1 mayıs 2008 Taksim – Kırmızı karanfillerle gelmişlerdi ama…

1- 10 Mayıs günleri arasında düzenlenen  İşçi Filmleri Festivali ‘ kapsamında düzenlenen 1 mayıs videosunu buradan seyredebilirsiniz.

“Eğer bizi asarak … tahakküm altındaki milyonların, sefalet içinde çalışan ve kurtuluşu arzulayan, bekleyen milyonların bu hareketini, işçi hareketini ezebileceğinizi umuyorsanız, eğer düşünceniz buysa, o zaman asın bizi! Burada bir kıvılcımı ezeceksiniz, ama şurda, burda veya orada, arkanızda ve önünüzde, her yerde alevler yükseliyor. Bu gizli bir ateş. Bunu asla söndüremezsiniz … Bir gün gelecek, sessizliğimiz bugün boğduğunuz seslerimizden daha güçlü çıkacak.” Albert Spies

Devamı…1 mayıs 2008 Taksim – Kırmızı karanfillerle gelmişlerdi ama…

Share

Yaşlılar Dersim Türkülerini söylüyor (Hazırlayan: Metin & Kemal Kahraman)

1990 yılından itibaren Dersim yöresinde derleme çalışmaları yapan Metin ve Kemal Kahraman Kardeşler “Yaşlılar dersim
türküleri söylüyor” albümünü 1997 yılında yayınladılar.
Bölgenin yaşayan halkın yazılı (resmi) olmayan tarihi, sözlü edebiyatı, inançları, adetleri, acıları, günlük yaşam ritüelleri, dini inanışları ve alışkanlıklarıyla beslenen renkli kültürünü elle alan bir çalışma.  Bu projenin  ilk ürününün Zazaca, Türkçe ve Kurmanci olmak üzere, o yörede konuşulan üç dile de  yer verilmesi,  kültürel çeşitlilik açısından zenginlik, halktan yaşlıların kendi türkülerini  söylemeleri ise aslına ve amacına uygunluğu açısından  önemlidir. Sonuçta albüm iyi  bir belgesel niteliğinde.

Devamı…Yaşlılar Dersim Türkülerini söylüyor (Hazırlayan: Metin & Kemal Kahraman)

Share

Ali Kırca’ya protesto şoku! “Maddem bizi dinlemeyeceksiniz neden buraya geldiniz”

Şanlıurfa’da, Harran Üniversitesi’nde dün gece yapılması planlanan Ali Kırca’nın sunduğu `Siyaset Meydanı’ adlı program, salona giremeyen öğrencilerin protestoları üzerine iptal edilirken jandarma  öğrencilere müdahale etti.
Harran Üniversitesi’nin Bahar Şenlikleri kapsamında, yapımını ve sunuculuğunu Ali Kırca’nın üstlendiği `Siyaset Meydanı’ programının `Güneydoğu’da Doğurganlık’ konusu ile üniversiteden yayınlanması kararlaştırıldı. Dün gece üniversitenin Osmanbey Kampusu’nda canlı yayınlanacak program öncesi son hazırlıklar yapılırken, jandarma tarafından geniş güvenlik önlemi alındı.

Devamı…Ali Kırca’ya protesto şoku! “Maddem bizi dinlemeyeceksiniz neden buraya geldiniz”

Share

“Nikomakhosçu Etik” 90 Dakikada Aristoteles -Paul Strathern

Erdem: Doğru Ölçü
Etik, erdem tutkular ve eylemlerle ilgilenir; her ikisinde de aşırılık, eksiklik ve denge vardır. Böylece insan az ya da çok korku  veya cesaret, hırs, öfke, merhamet ve hatta sevinç ve acı hissedebilir, üstelik her ikisini de doğru olmayan bir biçimde; buna karşın, bunu, yapılması istenen zamanda ve şart altında ve neye karşı ve niye ve nasıl yapmak, dengedir ve en iyi olan, ki, bu da erdemi simgeleyen şeydir. Aynı zamanda eylemlerde de aşırılık, eksıklik ve denge vardır. Erdem, aşırısı hata, eksikliği sövgüye değer ve dengelisi doğru olup övülen tutku ve eylemlerle ilgilidir. İşte bu iki şey erdemi tanımlar.

