İşte Tayyip Erdoğan’ın dava açtığı fıkra

Milas’ta yayınlanmakta olan Önder gazetesinde yer alan bir fıkra dolayısıyla, Tayyip Erdoğan’ın, gazetenin genel yayın yönetmeni ve sorumlu yazı işleri müdürüne karşı “hakaret davası” açmasına sebep olan fıkrayı aşağıdan okuyabilirsiniz

Adamın biri, yeni aldığı arabasıyla yola çıkmış. Araba son model. Radyoyu açmak istemiş, ama kanal ayar düğmesini bulamamış. Hemen servisi arayıp durumu bildirmiş. Servis elemanı, “beyefendi endişelenmeyin, bu yeni model bir radyo, kanal ayarı otomatik. Siz ne dinlemek istediğinizi söyleyin, o size uygun kanalı bulur” demiş… Adam hemen radyoya seslenmiş:

Devamı…İşte Tayyip Erdoğan’ın dava açtığı fıkra

Tek Sesli Şiirden Çok Sesli Şiire – Edip CANSEVER

Mısra işlevini yitirdi; şiiri yapan bir birim olarak yürürlükten kalktı. Eski rahatlığını, o sessiz, kıpırtısız düzenindeki rahatlığını boşuna aranıyor şimdi. Öfkelerin, bunlukların, başkaldırmaların dışında kendini yineliyor daha çok. Ne denli güçlü görünürse görünsün, duygularımızı, gerilimlerimizi, düşünce coşkularımızı başlatıcı bir öğe, bir ölçü olmaktan çoktan çıktı. İnsanı, insanla gelen en çağdaş sorunları karşılayamaz oldu. Öylesine durallaştı ki, onca bir sözcük yılı da uzak kaldı bize.

Öyleyse usla okumalı, şiiri, usla biriktirmeli artık; mısra ile değil. Diyeceğim ille de bir ölçü gerekliyse, bu düşünsel-ussal bir ölçü olmalı. Tek sesli şiirden, çok sesli bir şiire yönelişteki en kapsamlı ölçü de budur sanırım. Nicedir şiiri soyut bir kavrammış gibi düşünemiyoruz. Her toplumun kendine özgü bir şiiri ya da şiirleri olduğu için böyle düşünemiyoruz. Ülkemiz de bir mucizeler ülkesi değil. Bizim de gereksinmesini duyduğumuz bir şiir anlayışı var. Hatta bir bakıma uygulanıyor da bu. Düşünü şiiri diye adlandırabileceğimiz bu şiir biçimini (tarzını) yerleştirirken,

Devamı…Tek Sesli Şiirden Çok Sesli Şiire – Edip CANSEVER

Miken Sanatı (Sanat Tarihi Ege -Yunanistan Sanatı -2)

Argolis, M.Ö. 1550 yıllarına doğru ani bir akımla sarsıldı. Peloponisos’un bu bölgesine II. binyılın Hint-Avrupa göçleriyle birlikte gelen “ ilk Yunanlılar “ yerleşti.

Mykenai’de kral mezarlarının bulunduğu iki “kuyumezarı”nda yapılan kazılarda, çok sayıda kıymetli eşya bulundu. Bunların birçoğu katıksız Girit ürünleriydi; ama bazılarının Giritli sanatçılar tarafından Mykenaililer’in siparişi üzerine yapılmış olduğu anlaşılıyordu.

Bazıları da mesela Girit cenaze adetleri arasında yeri olmayan ünlü altın maskeler, doğrudan Mykenaililer tarafından yapılmıştı.

Devamı…Miken Sanatı (Sanat Tarihi Ege -Yunanistan Sanatı -2)

Mahrumiyet Bölgesinde Festival! – Ayten Yumli

Festivalin geniş katılımlı ve coşkulu geçmesi, bir çok kesimin dikkatini çekmiştir. Karerlilerin yaptırım güçlerini arttırmıştır. Mecburen dikkate almaları gerekecek, eskisi gibi kolay kolay herşeyi, başlarını sallayarak ya da “tamam yaparız!?” diyerek geçistiremeyeceklerdir! Çünkü örgütlülük, örgütlü güçler her zaman dikkate alınır! Festival de Karer’lilerin en büyük aracı, sesi, kulağı olmalı, oldu da! Tabi bunu vurgularken; önemli olan kurumsal bir şekilde hareket etmek, kurumlarımızda yer alanların da fedakar, nitelikli; “herşey insan için” diyebilen kişilerden olusturulmasıdır. Bu da festivalin niteligini belli edecekdir zaten…

Devamı…Mahrumiyet Bölgesinde Festival! – Ayten Yumli

Girit- Minos Sanatı (Sanat Tarihi Ege -Yunanistan Sanatı -1)

Minos- Miken
Anadolu kökenli olduğu sanılan ve bronz işçiliği tekniğini bilen halkların gelişiyle belirginlik kazanan bir dönemdir.
Girit uygarlığı III. binyılın sonuna doğru doğduysa da, gerçek sıçrama ve atılımını M.Ö 2000 yıllarında adanın Knossos, Phaistos, Malia ve Zakros gibi bazı sitelerinde yapılan saraylarla gerçekleştirmiştir. Saraylar ve bunların başlıca merkezlerini oluşturduğu yeni uygarlık, şüphe yok ki bir ölçüde Doğu ve Mısır uygarlıklarından etkilenmiş, ama gerek mimaride gerek fresk sanatında ve küçük eşyalar yapımında özgün anlatım tarzları hızla ağırlık kazanmaya başlamıştır.

Devamı…Girit- Minos Sanatı (Sanat Tarihi Ege -Yunanistan Sanatı -1)

Hitit Sanatı (Sanat Tarihi, Anadolu Sanatı -5)

Eski Hitit Sanatı
Hitit sanatını önceleyen Hatti sanatının buluntularını ayırt etmek, dönemi anlamak açısından önemlidir. Hattileri izleyen Hatti-Hitit Beylikler dönemi, bu dönemde yer alan Asur Ticaret kolonileri ve daha sonraki İmparatorluk aşamalarını gözden geçirmek, aynı coğrafyada yer alan yerleşimlerde bulunan sanat yapıtları arasındaki ilişkileri kurmaya yardımcı olacaktır. Eski Hitit Krallığı’nın askeri sivil ve dini mimarlık örneklerine, bu devletin başkenti olan Hattuşaş’ın (aslı “Hattuşa”dır) [Boğazköy] yanı sıra Alişar, Alacahöyük, Eskiyapar ve İnandık Höyüğü gibi önemli merkezlerde rastlanır. Bu yerleşmelerin hepsi surlarla çevrilidir. Ağaç dikmeler ve hatıllarla güçlendirilmiş kerpiçten yapılan sur duvarları, genellikle çokgen biçimindeki iri taşlarla örülmüş bir döşeğin üzerine oturur.

Devamı…Hitit Sanatı (Sanat Tarihi, Anadolu Sanatı -5)

Şiir ve Anlam -Nurullah Ataç

Şiir üzerine tartışmalar, çekişmeler sürüp gidiyor. Bir bakımdan iyi bir şey; doğru, yanlış, hepsi de ilgiye değer birtakım düşünceler üzerinde durmamıza, kendimizin hangi yandan olduğumuzu, ne demek istediğimizi daha açıkça anlayıp anlatmağa çalışmamıza sebep oluyor.

Bir bakımdan araştırmamız ne olduğumuzu bilmediğimizden gelmez mi? İyice bilseydik, şiir dediğimiz zaman hepimizin anladığı birşey olsaydı bu kadar çekişmezdik. Hattâ kendimizce şiirin ne olduğunu iyi bilsek gene bu kadar çekişmeyiz: karşımızdakilerin araştırdıkları bizim anladığımızdan büsbütün başka bir şeydir der geçeriz. Şiiri sevmiyoruz demiyorum; seviyoruz, ama sevdiğimizin ne olduğunu pek bilmiyoruz. Şiiri seviyoruz; ama niçin sevdiğimizi söylemek, sevgimize sanki bir özür bulmak istiyoruz. “Şiiri seviyorum da onun için seviyorum” deyip kesemiyoruz. Montaigne: “Ben onu severdim, çünkü o o idi, ben de bendim” der… Biz şiiri öyle sevmiyoruz.

