Genel Olarak Yabancılaşma, Hakim Kültür Süreçleri ve Kültürel Yabancılaşma – Ali Aydın

Yabancılaşma kapitalist üretim biçiminin zorunlu bir yasasıdır. Esas olarak ekonomik yanı ağır basan bir havram olarak yabancılaşma, işçi sınıfının kendi ürettiği malı alamayışı veya kendi ürettiği ürünlerin, karşısına para olarak çıkışı ile biçimlenen yabancılaşma hakim güçler tarafından insan kaynağını ulusal veya sınıfsal kişiliğinden koparma işlevi ile bilinçli bir etkinlik halinde «Kültürel Yabancılaştırma» olarak amaçlı araçlı ve denetimli bir süreç haline sokulur.
Hakim kültür kaynaklarının amacı, bireyleri kopuntu süreci ile ulusal ve sınıfsal kişiliklerinden koparıp veya çoğul kişilik şeklinde soysuzlaşmış kişilik kazandırıp kendisine yabancılaştırmaktır. Birey bu yabancılaşma sonucunda toplumsal bir birey olarak ufalanır, kendisinden koparak, kendi ulusal veya sınıfsal çıkarlarının karşısında yer alır. Kişi kendi ulusal veya sınıfsal kişiliğinden uzaklaştırılır. Böylece hakim sınıfların saflarında halkına yabancılaştırılır. Kendi özbenliğini yitirir ve hakim sınıfların mücadele kimliğini üzerinde taşır. Bütün bu etkinliklerin altında yatan gerçek şudur; yığınları kurulu düzenden yana işbirlikçi duruma getirip kültürel olarak onları çıkarlarına yabancılaştırmaktır.

Hakim güçler yığınlarla haberleşme, bilgi iletiminde nesnel davranmayıp kurulu düzenden yana bilgi iletim araçları olarak okulları, Üniversiteleri de araç olarak kullanırlar. Bilgi iletiminde olguları,,nes-neleri biçim olarak aktarıp, öz olarak gerçekleri, gizlerler. Örneğin yeni gelişmekte olan işletme fakültelerinde pazarlama, reklam, çalışma barışı gibi hakim sınıfların kar hırsının maksimum yolları, Milli Prodüktivite merkezleriyle, az maliyetle bol para kazanma yolları, Halkla İlişkiler Yüksek Okullarında malların fazla satımı için halkla bütünleşme yöntemleri öğretilir. Böylece yığınların sırtından çıkarılan paralarla kurulan kamu kuruluşları hakim sınıfların elinde çıkarlarının bilimsel araştırmasıyla yığınları kendi çıkarlarına yabancılaştırırlar.

Hakim Kültürün İlgi Merkezleri ve Psikolojik Süreçler

Hakim güçler kurulu düzene karşı kitlelerde olan muhalefeti azaltmak için hem de kâr sağlamak için değişik davranış ve kültür etkinlikleri sağlayarak yığınların ilgilerini bu yöne kaydırırlar. Bilhassa çocukluk ve yetişkinlik arasında «kriz» dönemini yaşıyan ergenlik çağındaki gençliği yabancılaştırmak için bu yaş dönemine seslenecek yatırımlara ağırlık verirler. Bu yatırımları en çok «s eks» «moda» «spor» ve «fotoroman kitap kültürü» alanına aktarılır.

