Hükümdar dalkavuklardan nasıl uzak durabilir? – Niccolo Machiavelli

1. Bir konuyu, dahası, bir yanlışı gündeme getirmeden geçmek istemiyorum. Eğer hükümdarlar akıllı olmaz ya da iyi bir seçim yapmazlarsa, bu yanlıştan kendilerini kolay kolay koruyamazlar. Bu yanlış sarayları dolduran dalkavuklarla ilgilidir. Çünkü insanlar kendileriyle ilgili yaptıkları işlerden o kadar hoşlanır ve öyle oyuna gelirler ki zorlukla bu salgından korunabilirler. Korunmak isterken de aşağılanmak tehlikesiyle karşı karşıya kalırlar. Dalkavukluktan kurtulmanın tek yolu, senin, gerçeği duymaktan rahatsız olmayacağını herkesin bilmesidir. Ama önüne gelen herkes gerçeği yüzüne söylemeye kalkarsa, bu kez de saygınlığın kalmaz.

2. Bu nedenle sağduyulu bir hükümdar üçüncü bir yol tutmak zorundadır. Sarayına bilge insanları almalı ve ancak bir başka şeyle değil, sorduğu sorularla ilgili olarak konuşmalarına, gerçeği söylemelerine izin vermeli ve fikirlerini aldıktan, her şeyle ilgili bilgi edindikten sonra kendi başına karar vermelidir. Onlarla toplu olarak ve teker teker görüştüğünde öyle davranmalı ki ne kadar özgürce konuşulursa o kadar çok söylenilenin kabul göreceğini herkes algılamalı. Bunun dışında kimseyi dinlememeli, alınmış kararları kovalamalı ve kararlarında inatçı olmalıdır. Bu yolun dışında kalan ya dalkavukların oyuncağı olur ya da o görüşten o görüşe göre durmadan karar değiştirir: Bunun sonucunda hükümdar saygınlığından yitirir.

3. Söylediklerimi güncel bir örnekle desteklemek istiyorum. Şu andaki imparator Massimiliano’nun adamı Rahip Luca,[108] ondan söz ederken kimseye danışmadığını ve hiçbir işi de kendi kafasına göre yapmadığını söyler. Kısacası, bizim dediğimizin tam tersini yaparmış. Çünkü imparator içine kapanık bir tipmiş ve kimseye düşüncelerini açmaz, kimseden görüş almazmış. Ama yaşama geçirmeye kalkar kalkmaz, herkes tarafından neyin ne olduğu anlaşılınca çevresindekilerin eleştirisine uğrarmış, o da zayıf kişiliğinden ötürü, bir gün ona, bir gün buna kanarmış. Doğal olarak bir gün yaptığını ertesi gün bozar ve ne yapmak istediği, kafasından nelerin geçtiğini anlamak olanaklı olmaz, kararlarının güvenirliği de kalmazmış.

4. Hükümdar her zaman görüş alışverişinde bulunmak zorundadır. Ama başkaları değil, kendisi istediği zaman yapmalıdır; dahası, kendisi sormadan, olur olmaz akıl vermeye kalkanların cesaretini kırmalıdır. Ama hükümdar çok soru sormalıdır. Ve sorduğu sorularla ilgili olarak gerçeği bilmek konusunda sabırla söylenenleri dinlemek zorundadır. Dahası, birilerinin çekinip de bir şeyleri kendisinden sakladığını duyumsadığı an öfkelenmelidir. Bilge bir insan olduğu izlenimi bırakan bir hükümdarın, ülkesinde öyle bilinmiş olmasının onun doğasından kaynaklanmadığını, çevresindeki danışmanlarına dayalı olduğunu söyleyenler kesinlikle yanılırlar. Çünkü kendisi bilge olmayan bir hükümdarın iyi danışmanlara sahip olamayacağı genel ve şaşmaz bir kuraldır. Ama varsayalım, rastlantı sonucu, çok akıllı bir danışman bulmuş ve kendisini her şeyden anlayan o bir tek danışmanın eline bırakmış olsun. Böyle bir şey olabilir, ama kısa sürer. Çünkü o akıllı danışman, devleti hükümdarın elinden alır. Öte yandan etrafında birden fazla danışmanı olan hükümdar, eğer akıllı değilse öğütleri bir araya getirip bir bireşime varamayacaktır. Danışmanların her biri hükümdarı kendi tarafına çekmeye çalışacak ve hükümdar da danışmanlarının gerçek düşüncelerini okuyamayacağı için kime inanacağını bilemeyecektir. Ne ki farklı kişiler bulmak da olanaklı değildir. Çünkü insanlar, eğer iyi olmalarını gerektiren bir zorunluluk yoksa, kötü insanlar olarak karşımıza çıkarlar. Sonuç olarak şunu söyleyebilirim: Hükümdarın sağduyusu akılcı fikirlerin ürünü değil, akılcı fikirler kimden gelirse gelsin hükümdarın sağduyusunun ürünü olmalıdır.

Hükümdar
Niccolo Machiavelli

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
“Turnam Gidersen Mardine” Gülbahar Uluer ve Seher Yeli (Desmal) adlı albümü

Kapat