Nesimi: “Sırat-ı Mustakim üzere gözetirim Rahimi/ Zalimin talim ettiği yola minnet eyleme!”

Nesimi (2)Har içinde biten gonce güle minnet eylemem
Harabi, Farisiyi bilmem, dile minnet eylemem
Sırat-ı Mustakim üzere gözetirim Rahimi
Zalimin talim ettiği yola minnet eyleme
.
Bir acayip derde düştüm herkes gider karına
Bugün buldum bugün yerim, Hak kerimdir yarına
Zerrece tamahım yoktur şu dünya varına
Rızkımı veren Hüdadır kula minnet eylemem

Har içinde biten gonce güle minnet eylemem


Minnet  Eylemem

Har içinde biten gonce güle minnet eylemem
Harabi,Farisiyi bilmem, dile minnet eylemem
Sırat-ı Mustakim üzere gözetirim Rahimi
İblisin talim ettiği yola minnet eyleme
.
Bir acayip derde düştüm herkes gider karına
Bugün buldum bugün yerim, Hak kerimdir yarına
Zerrece tamahım yoktur şu dünya varına
Rızkımı veren Hüdadır kula minnet eylemem

Ey Nesimi Can Nesimi ol gani mihman iken
Yarın şefaatarım Ahmed-i Muhtar iken
Cümlelerin rızkını veren ol gani serdar iken
Yeryüzünün halifesi hünkara minnet eylemem

 İmadeddin Nesimi


Har içinde biten gonce güle minnet eylemem

https://youtube.com/watch?v=FhQEez-ZWfo
Söz: İmadeddin Nesimi | Beste: Feyzullah Çınar | Seslendiren: Ahmet Aslan
[Sanatçının diğer şarkılarına buradan ulaşabilirsiniz]

Nesimî (1369, Şamahı – 1417, Halep), daha çok Seyid Nesimî mahlası ile tanınan, 14. yüzyılda yaşamış Azeri ya da Türkmen Hurûfi divan şairi.
Azerbaycan Türkçesinde ve Farsça divanların yanı sıra Arapça şiirlerde yazmıştır.

Hurûfilik ve Nâimî
Kaynaklarda doğum yeri ve tarihi hakkında yeterli bilgi bulunmadığı gibi araştırmacıların çalışmalarında da farklı bilgiler vardır. Doğum tarihinin 1369-1370 yılları arasında olduğu tahmin edilmektedir. Azerbaycan’ın Şamahı şehrinde, İran kaynaklarına göre Şiraz ya da Şirvan’da, 16. yüzyıl Osmanlı yazarlarından Aşık Çelebi Diyarbakır’da, Latîfî ise Bağdat’ta (Nesîm nahiyesi) dünyaya geldiğini söylemektedir. Nesîmî ile aynı dönemde yaşayan İbn Hacer el-Askalânî onu Tebrizli gösterir. İbnü’l-İmâd da aynı bilgiyi tekrarlar Şeźe, Şamahı şehri kardeşinin mezarının burada olması nedeniyle daha fazla kabul görmektedir. Azerbaycan Türkçesinde ve Farsça divanlar yazmıştır. Şiirleri dönemin birçok şairini etkilemiştir. Şiirlerinde Hallâc-ı Mansûr’u andıran ifadeler kullanmasıyla idarecilerin tepkilerini üzerine çekmiştir.

Nesimi
Ressam Cengiz Mehbaliyev’in İmadeddin Nesimi adlı eseri Macaristan posta pulu

Nesimî’nin yaşadığı dönemde Fazlullah Nâimî’nin (1339-1401) kurucusu olduğu Hurûfilik hareketi geniş ölçüde yaygınlaşmıştı. Nesîmî, Ester-Âbâdî Fazlullah’ın yaymaya çalıştığı vede Nâimî’den öğrendiği Hurûfiliği kabul etmiş ve bu mezhebin önde gelen savunucuları arasında yer almıştır.

Fazlullah’ın öldürülmesi üzerine Azerbaycan’dan ayrılıp Türkçe şiirleriyle tanındığı Anadolu’ya gelen Nesimî’nin, I. Murad devrinde Bursa’ya ulaştığı ve burada iyi karşılanmadığı anlaşılmaktadır. Kendisinin de Hacı Bektaş-ı Veli’den[11] etkilendiği ileri sürülmektedir. Ayrıca Hacı Bayram-ı Veli ile görüşmek için Ankara’ya gitmiş, Hurûfilik’le ilgili fikirleri sebebiyle huzura kabul edilmemiştir. Ancak Ali Şîr Nevaî’nin Nesîmî hakkında övgü dolu sözler söylemesi onun Orta Asyada önemli bir kişilik olduğunu göstermektedir. Hatta bir kısım Anadolu Beylerini de etkilemiştir. Anadolu’da fikirlerini yayacak ortam bulamayan Nesimî o tarihte Hurûfiler’in Suriye’deki en önemli merkezi olan Halep’e gitti. Halkın yanı sıra Dulkadiroğlu Ali Bey’le kardeşi Nâsırüddin ve Karayülük Osman, Karakoyunlu Hükümdarı Cihan Şah gibi devlet adamları da fikirlerinden etkilendiler.

Nesimî şairlik gücünü fikirlerini yaymak için kullandı. “Tanrı’nın insan yüzünde tecelli etmesi” ve “vücudun bütün organlarını harflerle izah” gibi fikirleri Sünni çevrelerde tepkiyle karşılandı. Bir süre sonra Halep uleması, görüşlerinin İslam’a aykırı olduğunu ileri sürerek öldürülmesi için fetva verdi. Mısır Çerkes kölemen hükümdarı Muavyed Şeyh’in onayını alan saltanat naibi Emir Yeşbek tarafından boynu vurulup derisi yüzülmek suretiyle 1417 yılında öldürüldü. Cesedi Halep’de 7 gün teşhir edilmiş, sonrasında vücudu parçalanarak birer parçası inançlarını bozduğu düşünülen Dulkadiroğlu Ali Bey’le kardeşi Nâsırüddin ve Kara Yülük Osman’a gönderilmiştir.
Çeşitli nazireler yazmış, şiirleri Anadolu, Azerbaycan ve İran’da yayılmıştır.

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Siyasi ve sıradan bir açmaz | Kemalizm ve Türk Aydını – Kutsiye Bozoklar

Aydın, Osmanlıca münevver sözcüğünün Türkçe karşılığıdır. Entelektüel sözcüğü Türkçe'ye aydın olarak çevriliyor. Çoğu kez olduğu gibi kullanılıyor. Fransızca kökenli "entelekften...

Kapat