Hanefi Avcı: Devletin psikolojik harekât yöntemleri, insanların olayları anlamalarını imkansızlaştırıyor

Hanefi AvcıBu ülkede gerçeği görmenin, tarafsız ve objektif düşünmenin en zor taraflarından biri yıllardan beri devletin tüm toplumu yönlendirmiş olmasıdır. Toplumun tümü devletin istediği istikamette düşünüyor, bu istikamete yönlendirilmiş ve buna uygun mantık üretmek, zorunda bırakılmıştır. Toplumun gerçeği görmesi, olaylara objektif yaklaşması çok zordur. Toplum öyle büyük bir yönlendirmeye maruz kalmış ki sorunları objektif olarak değerlendirebilmek gerçekten çok zor. Hiçbir maddi temele dayanmayan, gerçeklikten uzak iddialarla toplumdaki herkes, resmi ideoloji doğrultusunda düşünmeye yönlendirilmekte ve bu doğrultuda mantık yürütmektedir. Oysa insan, resmi ideolojinin dışına biraz çıkabilse, olaylara biraz objektif bakabilse, birçok şeyi çok daha net bir biçimde görebilecektir.

Kendi Halkını Yönlendirme Faaliyetleri

Türkiye’de halk, çok uzun bir zaman süresince, devletin gerek okullarında verdiği eğitimle, gerek bayramlarda düzenlediği merasimler ve törenlerle, gerekse de doğrudan veya dolaylı olarak baskı altına aldığı basın ve yayın organları aracılığıyla inanılmaz bir biçimde yönlendirilmiş ve tek boyutlu düşünmesi sağlanmıştır. Devletin bilinçli yönlendirmesi ve dayatmasına muhatap olmalarından dolayı insanlar olayları tarafsız ve objektif olarak göremiyor. Bunun için mutlaka bu ülkenin dışında yetişmiş olmak gerekiyor. Ancak bu durumda resmi ideolojisinin baskısından kurtulmak ve dışında kalmak mümkün olabiliyor. Ya da resmi ideolojinin yönlendirmesi doğrultusunda yetişmiş olmakla birlikte gerçekten ciddi bir dönüşümü leştirmiş olmayı zorunlu kılıyor. Aksi takdirde, şaşırtıcı şekilde basit, son derece net ve açık konularda bile insanlar, maalesef yıllarca devletin yaptığı o yönlendirmenin etkisiyle, olayları doğru ve net göremiyorlar. Ülkemizin en büyük handikabı, gerçeğin görülüp düze çıkılmasının önündeki en büyük engelin bu resmi ideoloji etkisi olduğu kanaatindeyim.

Psikolojik harekât, hedef halk kitlelerinin istenilen istikamette düşünmesini sağlamak ve bu istikamette kanaat sahibi olması için yapılan, olayları ve haberleri (bilgileri) belli bir açıdan veren planlı bir faaliyettir. Daha açık bir dille ifade edilecek olursa, olayları bazen çarpıtarak, gerçeğin bazen bir kısmını vererek, gerekli görüldüğü durumlarda yalan haber ve bilgi üreterek veya gerçeği tümüyle saklayarak, halkın istenilen tarzda düşünce ve kanaat sahibi olmasını ve istenilen doğrultuda hareket etmesini sağlamaya yönelik planlı ve devlet kurumları eliyle yönetilen bir harekâttır. Psikolojik harekât yönteminin bir ülkenin kendi menfaatleri doğrultusunda yabancı ülkelere karşı uygulanması belki kabul edilebilir (Hasım bir ülkenin devlet büyüğünün eşcinsel olduğu söylentisini yayarak, onu halkının gözünde küçük düşürmeye çalışmak bir ölçüde kabul edilebilir. Ancak ülke içerisinde beğenilmeyen bir siyasi lider için bu tür bir psikolojik hareket asla kabul edilemez ve savunulmaz). Bununla birlikte, psikolojik hareket yöntemleri ülke içerisinde halka karşı uygulanamayacağı gibi, en temel anayasal hakkın ihlal edilmesi bakımından da suç teşkil eder. Halkın tarafsız ve doğru haber alması, kanaat sahibi olması en temel anayasal haklardan biri olduğu gibi, kamunun (halkın) doğru, tarafsız bilgiye sahip olması da demokratik bir devletin en temel unsurlarından biridir. Halkın planlı bir şekilde yönlendirilmesi ancak komünist ve faşist yönetimlerde meşru olarak kabul edilmektedir. Demokratik hukuk ilkelerinin benimsendiği devletlerde vatandaşların kanat ve düşüncelerini yönlendirmek, temel insan haklarına aykırı bir faaliyet olarak kabul edilmektedir.

