Klasik müzik sanatçılarından seçilmiş 364 eserlik klasik müzik arşivi

Özellikle müzikte olmak üzere, birçok alanda sık sık kullanılan “klasik” kelimesi, ülkelere ve çağlara göre çok değişik gerçeklikleri kapsar. “Klasik”müzik “popüler” veya hafif diye adlandırılan müziklerin karşıtı gibi ele alınabilir ve o zaman Pérotin den (ykl.1200) Pierre Boulez in izleyicilerine (XX.yy sonu) kadar bütün yüksek (veya ciddi) Avrupa müziğini içine alır.

Bu bağlamda ( Avrupa dışı müziklerin tersine) “klasik” müzik ile “çağdaş”müzik ayrımı yapılabilir ve çağdaş müzik, mesela Debussy’den veya Boulez-Stockhausen kuşağından (1945) başlatılabilir.Aynı şekilde klasik müzik, romantik müzikten,barok müzikten,Rönesans müziğinden ve ortaçağ müziğindende ayrılmaktadır.Ne var ki bu anlamda Lully ve Rameau’nun Versailles klasikçiliği ile Haydn, Mozart ve Beethoven’in Viyana klasikçiliği, ne zaman, ne teknik, nede estetik olarak biribirine karıştırılamaz; hatta bunların birinden ötekine geçişi, çok önemli bir kültür olayı olan “Soytarılar savaşı” (1752 de, Fransız müziği ile İtalyan müziği taraftarları arasında Pariste çıkan sanat kavgası) simgeler.Edebiyatta olduğu gibi müziktede “klasik”teriminin kullanılışı çok eski değildir (ilkin 1800 ler civarı) ve “romantik” teriminden daha sonra kullanıldığı kesindir.Son olarak şunuda belirtelim ki, Goethe’den itibaren, yani XIX.yy’ın başından beri müzikteki klasik-romantik karşıtlığı, zihinleri, özellikle de yazarların zihnini epeyce meşgul etmiştir.


Dinlemek için yukarıdan başlatınız.
Online Classical music
DİĞER ESERLERİ DİNLEMEK İÇİN BURAYI TIKLAYINIZ

Classical music: Albeniz, Albinoni, Bach, Bartok, Beethoven, Bizet, Brahms, Britten, Chopin, Corelli, Debussy, Dvorak, Gershwin, Grieg, Haendel,Haydn, Ivanovichi, Korsakov, Liszt, Mendelssohn, Monti, Mozart, Offenbach,  Orff, Pachelbel, Paganini, Purcell, Rachmaninoff, Ravel, Rodrigo, Rodriguez, Shostakovich, Schubert,  J. Strauss, Strauss Jr., Tschaikovsky, Vivaldi,  Wagner, Webber ve birçok klasik müzik sanatçısından seçilmiş 258 eser.

Müzikte son baroğun en büyük temsilcisi olan Bach 1750 de Leipzig de öldüğünde genç Haydn Viyana da ilk eserlerini yazıyordu. Bu olaylar bir yüzyılı iki eşit döneme ayırır. Birinci yarıya Bach hakimdir. İkinci yarıdaysa Haydn yepyeni bir sanat ve toplum bağlamında, Mozart ile birlikte, Viyanayı en azından yaratıcılık açısından, Avrupanın müzik merkezi haline getirir. Bu iki besteci xvııı. yy ın ikinci yarısıyla özdeşleşir. Sonraki kuşaklar geriye dönüp baktıklarında böyle düşüneceklerdir. Özellikle Bach, ortaçağdan ve Rönesans’tan devralınan birikimi en uç noktasına ve zirveye ulaştırmıştır. Oysa onun çağdaşı olan bestecilerin büyük bir kısmı, besteleme tekniklerinin sadeleştirilmesi , armoni ve çokseslilik (kontrpuan) yerine melodiye öncelik verilmesi gibi eğilimler göstermektedir. Bach’ın ölümünden hemen önceki ve hemen sonraki dönemlerde Bach’a oranla kesin bir yüzeysellik görülür. Yeni melodi anlayışı ileride daha da güçlenecektir, ama kompozisyon yoğunluğu bakımından bu yeni anlayışın yol açtığı kayıplar, yeni bir çokseslilik, yeni bir yoğunluk ve yeni bir müzik düşüncesi getiren Haydn ve Mozart dehaları sayesinde ancak 1780’e doğru telafi edilecektir. Haydn ve Mozart yetişme döneminde eserlerinin tek bir notasını bile bilmedikleri Bach’ın üslubundan çok uzaktır. İkisinin de üslubunun ilk belirtileri, Bach’ın ölümünden epeyce önce ortaya çıkmıştır ve Bach’ınkinden çok daha fazla Telemann, Scarlatti gibi çağdaşlarının ve 1710 dolaylarında doğmuş olan ve bazılarınca ön-klasik diye nitelenen bestecilerin üslubundan izler taşır. Ön-Klasik denilen besteciler Kuzey Almanya’da Carl Phillip Emanuel Bach (Johann Sebastian’ın dört müzisyen oğlunun ikincisi), Mannheim’da Johann Stamitz, Viyana’da Mathias Georg Monn ve Georg Christoph Wagenseil ve Milano’da Giovanni Battista Sammartini’dir. İtalyan opera bestecilerinin ve Johann Adolf Hasse gibi, Italyan olmayan ama İtalyan tarzı operalar yazan bestecilerin de apayrı bir yeri vardır.

