Anadolu Ateşi – Sultans of the dance (video kayıtları)


Anadolu Ateşi, kaynağını Anadolu’nun binlerce yıllık mitolojik ve kültürel tarihinden alan ve ülkenin her yöresinden derlenmiş yüzlerce halk dansı figürü ve halk müziğini içinde barındıran, Mustafa Erdoğan imzasını taşıyan özgün bir projedir. Anadolu’nun binlerce yıllık sevgi, kültür ve tarih mozaiğinin barışla harmanlanan ateşini, tüm dünyaya tanıtmayı hedeflemektedir.

Devamı…Anadolu Ateşi – Sultans of the dance (video kayıtları)

Kriz sonrası Marx kitaplarında Almanya’da satış patlaması


Alman gazeteleri küresel ekonomik krizin ardından Marx’a yönelik ilginin odağında, “Das Kapital” eseri olduğunu yazdılar. Üç ciltlik kitabın sadece ilk cildinin satışının bu yıl üç katına çıktığı belirtiliyor. Berlin’de Marx ve Engels’in kitaplarını basan yayınevi ve kitapçılar da Marx’ın kitaplarına yönelik talepte büyük artış olduğunu doğruladı.

Devamı…Kriz sonrası Marx kitaplarında Almanya’da satış patlaması

Gerçek Yaşam Edebiyattır – Proust


Yakalanan Zaman-Kayıp Zamanın İzinde(içinden)

Gerçeklik, simgelerle anlatılan küçük şeylerin içinde bulunduğuna göre (bir uçağın uzaktan gelen sesindeki, Saint-Hilaireare kulesinin çizgillerindeki görkem, bir madlen çikolatasının tadındaki geçmiş, vb.) ve bunlar, anlamları çözülüp açığa çıkarılmadıkça kendiliklerinden bir anlam ifade etmediklerine göre, simge edebiyatının herhangi bir değeri nasıl olabilir?

Devamı…Gerçek Yaşam Edebiyattır – Proust

Tutkuların Arınması – Aristoteles

Tragedya, sonuna kadar götürülen ve belirli bir süreyi kaplayan soylu bir olayın, yapıtın değişik bölümlerine göre farklı anlatım biçimleriyle süslenip yüceltilmiş bir dille canlandırılmasıdır; dramanın kişilerince gerçekleştirilen canlandırma öykülemeye başvurmaz; ve, acımayı ve ürküntüyü canlandırarak bu tür heyecanların arınmasını sağlar.
“Yüceltilmiş dil” ile, ritmi, ezgiyi, bestelenmiş lirik şiiri , “farklı anlatım biçimleri’ ile bazı bölümlerin yalnızca ölçü, bazılarının da ezgi kullanılarak canlandırılmasını anlatmak istiyorum.
Canlandırmayı gerçekleştirenler eylem halindeki kişiler olduğuna göre, tragedyanın öncelikli öğesinin gösterinin düzenlenmesi olması gerekir; sonra ezginin bestelenmesi ve ifade gelir, çünkü bunlar canlandırmanın gerçekleştirilmesini sağlayan araçlardır. “İfade”, şiir ölçülerinin düzenlenmesi anlamına gelir, “ezginin bestelenmesi”ne gelince, anlamı bütünüyle açıktır.

Devamı…Tutkuların Arınması – Aristoteles

Küba Dostluk Derneği, 22-26 Ekim tarihlerinde Küba ile Dayanışma Haftası düzenliyor

Küba ile Dayanışma Haftası, Küba Cumhuriyeti Türkiye Büyükelçisi Ernesto Gomez Abascal’ın yanı sıra gazeteci Raul Taladrid Herrero, Küba Komünist Partisi Merkez Komitesi Uluslararası İlişkiler Bürosu üyesi Teresita Trujillo Hernandez ve müzisyen Gerardo Alfonso’nun katılımıyla bugün Küba Devrimi’nin 50. Yılı başlıklı fotoğraf sergisiyle başlayacak. Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde saat 12.30’da açılışa yapılacak serginin yanı sıra, bu akşam saat 20.00’de Kübalı ve Venezuelalı konukların da katılacağı “Küba ve Latin Amerika Devrimi” konulu tartışma toplantısı aynı mekanda yapılacak.