Devamı…Şiir ve Anlam -Nurullah Ataç

Hatti Sanatı (Sanat Tarihi, Anadolu Sanatı -4)

Anadolu’nun Mezopotamyalılar tarafından Hatti Ülkesi olarak anılmasından yola çıkılarak yapılan değerlendirmelere göre, bu bölgede M.Ö. 2500-2000 tarihleri arasında gelişmiş olan uygarlığın da Hattilere ait olması gerektiği öngörülmüştür. Ekrem Akurgal’ın yaptığı ayrıntılı araştırmalar, Hatti sanatının varlığını da ortaya koymuştur. Buluntular arasında yer alan vazo biçimleri, heykelcik tipleri ve özellikle bezeme çeşitleri çok belirgin bir üslup birliği oluştururlar.

Devamı…Hatti Sanatı (Sanat Tarihi, Anadolu Sanatı -4)

Çatalhöyük (Sanat Tarihi, Anadolu Sanatı -3)

Konya yakınındaki Çatalhöyük yerleşmesinde M.Ö. 6500-5500 yılları arasında bin yıl süreyle, yeryüzünün ilk parlak uygarlığı böylece gelişmiş, eşsiz güzellikte sanat eserleri yaratılmıştır. En büyük başarılar arasında evlerin duvarlarını süsleyen renkli kabartmalarla renkli freskler gelmektedir. Tasvirler arasında av, dans sahneleri, çeşitli insan ve hayvan resimleri yer almaktadır. Fresklerden bir tanesi tarihin en eski manzara resmi olup bir yanardağı, belki de civardaki Hasan Dağı patlama sırasında tasvir etmektedir.

Devamı…Çatalhöyük (Sanat Tarihi, Anadolu Sanatı -3)

Albert Camus’nun Ölümü Üzerine – Jean Paul Sartre

Albert-CamusAltı ay önce, dün bile, “Ne yapacak?” diye soruluyordu. Saygı duymak gereken karşıtlıklarla yaralanmış bir halde, geçici bir süre için sessizliği seçmişti. Ama, ağır ağır geçen ve seçtiğine bağlı kalan ender insanlardan olduğu için, sessizliğin sonu beklenebilirdi.

Bir gün konuşacaktı. Söyleyecekleri üzerinde tahminde bulunmak yürekliliğini bile bile göze alamayacaktık. Ama, hepimiz gibi, yeryüzü ile birlikte değiştiğini düşünüyorduk: varlığının canlı kalmasına yetiyordu bu.

Dargındık; dargınlık -hiç görüşmeyecek bile olsak- bir şey değil; olsa olsa, içinde bulunduğumuz dar, küçük dünyada, birbirimizi gözden kaçırmadan ve birlikte yaşamak bir çeşit. Bu, onu düşünmeme, okuduğu bir kitap sayfası ya da gazete üzerindeki bakışını duymama ve kendi kendime “Ne diyor? Şu anda ne diyor?” dememe engel değildi.

Devamı…Albert Camus’nun Ölümü Üzerine – Jean Paul Sartre

Anadolu’da Neolitik Çağ (Sanat Tarihi, Anadolu Sanatı -2)

12.000 Yıl Önce “Uygarlığın Anadolu’dan Avrupa’ya Yolculuğunun Başlangıcı”
Neolitik Dönem
Anadolu, tarihöncesi dönemden yakın çağlara kadar her dönemde uygarlık tarihinin önemli bir merkezi olmuş, çok sayıda kültürü barındırmıştır. Ancak Anadolu’nun uygarlığın oluşumuna en belirgin katkıyı yaptığı dönem, bu sergiyle yansıtmaya çalıştığımız süreçtir; bu aynı zamanda uygarlık tarihinin en heyecan verici ve renkli dönemlerinden biridir.
Karlsruhe sergisi Güneydoğu Anadolu’da ortaya çıkan kültürün, Orta Anadolu ve Marmara Bölgesi üzerinden Avrupa’ya aktarımını ele almıştır. Bu serginin kurgusu ise Güneydoğu Anadolu’da izlediğimiz köklerin tanıtımı ile sınırlı tutulmuştur. Serginin içeriğinin bu şekilde sınırlı tutulması ile, ülkemizde henüz hiç tanıtılmamış olan “ilkler”i içeren bu dönemi, sıradan buluntularla değil, kültürü oluşturan diğer öğelerle birlikte daha kapsamlı ve çok yönlü olarak tanıtabileceğimizi düşündük. Bu şekilde Güneydoğu Anadolu’da başlayan kültürel sürecin İç ve Kuzeybatı Anadolu bölgelerine yansıması ve bu dönem insanının yaşamını nasıl sürdürdüğü tanıtılmaktadır.