En azından XX.yüzyılın ortalarına kadar, Haydn (1732-1809) ve Mozart’ın (1756-1791) son eserleri ve Beethoven’in hemen hemen bütün eserleri, bestecilerin ve dinleyicilerin düzeylerini belirleme konusunda mihenktaşı sayılacaktır. Özellikle bu anlamda bu üç besteci “klasik” tir. Onlar tarihte keşfedilmeye ihtiyaçları olmayan ilk bestecilerdir. Bu onlardan önceki bütün bestecilerin büsbütün unutulduktan sonra XX.yüzyılda yeniden hatırlandığı ve Haydn ve Mozart’ın eserlerinin (hiçbir zaman Bach gibi bir köşede keşfedilmei beklememişlerdir), 19. yüzyılda da günümüzdeki kadar tanındığı, anlaşıldığı ve çalındığı anlamına gelmez. Ama Haydn ve Mozart, kendi dönemlerinden günümüze kadar repertuvarda ve dinleyicinin zihninde çok sağlam bir yer edinmişlerdir. Aslında, onlar en büyük eserlerini, o dönemde ortaya çıkan ve istensin veya istenmesin, bugün de müzik hayatımızın temelini oluşturan konserler için yazmışlardır. Aynı şekilde senfonik orkestrayı yarattılar ve (özellikle Haydn) yaylılar dörtlüsünden senfoniye kadar yeni türlerin parlak örneklerini verdiler. Bu bestecilerin piyano sonatlarını ve (özellikle Mozart tarafından) temelden değiştirilen konçerto türündeki eserlerini ve operalarını da anmak gerekir. Senfonik müziği (veya orkestra müziğini) oda müziğinden ayırdılar ve Germen, hatta Viyana müziğinin, birbuçuk yüzyılı aşkın bir süre boyunca bütün Avrupa’ya hakim olmasını sağladılar. Nihayet, bu müzisyenler sanatçının özgürlüğü ilkesini iktidarlara ve topluma kabul ettirdiler.

Klasik üslup 1780-1815 arasında en parlak dönemini yaşadı. Bu dönemde Avrupa’da Fransız devrimini hazırlayan olaylar, sonra devrim, hemen ardından patlak veren olaylar yaşandı. Kökenlerine eğinildiğinde görülür ki Viyana, 1750’ye doğru diğerleri gibi bir merkezdir. Ama en küçük bir kuramsal spekülasyona girişmeksizin denebilir ki, Viyana üslubu-Başlangıçta,mesela Mannheim üslubundan daha az şaaşalı daha az heyecan yaratıcıdır- Ama çok geçmeden ( Haydn’ın 1760’lardaki senfonileriyle kesin olarak), en ileri ve en anlamlı biçimsel ve tonal arayışlarla özdeşleşmiştir. Ve sonunda, 1800 insanları için, tek başına (veya hemen hemen) orkestra müziğinin ve yüksek düzeyli oda müziğinin temsilcisiydi, hatta Viyana üslubu, orkestra müziğiyle tamamen özdeşleşti. Bu bakımdan İtalyadan ve 1789 öncesi ve sonrası Fransasından olduğu kadar, kurumsal etkinliklerin yoğun olduğu, ama Viyana okulunun üstün başarılarıyla kıyaslanabilecek hiçbirşey ortaya koyamayan Kuzey Almanyadan da ayrılır ve Empfindsamkeit tan doğrudan doğruya romantizme geçer. Öte yandan Viyana üslubu, yanlız Kuzeyin ve Güneyin (Italya) değil, Doğu ve Batının da(Haydn, Slav dünyasının çok yakınında doğmuştur) birleştiği bir yer olarak görünür. Son olarak şunu da belirtmek gerekir ki, Viyana üslubunda yanlız değişik halkların değil, değişik toplumsal katmanların duyguları da (1770 e doğru, Kuzey Almanya’da Haydn’ın avama yönelik üzlup özelliklerine karşı gösterdiği sert tepkiler, bunun kanıtıdır) biraraya gelmiştir. Viyana üslubu kültürlü kesime yönelik olanla basit halka yönelik olanı da, aristokratik olanla amiyane olanı, hiçbirine hiçbirşey kaybettirmeden birbirine karıştırdı ve bunların evrensele yönelen bir sanat dünyası doğurduğunu kabul ettirdi.

