Lascaux Mağarası; İkonografik bir yapı (Sanat tarihi – Tarih öncesi -2)

250 m uzunluğundaki Lascaux Mağarası bir galeriler dizisi, bir kuyusu ve bir ücra bölümü olan bir koridor mağaradır. Kuzeydeki giriş (bugünkü girişle aynı doğrultudaydı) duvarları dik olmayan kubbeli büyük bir boşluğa uzanır; buradaki siyah kabartmalı ve kırmızı ve siyah renkli figürler bütün Paleolitik sanatın en büyük frizi sayılır; gerçekten de Altamira’daki en büyük bizonların uzunluğu en çok 2 m, Niaux’dakilerinki 1 m’nin altında iken, Lascaux Mağarasındaki sığırların uzunluğu 5 m’den fazladır. Tarihöncesi insanlar, bu «bezeme» gerçekleştirmek için muhtemelen iskele kurmuşlardır. Bu Boğalar Salonu’nun devamı ücra bölüm, yaklaşık 20m uzunluğunda ve 3,5-4m yüksekliğinde bir galeridir;

Devamı…Lascaux Mağarası; İkonografik bir yapı (Sanat tarihi – Tarih öncesi -2)

Çerkes Halk Şarkıları, karlı dağlara kış güneşi


Çerkesler Kafkasyada yaşayan bir topluluktur. Kökenleri konusunda birkaç değişik görüş vardır. Son araştırmalar ataları olarak Meot-Sindler’e dayandırır.  Bölgenin kurganlardaki buluntular, Sümer ve Hitit uygarlıklarıyla kimi benzerlikler gösterdiği dikkate alınırsa, İ.Ö. en az ikibinli yıllarda tarih sahnesine çıktıklarını söyleyebiliriz. Daha çok Kafkasyanın kuzeyinde dağlık bölgelerinde, küçük gruplar halinde yaşadıklarından, dillerinde farklılıklar oluşmuştur. Birçok kavimlerin geçit yolu üzerinde olmalarına rağmen varlıklarını günümüze kadar sürdürmüşlerdir. Bu nedenle bugün bile Kafkasyada halen, irili-ufaklı cumhuriyetler ve özerk bölgeler vardır. Belli başlı 12 ana grup, 7 Cumhuriyeti ve birkaç özerk bölge halindedirler. Dil özellikleri birçok dilbilimcinin araştırma konusu olmuştur. Fransız araştırmacı George DUMEZIL ekibiyle en kapsamlı incelemeler yapmış ve özel bir enstitü kurmuştur.

Devamı…Çerkes Halk Şarkıları, karlı dağlara kış güneşi

Yeşilçam replikleri ve Hollywood saçmalıkları :)

http://www.youtube.com/watch?v=fx8fO4rrT38
Yeşilçam replikleri
*Guzel oldugunuz kadar kustahsiniz da.
*Annecigim, ben bu amcayi cok sevdim. Ona baba diyebilir miyim?
*Bana annemi tekrar anlatir misin babacigim? Senin annen bir melekti yavrum.
*Neden agliyorsun annecigim? Hayir yavrum aglamiyorum. Gozume toz kacti.
*Benim de senin yaslarinda bir oglum vardi evladim.
*Seni sevmiyorum, seninle oyun oynadim, bunu anlamadin mi hala. ( Aktor veya aktrist amansiz *bir hastaliga genellikle ince hastaliga tutuldugu zaman sevgilisine soyledigi ilk cumle.)
*Annen sen dogarken oldu yavrum.

Devamı…Yeşilçam replikleri ve Hollywood saçmalıkları 🙂

Sanatın Başlangıçları (Sanat tarihi – Tarih öncesi -1)

Sanatın başlangıçlarına gitmek için mağaraların derinliklerine mi inmek gerekiyor?
Uzak geçmişteki atalarımızın, günümüzde dahi hayranlık uyandıran çizimlerini görünce, onları resmetmeye yönelten güdülerin ne olduğu konusunda düşünmekten kendimizi alıkoyamıyoruz. Bugün anlamlandırdığımız biçimiyle onlar ilk sanatçılar mıydı?
Mağara resimlerini çizenler, anonim bir yeteneği mi yansıtıyordu. Yoksa grubun içinden bazıları, daha çok zanaatçı diyebileceğimiz ve bir geleneği sürdüren “ressamlar” mıydı?
Mağara resimleri çizenlerin, son sergisinin gururunu taşıyan günümüz ressamının tinsel doygunluğunu taşımıyor olduğunu kabul edebiliriz. O halde onları bu derece yetkin figürler çizmeye yönlendiren “güç” konusunda neler söyleyebiliriz?
Başlangıçlara yönelik bir seçkiyi size sunuyoruz . Yabansı Başlangıçlar E.H.Gombrich