Devamı…Anadolu’da Neolitik Çağ (Sanat Tarihi, Anadolu Sanatı -2)

Maslow ve ihtiyaclar hiyerarşisi kuramı


Maslow,1 nisan 1908’de New York’da doğdu. Yalnızlık, aşağılık duyguları, depresyon ve mutsuzluk dolu bir çocukluk ve delikanlılık dönemi geçirdi. Nefret dolu ve itici bir kadın olarak gördüğü annesini hiç sevemedi; hatta öldüğünde cenazesine bile gitmeyi reddetti. Annesi sık sık tanrının kendisini cezalandıracağını söylerdi. Bu tehditlerin de etkisiyle daha küçük yaşta dine güvenmemeye karar verdi ve ateist oldu.

Devamı…Maslow ve ihtiyaclar hiyerarşisi kuramı

Romantik dönem Rus klasik müzik bestecisi, Peter İlyiç Çaykovski ve eserleri


Peter İlyiç Çaykovski, (Пётр Ильич Чайкoвский, Piyotr İlyiç Çaykovskiy Tchaikovsky)
7 Mayıs 1840’da Ural dağlarında bir maden kenti olan Votkinsk’te doğdu. Babası maden ocaklarında müfettiş idi. İyi bir öğrenim gördü ve özel müzik dersleri aldı. Ailesi Petersburg’a yerleşince bu kentte hukuk öğrenimine başladı. 14 yaşındayken çok bağlı olduğu annesini kaybetti ve bu daha sonra eserlerinde bile kendisini gösterecek olan depresif yanının gelişmesine katkıda bulundu.19 yaşında eğitimini tamamlayarak devlet memuru oldu.

Devamı…Romantik dönem Rus klasik müzik bestecisi, Peter İlyiç Çaykovski ve eserleri

Anadolu’da Taş Çağı (Sanat Tarihi, Anadolu Sanatı -1)

Anadolu’da Eski Taş Çağı (M.Ö. 600.000-10.000)
İnsanın düşünen hayvan olarak yavaş yavaş gelişmeye başladığı bu ilk uygarlık çağı Buzul Devri’ne rastlar ve onun dört bölümü ile orantılı olarak dört devreye ayrılır. Yarım milyon yılı aşan bu uzun süreç boyunca insan, henüz üretime geçmemiş olup, doğada buldukları ile geçinir. Erkek, hayvan avlayarak, kadın da bitki, böğürtlengiller ile küçük hayvanlar toplayarak geçimi sağlar. İnsanın medeniyet yolundaki ilk aşaması ateşin keşfedilmesidir. Bu büyük keşfin Eski Taş Devri’nin daha ilk evrelerinde, insanın alet kullanmaya başladığı zaman yapılmış olması gerektir. Alet olarak taştan tek ya da iki taraflı el baltası, uzun yaprak biçiminde bıçaklarla çalışıyorlardı. Eski Taş Devri sonlarına doğru, kemikten iğneler, mızrak uçları da kullanılmıştır.

Devamı…Anadolu’da Taş Çağı (Sanat Tarihi, Anadolu Sanatı -1)

Selcuklu sanatı (Türk Sanatı, Sanat Tarihi)

Selçuklu Sanatı, İslam dönemi Türk sanatında önemli bir aşamayı temsil eder. İran, Maveraünnehir ve Horasan bölgelerine yayılmış olan bu sanat, Abbasi, Sasani ve Karahanlı dönemlerinin sanat ve mimari geleneklerini geliştirerek klasik formlara ulaştırmıştır. Karahanlıların ve Gaznelilerin yaşadığı bölgelerde başlayan gelişme, Selçuklu egemenliği sırasında daha geniş çaplı denemelerle zenginleşmiş ve ortak çizgiler gösteren gerçek bir üslup belirmiştir. İran Selçuklu sanatının asıl önemi Anadolu Selçuklu sanatı için temel kaynak olmasıdır.

Devamı…Selcuklu sanatı (Türk Sanatı, Sanat Tarihi)

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org