Bu insanca özelliklere, 1780lerde, 2. Joseph’in hükümdarlığı döneminde, Viyana’nın aydınlanma ruhunun getirdiği entellektüel bir kaynaşma ortamı oluşu da eklendi. Haydn ve Mozart, bu arada olgunluk dönemindeydiler ve bu ortamdan beslenmeyi bildiler. Mozartın sihirli flütü (die Zauberflöte 1791) bunun kanıtıdır, bu eser Viyana ruhunu, dolasıyla dönemin özünü yüceltmiştir. Buna tepkiler gecikmedi, ama Haydn, Yaratılış (1798) adlı oratoryosuyla Beethoven Fideliosuyla (1805-1814) hatta “Metternich Sistemi” sırasında 9. Senfonisiyle (1824) geleneği sürdürdü. 9. Senfoni, bütün insanların kardeş olduğunu ilan etmekle kalmayıp, kesinlik taşıdığı bir çağdan kaynaklanan son sarsıntıdır.

Barok Dönemde Tarihe Düşülen Notlar
1604…..William Shakespeare Othello’yu yazdı
1607….. Kuzey Amerika’da ilk kalıcı İngiliz kolonisi Jamestown, Virginia kuruldu
1609…..Galileo Galilei Jüpiter’in uydusunu keşfetti
1611…..İncil’in yetkili versiyonu King James Bible yazıldı
1618…..30 yıl savaşları başladı
1619…..İlk siyah köleler Virginia’ya ulaştı.
1625…..Francesca Caccini, tarihçilere göre ilk kadın besteci, La Liberazione di Ruggiero besteledi ve Polanya’da 4. Wladyslaw’ın resepsiyonun icra edildi.
1628…..William Harvey kan dolaşımını buldu
1631…..İngiltere’de Chloridia adlı eserin icrasında ilk profesyonel kadın şarkıcılar yer aldı
1632…..Oughtred slide rule’ buldu
1633…..Engizisyon Galilei’yi söylediklerini geri almaya çağırdı
1639…..Fransa 30 yıl savaşlarına katıldı
1639…..Virgilio Mazocchi ve Marco Marazolli tarafından ilk komik opera, Chi Soffre Speri Roma’da icra edildi.
1642 – 1646….. İngiliz iç savaşı
1647 – 1659….. Fransız – İspanyol savaşı
Fransız iç savaşı
1654 – 1667….. Rusya – Polonya savaşı
1655 – 1660 …..Brandenburg – Rusya savaşı
1660 ….. İngiltere’de monarşi yeniden kuruldu
1664 – 1666 ….. Newton yerçekimini buldu
1666….. İtalya Cremona’dan Antonio Stradivarius ilk kendi imzasını taşıyan kemanı yaptı.
1666…..Newton ışık spektrumunu buldu
1671….. Leibniz toplama makinasını buldu
1675….. Londra’da St.Paul kathedralinin inşaatı başladı, Greewich rasathanesi kuruldu. İlk ışık hızı ölçüldü.
1677….. Bakteri bulundu
1683…..Türkler Viyana’yı kuşattı
1687….. Türkler Mohaç savaşını kaybetti
1689 – 1697…..Kuzey Amerika’da İngiliz – Fransız savaşı
1696….. Thomas Savery Buhar makinasını keşfetti
1699…..Avusturya’lılar Macaristan’ı Türklerden geri aldı
1705….. Reinhard Keiser Octavia adlı eserinde ilk kez Fransız kornalarını kullandı
1714 ….. Fahrenheit civalı termometreyi buldu
1725…..Vivaldi 4 Mevsim’i yazdı
1742…..Handel’in Messiah adlı eseri Dublin’de muhteşem bir seyirci karşısında ilk kez sergilendi.
1752…..Büyük Britanya Gregorian takvimine geçti.
*Halit Akalp – Hakan Güven Kasım-2002

Klasik müzik sanatçılarından seçilmiş 364 eserlik klasik müzik arşivi” üzerine bir yorum

  1. SENETİN BÜYÜKLÜYÜ ,MÜZİYİN NE KADAR İLAHİ OLDUĞU BURDAN ANLAŞILIR.İNSAN RUHUNUN QİDASIDIR MÜZİK AMA BU KADAR MÖHTEŞEM BİR MÜZİK.BÖYLE BİR ESERLERİ BİZE HEDİYYE BIRAKTIKLARI İÇİN BÜTÜN DAHİ KOPOZİTORLARA ALLAHDAN RAHMET SAĞ OLANLARA ALLAH CAN SAĞLIĞI VERSİN DİLİYORUM.BİZLER ÖLECEYİZ SANAT İSE SANTKARLAR İSE HER ZAMN VAR OLACAKLAR.SAYQILARIMLA

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Kişilik ve Karakter Etiği – Stephen R. Covey
84 yıllık “sır” aydınlandı: Lüküs Hayat’ın yazarı Nazım Hikmet – Yalçın Ergündoğan
Kapat