Hrant Dink: “Türkiyeli bir Ermeni olarak artık payıma düşen Kürtçemi istiyorum” (2000)

Kürtçe eğitim sorununun etrafında dönen tartışmalara, şu Ermeni halimle ben de katılsam, haddimi aşmış olur muyum?
Gerçi bugüne değin malum çevreler ‘Kürt Sorunu’nun aslında ‘Ermeni Sorunu’ olduğunu hep söyleyegeldiler ama… Bunların sağı solu belli mi olur? Şimdi de kalkar “Sen ne karışıyorsun bu işe, sana mı düştü ‘Kürt Sorunu’nu konuşmak?” diyebilirler pekala.
Ben yine de, şu Temmuz sıcağının başıma vurmuşluğuyla, tescilli bir ‘öteki’ olarak, yaşanmışlıklardan edindiğim deneyimle, tartışmalara zenginlik katabileceğime inanıyor ve ufkunuzu biraz zorlamak için diyorum ki… “Türkiyeli bir Ermeni olarak artık payıma düşen Kürtçemi istiyorum.”

***

Biliyorum şaşırdınız. Ne demek istediğimi açacağım ama ilkin sizlere daha da şaşırtıcı gelecek bir saptama.

Biz Ermeniler, bilindiği gibi kendi olanaklarıyla, devletten bir kuruş yardım almadan, kendi okullarında ana dilleriyle eğitim yapabilme şansını elde etmiş ‘mutlu Azınlık'(!) gibi görünürüz.

Ne var ki, bu işin, ‘içi beni, dışı sizi yakan’ bir yanı da var.
Yaklaşık 70 bin nüfuslu Ermeni cemaatinin sadece 4 bin civarındaki öğrencisi okur bu okullarda. Kalan büyük çoğunluk, kolej, özel okul gibi albenisi yüksek üstelik de pahalı okullara gider. Bu azalma da yıldan yıla ciddi bir ivmeyle artar. Kültürel oturmuşluğu çok eskilere ve önemli bir zenginliğe dayanan bir Azınlık grup dahi, küreselleşmenin o dayanılmaz rüzgârıyla sürüklenip, anadilini bir ölçüde boşlayıp, küresel dillerin ve eğitimin peşinde koşuyorsa, bunun birilerine bir şeyler anlatması lazım. Bu gerçeği bulundurun zulanızın
bir kenarında.

***

Şimdi gelelim Kopenhag Kriterleri çerçevesinde dayatılan, “Ana dilinde eğitim hakkının” ülke bütünlüğü açısından büyük bir tehdit olarak gösterilmesine ilişkin itirazıma.

Diyorum ki, Kürtçe eğitim veren okulların olmasının önemli ve asıl vazgeçilmez nedeni pek dile getirilmiyor.

Bu okullar açılmalı ama sadece Kürtler’in hakkı olduğu için değil. Bir Ermeni olarak ben de çocuğuma Kürtçe öğretmek hakkına sahip olmalıyım.
Tıpkı Ermeni olmayanların da Ermeni okulunda çocuklarını okutma hakkına sahip olabilmeleri gibi…

Anadolu harmanında ne Kürtçe salt Kürtlere, ne de Ermenice salt Ermenilere terkedilebilir. Türkçe bilmek kimseyi Türkleştirmediği gibi, Kürtçe bilmek de bir Ermeni’yi Kürtleştirmez. Kürtçe’yi salt Kürd’ün tekeline bırakmak olsa olsa Kürtçülüğü, Ermenice’yi de Ermeni’nin tekeline bırakmak Ermeniciliği besler.

Bu topraklara yakışan, birbirlerinin dillerini bilen ve konuşan farklılıkların birardalığıdır. Yedi düvelin dilini getirip okullarımıza sokuşturuyoruz da, birarada yaşadığımız insanların dilini kendimize ait hissetmekten ve öğrenmekten niçin kaçınıyoruz?

Kürtçemi istiyorum/ Hrant Dink
Agos Gazetesi, 21 Temmuz 2000


Hrant Dink’in seçilmiş 19 yazısını dinlemek için burayı tıklayın


Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
“Bizim gibiler geçmişlerinden söz etmeyi pek sevmezler” |Yaşanmış Hikayeler – Maksim Gorki

"Fakat düzenli bir toplumda mülkiyet hakkını zedeleyecek tasarılardan yüksek sesle söz etmek yakışık almayacağı için bunu geçelim. Doğruluktan ayrılmak istemem;...

Kapat