LENİN, HEGEL’İ NASIL OKUDU: “UYUŞMAZLIKLARI GİDEREBİLİRİZ AMA ÇELİŞKİLER KALICIDIR”* – LOUIS ALTHUSSER

2

Louis Althusser 20. yüzyılın ikinci yarısında Marksist düşüncede önemli etkisi olmuş filozoflardan biri. Althusser’in Marx ve Lenin’i yeniden okuma girişimi ve bu sayede Marksizm içinde yaşanan krizi aşma çabası uzun yıllar etkisini sürdürdü, gerek yapısalcılığın gerekse post-yapısalcılığın besleyici kanalını oluşturdu. Lenin ve Felsefe, Althusser’in Lenin’i yeniden okuma girişiminin bir sonucu ya da “felsefeyle birlikte Lenin”. Sadece eylem adamı, stratejist Lenin portresi yerine, Lenin’in Marx ve Hegel okumalarının Marksist teori ve pratik için önemine işaret eden, bu önemin altını çizen bir metin. Althusser burada Marksist bir filozof olarak felsefeyi tanımlarken, felsefe ile bilim, felsefe ile ideoloji, felsefe ile politika ilişkilerini de ele alıyor. Kitapta ayrıca Althusser ile yapılmış “Bir Devrim Silahı Olarak Felsefe” başlıklı konuşmayla, Althusser’in “Hegel Karşısında Lenin” başlıklı bir yazısı da yer alıyor. (Kitap açıklaması) 

Tarihi yapanlar teorisyen­ler, bilginler ya da filozoflar değil, “insanlar” da değil, “kitlelerdir”, yani aynı ve tek bir sınıf mücadelesi içinde bir araya gelmiş sınıflardır.

Lenin Hegel’i Nasıl Okudu?

Hegel’i, sık sık tekrarladığımız deyimle, bir “maddeci” olarak okudu. Bu deyimin anlamı nedir?

Anlamı, ilkin, Lenin’in Hegel’i “ters çevirerek” okuduğudur. Bu “ters çevirme” ne demek? İdealizmin maddeciliğe “ters çevrilmesi” sadece. Ama dikkat! Pratikte bu, Lenin’in idea yerine madde ve madde yerine idea koyduğu anlamına gelmez, çünkü böylesi sadece yeni bir maddeci metafizik yaratabilir (yani, klasik felsefenin maddeci bir çeşidi, en iyi ihtimalle mekanik bir maddecilik); Lenin, bundan çok farklı bir şey olan proletarya sınıf açısını (diyalektik maddeci açıyı) benimsemişti.

Başka bir söyleyişle, Lenin, Hegel’in mutlak-idealist sistemini maddeci bir sistem olarak ayakları üstüne koymak üzere okumadı Hegel’i. Hegel’i okumak için yeni bir felsefi pratik benimsedi; proleter sınıf açısından, yani diyalektik maddeci açıdan gelen bir pratikti bu. Hegel’de Lenin’i ilgilendiren şey, en başta, Hegel’in bu diyalektik maddeci okunmasının sonuçlarıdır; yani, Hegel’den, öncelikle “bilgi teorisi” ve diyalektik denen şeyi öncelikle ele alan bölümlerin okunmasından çıkan sonuçlar.

Lenin Hegel’i “ters çevirme” yöntemine göre okumadıysa, nasıl okudu? Daha 1894’te, Halkın Dostlan Kimlerdir’de Kapital’in Birinci Cildinin I. Bölümü’nü okumayla ilgili betimlediği yöntemle okudu; “Giysilerinden soyma” yöntemiyle. Marx’ın Kapital’deki, Hegelci terminoloji ve Hegelci açıklama sırasına uygun bölümlerini okumakta geçerli olan, Hegel’in kendisi için yüz kere daha geçerli olmalıdır. Giysilerinden soyma bu nedenle radikaldir. Defterler’de önemli bir bölüm bunu birkaç kelimeyle belirtir:

