Gilles Deleuze: Kapitalizmin yayılmasıyla sömürü, denetim ve gözetim giderek daha da incelmekte

gilles-deleuzeDurumumuzu belirleyen, Devlet’in hem ötesinde, hem de bu yanındadır. Dünya pazarının gelişmesi, çokuluslu şirketlerin gücü, “gezegen” çapındaki bir örgütlenmenin hazırlıkları, ve kapitalizmin bütün toplumsal bünyeye yayılması gibi ulus-devletlerin ötesindeki durumlar, parasal, endüstriyel, ve teknolojik akışı anlamlandıran dev bir soyut makine oluşturmaktadır.

Aynı zamanda, sömürü, denetim ve gözetim giderek daha da incelmekte, yayılmakta, daha moleküler bir hale gelmektedir. Varlıklı ülkelerin işçileri ister istemez Üçüncü Dünya’nın yağmalanmasına, erkekler de kadınların aşırı derecede sömürülmesine katılmaktadır. Ne var ki zaaf içinde olan Devletlerin ötesindeki soyut makine, gerek kendi topraklarında, gerekse başka topraklarda yönetimini sürdürmekten aciz olan ulus-devletlerden daha dayanıklı değildir. Devlet, artık makinenin karşı saldırılarıyla baş edecek, siyasal, kurumsal, hatta finansal olanaklara bile sahip değildir. İlelebet polis gibi, ordu gibi, bürokrasi gibi, okul ve aile gibi eski kurumlara güvenmesi kuşkuludur. Devletin bu yanında ise muazzam toprak kaymaları olmaktadır. Bu kaymalar temelde şunları etkilemektedir:
(1) toprak bölünmeleri;
(2) ekonomik bağımlılık mekanizmaları (yeni işsizlik ve enflasyon türleri);
(3) belli başlı yönetim yapıları (okullardaki, sendikalardaki, ordudaki ve kadınlar arasındaki gibi krizler);
(4) gittikçe niceliksel olduğu kadar niteliksel hale gelen toplumsal haklar ve talepler (“yaşam standardı” yerine “yaşam kalitesi”).
Bütün bunlar arzulama hakkı denebilecek şeyi oluşturur. Azınlık sorunları, dil sorunları, etnik sorunlar, bölgesel sorunlar, cinsel sorunlar ve gençlik sorunları gibi birçok sorunun, sadece eskiden kalma sorunlar olarak değil, aynı zamanda çağdaş devrimci hadiseler olarak yeniden ortaya çıkmasına şaşmamak gerekir. Bu hadiseler içten içe, soyut makineye ait küresel ekonomiyi ve ulus-devletlerin düzenlemelerini tehdit etmektedir. O zaman, devrimin ebedi olanaksızlığı ve faşist savaş makinesinin geneldeki dönüşü konularında ısrar etmek yerine, neden yeni tip bir devrimin olanaklı hale geldiğini düşünmüyoruz? Ve neden, durmadan birbirleriyle birleşerek savaşla uğraşmaya koyulmuş olan ve Dünya Devletlerinin altını oyarak tutarlı bir yol izleyen her türlüsünden mutant makinenin canlı olduğunu hesaba katmıyoruz?

Guattari – Gilles Deleuze

Gilles Deleuze, (d. 18 Ocak 1925 – ö. 4 Kasım 1995) yirminci yüzyılın ikinci yarısında yaşamış bir filozoftur. Kendi özgün düşüncesini oluştururken Spinoza, Leibniz, Hume, Kant, Nietzsche, Bergson ve Foucault üzerine monograflar yayımlamış, bu filozofların geleneksel felsefe tarihi izleğindeki konumlarına ve bu izlek dahilinde yorumlanma biçimlerine radikal eleştiriler getirmiştir. Çalışmalarında güzel sanatlar, edebiyat, matematik ve doğa bilimleri arasında çapraz geçişlerle bu farklı alanları birbirine indirgemeksizin yeni bir düşünme tarzının önünü açmıştır. Gerek kişisel çalışmalarında gerek 1969’da tanışıp uzun süre beraber çalıştığı psikanalist Félix Guattari ile birlikte rizom, çokluk, fark, olay, oluş, savaş-makinası, organsız beden, içkinlik, virtüel/aktüel, minör edebiyat, duygulam, göçebebilim gibi kavramlarla yirminci yüzyıl kıta felsefesi içerisinde yaygın düşünce hatlarının dışında özgün bir siyaset felsefesi ve etik ortaya koymuştur. Üstünde durduğu fark metafiziğinin felsefe tarihinin süregelen varsayımlarıyla olan ilişkisini tartıştığı Fark ve Yineleme (1968) ile anlamın ortaya çıkışını, biçimlerini ve yapısını incelediği Anlamın Mantığı (1969) yayımlandıkları dönemde ciddi bir yankı uyandırmış ve Michel Foucault, Anlamın Mantığı kitabını değerlendirdiği bir yazısında yirminci yüzyılın bir gün Deleuzecü bir yüzyıl olarak anılacağını ifade etmiştir (Deleuze bir röportajında bu yakıştırmayı Foucault’nun kimilerini gülümsetmek kimilerini de kızdırmak amacıyla yaptığı ince bir espri olarak değerlendirecektir). Félix Guattari ile birlikte kaleme aldıkları çalışmalardan Anti-Oidipus (1972) ve Bin Yayla (1980) başlıklarıyla iki cilt halinde yayımladıkları Kapitalizm ve Şizofreni, psikanaliz, ekonomi, linguistik, antropoloji, ontoloji, etoloji, siyaset felsefesi, metalürji gibi çok geniş bir yelpazeye yayılan argümanları ve referanslarıyla yirminci yüzyılın en önemli çalışmaları arasında sayılabilir.

Yorum yapın

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org

Önceki yazıyı okuyun:
Spinoza: “İnsanlarda kendi iradelerinin bilgisi olduğu için, kendilerini hür sanıyorlar”

"Eğer havaya atılan taşın aklı/dili olsaydı mutlaka kendi arzusuyla yolculuğa çıktığını söylerdi! " Bütün şeylere bir gaye-neden vermek yetilerini ilân...

Kapat