Selva Erdener – Sen Sen Sen (opera vokalle türküler)


1966 yılında Ankara doğan Selva Erdener, 1989 yılında Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet konservatuarı opera ve şan bölümü Nurdan Özar sınıfından mezun oldu. Aynı yıl Ankara Devlet Opera ve Balesi’ne solist sanatçı olarak kabul edildi. Cosi Fan Tutte-Fiordiligi, Don Pasquale-Norina, Zaide-Zaide, I Pagliacci-Nedda, Don Giovanni-Zerlina, Sihirli Flüt-Pmina, La Boheme-Musetta, Faust-Margeurite, Ali Baba ve Kırk Haramiler-Ayşe, İstanbulname-Zeliha gibi rollerde yer aldı. Tacikistan, Makedonya, Danimarka, Kuzay Kıbrıs ve yurtiçinde çok sayıda konser verdi.

Devamı…Selva Erdener – Sen Sen Sen (opera vokalle türküler)

Aradan geçen 24 yıla ve yasaklamalara rağmen sinemamızın “Kralı” yine Yılmaz Güney

Sinemamızın dünyaca tanınan “Çirkin Kral”ı Yılmaz Güney, 24 yıldır aramızda değil. Aradan geçen zamana ve yasaklara rağmen Güney’in filmlerinin gördüğü ilgi azalmadı.
Ağır sürgün ve cezaevi koşullarında sanat yaşamını zorluklara rağmen sürdürmüş, Cannes’da Yol, Sürü, Umutsuzlar filmleriyle ödül almış Yılmaz Güney’in ölümünün üstünden tam 24 yıl geçti. 1959 yılında Atıf Yılmaz’ın yönetmenliğini yaptığı “Bu Vatanın Çocukları” ve “Alageyik” isimli filmlerin senaristliğinin yanı sıra bu filmlerde oyunculuk yaparak sinemaya başlayan Yılmaz Güney, 24’ün üzerinde çektiği filmi ile 11 tane ödül aldı.

Devamı…Aradan geçen 24 yıla ve yasaklamalara rağmen sinemamızın “Kralı” yine Yılmaz Güney

Bir bilgi etkinliği olarak BİLİM VE SANAT

“Medeniyetler bilim ve sanatla kıymetlenir.”Poincare

İnsanın iki ayrı eylem alanı olarak bilim ve sanatın zaman zaman ortak özelliklere sahip olduğu bazen de birbirinden çok aynı uçlarda durduğu gözlemlenir. Bilim ve sanat, diğer bazı disiplinlerde de olduğu gibi hayata, insana, topluma, doğaya ilişkin bilgi verici fonksiyonlarıyla dikkat çeker. Ama bu bilgilendirici fonksiyon bilim ve sanatta farklı nitelikler taşımakla özgünleşir. Bu çalışmamızda temel sorun olarak görülen sanat-bilim ilişkisini, bu ilişkinin nereden başlayıp, nerede bittiğini, bilimin ve sanatın benzerlikleri ve farklılıklarını, iki alanın amaçlarını, fonksiyonlarını, işleyişlerini, imgelerini, fenomenlerini, ürünlerini, suje-obje ilişkisini, karşılıklı etkileşimini, tarihiyle ilişkisi gibi özellikleri ele alacağız. Doğal olarak, bilim ve sanatın bütün yönlerini bu çalışmada derinliğine incelemek mümkün değildir. Bu nedenle biz daha çok yukarıda söz edilen sorunların bazılarında biraz daha yoğunlaşarak derinliğine, bazılarını da tespitler yaparak tartışmaya çalışacağız.

Her iki eylem alanı da bizi kapsayan gerçekliğin çeşitli yönleri ve özelliklerini araştırıp inceleyerek bize derin bilgiler sunmaktadırlar. Bilim akli karakter taşırken sanat daha çok duygusal karakter taşımaktadır. Bilim varolan olguları sistemli, nedensel ilişkilere dayalı ve deneme, ölçme, gözlem gibi tekniklerle araştırır.

