İran Komünist – İşçi Partisi’nin 7. Kongresi’nde oybirliğiyle kabul edilen Manifesto

6 Aralık’ta İran Komünist-İşçi Partisi’nin 7. Kongresi’nde oybirliğiyle kabul edilen Manifesto.
2009 Haziran’ında başlayan devrim, halkın bastırılmış öfkesinin cani İran İslam rejimine karşı patlamasıdır. Bu, yozlaşmış bir sistemden kurtuluş için, otuz yıldır insanların yaşamlarını yok eden cinayet, yağma, cehalet ve yalan makinesini parçalamayı hedefleyen bir devrimdir. Bu devrim, iktidardaki bu insanlıkdışı sistemin bütününü ezene kadar sona ermeyecektir.

Ancak, bu devrim, İran halkının sadece İslami kabustan kurtuluşu üzerine değildir. Hatta, sadece İslamzede bölgelerdeki insanlar için bir umut ve esin kaynağı değildir. Bu devrim, dünya insanlarının gönlünden konuşuyor. Bu devrim, temelde, Yeni Sağ’ın saldırısının ve Yeni Dünya Düzeni’nin, 11 Eylül’ün ve siyasal İslam’ın yükselişinin ve Teröre Karşı Savaş’ın ve teröristlerin savaşında dünyanın yangın yerine çevrilmesinin belirlediği karanlık bir döneme karşı bir devrimdir. İnsan varlığının din, etnisite ve ulusallık yoluyla başkalaşması, insanlığın üyeleri arasındaki ilişkilerin Medeniyetler Çatışması olarak tanımlanması ve evrensel insan haklarının Kültürel Görecelik kavramıyla yadsınması ile bu dönem aslında insanlığa Postmodern bir Orta Çağ dayattı. İran devrimi, aslında, çağımızın bu burjuva gericiliğine karşı Üçüncü Cephe’nin sesidir. Bu, “Özgürlük, Eşitlik, İnsan Kimliği” diye haykıran bir sestir. İşte bu nedenle, bu devrim için dünyanın çeşitli yerlerinde şarkılar yazılıyor ve Nida dünya insanlarının bir kahramanı olmuştur.

İran devrimi, her şeyden önce, dini ve İslami yönetime karşıdır. Derinden sekülerdir ve cehalet, hurafe ve din sınıfına karşıdır. Bu bakımdan, radikal bir şekilde, tamamlanmamış ya da unutulmuş Fransız Devrimi’nin görevlerini takip etmektedir. Bu devrimin zaferiyle, din sadece devletten ve eğitim sisteminden tamamiyle ayrılmayacak, aynı zamanda din aygıtına toplumsal yaşama müdahale hakkı veren her türden imtiyaz, yasa ve gelenek de ortadan kaldırılacaktır. Din, yetişkinlerin iradi seçim ve özel inançları alanına itilecektir. Resmi din kaldırılacak ve dinin toplum ve toplumsal işler üzerindeki nüfuzu sona erdirilecektir. Böylece, ilk defa, bir dine sahip olma ya da olmama gerçek özgürlüğü tesis edilecektir. İran devrimi, halihazırda, pratikte, Avrupa ve Batı hükümetlerinin siyasal İslam’a ödün vermesini ve sekülarizmden utanmazca geriye dönüşleri şiddetle mahkum etmiştir. İran’daki din karşıtı devrim, insanlık tarihinde yeni bir Rönesans’ın başlangıcıdır.

İran’daki mevcut devrim, bir “kadın devrimi”dir; bu, sadece dolaysızca cinsel apartayda ve kadın düşmanı devlete karşı olmasından ve de sadece kadınların ve genç kızların ateşli gösterilerin ve sokak savaşlarının ön saflarında yer almasından değil, aynı zamanda, “kadınların özgürlüğü, toplumun özgürlüğünün ölçüsüdür” şiarının kitlelerin bilincinde artarak yer ediyor olmasındandır. Kadınların koşulsuz eşitliği, mevcut devrimin ihlal edilemez buyruğudur. Bu devrim, modern insanlığın iğrenç cinsiyet köleliğinden kurtuluş çabalarında ileriye doğru bir başka adımdır. 1917 Ekim Rusya devriminden Batı’daki kadın kurtuluş hareketine, İran’da 1979 Mart’ındaki kadınların örtünmeye karşı gösterilerinden İslami örtünmeye, ayrımcılığa ve aşağılamaya karşı kadınların direnişi ve protestosuna kadar, bütün bunlar İran’daki mevcut devrimin belkemiğini ve esin kaynağını oluşturuyorlar. Mevcut devrimin zaferi, sadece İslamzede ülkelerdeki kadınların konumu ve mücadelesi üzerinde olağanüstü bir etkide bulunmayacak, aynı zamanda bir bütün olarak dünya genelinde kadın kurtuluş hareketini ilerletecektir.

