ilk filozoflar kimlerdi, nerede yetiştiler, neyi savundular?


Sokrates – öncesi çağın ye felsefe tarihinin ilk filozofları, Thales, Anaksimandros ve Anaksimenes’tir. Bu filozofların üçü de, İzmir’in güneyinde bulunan Miletos’ta yetişmişlerdir. O çağlarda Miletos, Yunanistan’ın bir bölümü olan ionia’nın yani Ege bölgesinin kıyı şehirlerinden biriydi, bu filozoflar, var olan nesnelerin temelindeki ilk ve ana-maddenin ne olduğunu bulmaya çalışmışlardı. Evrende, bir-birinden farklı sonsuz sayıda varlıklar ve nesneler vardı. Acaba bütün bu varlıklar hangi temelden, hangi kaynaktan, hangi ilkeden türemişlerdi? Bunların tümünü doğuran ana-madde neydi?

Thales, bu ilk anamaddenin «su» olduğunu söyledi, filozofun, aşağı yukarı İ.Ö. 625-545 yılları arasında yaşadıgı tahmin edilmektedir. Çağının bilgilerini öğrenmiş bir kimse olan Thales, özellikle gökyüzü ve yeryüzünde ortaya çıkan olayları açıklamaya çalışmış ve bu olaylarda, «su»yun çok önemli bir rol oynadığını görmüştü. Böylece, çeşitli olayların ve varlıkların temelinde genel, ve değişmez bir anamadde bulundugunu ileri sürmüştür. Varlıklar, bu ana-maddeden çıkıyor ve en sonunda yine ona dönüyordu, Thales evrendeki olayları ve varlıkları önce gözleyip inceliyor daha sonra akıl ve düşünce yoluyla bunları genel bir ilkeye baglıyor ve bu genel ilkeyle açıklıyordu. Bu çabasından ötürü Thales filozofların ilki sayılmış ve felsefe tarihin başında yer almıştır.

Anaksimandros ( i.ö 611-545 ), sınırsız ve sonsuz bir ilk maddenin,bütün varlıkların kaynagı ve temeli oldugunu ileri sürmüştü. Anamadde sınırsız ve sonsuz bir yaratıcılık göstermektedir, bundan ötürü kendisinin de sınırsız ve sonsuz olması gereklidir. Bütün evrenin kaynağı ve sonu olan bu anamaddeye, Anaksimandros, «Apeiron» (sınırı olmayan) adını verir. Dikkat edilecek olursa, Anaksimandros, Thales gibi somut ve sonlu bir maddeyi yani «su»yu anamadde olarak kabul etmemektedir. Çünkü su, öteki maddelerden türemekte ya da öteki maddelere dönüşmektedir. Meselâ katı bîr cisim su haline gelmekte ya da su, katı bir cisim haline girmektedir. Bundan ötürü su, sınırlıdır. Oysa, anamaddenin «sınırsız» olması gereklidir.

Anaksimandros’un bu düşüncesi, Thales’in düşüncesine nispetle büyük bîr ilerlemedir. Çünkü Anaksimandros’ta, çeşitli somut varlıkların, soyut, sınırsız ve sonsuz bir varlık kavramı ile açıklandığını görüyoruz. Felsefî düşüncenin ilerlemesi açısından, bu açıklama, ileri doğru atılmış çok önemli bir adımdı.

Anaksimenes’e (i.ö. 585-525) göre ise, anamadde «hava» dır. Filozof, «bir hava (soluk) olan ruhumuz bizi nasıl ayakta tutuyorsa, bunun gibi bütün evreni de soluk ve hava sarıp tutar» diyordu («Felsefe Tarihi», M. Gökberk, Bölüm I). Anaksimandros’un, evrenin kaynağını açıklarken, Thales’e oranla daha soyut bir kavramı (Apeiron) ileri sürdüğünü ve bundan ötürü, felsefî düşünce bakımından büyük bir ilerleme gerçekleştirdiğini söyledik. Oysa, Aneksimenes’in yeniden somut bir varlığa yani «hava» ya döndüğünü görüyoruz. Anaksimandros’un öğrencisi olduğu halde, bu filozof, varlıkların temelinde «hava» nin bulunduğunu söyleyerek,Thales’in ilkel açıklamasına yaklaşmaktadır. Bununla birlikte Anaksimenes’in de felsefî düşüncenin ilerlemesine iki bakımdan katkıda bulunduğu Söylenebilir. Bunların birincisi, Anaksimenes’in «ruh» kavramını ilk olarak ortaya atmasıdır. Filozof, bir hava (soluk) olarak gördüğü ruh’un canlı bir şey olduğunu düşünmüş ve böylece onun, vücudu,dağılmaktan ve cansız bir madde haline gelmekten kurtardığını; etkileyici ve düzenleyici bîr ilke olduğunu söylemişti. Canlı, etkileyici, düzenleyici ve toparlayıcı bir ilke olarak «ruh» kavramının,felsefe tarihinin daha sonraki aşamalarında büyük, bir önemle, ele alındığını göreceğiz.

Anaksimenes’in felsefî düşünceye getirdiği ikinci yenilik, maddedeki değişiklikler üzerinde düşünmesi ve bunlara cevap vermek ihtiyacını duymasıdır. Thales canlı madde ile cansız madde arasında bir ayırım yapmıyordu. Onun gözünde, anamadde kendi kendine değişen canlı bir varlıktı. Oysa Anaksimenes, anamaddenin kendisinin aynı kaldığı halde, çeşitli görünüşlere bürünerek, değişik şekillerde nasıl ortaya çıktığını sormuştu. Bu soru, evrendeki ve maddedeki değişiklikler ve oluş üzerine dikkati çekmesi bakımından önem taşıyordu. Filozof, havanın, çeşitli derecelerde yoğunlaşması ve gevşemesi sonucunda; ateş, rüzgar, bulutlar, su, toprak ve taşlar gibi varlıkların ortaya çıktıgını söyleyerek, bu soruyu çözmeye çalışmıştı.

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Bir “Faşist Estetik” Örneği Olarak Nefes/Vatan Sağolsun – İnan Gündoğdu

“Asker sen kimsin? SEN TÜRKSÜN! Yeryüzünün en ulu milletindensin: Sana anlatacağımız (tarih) denilen yazılar ortada yokken senin milletin doğdu; kanı...

Kapat