Devamı…Bir bilgi etkinliği olarak BİLİM VE SANAT

110 İşçinin öldüğü Tuzla tersanelerinde her gün 100 kaza meydana geliyor


Toplam 110 işçinin hayatını kaybettiği Tuzla tersanelerinde İstanbul İl Genel Meclisi İnsan Hakları Komisyonu’nun açıkladığı rapora göre günde, birçoğu hafif yaralanmalı ortalama 100 kaza meydana geliyor. İş şartları oldukça ağır. Kalp krizinden kaynaklı ölümler dikkat çekici.
İşçiler, 40 kişilik barakalarda sağlıksız şartlarda yaşıyor. Gece ve istirahat saatlerinde yeterince dinlenemeden işlerine yorgun gitmek zorunda kalıyor. Eski ahırlarda yatıp kalkıyorlar, cami tuvaletlerini kullanıyorlar.

Devamı…110 İşçinin öldüğü Tuzla tersanelerinde her gün 100 kaza meydana geliyor

Enver Gökçe’nin Kendi Sesinden -seçtiği- şiirleri

Zaman akar, zaman geçer,
Zaman zindan içinde;
Biz mapusta gürül gürül yatardık
Yılan çıyan içinde.
Getirdiler ite kaka bir yiğit,
Ayak çıplak
Ak bir mintan içinde.
Zaman zaman içinde
Işık duman içinde
Ve raviyan-i ahbar
Ve muhaddisan-i ruzigar
Şöyle rivayet
Ve hikayet ederler kim:
Beni adem zor bezirgan içinde
Vardı bir Balaban.

………

Devamı…Enver Gökçe’nin Kendi Sesinden -seçtiği- şiirleri

A. Kadir şiirleri: Hasretim sana. Ilık bir su, bir demet gül ve bir lambanın ışığını arar gibi…

Yaslanıp omuzuna gecenin
sabahı karşılar gibi,

ama dünyaya günaydın diyemeden.
Yatar gibi çimenler üstünde,
ama çimenlerin kokusunu alamadan.
Koşar gibi denize doğru,
.
 ama denizde kulaç atamadan.
Uzanır gibi bir çocuğun başına,

ama çocuğun başını okşayamadan.
Tırmanır gibi gürbüz bir ağaca,
ama ağaçtan bir meyve koparamadan.
Kavuşur gibi eski bir dosta,

ama eski dostla kucaklaşamadan.
İş başında türkü söyler gibi,

ama sesimi ben bile duyamadan.
(Ben sensiz burda A.Kadir)

Devamı…A. Kadir şiirleri: Hasretim sana. Ilık bir su, bir demet gül ve bir lambanın ışığını arar gibi…

Hakkari Kadın Sesleri (Dengê Jinên Colemêrgê) albümü cafrande.org’ta


Hozan Şemdin ile Memo’nun hazırladığı, Denge Jinen Colemerge adlı albüm, Fehima Berwari, Qedriya Çeli, Gule Biyadiri ve Şermin Berwari adlı dört Hakkarili kadının 16 Kürtçe ezgisinden oluşuyor.  Albüm  geleneksel niteliğinin yanında yöresel etkiler taşıyor.  Yöre  halkı şarkı söylenme şekliyle beraber Kürt kadın sanatçılarından, Eyşe Şan, Meyremxan ve Eslîka Qadır gibi uzun bir geçmişe dayanan kadın sesleri  geleneğin derin izlerle taşımakta. Kürt kadın sanatçıların doğal, yalın sesleriyle farklı bir yaklaşımın sunulduğu albüm, yöre kına geceleri izlenimi veriyor.

Devamı…Hakkari Kadın Sesleri (Dengê Jinên Colemêrgê) albümü cafrande.org’ta

Halkçılık ve Gerçekçilik – BERTOLT BRECHT

 “Gerçekçi yazış tarzına gereksinme, bugün öyle kolayca kulak arkası edilemez. Bu konu apaçık ortada. Egemen sınıflar yalana eskisinden daha fazla yakınlık gösteriyorlar, hem de usturuplu yalanlar bunlar. Gerçeği söylemek zorunlu bir görevdir her zaman. Acılar büyüdü, acı çekenler çoğaldı. Kitlelerin büyük acıları yanında küçük zorluklarla uğraşılması, küçük grupların karşısına çıkan zorluklarla ilgilenilmesi çok gülünç, nefret uyandırıcı.”

Çağdaş Alman Edebiyatı’na giriş için dayanak noktaları ararken, şunu gözönünde bulunduralım: Bugün edebiyat ürünleri diye adlandırdığımız şeyler yalnızca yurt dışında basılıyor ve bunların tümü dışarıda okunuyor. Böylece “halkçılık” kavramının edebiyatta kullanımı garip bir anlam kazanıyor. Yazar, birlikte yaşayamadığı halkı için yazmak zorunda. Aslında, konuya biraz daha yakından bakarsak, yazarla halkın arasındaki aralığın o kadar da büyük olmadığını görürüz.

Devamı…Halkçılık ve Gerçekçilik – BERTOLT BRECHT

Şiddete Karşı Felsefe – Afşar TİMUÇİN


Yaşamı insan değerlerine göre düzenleme yeteneği taşımayanlar bir amaca varmak istediklerinde en kolay yolu, şiddet yolunu seçerler. Sevgi üretemeyenler, fikir üretemeyenler, sağlıklı ilişki üretemeyenler genellikle tehdit ya da benzeri bir yolla şiddet üretirler. Tabancalar ve okşayışlar kadar gözyaşları da şiddet aracı olarak kullanılabilir. Her zaman güçlü güçsüze şiddet uygular diye düşünmek doğru değildir. Güçsüzün güçlüye şiddet uyguladığı çok görülmüştür. Gözyaşları böylesi bir şiddetin araçları olurlar. Şiddet her zaman nazi subayı kılığında, sevimsiz bürokrat kılığında, mahalle bekçisi kılığında dolaşmaz, o çok zaman yakınmalarda, tatlı gülüşlerde, içtenlikli görünümlerde, hüngür hüngür ağlayışlarda, çok iyi düzenlenmiş çekip gitme gösterilerinde, boynunu büküp öylece kalmalarda, ilkeli gibi görünen davranışların katılığında kendini belli eder.

Devamı…Şiddete Karşı Felsefe – Afşar TİMUÇİN

İsmail & Mücahit IŞIK “Bir nefeste Anadolu” albümü (online dinle)

Anadolu toprakları, binlerce yıl değişik medeniyet ve kültürü üzerinde barındırmış birçok açıdan dünyanın  önemli bir coğrafyasında yer almakta. Doğu ve batı arasında herdaim bir geçiş güzergahı olduğu için  kültürel anlamda çeşitliliğe, sosyal yaşamda hareketliliğe sebep oldu.   Bu topraklarda daha önce yaşayanlar, doğal ve sosyal olaylar karşısında ürettikleri nice güzel ezgiyi geriye bırakıp gittiler. İşte bu  eserlerin bazılarını  İsmail & Mücahit IŞIK  ana yapısını bozmaksızın  çağımızın beğenilerine hitap edecek şekilde yorumlamış her ortamda sıkılmadan dinlenebilecek “Bir nefeste Anadolu” adındaki bu albümü ortaya çıkarmışlar. *

Devamı…İsmail & Mücahit IŞIK “Bir nefeste Anadolu” albümü (online dinle)

AKP, TRT’yi Tarikat televizyonuna çevirdi

Usta yönetmen Halit Refiğ, önceki akşam Kanal D’de yayınlanan “Aşk-ı Memnu” ile ve 1975’te kendi yönetmenliğinde çekilen ve TRT’nin yeniden ekrana sürdüğü “Aşk-ı Memnu”yu değerlendirdi. Refiğ, “TRT, benim çektiğim dizideki öpüşme sahnelerini keserek yayınladı. Bu yobazlıktır, kültür düşmanlığıdır. Kanal D’deki “Aşk-ı Memnu”yu izleyince, gençlerin özgür çalışması içimi rahatladı” dedi.
Nebahat Çehre ve Selçuk Yöntem’in başrol oynadıkları dizi, perşembe gününün birincisi oldu. 1975 yılında ilk kez Halit Refiğ’in yönetmenliğinde çekilen “Aşk-ı Memnu” TRT’de gösterildiğinde de büyük ilgi görmüştü… TRT’nin yıllar sonra yeniden diziyi kısaltarak, üç bölüm halinde ekrana getirmesi, dizinin yönetmeni Halit Refiğ’i üzdü. Kanal D’nin günümüze uyarlanmış haliyle ekranan getirdiği “Aşk-ı Memnu” ile TRT’nin kısaltarak yayınladığı “Aşk-ı Memnu”yu değerlendiren Refiğ, “Kanal D’de yayınlanan diziyi tabii ki izledim. Ben gençlerin yaptıklarını anlamaya çalışıyorum. Ve saygı duyuyorum” dedi. Beni asıl sinirlendiren TRT’nin yaptığı kültür ayıbıdır” dedi.

Devamı…AKP, TRT’yi Tarikat televizyonuna çevirdi

Türkiye’nin Utanç Gecesi, 6-7 Eylül Olayları belgeseli


6 Eylül 1955’te saat 13.00’de devlet radyosu Yunanistan’ın Selanik kentinde Atatürk’ün doğduğu eve bomba atıldığı haberini duyur. Bunun üzerine İstanbul Ekspres gazetesi öğlen baskısında olayı “Atamızın Evi Bomba ile Hasara uğradı” başlığıyla manşetten atar. “Kıbrıs Türktür Cemiyeti”nin çağrısı doğrultusunda öğleden sonra ilk önce milliyetçi öğrenci birlikleri toplanmaya başlar ve daha sonra çevre illerden de gelenlerle beraber sayısı 100.000’i bulan bir kitle Beyoğlu İstiklal Caddesinde bir araya gelerek Rumlara ait dükkanları tahrip ve talan başlar. 6 Eylül akşamı başlayan ve yaklaşık 9 saat süren olaylar sonrasında (aralarında iki Ortodoks papaz da olmak üzere) 13 ile 16 arası Rum ve en az bir Ermeni vatandaşı hayatını kaybetmiş, 32 Rum da ağır yaralanmıştır. Fiziksel zarar, 4.348 Ruma ait işyeri, 110 otel, 27 eczane, 23 okul, 21 fabrika ve 73 kilise ve mezarlıklar ile 1000’in üzerinde Rumlara ait evin tahrip edilmesi ya da yakılması şeklinde ortaya çıkmıştır.

Devamı…Türkiye’nin Utanç Gecesi, 6-7 Eylül Olayları belgeseli

Metin Kaygalak şiirleri: “Mahcubum!/ nasıl bir aczin içinde kaldığımı gör!/ ve anla! ma..”


geldim işte
kovgun ve ürkek.
seni suya saydığım o toz harfin
serinliği de yok..
gideceğin ummanı da ben içtim de geldim
uzak bir ihtimalle yine de kapına
hiç yüz çevirmedin..

.
çocuk aklım.. ikna yüzüm..
beni yaban edecek sözü nerden buldum da
seni ne çok hırpaladım
mahcubum!
nasıl bir aczin içinde kaldığımı gör!
ve anla!ma..
hasarlı bir tebessümle gelsem de
fayda yok,sarsak bir cefayla dolaştığım
bu veda gününde.
sonunda senin de anladığın bir şey oldu,
ham bir ağızla kaldığımı görmek..

Devamı…Metin Kaygalak şiirleri: “Mahcubum!/ nasıl bir aczin içinde kaldığımı gör!/ ve anla! ma..”

Coca Cola ve Pepsi’nin şekeri çıktı


Coca Cola ve Pepsi’nin ‘zero (sıfır) şeker’ iddiasının yalan olduğu ortaya çıktı. Şeker-İş Sendikası’nın başvurusu üzerine Coca Cola ve Pepsi’nin reklamlarını incelemeye alan Reklam Kurulu, iki firmaya ‘halkı aldatıcı ve yanıltıcı nitelikte reklam yaptıkları’ gerekçesiyle 60’ar bin YTL para cezası kesti.
Coca Cola ve Pepsi, yeni çıkarttıkları light kolaları ‘zero şeker’ sloganıyla piyasaya sürmüş; Şeker-İş, Pankobirlik ve Kayseri Şeker Fabrikası, bu ürünlerin de şeker içerdiği gerekçesiyle iki firmayı Reklam Kurulu’na şikayet etmişti.

Devamı…Coca Cola ve Pepsi’nin şekeri çıktı

Deniz Feneri ilişkilerini “hayra” yorma(k)

Alman Polisi, YİMPAŞ’tan sonra Almanya’da topladıkları paraları hortumlayan Deniz Feneri adlı yardım derneğini de çökertti. Yöneticilerini kelepçeleyip mahkemeye çıkarırken dernek üyeleri ülkemizde iyilik meleği gibi geziyor.
Frankfurt Eyalet Yüksek Bölgesel Mahkemesi’nde devam Deniz Feneri davasında dernek muhasebecisi Firdevsi Ermiş’in ifadeleri derneğin Türkiye’deki ilişkisini de ortaya çıkardı.  Muhasebe sorumlusu Firdevsi Ermiş mahkemede şöyle diyor: Beyaz Holding ile Almanya’da kurulan Weiss GmbH arasında para transferleri yapıldığını, Zahid Akman ve diğer 5 ortağa ayda 32’şer bin Euro ödendiğini, ayrıca bizzat Akman’a elden ’büyük miktarlarda paralar verildiğini’ söyledi.

Yargıcın sorularını cevaplayan Ermiş, Deniz Feneri ve bağışlardan elde edilen gelirlerle kurulan şirketlerin muhasebesini tuttuğunu belirterek, “Bir resmi muhasebe, bir de gayri resmi muhasebe tutuluyordu. Gayri resmi muhasebe için Mehmet Gürhan’dan talimat alıyor, onun direktiflerinde çalışıyordum” diyen akman bir süre önce bütün görevlerinden resmi olarak ayrıldı. Ancak sadece resmiyette ayrıldı, gayri resmi olarak ortak olmaya devam ediyor. Euro 7 ve Atlas şirketleri için bu beş kişiye 32’şer bin Euro’luk ödeme yapılıyordu. Büyük miktarlarda bazı paralar da bizzat Zahid Akman’a elden teslim edildi” dedi.

Devamı…Deniz Feneri ilişkilerini “hayra” yorma(k)

100 bin YTL harcama yapılarak “Ortaya değerli bir eser çıkarıldı” ama sonra…


Tarih 26 Mart 2008. 75. Yıl Mahallesi Muhtarlığı, Gaziosmanpaşa Belediyesi’nin de desteğiyle mahallenin sağlık ocağı ihtiyacı için parka 150 metrekarelik bir bina yaptırıyor. Binanın bitirilmesiyle birlikte görkemli bir devir teslim töreni düzenlenmekte. Gaziosmanpaşa 75. Yıl Mahallesi’nde büyük bir coşku var. Programda  Onur Akın, Kıvırcık Ali, Pınar Sağ, Ankaralı Yasemin, Hasan Yılmaz’ın da bulunduğu 28 sanatçı  şarkılarla mahallelinin sağlık ocağı coşkusunu doruğa çıkarıyor. Muhtarlığın da bulunduğu Cumhuriyet Parkı’ndaki sahnenin çevresini dolduran binlerce mahalleli yapımı tamamlanan parktaki sağlık ocağını yapılışını kutluyor. Muhtar Sedat Çetintaş, mahalleye yeni bir sağlık ocağı kazandırmanın mutluluğunu yaşıyor.

Devamı…100 bin YTL harcama yapılarak “Ortaya değerli bir eser çıkarıldı” ama sonra…

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org