Devamı…Küba Dostluk Derneği, 22-26 Ekim tarihlerinde Küba ile Dayanışma Haftası düzenliyor

Behçet Necatigil hayatı ve şiirleri

Birden hatırlarsın,
O da seni – – birden bazan:
Nerde, ne yapar şimdi
Parlar bir özlem anılar arasından.
Bu akşam ne garip sözcük
Sanki ilk duydum, yadırgıyorum:
Akşam. Bilmem bulur muyum
Yollara baksam?
-Söner yangın birazdan
Yatışır özlem.
Bir gün karşılaşırız
Bir gün, bir yarım akşam.
(Akşam Şiiri -Behçet Necatigil)

Devamı…Behçet Necatigil hayatı ve şiirleri

Rezervuar Köpekleri İle Testosteron’un Buluşması

 
Oyun Atölyesi, geçtiğimiz sezon sergilediği “Evlilikte Ufak Tefek Cinayetler” adlı oyunla teatral dünyada fazlasıyla ses getirmişti. Tiyatro severler seyrine doyulmaz bir komedi ile Oyun Atölyesi’nin koltuklarını doldurmuşlardı. Grup, bu sezon oyun yazarı ve yönetmen Andrzej Saramonowicz’in yazdığı “Testosteron” adlı bir psikolojik yapıtla izleyenlerin karşısına geçti. Oyun, geçtiğimiz sezonun ‘başarılı Oyun Atölyesi’ çizgisini bir adım daha ileriye götürecek. Oyunun iç dinamiğinde, duygularının seyircilere ulaştırılmasında, teknik kısımlarında önemli başarılar bulunuyor. Ayrıca teatral bir yapıtın Quentin Tarantino’nun kült filmi “Rezervuar Köpekleri” ile aynı kefede izleyene sunulması, konunun evrenselliğini gözler önüne getiriyor. Sinematografi ile modern tiyatronun ayrılmaz birer ikili olduğunu görüyoruz.

Devamı…Rezervuar Köpekleri İle Testosteron’un Buluşması

‘Ben bugünün ve dünün eseriyim’ Şairlere Dair – Friedrich Nietzsche


Zerdüşt havarilerinden birine şöyle diyordu: “Bedeni daha iyi tanıyalı beri ruhun bence ehemmiyeti kalmadı. Ve ”ebedi”denen her şey bir sembolden ibaret.”
Havari cevap verdi: “Evvelce de böyle bir şey söylemiştin. Fakat şairler çok yalan söylerler diye ilave etmiştin. Bunu neden demiştin.”
Zerdüşt, “neden diye soruyorsun” dedi. “Ben o adamlardanım ki onlara neden diye sual sorulmaz. Ben bunları henüz dün mü yaşadım. Fikirlerimin sebeplerini yaşayalı beri hayli zaman geçti. Eğer sebeplerimi de yanımda taşımam gerekseydi benim bir hafıza ambarı olmam lazım değil miydi? Fikirlerimi kendim için saklamam bile bana fazla geliyor.

Devamı…‘Ben bugünün ve dünün eseriyim’ Şairlere Dair – Friedrich Nietzsche

Altın Portakal’da En İyi Film ödülünü “Pazar” (Bir Ticaret Masalı) aldı

 

45. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ödüller verildi. Yönetmen Ben Hopkins’in “Pazar-Bir Ticaret Masalı”, ulusal uzun metraj yarışmasında en iyi film ödülünü aldı. Zaim en iyi yönetmen, Yeşilçay en iyi kadın oyuncu, Ayaydın en iyi erkek oyuncu ödüllerini aldı. “Sonbahar”ın yönetmeni Alper, NETPAC ödülünü işkence sonucu ölen Çeber’in annesine adadı.

