Lev Tolstoy gençliğini anlatıyor: “Çok çirkin olduğumdan emindim”

Tolstoy GençlikGençliğimin Başlangıcı Olduğunu Düşündüğüm Şey

Dmitriy ile olan arkadaşlığımın bana, hayata ve kişinin amaçlarına dair yeni bir bakış açısı kazandırdığından söz etmiştim.
Bu bakış açısının özü şuydu: İnsanların hayattaki amaçları erdemli bir kişi olmaktı, bu mümkündü ve bunu yapmak kolaydı. Şimdilik yalnızca bu inançtan doğan yeni düşünceleri keşfetmenin, erdemli bir gelecek için planlar yapmanın tadını çıkarıyordum. Ama günlük hayatım eskisi gibi önemsiz şeylerle uğraşmakla geçiyordu.
Sevgili arkadaşım Dmitriy (bazen kendi kendime “harika “Mitey’im” diye fısıldardım) ile üzerinde konuştuğumuz düşünceler o ana kadar yalnızca aklıma hitap etmiş, duygularıma dokunmamıştı.

Fakat gün geldi, bu fikirler var gücüyle kafamda parladı, ne çok boşa zaman harcadığımı anlayınca müthiş bir korkuya kapıldım; hemen oracıkta, düşüncelerimi hayata geçirmek istedim ve onlara daima bağlı kalmaya karar verdim.

İşte gençliğimin başlangıcı olarak bu noktayı olarak kabul ediyorum.

O zaman on altı yaşlarındaydım. Hala, evimize gelen öğretmenlerden ders alıyordum. St.-Jeröme çalışmalarımı yönetiyordu. Üniversiteye hazırlanıyordum, ama istemeye istemeye, mecburiyetten. Ders dışındaki zamanımın çoğunu yalnız, tutarsız hayallere ve derin düşüncelere dalarak geçiriyordum. Ayrıca dünyanın en güçlü adamı olmak niyetindeydim ve sürekli jimnastik egzersizleri yapıyordum. Evin tüm odalarında ve özellikle hizmetçi odasının dışındaki koridorda, amaçsızca geziniyordum. Sık sık aynada kendime bakıyordum, ama başımı genelde bir tiksinti hissiyle öbür tarafa çeviriyordum. Çok çirkin olduğumdan emindim ve kendimi yüzümün anlamlı ve asil olduğu tesellisiyle bile avutamıyordum. Yüzümün hiç de anlamlı bir tarafı yoktu; alelade, çirkin, kaba hatlara sahiptim; küçük gri gözlerim özellikle de aynada kendime baktığım zaman aptal görünüyordu. Erkeksi göründüğüm de söylenemezdi. Yaşıma göre uzun boylu ve iri yapılı olmama rağmen yüz hatlarım yumuşak, uyuşuk ve biçimsizdi; asil bir tarafları da yoktu. Tam tersine yüzüm bir köylününkine benziyordu, aynı büyük ellerim ve ayaklarım gibi. O zamanlar bundan büyük bir utanç duyuyordum.

Gençliğim
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Antik Yayınları, Çağdaş Dünya Edebiyatı,


Tolstoy’un kendi yaşam öyküsünü anlattığı Çocukluğum ve Gençliğim isimli eserlerin ikincisi. Eser, Tolstoy’un yaşadığı devrin toplumsal yapısını, üniversiteye girişiyle beraber hayatında meydana gelen değişiklikleri, genişleyen arkadaş çevresini, soyluların yaşamını ve geride kalan pişmanlıkları ele alır. Çocukluğum ve Gençliğim, Tolstoy’u birçok kişi için vazgeçilmez kılan eserlerdir.

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
“Ondan evvel boşlukta bir tozduk” Sait Faik Abasıyanık’tan “Öyle Bir Hikaye”

Pekâlâ ne yapalım? Ama sen Zeyrek yokuşunda kuyruksuz, tüysüz, uyuz, soğuktan titreyen bir sokak köpeği, ben Panco'nun arkadaşı, başka hiçbir...

Kapat