Gücü elinde tutan ‘doğruyu’ da elinde tutar – Erol Anar

erol anarElli yıllık hayatımdan öğrendiǧim en önemli şey, dünyada en az etkili kavramın, gerçek kavramı olduğudur. Gerçek kavramını gölgeleyen birçok unsur var, bunlardan bazıları: güç, iktidar, din, otorite, hegemonya, manipülasyon vb… İnsanlar gerçeklere değil, inanmak istediklerine inanma eğilimi taşıyorlar. Bu nedenle herkesin kendi gerçeği var ve ona inanıyor.
Dünyaya en büyük yıkımı, bir olguya inanmadıkları halde inanmış gibi yapanlar ile inandıkları halde inanmamış gibi yapanlar getirir.
Hele içinde yaşadığımız çağda, gerçek ile sanal gerçek arasındaki sınırlar birbirine karışmış ve Baudrillard’in sözünü ettiği simulakr bir dünyada yaşıyoruz.

Hayatlarımız ise birer simulasyondan ibaret. Bilimsel, nesnel ya da diyalektik materyalist yaklaşım, gerçek kavramının rölatif bir biçimde ele alınmasını engelleyemiyor.
Herkesin gündemi ve gerçeği farklı. Orijinal değil, kopyanın kopyası simulakr hayatlar yaşıyoruz. Ayrıca bu bir yanılsamayı da beraberinde getiriyor: kendimizi “sanki olmuşuz” ve başkalarını değiştirme yeteneğine sahipmiş gibi görmek… Bunun için öğrendiğim en önemli şey, başkalarını değiştirmeye harcadığımız enerjiyi, kendi değişimimize ve içimizdeki devrime harcamak gerektiği. Düşüncelerimizi özgürce ifade edersek, başkaları bundan etkilenip değişebilir de, ancak esas hedef başkalarını değiştirmekten, çok kendi değişimimizi ateşlemek olmalı.

***

“Hasan Cemal, Cengiz Çandar, Oya Baydar, Ertuǧrul Özkök vb… liberal gazetecilerin çok sık olarak seslendirdikleri bir cümle vardır: “Hükümet yanlış yaptığında yanlış deriz, doğru yaptığında destekleriz.”
Derler ki, “Doğruyu kim yaparsa yapsın, doǧru doğrudur.” Ben buna katılmıyorum. Doğru, nerede, kim tarafından, hangi koşul ve amaçlarla yapılmıştır, önemli olan bunu bilmek ve öyle analiz etmektir. O zaman doğru eylemden, yani olmadan önce doğru değildir; bazen olduktan sonra bile bir yanılsamadır.
Ben hükumet yerine devlet, ya da geniş anlamıyla sistem diyorum. Hangi hükumet işbaşında olursa olsun -görece farklılıkları da olsa- belirleyici olan sistemdir.
Sistem geniş kitleler için doğru yapmaz, ama yapınca da desteklememek gerektiğini düşünüyorum. Çünkü sistemin doğrusu ile kitlelerin geniş toplumsal yığınların doğrusu birbiriyle örtüşmez. Öyle anlar gelir ki sistemin doğrusu, sizin yanlışınız olur. Ya da sizin yanlışınız sistemin doğrusu olur.
Sistem elindeki araçlarla kendi doğrusunu, toplumun doğrusu ve tartışılamaz tek doğru olarak açıklar. En sonunda sistemin doğruları, toplumun geniş kesimlerini vurur.
Son kertede belirleyici olan, doğru veya yanlış değil, güçtür. Gücü elinde tutan “doğruyu” da elinde tutar.”

Ocak 2016
Santa Catarina-Brezilya

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Platon’un Bilgi Kuramına Aşk ve Cinsellik – Saniye Akkılıç

Platonun felsefi düşüncelerini tarihselliği bağlamında ortaya koymanın önemli olduğunu düşünüyorum. Platon akşam diyarının -abendland: batı dünyası anlamında- ruhbilimsel tarihinde, bilgiye...

Kapat