“Hareket ve öz-hareket” keyfî, [bağımsız], kendiliğinden içsel olarak zorunlu hareket), “değişim”, “hareket ve hayatiyet”, “bütün öz-hareketin ilkesi”, “hareket” ve “etkinlik” “itkisi” – “ölü varlık”ın karşıtı – kim inanırdı bunun “He-gelciliğin” özü olduğuna, soyut ve abstrusen (düşünceli, saçma) Hegelciliğin? Bu özü bulmak, anlamak, hinüberretten, giysilerinden soymak, rafine etmek gerekiyordu, Marx’a Engels de işte bunu yaptılar (a.g.e., cilt 38, s. 141).

Bu “giysilerinden soyma”, “rafine etme” ya da “içinden çıkarıp alma” (bu, bir başka yerde kullanılan bir deyim) sözlerinden ne anlaşılır? Hegel’de, derisinin ya da daha doğrusu kat kat derilerinin, sözün kısası oldukça kalın bir kabuğun (bir meyveyi, bir soğanı, hattâ bir enginarı düşünün) altından çıkarılacak “akılcı” bir öz bulunmasından başka ne anlaşılabilir? Dolayısıyla üşenmeden çalışarak giysilerini soymamız gerekiyor. Bazen, Mutlak İdea bölümünde olduğu gibi maddeci çekirdek neredeyse yüzeye kadar geliyor, kabuğunu hafifçe soymak yeterli. Bazen kabuk kalın, çekirdeğe de dolanmış durumda, onun için çekirdeği koparıp almak gerek. İki durumda da az çok dönüştürücü bir çalışma zorunlu. Bazen de yalnız kabuk var: Elde tutacak bir şey yok, hepsini atmalı, akılcı öz kalmamış. Büyük Mantık kitabının “varlık”la ilgili bölümünde ve Lenin’in “mistisizm” dediği (örneğin, mantığın doğaya yabancılaştığı) bütün bölümlerde böyle. Buralarda Lenin öfkeyle çiziştiriyor: “Aptallık! Budalalık! İnanılır şey değil!” ve bunları kesinlikle yadsıyor: “Mutlak konusu zırva. Genel olarak Hegel’i maddeci bir tavırla okumaya çalışıyorum. Hegel, başı üstünde duran maddeciliktir (Engels’e göre) – yani, çoğu zaman Tanrı’yı, Mutlak’ı, Katıksız İdea’yı filan boş veriyorum” (s. 104).

Böylece oldukça özel bir yöntem çıkıyor ortaya. Ters çevirme, felsefede proletaryanın taraf tutma tavrının olumlanması oluyor: İdealizmin maddeciliğe ters çevrilmesi. Gerçek işlem, gerçek maddeci tavırla okuma çalışması, oldukça değişik bir işlem gerektirir.

Louis Althusser
Lenin ve Felsefe
Çevi̇renler: Bülent Aksoy – Erol Tulpar – Murat Belge, İletişim Yayınları


*Lenin

1. Bir işe yaramayan, içinden hiçbir şey çıkarılamayan, çekirdeksiz kabuk durumunda yığınla önerme ve tezi yadsımak.
2. Bazı işe yarar meyve ve sebzelerin elde tutulması, bunların dikkatle soyulması ve çekirdeklerinin kalın kabuklarından çıkarılması, gerçek bir dönüştürme işlemi. “İnsan ilkin maddeci diyalektiği buradan çıkarıp almalı (Hegelci zırvalıktan). Ama onda dokuzu saman, çöp” (s. 154). Ama ne kadar boşuna! Bunun mucizevi “ters çevirme” ile bir ilgisi olamaz.( Althusser, Marksizm’in Hegel’i yalnız tersine çevirmekle yetinemeyeceği yolundaki görüşünü tekrarlıyor. Lenin, Hegel’i yalnız ters çevirmemiş, dönüştürerek okumuştur, diyor.)

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz