NAZIM HİKMET: ÇOCUKLUKLARINI KAYBEDENLER, BİR DAHA ÇİÇEK AÇMA GÜCÜ OLMAYAN AĞAÇLAR GİBİDİRLER

ÇOCUKLUK

Çok sevdiğim, çok eski bir çocukluk arkadaşıma, uzun yıllar sonra rastladım. Saçlarına kır düşmüş, ağzının iki yanında iki çizgi var, otuzunu geçtiği ilk bakışta belli; yalnız gözleri, içleri ışıl ışıl kara gözleri değişmemiş. Onlar, onları ilk gördüğüm günlerde oldukları gibi, on iki yaşında…

Konuştuk. Bir frengi dispanserinde baş doktormuş. Anlattı. Ben, bu otuzunu geçkin yüzde ışıldayan on iki yaşındaki gözlere şaşkınlıkla bakıyordum. Dayanamadım : – Ne iyi, dedim, çocukluğunun büyük bir parçasını, belki en güzel, en iyi parçasını kaybetmemişsin. Gözlerin çocuk kalmış. Bir çocuk gibi güldü:

– Onu kaybettiğim gün yok olurum, dedi.

Çocukluk, gövdemizi, beynimizin birçok yanlarını, yılların akışıyla ağır ağır bırakır. Tıpkı toprak bir kaptan suyun sızması gibi, çocukluk bizden sızar. Son barındığı yer gözlerimizdir. Gözlerim çocuk kalmışsa, bu ilk bakışta görülebiliyorsa ne mutlu bana. En korktuğum, en çekindiğim adamlar, gözlerinde bile bir damla çocukluk ışığı kalmamış olanlardır.

Çocukluk arkadaşım doğru söylüyordu. Çocukluklarını bütün bütün kaybedenler, bir daha çiçek açmak gücü bütün bütün yok olan kurumuş ağaçlar gibidirler. Tahtalarından maroken koltuklara iskelet de yapılabilir, sobaya odun da olabilirler. Ancak bir damlacık çiçek veremezler bir daha!..

Nazım Hikmet’in Orhan Selim adıyla Akşam’a yazdığı yazılardan

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz