Özgün’den mektup var: Bir kez daha zaferimi ilan etmek çok güzel bir duygu:)

O akşam herkes gözlerime çaresizce baktı diyemem çünkü hepsi usta oyunculara taş çıkarırcasına iyi oynadılar. Onların oynadığı o oyuna o kadar inandım ki, aklımda acabalarla başlayan tüm sorular bile kaybolmuştu. Hiçbir şey bilmeden bir yola adım atmıştım. Sonunun nasıl olacağını biliyordum ama asla şüphede etmedim asla!!!  Bundan dolayı  sanırım o gece evde yatan tek kişi bendim:)

Devamı…Özgün’den mektup var: Bir kez daha zaferimi ilan etmek çok güzel bir duygu:)

Sinema Üzerine Düşünceler – Akira Kurosawa

(…) Sinemayı seviyorum, iyi filmler yapıyorum, bu da bana yetiyor. Şüphesiz yaratıcının törel sorumluluğu sorununu da göz önünde bulunduruyorum, ama pek aydınlık, pek bilinçli bir tarzda belirtmeksizin. Bu sorumluluk duygusu bende bir Japon olarak ve bir insan olarak doğuyor. Bu duygu, farkında olmaksızın, ben bilincine ermeden filmime giriveriyor. ( … ) Bende bilinçli ve isteyerek meydana gelmiş bir bağımlılık yok. Bağımlılık bende hiç bir vakit bir karar sonucu değil. Siyaset benim için çok önemli, ama bir insan olarak, bir yurttaş olarak; yoksa sinemacı olarak değil.

Devamı…Sinema Üzerine Düşünceler – Akira Kurosawa

Şiirin Toplumsal Görevi – T.S. Elliot

Doğrudan doğruya büyüyü gerçekleştirmek amacıyla, ölçülü koşuk kullanılarak yazılmış şiirsel değeri olan, ilkel büyü şiirleri ve türküleri vardır: Kem gözden sakınmak, bir salgını geçirmek ya da bir Tanrıyı yatıştırmak amacıyla yazılırdı bunlar; ilkel toplumlarda bu tür şiirlerin kesinlikle bir toplumsal işlevi olduğu da söylenebilir.

Şiir daha önce dinsel törenlerle ilintiliydi; ve ilâhilerde, karşılıklı okunan dualarda, art arda söylenen ezgilerde şiiri bugün de toplumsal bir amaçla kullanıyoruz. Epik ve masalın ilkel biçimleri, tarih olduğu öne sürülen bilgileri aktarıyordu: Ayrıca dinleyicileri duygusal açıdan etkilemesini bir yana bıraksak bile, ilkel öykü anlatıcının, yoğun içeriği olan bir öyküyü anlatırken akılda kalmasını sağlamak için ölçülü koşuk biçiminden yararlanmalarını anmadan geçemeyiz. Daha ileri toplumlarda da, örneğin eski Yunan’da, şiirin herkesçe tanınan toplumsal görevi oldukça açıktır.

Devamı…Şiirin Toplumsal Görevi – T.S. Elliot

Frankfurt Okulu, önde gelen düşünürleri ve üyeleri

Almanya’da 1920’li ve 30’lu yıllarda ortaya çıkan Frankfurt Okulu’nun menşei, Marksizm’in ya da her türlü tahakkümü eleştirmek ve ortadan kaldırmak gibi pratik bir niyetle tasarlanmış bir kuramın kapsamını neyin oluşturduğu tartışmasından bağımsız değildir.
Okulun düşünsel gelişim eksenini kavramak için, bu eksenin bağlamını oluşturan çalkantılı olayların yerli yerine oturtulması gereklidir. I.Dünya Savası’nın ardından Bati Avrupa’daki sol kanat isçi sınıfı hareketlerinin yenilgisi, Almanya’daki kitlesel sol kanat partilerinin reformist Ya da Moskova denetimindeki hareketler seklinde çöküşü, , Rus Devrimi’ni Stanilizme dönüşmesi Nazizm ve Faşizmin yükselişi. Bu olaylar, Marksizm’den esinlenen, ama ya sosyalizmin ‘ planı”nın tarihin kaçınılmaz bir parçası olduğu ya da “doğru” toplumsal eylemin yalnızca, parti çizgisinin resmi duyurusunu takip edeceği görüşlerinin ne kadar yanıltıcı v e tehlikeli olduğunu anlamaya hazır olanlar açısından temel sorunların sorulmasını sağladı.

