“Ölümün acımasızlığı her zamankinden beter!” Metin – Kemal Kahraman “Deniz Koydum Adını” Albümü

deniz-koydum-adini

Bepuk Kuşunun Öyküsü, Ape Musa Ağıdı ve Adını Denize Veren Ezgiler…
“Etekleri meşe ağaçları, dorukları ardıçlarla bezenmiş yüksek dağların ardında, güneşin bile bir başka güzellikte doğup battığı, ateşin, suyun ve musahipliğin kutsal sayıldığı, ayın bile her gece güzelliğini kıskandığı bir diyarın, Mamekiye’nin öyküsüdür anlatılan. Kış gelip de bembeyaz bir kar örtüsü her yanı kapladığında yamaçlardaki küçük kom evlerinde, yaşlı nineler, ocakbaşlarında bağdaş kurmuş küçük çocuklara birbirinden güzel masallar anlatırlardı. İşte bunlardan biri de Bepuk’un (Guguk Kuşu) öyküsüdür…”


Sonraki şarkıya geçmek için >| şarkı seçmek için [>] işaretine basınız.

Deniz Koydum Adını

Nerde kendini bilmez çocuklar
Bir sabah öylece çekip gittiler
Çınladı alkışlar kör sokaklarda
Yankısı kime kaldı
Deniz koydum adını
Kederi bende kaldı
Uzak köyler kurdum birbirine
Kederi bende kaldı
Acının surlarında ateşler yaktık
Vuruldu şehirler soluksuz kaldık
Kendine çekildi bütün zamanlar
Gölgeler orda kaldı
Çılgın zamanlarda yaşamak bize düştü
Ölümün acımasızlığı her zamankinden beter
Gidenler
Gelenler
Düşenler
Ah zamanın sonsuzluğunu anlamayanlar.
Düştük yola
Güzel şeyler bulmak umuduyla
Işıklarıyla büyük şehirler, yol oldu bize
İz sürdük yalnızlığa.
 
Söz: Kemal Kahraman ve Gürkan Sarıgül
Müzik: Metin Kahraman
Albüm: Deniz Koydum Adını

Derler ki uzun yıllar önce buralarda iki kardeş yaşarmış. Keko ve kızkardeşi… İki kardeş, baharla birlikte Mamekiye dağlarına kenger toplamaya çıkmışlar. Gün boyunca kenger toplamaktan yorgun düşünce, bir akarsuyun kenarına oturup bölüşmüşler bir kengeri. Sonra da, doğanın cömertliğini yüklenip sırtlarına evlerinin yolunu tutmuşlar. Torba delik; yol boyunca birer birer dökülmüş kengerler. Torbayı boşalttıklarında bir kaç kenger düşmüş yere. Öfkesine yenilmiş Keko. Ateşin ve suyun üzerine yemin etse de kardeşi, “sen yedin” demiş kengerleri. Çaresiz kalmış kızkardeş. “Kes karnımı, Keko” demiş, “Kes de bak içine.” Kararmış gözleri Keko’nun, saplamış bıçağı ve düşmüş kızkardeş yere.
Fakat kızkardeşinin karnında sadece paylaştıkları yarım kengeri görünce Keko, acının ağırlığı ile bir yılan gibi çöreklenmiş yüreğine. “Tanrım” demiş”. “Beni öyle bir kuş yap ki, diyar diyar dolaşıp, anlatayım acımı.” Dayanamamış Tanrı bu yakarışa ve Guguk Kuşu yapmış Keko’yu. İşte o gün bu gündür, bahar ayı gelip de taze kengerler yetiştiğinde, Bepuk anlatır durur acı dolu sesiyle, kardeşini nasıl öldürdüğünü.

“Bepo -Keko (“Bepo- Keko)
Kam kişt,  (Kim öldürdü,)
Mı kişt  (Ben öldürdüm)
Kam şüt,  (Kim yıkadı,)
Mı şüt  (Ben yıkadım)
Kam kınıt, (Kim gömdü,)
Mı kınıt.” ( Ben gömdüm.)*


*Tanıtım Bülteninden.

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz