Nazım Hikmet’in Bir Hapishane Mektubu: Kendimi tutmasam ağlayacaktım

Dışardan insan sesleri geliyor, onları dinliyorum, iki gündür sancılarım azıttı yine, fakat umurumda değil, dehşetli mahzunum, dolu-dizgin aşık olduğum zamanlardaki gibi, daha doğrusu aşıklığım, grafiğinde en yüksek noktaya ulaştığı anlardaki gibi, dünyayı, insanları en çok sevdiğim zamanlardaki gibi kederliyim.

Nazım Hikmet’in Adalet Cimcoz’a Yazdığı  Mektup

Adalet,
İşte, tarihini marihini koyarak, adab ve erkanı ile mektubuma başlıyorum. Bugün -bugün değil kaç gündür- içimde tuhaf bir mahzunluk var. Bu mahzunluklardan sana bahsetmişimdir ve galiba bütün bir mektuplaşmamız hengâmesinde -yani en aşağı yedi yıldır- iki üç defa bu hale düştüm ve sana yazdım. Hapisten, hapislik şartlarından, bunun insan ruhunda, maddesinde doğurduğu tepkilerden gelme bir mahzunluk değil, bu iş başıma dışarıdayken de gelirdi. Dünyadan bıkmakla, kendi kendinden memnun olmamakla, şifasız bir sevdaya düşmekle filan da ilgisiz. Bilakis bu çeşit mahzunluklara, dünyayı en delice sevdiğim, kendimden en memnun olduğum, aşkı en doludizgin duyduğum zamanlar düşüyorum. Tatlı bir mahzunluk. İhtiyarlamanın, hapisten seyredildiği zaman bile akıl almaz gü­zellikte dünyadan ayrılacağımı düşünmenin, lafı amma da uzattım, görüyorsun ya, mahzunluğumun bir tarafı da bu: Beni dehşetli romantikleştirir, lirikleştirir, kulağımı göstermek için elimi ensemden dolaştırır- yani ölümü düşünmenin filan da mahzunluğu değil.

Mektubun, mahzunluğumu bir kat daha arttırdı. Onu iki üç defa okudum. Sonra sırtüstü yatağıma uzandım. Saat on üçtü, -saat birdi desem gecenin de biri anlaşılacak- penceremde karanfil ve ıtır saksıları var, sonra aydınlık, süt mavi gökyüzü. Onlara bakıyorum -yani bakıyordum- Memo kafesinde cıvıl cıvıl. Ona bakıyorum, dışardan insan sesleri geliyor, onları dinliyorum, iki gündür sancılarım azıttı yine, fakat umurumda değil, dehşetli mahzunum, dolu-dizgin aşık olduğum zamanlardaki gibi, daha doğrusu aşıklığım, grafiğinde en yüksek noktaya ulaştığı anlardaki gibi, dünyayı, insanları en çok sevdiğim zamanlardaki gibi kederliyim. Kalktım, mektubunu bir daha okudum, kendimi tutmasam ağlayacağım- yani ağlayacaktım.

(12 Temmuz 1948)
Kaynak: Şükran Kurdakul’un Nazım’ın Bilinmeyen Mektupları kitabı

Adalet Cimcoz
Başta Bertolt Brecht ve Franz Kafka olmak üzere ünlü yazarların eserlerini Türkçe’ye kazandırdı. Öyle ki 1962’de Franz Kafka’dan yaptığı Milena’ya Mektuplar çevirisi ile TDK Çeviri Ödülü’nü kazandı. Kulaklarımızda çınlayan eski Türk filmlerinin buğulu kadın sesinin sahibi Adalet Cimcoz. Maya Sanat Galerisi’nin kurucusu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here