Se ks Kültürü
Burjuva kültürü kadın erkek arasındaki doğal cinsel ilişkileri gençliğe yabancılaştırıp «S eks» adı altında karşı cinsleri birbirinden uzaklaştırıp ulaşılmayacak «ilgi merkezleriyle» merak duygusu yaratılır. Ergenlik çağındaki gençlik «Cinsel arayış» döneminde bulunduğu için gerekli cinsel eğitim de verilmediği için bu «sek s kültürü» ona ilgi çekici gelir. Kapitalist üretim biçiminin olanak ve değer yargıları, değil cinsel gereksinmeleri temel gereksinmelerin karşılamadığı için zaten birey bütün olarak doğrulmamıştir. Böylece bilhassa erkek ergenler kadınlara «laf atma» hiç tanımadığı kadına «omuz vurma» gibi yabancılaşma duyguları kazanarak akıl, fizyolojik ve ruhsal ufalanma süreciyle kendisinden kopar. Bu ise; gencin ulusal ve sınıfsal kültürleriyle biçimlenen kişiliğinin parçalanması ile son bulur. Faşizmin Kitle Ruhu anlayışında  Vılhelm Reiche bu olguyu şöyle açıklar. «Cinsel arzulara ket vurma ekonomik olarak ezilen insanda onu somut çıkarlarına aykırı biçimde davranmaya duymaya, düşünmeye, itecek yapısal değişiklikleri yaratmaktadır.

Spor Kültürü
Bireyin bedensel, ruhsal ve akıl sağlığında büyük payı olan Spor etkinliklerine, hâkim kültür değerleriyle, kâr amacı taşıyan profesyonel ve kitlelerin ilgilerini yabancılaştırmak işlevleri kazandırılır. «Vesselam futbolcu adamlarız» diye başlıyan Aziz Nesin’in «Gol kralı Sait hopsait» romanında bu yabancılaşma süreçleri başarılı bir şekilde işlenmiştir. Transfer, milli maçların arkasındaki söven duygular, Basının resimli spor sayfaları rövanş maçları için diğer kentlere akınlarla oluşan taşkınlıklar gençliğin ve yığınların ilgisi yanlış yollara aktarılır.

Moda kültürü
Ekonomik olarak yoksullaşan yığınlar, yoksulluk içerisinde ruhsal olarak da yoksullaşınca, kapitalist üst yapı kurumlarında «hazcı felsefe» ile şekillenen moda ile bu yoksulluklarını gidermeye çalışırlar. İki seçenek vardır; ya kişiliğini parçalayıp kendisinden iyice-ko-par, ya da moda değişmelerine uyarak bunu ödünler (telafi eder). Her iki seçenekte yabancılaşmanın değişik nitel şekilleridir. Çünkü yabancılaşma daha aşılmamıştır. Yani birey hâlâ kurulu düzene karşı kendi çıkarları ile uyumlu karşı çıkışlar yapamamıştır.

«Fotoroman» kitap kültürü
Hakim burjuva kültürünün bilinçli, denetimli direk iletim süreci kendi yayın organlarıdır. Bilhassa ucuz kitap, parasız yayınlar yolu ile çocukların ilgileri kurulu düzenden yana değerler, simgeler ve resimler üzerine çekilir. Böylece çocuk çağına geleceğe ve barışa ya-bancılaştırılır. Çocuk Edebiyatı ve Çocuk kitapları adlı açık oturumda (2) Vedat Nedim Tör’ün yapmış olduğu konuşma ilginçtir; «Anima-lizasyon, brütülizasyon dehumanizasyon. Hayvanlaştırma, hoyratlaş-tırrri’a ve insanlıktan çıkarma. Bu konuda piyasada en çok satılan kitaplar vardır. Ramazan beyin kitapları 10 bin basıyor, fakat hepsi satılmıyor. Bakın Süper Tarkan, Zagor, Ateşli Yosma bunlar 70 bin 100 bin basıyor, kaliteli kitaplar 10 bin basıyor satılmıyor. Bütün bu yayınlarda düşünmeye ait hiçbir ipucu yoktur. Şöyle ki çocuk çıplak s eks kitaplarına gözünü diker üzerine gider, korku teması karşısında geri çekilir, gereksiz komik kitaplarla yayınlarla çocuk yılışır. Böylece tepisel olarak aşırı uyarılan çocuk düşünmeye ortam bulamaz.

