yaşam ritüelleri, dini inanışları ve alışkanlıklarıyla beslenen renkli kültürünü elle alan bir çalışma.  Bu projenin  ilk ürününün Zazaca, Türkçe ve Kurmanci olmak üzere, o yörede konuşulan üç dile de  yer verilmesi,  kültürel çeşitlilik açısından zenginlik, halktan yaşlıların kendi türkülerini  söylemeleri ise aslına ve amacına uygunluğu açısından  önemlidir. Sonuçta albüm iyi  bir belgesel niteliğinde.

devamı > > Yaşlılar Dersim Türkülerini söylüyor (Hazırlayan: Metin & Kemal Kahraman)

Ali Kırca’ya protesto şoku! “Maddem bizi dinlemeyeceksiniz neden buraya geldiniz”

Şanlıurfa’da, Harran Üniversitesi’nde dün gece yapılması planlanan Ali Kırca’nın sunduğu `Siyaset Meydanı’ adlı program, salona giremeyen öğrencilerin protestoları üzerine iptal edilirken jandarma  öğrencilere müdahale etti.
Harran Üniversitesi’nin Bahar Şenlikleri kapsamında, yapımını ve sunuculuğunu Ali Kırca’nın üstlendiği `Siyaset Meydanı’ programının `Güneydoğu’da Doğurganlık’ konusu ile üniversiteden yayınlanması kararlaştırıldı. Dün gece üniversitenin Osmanbey Kampusu’nda canlı yayınlanacak program öncesi son hazırlıklar yapılırken, jandarma tarafından geniş güvenlik önlemi alındı.

devamı > > Ali Kırca’ya protesto şoku! “Maddem bizi dinlemeyeceksiniz neden buraya geldiniz”

“Nikomakhosçu Etik” 90 Dakikada Aristoteles -Paul Strathern

Erdem: Doğru Ölçü
Etik, erdem tutkular ve eylemlerle ilgilenir; her ikisinde de aşırılık, eksiklik ve denge vardır. Böylece insan az ya da çok korku  veya cesaret, hırs, öfke, merhamet ve hatta sevinç ve acı hissedebilir, üstelik her ikisini de doğru olmayan bir biçimde; buna karşın, bunu, yapılması istenen zamanda ve şart altında ve neye karşı ve niye ve nasıl yapmak, dengedir ve en iyi olan, ki, bu da erdemi simgeleyen şeydir. Aynı zamanda eylemlerde de aşırılık, eksıklik ve denge vardır. Erdem, aşırısı hata, eksikliği sövgüye değer ve dengelisi doğru olup övülen tutku ve eylemlerle ilgilidir. İşte bu iki şey erdemi tanımlar.

devamı > > “Nikomakhosçu Etik” 90 Dakikada Aristoteles -Paul Strathern

İranlı gazeteci Pervin Ardalan uyardı: “Herşey yavaş yavaş oluyor gözünüz açık olsun ”

“İslam Devrimi kadın haklarını yok etti”
Pervin Ardalan, ülkesinde kadına karşı ayrımcılıkla mücadele etmek için başlattığı “1 Milyon İmza Kampanyası” ile 75 bin dolarlık Olof Palme Barış Ödülü’ne layık görüldü. Gazeteci, İsveç’teki ödül törenine gitmek için bindiği uçaktan indirildi ve “toplum düzenini bozma” suçundan 2 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 3 sene içerisinde bu “suçu” tekrar ederse, şimdilik ertelenen cezasını çekmek için hapse girecek olan Ardalan, “Mücadeleme devam edeceğim, utanılacak bir şey yapmıyorum” diyor. NTVMSNBC’ye İslam Devriminin kadın haklarını yok ettiğini söyleyen Ardalan, Türkiye’de sıkça gündeme gelen “Türkiye, İran olur mu?” sorusuna da: “Demokratik bir ülkede türbanın devlet dayatması değil kişisel özgürlük olmasını destekliyorum. Yine de gözünüz açık olsun.”  cevabını veriyor

devamı > > İranlı gazeteci Pervin Ardalan uyardı: “Herşey yavaş yavaş oluyor gözünüz açık olsun ”

