Anadolu’da Taş Çağı (Sanat Tarihi, Anadolu Sanatı -1)

Anadolu’da Eski Taş Çağı (M.Ö. 600.000-10.000)
İnsanın düşünen hayvan olarak yavaş yavaş gelişmeye başladığı bu ilk uygarlık çağı Buzul Devri’ne rastlar ve onun dört bölümü ile orantılı olarak dört devreye ayrılır. Yarım milyon yılı aşan bu uzun süreç boyunca insan, henüz üretime geçmemiş olup, doğada buldukları ile geçinir. Erkek, hayvan avlayarak, kadın da bitki, böğürtlengiller ile küçük hayvanlar toplayarak geçimi sağlar. İnsanın medeniyet yolundaki ilk aşaması ateşin keşfedilmesidir. Bu büyük keşfin Eski Taş Devri’nin daha ilk evrelerinde, insanın alet kullanmaya başladığı zaman yapılmış olması gerektir. Alet olarak taştan tek ya da iki taraflı el baltası, uzun yaprak biçiminde bıçaklarla çalışıyorlardı. Eski Taş Devri sonlarına doğru, kemikten iğneler, mızrak uçları da kullanılmıştır.

Devamı…Anadolu’da Taş Çağı (Sanat Tarihi, Anadolu Sanatı -1)

Selcuklu sanatı (Türk Sanatı, Sanat Tarihi)

Selçuklu Sanatı, İslam dönemi Türk sanatında önemli bir aşamayı temsil eder. İran, Maveraünnehir ve Horasan bölgelerine yayılmış olan bu sanat, Abbasi, Sasani ve Karahanlı dönemlerinin sanat ve mimari geleneklerini geliştirerek klasik formlara ulaştırmıştır. Karahanlıların ve Gaznelilerin yaşadığı bölgelerde başlayan gelişme, Selçuklu egemenliği sırasında daha geniş çaplı denemelerle zenginleşmiş ve ortak çizgiler gösteren gerçek bir üslup belirmiştir. İran Selçuklu sanatının asıl önemi Anadolu Selçuklu sanatı için temel kaynak olmasıdır.

Devamı…Selcuklu sanatı (Türk Sanatı, Sanat Tarihi)

“Yavaş yavaş geçtim kalabalıkların arasından” İlhan Berk Şiirleri

“şiir bir tuğlacının düşürdüğü tuğlanın yere düşmesinde değil havada asılı kalmasındadır” (aşk tahtı)
.
bir deniz çarpması gibi çoğalta çoğalta geçen
geçtiği yeri
yavaş yavaş çıktım içimden.Dokundum
yavaş yavaş acıya,kuvarsa,şiire
yavaş yavaş tarttım suyu,anladım nedir ağırlık
kokular
coğrafya.
Eğildim sonra gövdeyi tanıdım ve düzenini
gördüm sessizliğin dümdüzlüğünü
gördüm yinelemedi gördüğüm hiçbir şey
böyle yavaş yavaş geçtim insandan insana
insanlaştırdım yavaş yavaş dışımı
böyle karıştım kalabalıklara
kalabalıklaştım böylece..

Devamı…“Yavaş yavaş geçtim kalabalıkların arasından” İlhan Berk Şiirleri

Güçlü İnsan, Üstün İnsan – Prof. Dr. Asım Akin

Frederic Nietzsche (Niçe), eleştirilerindeki hafiflik, şiirsel ve ateşli üslubu nedeniyle uzun yıllar filozof sayılmamıştır. Son zamanlarında akıl hastası olması da yazdıklarını akıllı bir insanın yazamayacağı biçiminde yorumlanmıştı. Eserlerinin ölümünden sonra Nazi propagandalarında kullanılması da hakkındaki kötü yorumları güçlendirmiştir. Ancak günümüz düşünsel görüşlerine etkisi o kadar fazla olmuştur ki, 20. yüzyılın ikinci yarısı onu “bir felsefe otoritesi” olarak kabul etmiştir.

Nietzsche (Niçe)’ye göre “güçlü insan”, güçlü iradesi olan insandır. Bu deyimi “iradenin gücü” deyimiyle karıştırmamalıdır. Nitekim, irade fiziksel güç gösterdiği andan itibaren, güç iradeyi yok eder. Yani irade gücü, “güçlü olmanın iradesi” demek değildir. Yalnız esir sürüler güçlü olma iradesi isterler. Sürüdeki öteki esirlerin arasında varlıklarını sürdürebilmek için. Tek başlarına kaldıkları zaman bunların bir iradeye sahip olması gerekmez. Niçe’ye göre, yalnız irade gücü, güçlü olmanın göstergesidir. Yalnız irade gücüne sahip olan insan yaratmak, vermek ister.

Devamı…Güçlü İnsan, Üstün İnsan – Prof. Dr. Asım Akin

Başlangıç ve Hun Sanatı (Türk Sanatı, Sanat Tarihi)

Kazılarda ortaya çıkarılan diğer buluntuların yanı sıra keçe yaygılar açısından da çok zengin olan 5 numaralı kurgandaki bir yaygı, 4,5 m x 6,5 m’lik boyutlarıyla bu türün en büyük örneğidir. Yatay şeritler halinde düzenlenmiş olan kompozisyondaki kenarsularında stilize bitki motifleri, bunların arasında kalan geniş alanlarda ise figüratif sahneler yer alır. Bütün kompozisyon, krem rengi zemin üstüne çeşitli renk tonlarıyla işlenmiştir. Kenarsularında, karelerin içine yerleştirilmiş stilize bitki motifleri ve dört dilimli palmetler dönüşümlü olarak birbirini izler. Bu ensiz şeritlerle sınırlandırılmış olan geniş alanda ise oturan bir insan figürü ile bir süvariden oluşan ikili kompozisyon birçok kere tekrarlanır.

Devamı…Başlangıç ve Hun Sanatı (Türk Sanatı, Sanat Tarihi)

Eski Mısır Sanatı (Sanat Tarihi)

Zamandizinsel olarak bakıldığında, Nil vadisinde sanat adına olup bitenler, eski Mısır uygarlığını öne çıkarır. O dönem dünyasının en güçlü iktidarı ve merkezi yönetimi, Nil’in suladığı bereketli topraklarda yaşamıştır.
Mısır sanatının günümüzdeki sembolü olan piramitler, Eski İmparatorluk döneminde inşa edilmiştir. M.Ö. 2600’lü yıllarda görülmeye başlayan piramitleri, 5 ve 4. bin yıllarını kapsayan Negade I ve Negade-II dönemleri öncelemiştir.

Devamı…Eski Mısır Sanatı (Sanat Tarihi)

Varlık ve hiçlik üzerine Sartre

“Kendi-için” varolmak, “kendi-içinde”yi hiçleştirmektir. Bu koşullarda, özgürlük bu hiçleştirmeden başka bir şey olamaz. Onun aracılığıyla “kendi-için” özünden olduğu gibi varlığından da kurtulur, onun aracılığıyla her zaman kendisinden söz edebilecek şeyden farklıdır, çünkü en azından bu adlandırmadan kurtulan kişidir ve ona verilen addan, ona tanınan sahiplikten ötede olan kişidir.
“Kendi-için”in olduğu şey olmak olduğunu söylemek, olduğu şey olmayarak olduğunu söylemek, onda varoluşun özü, özün varoluşu öncelediğini ve koşullandırdığını söylemek ve Hegel’in formülüne göre “öz daha önce olmuş olandır” demek, tek ve aynı şeyi söylemektir.

Devamı…Varlık ve hiçlik üzerine Sartre

Yeni Babil Sanatı (Sanat Tarihi – Mezopotamya -6)

Yeni (Son) Babil Sanatı
M.Ö. 1100 yıllarında Kassit egemenliğinin sonunda ve 600 yıllarında Asur İmparatorluğu’nun ortadan kalkması sırasında Babil, ikinci derecede bir rol oynamaktadır. Asur’la sürekli savaşlara girişir. M.Ö. 1100 yıllarında ikinci bir Sami akını başlar. Bu Sami halkı, Arami’ler olup Babilonya’yı istilâ ederler ve oraya yerleşirler. Halk, Aramice konuşmağa başlar. Bu dil, İsa zamanında konuşulmakta idi. Ancak sonra tümüyle unutulmuş ve ortadan kalkmıştır. Babil dili ise, yalnız bilim dili olarak bilim adamlarınca konuşulmağa devam eder. Asur devleti çöktükten kısa bir zaman sonra Babil, Arami krallarından Nabolpolassar (M.Ö.. 625-605) Nabonid ( M.Ö. 604-562) ve II. Nebukadnezar (1.0. 555-538) zamanlarında bir kez daha siyasal bir önem kazanır. M.Ö. 539’da Babilonya, Pers kralı Kyros tarafından tamamen ortadan kaldırılır.

Devamı…Yeni Babil Sanatı (Sanat Tarihi – Mezopotamya -6)

Asur Sanatı (Sanat Tarihi – Mezopotamya -5)

Asurlular tarihte askeri teşebbüsleri ile savaşçı bir millet olarak görülmektedirler. M.Ö. XIV. yüzyılda Asur İmparatorluğunun ve kültürünün geliştiği görülür. Öyle ki, Mısır uygarlığı yanında yer alacak eserler yapılmağa başlar. Büyük fetih teşebbüsleriyle ve geniş ticaretleriyle dünyaya egemen olma siyaseti gütmüşlerdir. Toprak bakımından bağımsız olma ve komşularına karşı yabancı tutumlarıyla Asurlular, aynen Cemdet Nasr ve Naram-Sin zamanını hatırlatırlar.

Devamı…Asur Sanatı (Sanat Tarihi – Mezopotamya -5)

Richard Wagner ve Friedrich Wilhelm Nietzsche


Gerçek dostluk, tartışmanın büyüklüğü aşkın sınırını aşan bir duygu göstermedikçe tartışmalara yer vermez.
Nietzsche-Wagner dostluğunda Wagner’în hiç de iyi bir rolü yoktur. Wagner müzikte Nietzsche’nin beklentilerini karşılayamadı ve bu tutku Nietzsche’yi bütün bu haklılıkları ve haksızlıkları yapmaya zorladı. Bu büyük tartışma Nietzsche Wagner’i kendi malı haline getirmek istediği için bir aşk tartışmasıdır.. Wagner de kendi payına Nietzsche’yi denetimi altına almak istiyordu ama Nietzsche, Wagner’in karşısında bir düşün adamı veya kendi deyimiyle “ruhbilimci” olarak duruyordu. Aralarındaki doku farkı her konuda kendini belli ediyordu.

Devamı…Richard Wagner ve Friedrich Wilhelm Nietzsche

Taksim’deki Cumhuriyet Anıtı’nın 80 yıldır saklanan sırrı

“Tarih 9 Ağustos 1928. Taksim’deki Cumhuriyet Anıtı açıldı. Yani bugün bildiğimiz adıyla “Taksim Anıtı” seksen yaşında. Bu anıtın bir de sırrı vardır bilir misiniz? Artık bazılarınız biliyordur.
“Artık” diyorum, çünkü düne kadar pek kimse bilmiyordu. Nereden bilsinler?
Ben bile emin olamadım, araştırma yaptım. Arşivimdeki tarih dergilerinin Taksim Anıtı’yla ilgili haberlerini, makalelerini okudum.
Bakalım bu sırrı yazmışlar mıydılar?
Şevket Rado’nun sahibi olduğu “Tarih ve Edebiyat Mecmuası” Ağustos 1979 tarihli sayısında, “Taksim Cumhuriyet Abidesi” başlıklı yazısında bu sırra hiç değinmemişti. (Sayı 8, Sayfa 19)

Başında Midhat Sertoğlu’nun bulunduğu “Yıllar Boyu Tarih” dergisi, Ağustos 1980 tarihli sayısının kapağını Taksim Anıtı’na ayırmıştı. Başlığı ilginçti: “Yeterince tanımadığımız şaheser: Gelin, Taksim Anıtıyla Tanışalım.”

Erdal Türkay’ın kaleme aldığı yazıda da

Devamı…Taksim’deki Cumhuriyet Anıtı’nın 80 yıldır saklanan sırrı

Eski Babil (Hammurabi Devri) Sanatı (Sanat Tarihi – Mezopotamya -4)

Hamurabi Devri ( M. Ö. 1850-1550)
BABİL
Ur’daki III. Sülâleden sonra Sümer ve Akkad devleti küçük devletlere bölünmüştü. Örneğin Larsa, İsin, Uruk ve Eşunnak gibi. Ur’un 1 Sülâle’si ile Babil’in, yani Hamurabi devrinin 1. Sülâle’si arasındaki zamana, İsin-Larsa devri denir. Sümer devleti çöldeki Sami kavimlerinin saldırıları ile sarsılmıştı. Mezopotamya’yı da doğudan Elâm saldırıları ile zayıflatıyorlardı. Böylece çöl kavimleri olan Batı Sami kavimleri ile Elâm Mezopotamya’da Sümer egemenliğini ortadan kaldırdılar. Tüm Mezopotamya egemenliği için bu iki kavim çarpışmaya başladılar. İ. Ö. 1700 yılında, Batı Sami kavminden bir kral olan Hamurabi, Elam, Larsa ve Asur’a karşı yaptığı savaşlar sonucu Mezopotamya’yı egemenliği altına aldı. Babil kenti Mezopotamya’nın ve Marduk dininin merkezi oldu. Hamurabi, kendi adı altında ün yapan kanunlarını ortaya koydu.