Devamı…Altın Portakal’da En İyi Film ödülünü “Pazar” (Bir Ticaret Masalı) aldı

Aşk dokunmaktır gül yaprağı tene, söz ise yarin attığı bir güldür taş niyetine – Behçet NECATİGİL

Sevgileri Yarınlara Bıraktınız!!!
“Kalbinizi dolduran duygular kalbinizde kaldı.” Yaşamak ve sevmek için hep bilinmeyen bir zamanı bekleriz. Önce diploma almalıyızdır. Sonra iş, güç sahibi olmalıyızdır. Sonra ev, araba ve tüm eşyaları almalıyızdır. Sonra çocukları evlendirmek ve günlük hırslara boğulan hayatlarımızı papatyalar gibi koparıp vazoda yaşatmaya çalışırız. Yaprakları solmuş ve suyu pis kokan o vazo, yaşamın gizli saklı hainliklerine yataklık eder. Artık birbirimize dokunmadan, ellemeden yemekle yatak odası arasında geçer gider en değerli zaman, hayatımız.Biz hiç ölmeyecekmiş gibi sonsuzluk duygusu içinde gaflet uykularında kana bulanırız. Kan çiçekleri derleriz düşlerimizde, ölümlü hayatlarla örülü hayatlarımızın ölmüş sevdalarına ağıtlar yakarız düşlerimizde sessizce. 

Devamı…Aşk dokunmaktır gül yaprağı tene, söz ise yarin attığı bir güldür taş niyetine – Behçet NECATİGİL

Emperyalizm ve Kültür – Sabahattin Eyüboğlu

Bu kültür emperyalizmi kavramını bizde ilkin kim attı ortaya bilmiyorum, ama iyi tutturmuş doğrusu; bakıyorum aklı başında yazarlarımız bile duruyorlar üstünde, yeni sömürgeciliğe karşı savaşta bir silâh olarak kullanıyorlar bunu. Benim bildiğim bu kavram bir Fransız buluşudur ve kaynaklarından biri de Pierre Loti’dir. O Pierre Loti ki Batı kültürünü benimsemek isteyenlere karşı çarşaflı peçeli, inşallah’lı maşallah’lı Doğu kültürünü sürdürmek isteyenleri tutuyordu. Batı emperyalistlerinin istediği buydu zaten : Aman, doğulu doğulu kalsın! Fransız sömürgeciliğine karşı savaşan Arapları tutan Fransız yazarlarının tutumu şüphesiz Pierre Loti’ninkinden başkaydı, ama onlar da, çok iyi niyetlerle de olsa, Arapların Arap kalmasını, Batı kültürünün bir emperyalist ve burjuva tuzağı olarak görülmesini istiyorlardı. O kadar ki Fransız emperyalizmine karşı savaşan bir Cezayirli, Parisli okul arkadaşlarından aldığı hızla şu sözü söyleyebiliyordu:

Devamı…Emperyalizm ve Kültür – Sabahattin Eyüboğlu

Yeryüzünün Şairi: Furuğ Ferruhzad “Benim için en önemli şey şiirdir…”

Günah işledim hazla dolu bir günah/ Titreyen, mest bir bedenin yanında/ Ey Tanrım ne yaptım bilmiyorum ben/ O sessiz karanlık inzivada

Yaşarken dört kitabı yayımlanan Furuğ, genç yaşta ölümünden sonra neredeyse kırk yıl kimsenin dikkatini çekmemiştir. Furuğ şiirleri bu sürecin sonunda tekrar gün yüzüne çıkartılmış ve hak ettiği değeri nihayetinde bulmuştur.

Bazı şairler vardır, sadece şiirleriyle şair olmazlar. Yaşamları da yazdıkları şiirin bir parçası olarak uzanır gider. Yani çoğunca şiir hayatın içerisinde bir yerde başlar, sonra kâğıda aktarılır ya da yazıya diyelim… Aynı nedenle biz onların sadece şiirlerini okumayız. Yaşam öykülerini de dikkate değer buluruz. Sanki yaşam ve şiir bir sarmal gibi iç içe geçmiştir.

Devamı…Yeryüzünün Şairi: Furuğ Ferruhzad “Benim için en önemli şey şiirdir…”

SSGSS ya da Daha Geç, Daha Güç ve Olabilirse Daha Düşük Aylıkla Emeklilik


5510 Sayılı Yasanın sosyal sigortalar açısından getirdiği en önemli değişiklik ve hak kaybı yaşlılık aylığının hak edilmesi ve hesaplanması (emeklilik hakları) konusundadır. Yasa emekliliği daha geç, daha güç hale getirirken emekli ve hak sahibi aylıklarında ise ciddi kayıplar yaşanmasına yol açacaktır.
1 Ekim’den itibaren devreye girmiş olan SSGSS’nin aylık bağlama oranı, güncelleme katsayısı, aylıkların alt sınırı ve aylıkların artırılmasına ilişkin hükümleri emekliler ve çalışanlar için ciddi kayıplar yaratacak nitelikte…
SSGSS’den muaf olan yok!

Devamı…SSGSS ya da Daha Geç, Daha Güç ve Olabilirse Daha Düşük Aylıkla Emeklilik

“Evlilik yaz boşluk bırak Ramazan’a talibim yaz 3438’e gönder…” Dest-i izdivaç – Eylem Lodos


Evlilik yaz boşluk bırak Ramazan’a talibim yaz 3438’e gönder… Ramazan’ı beğenmedin mi kardeşim! Elimizde 24 yaşında Kemal var, ondan verelim… diyerek programına başlıyor sunucu kadın. Sanki pazarda meyve satar gibi. Elmayı beğenmediysen diğer tezgahtan armut al der gibi…
Kocasını kaybeden ve evlenmek için televizyon programına katılan bir kadın Ümran Hanım. Evim ve kocamdan kalma maaşım var diye anlatıyor kendini. Sunucu nasıl bir beyefendi ile evlenmek istiyorsunuz diye soruyor… Ümran Hanım ise ben aradığımı burada buldum diye cevap veriyor. Yıldırım aşkı… Daha sonra programa damat adayı Kadir Bey geliyor elinde iki buket çiçekle.

Devamı…“Evlilik yaz boşluk bırak Ramazan’a talibim yaz 3438’e gönder…” Dest-i izdivaç – Eylem Lodos

Suçlu ilan edilen Sokrates’in mahkemede yaptığı konuşma: Şimdi ceza olarak ölümü öneriyorsunuz…


[Mahkeme oylama  220′ ye karşın 281,oyla suçlu bulunur]
Oylarınızla beni mahkum ettiniz, Atinalılar; ve eğer buna bir içerleme göstermiyorsam bunun nedenleri var. En başta bunu bekliyordum, ve beni asıl şaşırtan yalnızca oyların böyle yakın olması oldu; çünkü bana karşı olan çoğunluğun çok daha büyük olacağını düşünüyordum; ama şimdi, eğer otuz oy daha öte yana geçmiş olsaydı, aklanmış olacaktım. Üstelik şimdi bile Meletos’un suçlamasından kurtulmuş olduğumu düşünüyorum. Dahası, Anitus ve Likon’un yardımı olmasaydı, yasanın gerektirdiği gibi oyların beşte birini alamayacak olduğu açıktır, ki bu durumda kendisi bin drahmalık cezaya çarptırılacaktı.

Devamı…Suçlu ilan edilen Sokrates’in mahkemede yaptığı konuşma: Şimdi ceza olarak ölümü öneriyorsunuz…