Ülkemizde ise yıllardan beri Genelkurmay, MGK, MİT içerisinde ve hatta Emniyet teşkilatı içerisinde farklı adlarla da olsa psikolojik harekât birimleri mevcuttur. Bu birimlerin aslı işlevi tüm devlet kurumlarının organizesi ile kodlanmış psikolojik harekât operasyonları yürütmektir. Günümüzde de hâlâ en son hali ile psikolojik harekât adı altında Emniyette, psikolojik harekât birimi olarak MİT’te, Önce psikolojik harekât, daha sonra toplumsal ilişkiler dairesinden başlayarak yıprandıkça isim değiştiren ve en son Bilgi Destek Komutanlığı adı ile Silahlı Kuvvetler içerisindeki yapılanmalar devam etmektedir. Bu türden vatandaşı güdüleme faaliyetlerine yakın bir gelecekte de son verilecek gibi görünmemektedir; gelenekselleşmiş devlet fonksiyonlarının bir anda terk edilmesi zor olduğundan, başka adlarla aynı fonksiyonların devam ettirilmesine çalışılacaktır. Ne yazık ki, güvenlik ve askeri birimler psikolojik harekât yöntemleri ile halkın yönlendirilmesini zihniyet olarak hâlâ yanlış görmemektedirler. Sadece gizli ve hissettirmeden yapılması gerektiğini düşünmektedirler. Onlar hâla halkın güdülüp yönlendirilmesi gereken kalabalıklar olduğu, devlet memurlarının halkın hizmetkârı değil, halkın güdücüleri olduğu ve bu halk güdülmez ise yanlış şeyler yapar inancını taşmaktadırlar. Yıllar önce, bu yapının içinde bulunduğum dönemde, ben de aynı inancı taşımaktaydım. O dönemde kimse bu inancın yanlış olduğuna beni inandıramazdı; bu gün ben de bunun yanlışlığına onları kolay kolay inandırabileceğimi zannetmiyorum.

Hanefi Avcı
Haliçte Yaşayan Simonlar
Dün Devlet Bugün Cemaat

“Hanefi Avcı: Devletin psikolojik harekât yöntemleri, insanların olayları anlamalarını imkansızlaştırıyor” üzerine bir yorum

  1. Psikolojik hareket halkı yönlendirme vs. yapanların da bir psikolojik ve de ideolojik yönü olmalı ki bu yöne uygun halkı yönlendirsinler. Üstelik yönlendirenlerin her biri bir başka yönü gösteriyor ise, olayları çarpıtma, kısıtlama, hatta yalan haberler üretme yöntemleri kullanılıyor ise, bir süre sonra kendilerinin de kafası kaos olur. Neye ve kime hizmet ettiklerni, kimin değirmenine su taşıdıklarını anlayamaz olurlar.
    Önce pusulanın yön göstermesi gibi, sağlam, bilimsel, savunulabilir bir yön olmalı ki yönünüzü şaşırmadan yürüyebilesiniz.

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Diyarbakır’da Bir Grup Gazetecinin Zorlu Mücadelesini Anlatan Press Filmini İzle

Film, ‘Press’, 1992 yılında, yakın tarihimizin en kanlı döneminde yayın hayatına başlayan ‘Özgür Gündem’ gazetesinin Diyarbakır bürosunda çalışan gazetecilerin bölgede...

Kapat