Devamı…Sanatın Başlangıçları (Sanat tarihi – Tarih öncesi -1)

Sonsuzluk ve birgün (Eternity and a day)Film müziği Eleni Karaindrou


Yunanlı usta yönetmen Theo Angelepoulos’un senaryosunu Tonino Guerra ve Petros Markaris ile yazdığı ve yönettiği, Altın Palmiye aldığı Cannes dahil dört festivalde ödüle layık görülen bir başyapıt  “Sonsuzluk ve Bir Gün”. Eleni Karaindrou imzalı müzikleri ile de izleyenleri büyüleyen filmin konusu : Selanik’te yağmurlu bir gün… deniz kenarındaki evinden amansız bir hastalık nedeniyle sonsuza kadar göç etmeye hazırlanmakta olan ünlü Yunan yazar Alexandre’ın son gününü anlatır. Eşyalarını toparlarken ölmüş eşi Anna’nın 30 yıl önce ayrıldıkları o güzel yaz günü hakkında kendisine yazmış olduğu bir mektubu bulan Alexandre, geçmişi ve bugünü arasında mistik bir yolculuğa çıkar. Bütün ömrünü şiirlerin ve öykülerin peşinde koşarak geçirdiği günlerin ardından tek isteği, yitirdiği gerçek mutluluk anlarını bir günlüğüne olsun tekrar yakalayabilmektir.

Devamı…Sonsuzluk ve birgün (Eternity and a day)Film müziği Eleni Karaindrou

Felsefenin Sefaleti

Nietzsche aseksüel yaşamasaydı, Sartre annesine bu kadar düşkün olmasaydı, Rousseau mazoşizmi bu kadar sevmeseydi, tarih daha mı farklı olurdu acaba?.

Onlar hepimizin adlarını bildiği, felsefe tarihinde birer ekol olmuş, düşünceleriyle dünyanın gidişatını değiştirenler, yani büyük düşünenler. Belki de büyük düşündükleri için büyük hata yapanlar da yine onlar. İthaki Yayınları’ndan çıkan Sıradışı Filozoflar kitabı, dünyanın en büyük felsefecilerinin en sıradan yanlarını deşifre ediyor. Kitabın yazarları Nigel Rodgers-Mel Thompson, felsefecilerin aziz ya da bilge olmalarının beklenmediğini, ancak yaşamlarının eserlerine ne kadar yansıdığını ayrıntılı bir incelemeyle okuyucuya sunuyor.

Devamı…Felsefenin Sefaleti

Şair ve edebiyatçı Ahmet Haşim (1883-1933)

“Şair ne bir gerçek habercisi, ne güzel konuşmayı sanat haline getirmiş bir kişi, ne de bir yasak koyucudur. Şairin dili, düzyazı gibi anlaşılmak için değil, hissedilmek için yaratılmış, müzik ile söz arasında, ama sözden çok müziğe yakın ortalama bir dildir. Düzyazıda anlatımı yaratan öğeler şiir için sözkonusu olamaz. Düzyazı us ve mantık doğrur, şiir ise algı bölümleri dışında isimsiz bir kaynaktır. Gizliğe, bilinmezliğe gömülmüştür. Şairin dili, duyumların yarı aydınlık sınırlarında yakalanabilir. Anlam bulmak için şiiri deşmek, eti için bülbülü öldürmek gibidir. Şiirde önemli olan sözcüğün anlamı değil, şiir içindeki söyleniş değeridir. Şiiri ortak bir dil olarak düşünenler boş bir hayal kuruyor demektir”

Devamı…Şair ve edebiyatçı Ahmet Haşim (1883-1933)

Aydınlanmanın önemi ve sınırı – Prof Dr. Kadir Cangızbay

Buradaki akıl, Akıl değil, kapitalist burjuvazinin aklı. Aslında, burjuvazi Aydınlanma’nın rantını yeme peşin de, daha doğrusu yemiş ve hala da yiyor. Burjuvazi o dönemde feodal statüler hukukuna ve Kilise egemenliğine karşı savaşta; vatandaşlık hukukundan yana. Bu kendisi açısından rasyonel, ama aynı zamanda hem her insan bireyi, hem de bütün insanlık açısından da. Zira insan kendi dışından verili belirleyicilikler karşısında özgürleştiği ölçüde insan olmuş; statüler hukukunda birey kimden olup kimden doğduğunun mahpusu, kendi yapmadığı, öznesi/aktörü olmadığı bir geçmişin kölesi, Kilise karşısında ise insan-üs tünün kulu.

Devamı…Aydınlanmanın önemi ve sınırı – Prof Dr. Kadir Cangızbay

Klasik Yunan Filozoflarında Evren Tasarımı


THALES (M.Ö. 624-545)
Klasik Yunan felsefesinin Thales ile başlatılması geleneği, felsefenin mahiyeti hakkında Aristoteles’in verdiği bilgilere dayanmaktadır. Thales, evrenin ana ilkesinin su olduğunu bildirmiştir. Thales’in, suyu yani tek bir tözü evrenin temel maddesi olarak görmesi, değişmeksizin kalan tek tözün su olduğunu düşünmesinde yatar. “Bir şeyin kendisinden geldiği şey” olarak açıklanan “arkhe”, Thales’in her şeyin su ile beslendiği ve varlığını onunla sürdürdüğü gözleminde bulunmasından ötürü suya nispet edilmiştir. O, maddi varlık olan suya metafizik bir nitelik vermiş olmakla, hayatın anlamının da metafizik bir yapıya sahip olduğunun bilincine varmıştır. Ancak bu ilke her açıdan maddi olmaktan da kurtulamamıştır.

Devamı…Klasik Yunan Filozoflarında Evren Tasarımı

150 adet Bahar ve Yaşam karesiyle Cafran (Fotoğ.: Ergin Kişin)

Demir kapı, kör pencere, yastığım, ranzam, zincirim, uğruna ölümlere gidip geldiğim, zulamdaki mahzun resim, haberin var mi? görüşmecim, yeşil soğan göndermiş, karanfil kokuyor cigaram dağlarına bahar gelmiş memleketimin..Az önce okuduğunuz şiir  bu ülkenin bir çok aydını gibi ömrünün bir kısmını hapishanede geçirmek zorunda kalan Ahmed Arif’e ait. Şair, hapishanede kendi kendine konuşacak kadar … Devamı…

Munzur Kültür Festivali: Seyit Rıza, Ahmed Arif, Hrant Dink ve Memed Uzun anısına

Munzur kültür ve doğa festivali 31 Temmuz’da Başlıyor Dört gün sürecek 8. Munzur Kültür ve Doğa Festivali Seyit Rıza, Ahmed Arif, Hrant Dink, Memed Uzun anılıyor. Programda yazar ve gazetecilerin katılacağı, siyaset, anayasa, kadın, dil ve toplum konulu paneller, konserler, gösteriler var.
Bu yıl sekizincisi yapılacak olan Munzur Kültür ve Doğa Festivali, 31 Temmuz-3 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşecek.

Devamı…Munzur Kültür Festivali: Seyit Rıza, Ahmed Arif, Hrant Dink ve Memed Uzun anısına

Theodor Adorno: Kültür Endüstrisini Yeniden Düşünürken

Brecht ve Suhrkamp’ın otuz yıl önce ifade ettiği gibi, endüstrinin kültürel malları, özgül içerikleri ve yapılarındaki uyuma göre değil, piyasada gerçekleşen değerlerine göre yönetilir. Tüm kültür endüstrisi pratiği, kâr güdüsünü dolaysız olarak kültürel formlara aktarır. Bu kültürel formlar piyasaya sürülen mallar olarak yaratıcılarının geçimini sağlamaya başladığından beri zaten bu niteliğe kısmen sahipti. Fakat o sırada kâr arayışı dolaylıydı, sanat eserinin bağımsız özünün ötesindeydi. Kültür endüstrisinde yeni olan, en tipik ürünlerindeki kesin ve iyi hesaplanmış faydanın dolaysız ve saklanmayan önceliğidir.

Devamı…Theodor Adorno: Kültür Endüstrisini Yeniden Düşünürken