Medyanın gücü yok, gücün medyası var – İsmet Özel

Medyanın yaygınlık alanının şaşırtıcı boyutlara ulaştığını kabul etmemek mümkün değil. Hatta bunun şakasını da yapıyorlar: —Bir sinekle bir devlet başkanı arasında ne benzerlik vardır? —Her ikisi de gazeteyle öldürülebilir. Ama bu sadece bir şaka ve şakayı gerçekle karıştıranları çok acı tecrübelerin beklediğini söyleyebiliriz.

Alman uçakları İkinci Dünya Savaşı’nın bir aşamasında İngiltere’yi bombalamaya başlayınca Churchill 4 Haziran 1940’da bir radyo konuşması yaptı ve konuşmasında şu sözlere yer verdi: “Sonuna kadar gideceğiz, Fransa’da dövüşeceğiz, denizlerde ve okyanuslarda dövüşeceğiz, gitgide artan bir güvenle ve büyüyen güçle göklerde dövüşeceğiz, neye mal olursa olsun adamızı savunacağız, kumsallarda dövüşeceğiz, limanlarda dövüşeceğiz, tarlalarda dövüşeceğiz ve sokaklarda dövüşeceğiz, tepelerde dövüşeceğiz, asla teslim olmayacağız”. Britanya’nın kararlılığını yansıtan bu sözler o günlerin en yeni kitle iletişim aracı olan radyodan halka ulaştığında kuşkusuz büyük bir etki uyandırdı. Ne var ki doğan etki ne radyonun, ne de Churchill belagatinin eseriydi. Bildiri ve onu nakleden araç Britanya’nın direniş iradesiyle örtüşmüştü, hepsi bu. Aynı sonuç atlı tellalların adanın dört bir yanına ferman okumak üzere dağılmalarıyla da elde edilebilirdi. Britanyalılar Vikinglere, Romalılara, İspanyollara hep aynı tepkiyi göstermişlerdi. İngiliz evlerinde radyo bulunması değildi direniş gücünü oluşturan, başbakanın çok güzel konuşması değildi. Tam tersine ada halkının karşı koyma bilinci onun konuşmasını belirledi bile denebilir.

Günümüzde medyanın gücünden sıkça söz ediliyor. Çoğu kimse böyle bir yanılsamaya kapılmış gibi. Dünya elli yıl öncesine göre kitle iletişim araçlarının hem nicelikleri, hem de nitelikleri bakımından büyük değişim geçirdi. Haberleşme teknolojisinin neler gerçekleştirdiğini saymakla bitiremiyoruz. Medyanın yaygınlık alanının şaşırtıcı boyutlara ulaştığını kabul etmemek mümkün değil. Hatta bunun şakasını da yapıyorlar: —Bir sinekle bir devlet başkanı arasında ne benzerlik vardır? —Her ikisi de gazeteyle öldürülebilir. Ama bu sadece bir şaka ve şakayı gerçekle karıştıranları çok acı tecrübelerin beklediğini söyleyebiliriz.
Kitle iletişim araçlarının (mass media’nın) kendi başına bir güç olduğu vaki değil. Gerçi medyanın yönlendirmesinden etkilenen çok sayıda insan var, ama yönlendirmeyi medya kendi iktidarının bir tezahürü olarak yürürlüğe koymuyor. Medyanın yönünü bizatihi iktidar belirliyor. Dolayısıyla, medya tarafından sevk ve idare ediliyor gibi olan insanlar medya olmadan da iktidarın başka araçlarıyla zaten sevk ve idare edilmekte bulunan insanlardır. Medya denetim kurmuyor, sadece denetimi pekiştiriyor. Medyanın kendine mahsus hedefleri yok, bu yüzden bağımsızlığından söz etmek yanlış. Hatta dünya çapında medyanın özerk bir karaktere bile sahip olduğu söylenemez. Kısmî dahi olsa özerkliği elinde tutan medyatik güç Körfez Savaşı sırasında dünyanın tek televizyon kanalına mahkûm olmasını önleyebilirdi.

Günümüz iktidarı medyasız etkinlik gösteremiyor. Bu onun geçmiş dönem iktidarlarından en bariz farkı. Öyleyse iktidarın muhtaç olduğu bir araç olarak medyanın gücünden sözetmeli değil miyiz? Hayır, çünkü medya ile iktidar arasındaki ilişki bir geminin mürettebatı ile kaptanı arasındaki ilişki gibi değil. İktidar medyayı kendi gücünün zorunlu uzantısı olarak meydana getirmiştir. “İktidar bozar, mutlak iktidar mutlaka bozar” sözü, medyayı etkin kılarak gücünü tanıtmayı gözeten iktidar için bilhassa geçerlidir. Eğer toplumda medyanın sebep olduğu bir tahribattan sözedilecekse, bu tahribatın iktidarın arzuladığı bir sonuç olduğunun bilinmesi gerek. Çünkü iktidar baskısını ancak kitleyi kitlevî nitelikte tutmak suretiyle yürürlüğe sokabilir.
Bu yüzden medya dolayısıyla doğan aksaklıkların giderilmesini medyadan beklemek tıpkı teknolojinin yıktığını teknolojinin onarmasını beklemek gibidir. Efendisine kızıp uşağı dövmeye kalkışanlar, bunu başaramadıkları zaman o efendi tarafından dövdürülmüş duruma düşerler. Başardıkları zaman ise kendi efendilik konumlarını kaybetmiş olurlar. Efendiliğimizi korumamız için efendi ile dövüşebilecek şartları kollamamız gerek.

İsmet Özel
Neyi Kaybettiğini Hatırla

Yorum yapın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki yazıyı okuyun:
Ayşe Tütüncü Piyano Perküsyon Grubu ve “Çeşitlemeler” Adlı Albümü

Kapat