Devamı…Frankfurt Okulu, önde gelen düşünürleri ve üyeleri

Schopenhauer’da estetik kurtuluş – Ahmet İNAM

19. yüzyılın romantik Alman filozofu Schopenhauer, çok az sayıda felsefecinin, Freud ve birkaç edebiyatçının dışında, etkisini pek duyuramamıştır. Kimilerine göre metafiziği tutarsızlıklar ve eksikliklerle doludur. Yine de ben Schopenhaur’dan ahlak ve estetik alanında, onun metafizik dayanaklarını kabul edelim ya da etmeyelim öğreneceğimiz şeyler olduğunu ileri sürüyorum. İşte bu yazımda, ondan öğrenebileceğimizin ne olduğunu bir yanıyla ortaya koymaya çalışacağım.

Devamı…Schopenhauer’da estetik kurtuluş – Ahmet İNAM

Kafka gerçekten gerçekçi mi?, Kafka’da Modernlik

Yoruma Karşı adlı denemesinde Susan Sontag, edebiyat kuramlarının bir edebiyat yapıtını yorumlama girişiminin, yapıtın varlığını ortadan kaldıran ve kuramı ikame eden bir girişim olduğunu savunur. Yorumlama işi Sontag’a göre yapıtı bir kuramın terimlerine “çeviri işine” dönüşür. Metnin altında zorunlu olarak mevcut olan “gerçek anlamı” bulma çabası, metni delik deşik eden bir girişim haline geliyor ve metinde bulunan anlamı aşıp artık onda bulunmayan şeyler söylemeye başladığını ifade ediyor. Ama bunları söylerken Sontag yorumlama etkinliğine tümüyle karşı çıkmadığını fakat çeşitli kültürel bağlamlarda yorumlamanın “gerici, küstahça ve boğucu bir edim” olup çıktığını anlatıyor.

Devamı…Kafka gerçekten gerçekçi mi?, Kafka’da Modernlik

Sanatta Gafil Avlanmak/ Melih Cevdet Anday

Sanatkâr da, tıpkı öteki insanlar gibi, duygularını, düşüncelerini çevresinden ediniyor. Onun ayırt edici özelliği bu duyguları, düşünceleri yazması, yaymasıdır. Böyle olduğu için de belli bir zamanın özelliklerini araştıran tarihçi, o zamanda yaşamış sanatçıların eserlerine başvuruyor. Yargılarını, çoğu zaman gafil avlanan bu sanatçıların sözlerine dayatıyor. Gene bunun gibi, bir sanatçının kişiliğini bütünü ile ortaya çıkarmak isteyenler, onu kavrayan, kılavuzlayan çevre ile bıraktığı eserler arasında bir bağ aramaya koyuluyor,

Devamı…Sanatta Gafil Avlanmak/ Melih Cevdet Anday

İstanbul Devlet Modern Folk Müziği Topluluğu’nu online dinle


İstanbul Devlet Modern Folk Müziği Topluluğu T.C. Kültür Bakanlığı tarafından 1993 yılında kuruldu. İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde çalışmalarını sürdüren toplulukta 20 sanatçı görev yapmaktadır.
Topluluk kurulduğu günden bu yana Almanya, Tunus, Kıbrıs, Fransa gibi ülkelerde ayrıca, başta İstanbul olmak üzere yurdun değişik kentlerinde bir çok başarılı konser vermiş, Festivallere ve sanat etkinliklerine katılmış olan topluluğun faaliyetleri ilgi ve beğeni toplamaktadır.

Devamı…İstanbul Devlet Modern Folk Müziği Topluluğu’nu online dinle

Göz hastalıkları hakkında on soru on cevap


1. Bilgisayar kullanımı, çok televizyon seyretme veya okumak gözümüze zarar verir mi? 2. Katarakt nedir? 3. Katarakt’ın tedavisi nasıl yapılır? 4. Dinlendirici gözlük nedir? 5. Miyopisi olan hastalarda gözlük kullanmak, miyopiyi azaltır mı? Arttırır mı? 6. Astigmat nedir? 7. Lazer nedir? 8. Lazerle kırma kusuru (miyopi, hipermetropi ,astigmat) tedavisi nasıl yapılır ve kimlere uygulanır? 9. Çocuklarda göz muayenesi ilk kaç yaşında yapılmalıdır? 10. Neden 45 yaş sonrasında yakını iyi göremeyiz?

Devamı…Göz hastalıkları hakkında on soru on cevap

12 Eylül “laik” askeri darbecilerinden kalan zorunlu bir ders: Din Kültürü


Alevi örgütleri,12 Eylül askeri darbesinden sonra getirilen zorunlu din dersine,  eşit yurttaşlık için ve ayrımcılığa karşı dün (9 Kasım) Ankara’da düzenledikleri mitingde, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ve zorunlu din dersi uygulamasının kaldırılmasını, ibadet yerleri olan cem evlerinin yasal statüye kavuşturulmasını, Alevi köylerine devlet eliyle cami yapılmasına son verilmesini istediler. Bu taleplerine karşılık vermeyecek partilere seçimlerde oy vermeyeceklerini açıkladılar. Ayrımcılığa Karşı Eşit Yurttaşlık Hakkı´ sloganıyla düzenlenen miting, Sıhhiye Meydanı’nda yapıldı. Aralarında Yaşar Kemal, Adalet Ağaoğlu, Mihri Belli, Edip Akbayram ve Fazıl Say gibi isimlerin yer aldığı bir grup aydın da bildiri yayımladı. Ali Asker, Erdal Erzincan, Edip Akbayram, Mustafa Özarslan ve Ferhat Tunç’un ise eyleme şarkıları ile destek verdi.

Devamı…12 Eylül “laik” askeri darbecilerinden kalan zorunlu bir ders: Din Kültürü

Ali Asker türküleriyle cafrande.org’ta


12 Eylül’ün getirdiği baskılar sonucu yurtdışına çıkmak zorunda kalan Ali Asker, 1954 yılında 12 çocuklu bir ailenin çocuğu olarak Tunceli’nin hozat ilçesinde doğdu. Saz çalan babası ve türkü söyleyen annesinin etkisiyle, küçük yaşta saz çalmaya başladı. 1967 yılında ailesi ile birlikte elazığ’a taşınan asker, babasının kahvehanesinde çalışmaya başladı.

Devamı…Ali Asker türküleriyle cafrande.org’ta

Fırtına (Bahoz) 14 Kasımda sinemalarda


Fotoğraf filminin ardından Dûr (Uzak) adlı belgeseliyle tanıdığımız Kazım Öz, yeni filmi Bahoz/ Fırtına’yla seyircisiyle buluşmaya hazırlanıyor. Fırtına, üniversite gençliğinin 1990’lardaki siyasallaşmasını Cemal, Rojda ve Orhan adındaki öğrenci kahramanları aracılığıyla beyazperdeye aktarıyor. Cemal, üniversite sınavını kazanarak, küçük taşra kasabasından İstanbul’a gelir. Büyük şehrin kalabalığı içindeki yalnızlığı, sistem karşıtı devrimci bir grup ile tanışmasıyla sonra erer. Grubun öncülerinden Helin ile yaşadığı çatışma, kimliğini keşfetmesi için de bir başlangıç olur.

Devamı…Fırtına (Bahoz) 14 Kasımda sinemalarda