Göçüğün altında sessiz bir ölümsün sen, Ağla! Ağla şimdi ağlama vaktidir – Yağmur Sunar

Yağmur Sunar‘Büyük veda’ zamanıdır; sımsıcak toprağımın şarkılarına, gözlerimdeki göverenlerimin yaprak kokusuna, mavilikte boy veren pembe defnelerime, pencereden çiçekli günleri seyredişime, başımı kaldırıp göğün gövdesinde güneşi arayışıma…
Şimdi;
‘Büyük merhaba’ vaktidir; kuruyan kırlarıma, sararan baharlarımın gözyaşlarına, kayıp kentlerin ihanetinde dönüşü olmayan, menzilsiz yollara… Merhaba vaktidir; aynadaki yaralı yüzüme, kanlı çığlıklarla dolu boşluğuma, yüreğimin Tanrısızlığına, hançer cümlelerime… ‘Ben’den ‘Ben’ kalmayan ‘Ben’e, büyük merhaba vaktidir!

Bir savaşın içinden geçtim bugün… Durmadan küçülerek ve kırılarak yürüdüm, yüzlerde taşınan yıkımların arasından. Suskun, acıyla kıvranan kaldırım taşlarının ezasını dinledim. Betonlara sunulmuş dilekleri soludum. Tasası artan akşamların böğüren sancını hissettim. Renklerin kelepçeye vurulduğunu gördüm ben bugün! Buruk, kaygı dolu adımlarda duydum, nasıl yitip gittiğimizi! Zavallılığımızı izledim bir başıma…
Hâlbuki hatırlayamadığım zamanlarda; salkımsöğütlerin başucunda okurduk aşk kelimelerini. Papatyalarla paylaşırdık saf bahçelerimizde kıkırdayan kumruların ezgisini. Bir zamanlar –belki yüzyıllar öncesi- atardı kalbimiz!
Sonrasında geriye kalan; soluğumu boğan kara ağızlar, kafamın duvarlarına çarpan deli düşünceler;
‘Bizler, biz insancıklar ruhumuza aşılmaz çitler çekmiş, kendimiz ve gerçeklikten kaçma uğruna ‘ büyük kederi’ yaratmış kimseleriz. Hepimiz var ettiğimiz hayatçıklarımızda sonsuz karanlığa koşan utanç verici günahların sahibiyiz. Hayır! Hayır! O karanlık o günahlar gelmedi bize; biz yakaladık onları, yokluktan filizlendirdik bütün bu kaim sızıları! – Bizsiz, insancıksız onlar kabirlerde uyuyan ‘hiç’tirler!-
Ben ise şuan; dehşet verici kargaşanın ortasında derin uykulara dokunurken, tüm gölgeler toplanıyor ayaklarımın dibinde. Görünmeyen düşmanlarla savaşa giriyorum, yenemeyeceğim! Ruhumun kapısından geçiyorlar teker teker; söndürüyorlar ateşimi. Küllerim kalıyor ellimde; savruluyor bilinmeyen amaca. –Savrulurken- ayrılıklar yaşıyorum, öyle acı öyle sızlayan öyle kor gibi yanan, yanan…
Ve artık beni aşıyor bu hazan mevsimi. Demirden yoğrulmuş katı kap katı bu darbeler; anılarımın tozunu bırakıyor arta. Gülüşlerin tortuları kalıyor bir, bir de sözlerin esareti dilimde! Sadece şerden gece uzanıyor boylu boyunca koynuma; vakti sonsuz olan, bitişi görünmeyen. Ay’ın kıvılcımını örten adsız düşlerim çırpınıyor kenet vurulmuş umutlarımda.
Şimdi;
Esen yele ağlamaklı bir hoşça kal deme vaktidir!
Şimdi;
‘Büyük veda’ zamanıdır; sımsıcak toprağımın şarkılarına, gözlerimdeki göverenlerimin yaprak kokusuna, mavilikte boy veren pembe defnelerime, pencereden çiçekli günleri seyredişime, başımı kaldırıp göğün gövdesinde güneşi arayışıma…
Şimdi;
‘Büyük merhaba’ vaktidir; kuruyan kırlarıma, sararan baharlarımın gözyaşlarına, kayıp kentlerin ihanetinde dönüşü olmayan, menzilsiz yollara… Merhaba vaktidir; aynadaki yaralı yüzüme, kanlı çığlıklarla dolu boşluğuma, yüreğimin Tanrısızlığına, hançer cümlelerime… ‘Ben’den ‘Ben’ kalmayan ‘Ben’e, büyük merhaba vaktidir!

-Kim vurduya gittin sen;
Ağla! Ağla şimdi ağlama vaktidir.
Göçüğün altında sessiz bir ölümsün sen,
Ağla! Ağla şimdi ağlama vaktidir.
Uykusuz gecelerin kuşku dolu sokaklarısın sen,
Sığınılmış ömürlerin derin hüznü,
Silinmeyen yılların yitik izleri;
Ağla! Ağla şimdi ağlama vaktidir!-

Yağmur Sunar

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Didem Madak: Nasıldı/ Öldürdüğünüz birinin cenaze namazını kılmak?”

Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.

Kapat