65 yıl sonra 33 köylü tekrar kurşuna dizildi “Kirvem hallarımı aynı böyle yaz/ Rivayet sanılır belki”

[mp3]http://siir.gen.tr/siir/a/ahmed_arif/Ahmed%20Arif%20-%20Otuz%20Uc%20Kursun.mp3[/mp3]A. ARİF’in 33 Kurşun Şiiri

33 köylünün yargısız infazı daha çok Ahmed Arif’in ’33 Kurşun’ şiiriyle kamuoyunun ve birçok araştırmacının ilgisini çekmiştir. Yıllarca gündeme gelemeyen olay özetle şöyledir: Özalp Kaymakamı Hilmi Tuncel’in kurduğu çete tarafından koyunları gasp edilen İranlı bir aşiret reisi, Türk tarafına geçerek 500 koyunu gasp eder. Aşiret reisine yardım ettikleri iddiasıyla 35 köylü yakalanır ancak suçsuz oldukları anlaşılır. Kaymakam Tuncel, olayı Ankara’ya “Ruslar sınıra yaklaştı” diye bildirir.
Bölgeye soruşturma için gelen Orgeneral Muğlalı, 24 Temmuz 1943 günü yetkililerle bir toplantı yapar ve 33 köylünün diğer köylülere ibret olması için  idam edilmesini ister

devamı > > 65 yıl sonra 33 köylü tekrar kurşuna dizildi “Kirvem hallarımı aynı böyle yaz/ Rivayet sanılır belki”

İdam edilişlerinin 36. yılında Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan belgeseli

“Bundan 40 yıl kadar önce, 1969’da, Abdullah Gül İstanbul Üniversitesi’nin Beyazıt’taki merkez binasında bulunan İktisat Fakültesi’nde okurken, hemen onun yanındaki Hukuk Fakültesi’nde de Deniz Gezmiş okuyordu. Gül, İslamcı Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) liderlerinden biriydi, Gezmiş de Devrimci Öğrenciler Birliği (DÖB) lideriydi. Rivayete göre devrimci öğrencilerin okula girmesini yasakladıkları militan İslamcılardan biri de Gül’müş… Çok
değil üç yıl sonra, 12 Mart muhtırasıyla gelen baskı döneminde, Mayıs 1972’de askeri mahkeme devrimci Deniz’i astı.
Askerlerden Süleyman Demirel’e kadar uzanan geniş bir kesim, devrimci öğrenci liderini darağacına gönderince günün birinde İslamcı öğrenci liderini de Çankaya Köşkü’ne gönderdi

devamı > > İdam edilişlerinin 36. yılında Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan belgeseli

ÇASOD ödülleri verildi. T. Akan: “Şeriatçı meyil veren basına ve televizyonlara hayır diyelim”

Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği’nin ödülleri, törenle sahiplerini buldu. “En İyi Kadın Oyuncu Ödülü”nü Nurgül Yeşilçay alırken, “En İyi Erkek Oyuncu Ödülü” Yetkin Dikinciler’in oldu. Gecede konuşan Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği (ÇASOD) Başkanı Rutkay Aziz, bu yıl yönetmen Atıf Yılmaz’ın ölümünün ikinci yılı olduğunu belirterek, “Onu saygıyla anıyor ve önünde saygıyla eğiliyoruz” dedi. “Sinema Emek Ödülü”nü alan Kadir İnanır ve Tarık Akan’ konuşmalarıyla dikkatleri üzerine çekti. Kadir İnanır: “Sanatçısına saygı duymayan toplum hiçbir yere gidemez. Bütün arkadaşlarımıza yerli yersiz saldırılar oluyor. Çalışma şartlarınızın, yaşadığınız sistemin getirdiği güçlüklerle, insan onurunu kıran çok kötü fotoğraflara dönüştüğünü görüyoruz. Ben buradan çalışmaya gideceğim, belki 5’te bitecek işim. Tek başına tavır koymak, tepki koymak doğru değil. Demokrasi, örgütlü toplumlardan geçer. Biraz daha duyarlı olalım, birbirimizle uğraşmaktan vazgeçelim, geleceğimizi düşünelim.”

devamı > > ÇASOD ödülleri verildi. T. Akan: “Şeriatçı meyil veren basına ve televizyonlara hayır diyelim”