İran’daki devrim, özgürlük üzerinedir. Bireysel, medeni, kültürel ve siyasal özgürlüğün en radikal ve insancı tanımı, ayaklanmada başkaldıran “Twitter” ve “Facebook” neslinin acil görevidir. İfade, toplantı, grev ve örgütlenme ile diğer siyasal özgürlükler üzerinde herhangi bir kısıtlamayı kabul etmiyor. “Kutsallıkları” eleştirme özgürlüğünde herhangi bir sınırı tanımıyor. Kültür, sanat, edebiyat ve insanın yaratıcılık faaliyeti üzerinde herhangi bir sansürü kabul etmiyor. Devletin ya da başka herhangi bir resmi otoritenin, toplumun üyelerinin özel yaşamlara – cinsel ilişkiler ve tercihler dahil olmak üzere – müdahalesine karşıdır. Sadece siyasi tutuklular özgür bırakılmamalı, aynı zamanda tam da siyasi tutukluluk kavramının kendisi ortadan kaldırılmalıdır. Bu devrim, idam cezasına ve bütün vahşi ve İslami cezalandırmalara karşı bir devrimdir. Sadece Kahrizak’a değil, aynı zamanda Guantanamo’ya ve onun siyasal kültürüne – devletin resmi araçları statüsüne yüceltilen şok terapisinden tecavüz ve işkenceye – karşıdır. Bu, sadece İslam’dan, diktatörlükten ve her türden gerilikten ve “kendi kültürüne” rücu etmekten kültürel kurtuluş değildir, aynı zamanda global, insancı ve modern kültürü savunmaktadır. Bu bakımdan, ABD’deki ve Batı Avrupa’daki 1960’ların ve 70’lerin sivil haklar hareketi, İran devrimine en yakın örneklerdir, bir farkla ki bu devrim Marks ile beraber “sivil toplum”dan daha öteye gidiyor ve “insan toplumu” ya da “toplumsal insanlık”ı amaçlıyor.

Bu devrim, yoksulluğun hüküm sürdüğü bir toplumun yönetici parazitlere karşı güçlü bir tepkisidir. Bu devrim, yoksulluğu, işsizliği ve milyarder bir azınlık ile yoksulluk sınırında yaşayan dev yoksun insanlar kitlesi arasındaki korkunç uçurumu ortadan kaldırmayı hedefleyen bir devrimdir. Bu devrim, sadece milyonlarca işçinin ücretlerinin ödenmemesine karşı bir devrim değildir, özde tam da insan yaratıcı gücünün alım satımına ve kör ve vahşi piyasa kanunlarının insanların yaşamları üzerindeki yönetimine karşı bir devrimdir. Bu, uyuşturucu bağımlılığına, fuhuşa, sokakta çalışan çocukların kötü durumuna, evsizliğe, depresyona, intihara ve İran toplumunda zincirinden boşanmış yoksulluğun sonucu her şeye son vermeyi amaçlayan bir devrimdir. Bu, “geçim ve onur”, “ekmek ve gülleri de” kazanmak için bir devrimdir.

Bu nedenle, İran’daki mevcut devrim, insanın bütün siyasal, sosyal , entelektüel, kültürel ve ekonomik açılardan kurtuluşu üzerinedir. Bu devrim, insana sunulan, dini, etnik, ulusal olsun, bütün sahte kimliklere karşı bir devrimdir ve nihayetinde de insanların sınıflara bölünmesine bir son vermeyi amaçlayan bir devrimdir. Bu, insan onuru, mutluluk, özgürlük, gönenç ve herkesin toplumsal yaşamın maddi ve entelektüel zenginliklerinden yararlanmakta eşitliği için bir devrimdir. Bu, aslında, insan ıradesinin, bireysel ve toplumsal güçleri açısından, geri kazanılması için bir devrimdir. Tek bir sözcükle, ilk günden beri söylediğimiz gibi, bu devrim, “insanın iktidarı için bir insan devrimi”dir. Bu nedenle, İran’daki devrim, Spartaküs’ten Fransız Devrimi’nin Jakobenlerine, Paris Komünarları’ndan, Petrograd işçilerine, İran’da 1979 devriminin konseylerinden, Seattle’dan Roma’ya uzanan üçüncü milenyumun anti-kapitalist hareketlerine tarihteki büyük girişimlerle birleşir. İran devrimi temelde vakti çoktan dolmuş ve varlığını sürdürmesi için dine, hurafeye, işkenceye, hapishaneye, teröre ve nükleer bombaya ihtiyaç duyan modern ücretli köleliğe karşıdır. Tahran öğrencilerinin bu sloganı İran devriminin temellerini ifade ediyor: Ya Sosyalizm ya barbarlık!

İran halkının devriminin İslam Cumhuriyeti üzerindeki zaferi dünyada yeni bir sayfa açacak ve sınıflar tarihine son verip gerçek insan tarihinin başlangıcı için yeni bir adım olacaktır. İran Komünist-İşçi Partisi’nin Yedinci Kongresi, dünya insanlarına İran devrimi ve halkına daha gayretli ve kararlı bir destekte bulunması için çağrıda bulunuyor. Kongre, İran’daki kadınlara, gençlere ve işçilere selamlarının iletiyor ve onları bu devrimin zaferi ve bu Manifesto’nun gerçekleştirilmesi için Parti’nin saflarına katılmaya çağırıyor.

http://worker-communistpartyofiran.blogspot.com/
http://www.iransolidarity.org.uk/

Yorum yapın

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org

Önceki yazıyı okuyun:
Yıldırım Türker: DTP’yi kapatmakla savaşın tek yol olduğuna inananların sırtını sıvazlamış oluyorsunuz

Çocukları asan anayasayla pek barışık yaşayadururken, hiçbir katilden katliamcıdan üniformalıdan hesap sorulamazken, anayasa Mahkemesi’nin DTP’yi kapatma kararı hukuki olmasına hukuki...

Kapat