Devamı…“Nikomakhosçu Etik” 90 Dakikada Aristoteles -Paul Strathern

Share

İranlı gazeteci Pervin Ardalan uyardı: “Herşey yavaş yavaş oluyor gözünüz açık olsun ”

“İslam Devrimi kadın haklarını yok etti”
Pervin Ardalan, ülkesinde kadına karşı ayrımcılıkla mücadele etmek için başlattığı “1 Milyon İmza Kampanyası” ile 75 bin dolarlık Olof Palme Barış Ödülü’ne layık görüldü. Gazeteci, İsveç’teki ödül törenine gitmek için bindiği uçaktan indirildi ve “toplum düzenini bozma” suçundan 2 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 3 sene içerisinde bu “suçu” tekrar ederse, şimdilik ertelenen cezasını çekmek için hapse girecek olan Ardalan, “Mücadeleme devam edeceğim, utanılacak bir şey yapmıyorum” diyor. NTVMSNBC’ye İslam Devriminin kadın haklarını yok ettiğini söyleyen Ardalan, Türkiye’de sıkça gündeme gelen “Türkiye, İran olur mu?” sorusuna da: “Demokratik bir ülkede türbanın devlet dayatması değil kişisel özgürlük olmasını destekliyorum. Yine de gözünüz açık olsun.”  cevabını veriyor

Devamı…İranlı gazeteci Pervin Ardalan uyardı: “Herşey yavaş yavaş oluyor gözünüz açık olsun ”

Share

65 yıl sonra 33 köylü tekrar kurşuna dizildi “Kirvem hallarımı aynı böyle yaz/ Rivayet sanılır belki”

[mp3]http://siir.gen.tr/siir/a/ahmed_arif/Ahmed%20Arif%20-%20Otuz%20Uc%20Kursun.mp3[/mp3]A. ARİF’in 33 Kurşun Şiiri

33 köylünün yargısız infazı daha çok Ahmed Arif’in ’33 Kurşun’ şiiriyle kamuoyunun ve birçok araştırmacının ilgisini çekmiştir. Yıllarca gündeme gelemeyen olay özetle şöyledir: Özalp Kaymakamı Hilmi Tuncel’in kurduğu çete tarafından koyunları gasp edilen İranlı bir aşiret reisi, Türk tarafına geçerek 500 koyunu gasp eder. Aşiret reisine yardım ettikleri iddiasıyla 35 köylü yakalanır ancak suçsuz oldukları anlaşılır. Kaymakam Tuncel, olayı Ankara’ya “Ruslar sınıra yaklaştı” diye bildirir.
Bölgeye soruşturma için gelen Orgeneral Muğlalı, 24 Temmuz 1943 günü yetkililerle bir toplantı yapar ve 33 köylünün diğer köylülere ibret olması için  idam edilmesini ister

Devamı…65 yıl sonra 33 köylü tekrar kurşuna dizildi “Kirvem hallarımı aynı böyle yaz/ Rivayet sanılır belki”

Share

İdam edilişlerinin 36. yılında Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan belgeseli

“Bundan 40 yıl kadar önce, 1969’da, Abdullah Gül İstanbul Üniversitesi’nin Beyazıt’taki merkez binasında bulunan İktisat Fakültesi’nde okurken, hemen onun yanındaki Hukuk Fakültesi’nde de Deniz Gezmiş okuyordu. Gül, İslamcı Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) liderlerinden biriydi, Gezmiş de Devrimci Öğrenciler Birliği (DÖB) lideriydi. Rivayete göre devrimci öğrencilerin okula girmesini yasakladıkları militan İslamcılardan biri de Gül’müş… Çok
değil üç yıl sonra, 12 Mart muhtırasıyla gelen baskı döneminde, Mayıs 1972’de askeri mahkeme devrimci Deniz’i astı.
Askerlerden Süleyman Demirel’e kadar uzanan geniş bir kesim, devrimci öğrenci liderini darağacına gönderince günün birinde İslamcı öğrenci liderini de Çankaya Köşkü’ne gönderdi

Devamı…İdam edilişlerinin 36. yılında Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan belgeseli

Share

ÇASOD ödülleri verildi. T. Akan: “Şeriatçı meyil veren basına ve televizyonlara hayır diyelim”

Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği’nin ödülleri, törenle sahiplerini buldu. “En İyi Kadın Oyuncu Ödülü”nü Nurgül Yeşilçay alırken, “En İyi Erkek Oyuncu Ödülü” Yetkin Dikinciler’in oldu. Gecede konuşan Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği (ÇASOD) Başkanı Rutkay Aziz, bu yıl yönetmen Atıf Yılmaz’ın ölümünün ikinci yılı olduğunu belirterek, “Onu saygıyla anıyor ve önünde saygıyla eğiliyoruz” dedi. “Sinema Emek Ödülü”nü alan Kadir İnanır ve Tarık Akan’ konuşmalarıyla dikkatleri üzerine çekti. Kadir İnanır: “Sanatçısına saygı duymayan toplum hiçbir yere gidemez. Bütün arkadaşlarımıza yerli yersiz saldırılar oluyor. Çalışma şartlarınızın, yaşadığınız sistemin getirdiği güçlüklerle, insan onurunu kıran çok kötü fotoğraflara dönüştüğünü görüyoruz. Ben buradan çalışmaya gideceğim, belki 5’te bitecek işim. Tek başına tavır koymak, tepki koymak doğru değil. Demokrasi, örgütlü toplumlardan geçer. Biraz daha duyarlı olalım, birbirimizle uğraşmaktan vazgeçelim, geleceğimizi düşünelim.”

Devamı…ÇASOD ödülleri verildi. T. Akan: “Şeriatçı meyil veren basına ve televizyonlara hayır diyelim”

Share

İki halkı birbirine bağlayan bir köprünün belgeseli “Masal değil gerçek”

1969 yılı…
Hakkari’de, geçit vermez Zap nehri canlar almaya devam ederken, İstanbul Boğazı’na ilk köprüyü yapma çalışmaları başlamıştır. ’68 gençliği içinden bir grup üniversite öğrencisi, ülkenin doğusu ile batısına eşit yatırım yapılması yaklaşımıyla
İstanbul Boğaz Köprüsü’nün yapımına karşı çıkarlar. Bu karşı çıkışla; Boğaz Köprüsü yapımının ülkenin petrole bağımlılığını arttıracağını, başlamış olan iç göç sorununu arttıracağını, çevre arazilerde rant kavgalarının olacağını, Boğaziçi’nin doğal ve kültürel dokusunun bozulacağını, birinci köprünün ardından ikinci ve üçüncü köprülere gereksinim duyulacağını fakat bunların da ulaşım sorununu çözemeyeceğini, esas önem verilmesi gereken demiryollarının ve raylı sistemin ulaşım açısından daha verimli ve ucuz olduğunu savunurlar.
‘Boğaz’a değil Zap’a Köprü’.

Devamı…İki halkı birbirine bağlayan bir köprünün belgeseli “Masal değil gerçek”

Share

‘Bereketli Topraklar Üzerinde’ adlı yasaklı film 28 yıl sonra gösterime giriyor

Yıllardır kayıp olan kopyası İsviçre’de bir stüdyoda bulunup yenilendikten sonra 27. İstanbul Film Festivali’nde seyirciyle buluşan Erden Kıral’ın başyapıtı ‘Bereketli Topraklar Üzerinde’ nihayet 2 Mayıs’ta gösterime giriyor. Aslında filminin başına gelenler, kendi başına bir komedi filmi konusu olabilecek nitelikte. Önce yasaklanan, sonra negatifleri çalınan film, çekiminden 28 yıl sonra nihayet vizyona giriyor.
Erden Kıral’ın 1978-1979 yılları arasında çektiği, Orhan Kemal’in eserinden uyarlanan ‘Bereketli Topraklar Üzerinde’ Filmin başrollerini Tuncel Kurtiz, Erkan Yücel, Nur Sürer ve Yaman Okay p
aylaşıyor.

Devamı…‘Bereketli Topraklar Üzerinde’ adlı yasaklı film 28 yıl sonra gösterime giriyor

Share

John Steinbeck – Gazap Üzümleri

John_SteinbeckOklahama toprakları üzerinde yaşayan köylüler ektikleri ürünlerin yeşermesi, gelişmesi için bahar yağmurlarını beklemektedirler. Ama ne var ki Mayıs ayının sonu gelmesine rağmen beklenen yağmur yağmamıştır. Teksas ve Körfezden yükselen yağmur bulutları zaman zaman Oklahama’lı köylüleri umutlandırsa da o yıl beklenenin aksine kurak bir yıl olarak geçmektedir. Günler ilerledikçe insanların umutları azalmakta ve herkes huzursuzluk içinde felaketin boyutlarını anlamaya çalışmaktadır.

Devamı…John Steinbeck – Gazap Üzümleri

Share

Afşar Timuçin: “Evcilleşmiş felsefe, felsefe değildir”

Volkan Alıcı ve Ebru Aktel’in Afşar Timucin’le yaptığı söyleşinin bu bölümünde; Filozofların ve felsefenin kurulu düzenle ilişkisi, üniversitede felsefe yapmanın olanakları, toplumun felsefeyle ilişkisi, konuları üzerine konuşuluyor. Afşar Timuçin, felsefe neden insanların gözünü korkutur, felsefe dilinin ağdalı olması bir etken mi? gibi soruları cevaplıyor.

Felsefe dilinin ağdalı olması aslında felsefi yetersizliğin sonucudur. Çünkü felsefe diliyle kolay yoldan, basitçe anlatılamayacak hiçbir bilgi yoktur. Dolayısıyla bir filozof kendi görüşlerini basite indirgeyemiyorsa onun kafası karışık demektir. Ne yapmak gerekiyor peki? Yaşamı kavramak, yalınlaştırmak için felsefeyi yalın bir anlatıma götürmek gerekiyor. O yüzden felsefede kötü konuşanlar kötü bilinçlenmiş kişilerdir. Çünkü bilinç açık ve aydınlıksa dil de açık ve aydınlık olacaktır.

Devamı…Afşar Timuçin: “Evcilleşmiş felsefe, felsefe değildir”

Share

Dini bütün’lerden seri sapkınlıklar, ‘yaptıklarınız yapacaklarınızın teminatı’

Türkiye’de gericiliğin toplumsal yaşamdaki ağırlığı artarken, inanç ve sapkınlık arasındaki mesafe de daralıyor. Bir yandan erkeğe özel çokeşlilik “kadına saygı” diyerek savunulurken, öte yandan gerici kesimlerde aleni sapkınlıklar almış başını gidiyor. Topkapı Sarayı Kutsal Emanetler Bölümü hafızının sübyancılıktan tutuklanmasından bir gün sonra; Vakit yazarı ve Türkiye’nin ilk faşist suikastçısı Hüseyin Üzmez (77), 14 yaşındaki bir kıza tecavüz etmek suçundan Bursa’nın Mudanya ilçesinde tutuklandı. Zenginleşen ve yükselişe geçen islamcı sermayedarlar, milletvekilleri ve bürokratlar olmak üzere, geniş bir toplum kesiminin çokeşliliği bir yaşam tarzı haline getirdiği biliniyor. “İnançlara özgürlük” söylemiyle dinin toplumsal yaşamdaki ağırlığının artmasına çanak tutanlar ise, gericileşme ve çürümenin sorumluluğunu paylaşıyor.
“Müslümanlığıyla” övünen kesimlerden gelen sapkınlık haberleri, toplumda son dönemde ağırlığını arttıran gericilik ile sapkınlığın kol kola ilerlediğini ortaya koyarken; mağdur kızların ailelerinden gelen dini referanslı açıklamalar ise akıllara durgunluk veriyor.

Devamı…Dini bütün’lerden seri sapkınlıklar, ‘yaptıklarınız yapacaklarınızın teminatı’

Share

Şiir Sanatı Üzerine Düşünceler – Jules Supervielle

Şiirsel sırla kutsanmış olan uzman kimseler için yazmıyorum; şiirlerimden birini duyarlı bir insan anlamayınca bu içime her defasında dert olmuştur.
Edebiyatın kökeni bana göre gizli bir düştür hep. Bu düşü yönlendirmekten zevk alıyorum, meğerki belli günlerde esinlenip düşün kendiliğinden yönlendirileceği duygusuna sahip olayım.
Buna karşın düşün rastlantısal bir durumda kaybolması hiç de işime gelmez (demek istediğim, rastlantısalda “hayallere dalarak geçirmek” ). Onu sağlam bir düş yapmaya çalışıyorum, iç mekânlarla iç zamanın kesişmesine göre dışarıdan ayarlanan bir tür Galion şekli, -bu arada beyaz kâğıt, düş için dışarıyı yansıtır.

Devamı…Şiir Sanatı Üzerine Düşünceler – Jules Supervielle

Share

Balkan müziğine gönül gözüyle kısa bir yolculuk; Muammer Ketencoğlu

Aşağıdan örnek iki eserini dinlemeyebilmek için bilgisayarınıza indirmeniz gerekmektedir. 1- Mağusa Limanı (Geleneksel ) İNDİR 2-Davullarım çalar çaydan aşağyı (Geleneksel – Selanik) İNDİR (Bu iki eserin indirilmesi yasal, tanıtım amaçlı ve izinlidir)
Muammer Ketencoğlu: 1964 yılında, İzmir’in Tire ilçesinde doğan sanatçı, müzik eğitiminin temel eğitimini, akordeonu çalmaya başlayarak, ilk ve ortaokul yıllarında körler okulunda aldı. Diğer bazı eserleri
DİNLE

Devamı…Balkan müziğine gönül gözüyle kısa bir yolculuk; Muammer Ketencoğlu

Share