Devamı…Eski Babil (Hammurabi Devri) Sanatı (Sanat Tarihi – Mezopotamya -4)

Akkad Çağı (Sanat Tarihi – Mezopotamya -3)

III.Ur (Yeni Sümer) Sanatı- (M.Ö. 2050 – 1950)
Bir İran halkı olan Guti’ler Mezopotamya’dan atıldıktan sonra, Akkad çağından önceki Sümer geleneklerinin canlanmağa. başladığı görülür. Yeni Sümer çağında halk aslında Akkadlaşmış durumdadır. Dilleri de Akkadça’dır. Sümerce yalnız bilginlerin ve din adamlarının kullandıkları bir dil olmuştur. Guti’lerin zamanında Lağaş’ta din adamı ayni zamanda kral olan Gudea. Bu kralın yaptırdığı tapınaklar hakkında ayrıntılı bilgilere sahibiz. Ur’un 3. Sülâle kralları, tanrılaştırılmış kişilerdir.
Bütün Mezopotamya’da bir inşaat sevgisi başlamıştır. Krallar, barışçı ve tapınak yaptırıcısı olarak belirirler. Askeri hareketleri hakkında bilgimiz yoktur. Çalışmalar yaratıcı değildir. Bütün çalışmalar, Eski Sümer ve Akkad kültürünün buluşlarına dayanır. Yaratıcı fikir kıtlığına rağmen, bugüne dek kalan birçok yazılar hep bu Yeni Sümer Çağı’ndandır.

Devamı…Akkad Çağı (Sanat Tarihi – Mezopotamya -3)

Akkad Çağı (Sanat Tarihi – Mezopotamya -2)

Figür olarak çevresiyle bağımsız, ayakta duran bir heykel, bu çağda Mezopotamya’da çok az görülmektedir. Ancak böyle, tam baş heykeli olarak kimi parçaların, bugüne dek kaldığını görüyoruz. Bu heykel ve başlar, yer yer klasik bir olgunluğa da varmışlardır. Ninive’de bulunmuş olan bir bronz baş, muhtemel olarak enerji dolu, kendinden emin bakışlı bir imparatoru ifade etmektedir.

Akkad Çağı Sanatı (Tahminen M.Ö. 2350-2150)
Mezopotamya’nın sanat hayatında, dağ kavimlerinin göçleri, her defasında kabarıntılı formlu, görüntüye uygun hareketli, anatomiye düşkün bir sanatın ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu sanat, derinliği olan bir heykel anlayışı olup, her yeni kavmin Mezopotamya’ya gelişi ile ortaya çıkan bir anlatım biçimi yaratmıştır.

Devamı…Akkad Çağı (Sanat Tarihi – Mezopotamya -2)

Tarihi gelişimi (Sanat Tarihi – Mezopotamya -1)

 
Tarihi Gelişim İçinde Mezopotamya Sanatı
Avcılıktan çobanlığa ve tarıma geçiş, 5. bin ile 4. bin yılları arasında Asya’nın geniş toprakları üzerinde cereyan etmiş olmalıdır (Herbert Kühn, “Der Aufstieg der Menschheit, S. 82). Bu kültür değişimi, Akdeniz ile Basra Körfezi arasındaki yörelerde ve İran’da görülüyor. Böylece avcılıktan çobanlığa ve tarıma geçişin yalnız bir yörede olduğunu düşünmek yanlıştır. Bu kültür değişiminin birçok çağları içine aldığı son incelemelerden anlaşılmaktadır.

Devamı…Tarihi gelişimi (Sanat Tarihi – Mezopotamya -1)

Kır emekçilerinin devrimci şairi; Ciğerxwin (Ciğerhun) ve şiirleri

CiğerxwinKimiz biz? Kimiz biz?
Çiftçi ile işçi,  köylü ile recber tümü proleter…

Sevgili dost, ağlama, aslan yatağıdır dağlar.
Yiğitlerin kelleleriyle örülür kurtuluşun duvarları.
Zorla, savaşla, güçle elde edilir yüceliş.
Boyun eğen esirdir, haydi, yücelere çıkalım.
Özgürlüğün sarayı çok yüksekte, yücelerdedir.
Kellelerimiz için iki yer vardır yalnızca.
Esirliğin kirinden pas tutmuş hançerim.
Kimse kansız kavuşmamış özgürlüğüne.
Derin koyaklarda uyusan bile, karabasanlar görürsün.
Keder kalır sana, korkaklık yorganını çekersen başına.
Bizler sağ ve yiğitken, düşmanın bağımızdan yemesi ayıp değil mi?

Devamı…Kır emekçilerinin devrimci şairi; Ciğerxwin (Ciğerhun) ve şiirleri

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org