Proleterya – Yabancılaşma – Lümpen Proleterya
Kapitalizmin içerisine düştüğü bunalımlar derinleştikçe ve teknolojinin üretim organizasyonuna sokuluşu ile oluşan işsizlik olgusu halkın büyük bir kesimini kaderiyle başbaşa bırakır. İşsizlik ortamında birey gereksinmelerini karşılamayınca çatışma ve umutsuzluklar içerisine düşer. Dr. Ahmet Çelikkol işsizlik psikolojisine değinirken işçinin nasıl yabancılaştığını şöyle izah eder: «İşsiz yaşamını sürdürmek için her şeyden önce kendisine bir «barınak» «ekmek» ve «yiyecek bulmak zorundadır. Bu nedenle buluncaya kadar işi arayacak, iş için başvurduğu kapılar yüzüne kopanınça, benliği zedelenecek ekonomik ve ruhsal bakımdan kendisine duyduğu güveni yitirecektir. (3) Böylece işsiz değişik bir kişiliğe bürünerek kendisinden uzaklaşır. Bundan sonra ki ilişkilerini «Serseriler» «Orospular, pezevenkler ve adi suçlular arasında sürdürerek lümpen proletarya saflarına katılır.

İnsanın Geleceğe ve Kurtuluşa Yabancılaşması
Spor Toto, Milli Piyango, Banka İkramiyeleri, Açık Arttırma soy-suzlaşmış basının «kupon ikramiyeleri ve at yarışları gibi belli çıkar merkezlerinin halkın ilgi ve cebindeki para ile bütünleştiğini görüyoruz. Bu etkinlikler çalışmadan zengin olmanın kapitalist yarış mantığından kaynaklanan ve halk arasında «Hasan değil, basan alır», şeklinde ifade bulan şoysuzlaşmış kültür etkinlikleridir. Yaşamdan umudunu kesmiş halk yığınlarının kurtuluşlarını, «Şans eseri» olarak görüp, olasılıklardan daha çok yararlanmak için daha fazla para yatırarak, daha fazla sömürülürler. Böylece geleceği ve kurtuluş olan inançları zayıflar. Çocuk ise; okul eğitimi ile geçmiş tarih bağnazlığı ile yabancılaştırılır. Büyük adam kuramıyla çocuklar kendilerini eski padişah, krallarla özdeşleştirip geleceğe yabancılaşırlar. TDK hazırladığı yeni ders kitapları ile ilgili raporun önsözünde belirtildiği gibi (4) «…çocukta toplum için dünyayı değiştirme isteği körelecektir.» Sonuç olarak çocukla küçük yaşta geleceğe ve kurtuluşa ya-bancılaştırılır.

Pollyanna Mekanizması ve Grev Kırıcı İşçiler
Pollyanna savunma mekanizması, sorunları olmasına karşılık, her şeyin yolunda gittiği inancına denir. Çünkü kişi kendisinden kopmuş, kendisine yabancılaşmıştır. Böylece birey kendi sorunlarının farkında değildir.
Burjuva kültür etkinlikleri bu mekanizmayı işlevsel hale sokarak işçi sınıfı çıkarları kurulu düzene rağmen savunur görünürler. İşçi sınıfına şirin görünerek yeni yeni kavramlar türetirler. Bu burjuva kültürü ile biçimlenerek bir çekme Merkezi ile yığınları kültürel olarak kendilerini yakınlaştırırlar. «Halk kapitalizmi», «Sınıflar üstü devlet» «toplumsal refah» «Orta sınıflaşma» İşçi yatırım bankası ve işçi Holdingleri gibi burjuva ekonomik kuramları da bu yakınlaşmayı kolaylaştırırlar. Böylece bu kültür ve ekonomik kurumlarla filizlenen kültür karşısında yığınlarda, kendi çıkarları ile çelişen yabancılaşma süreçleri oluşur. Örneğin grev kırıcı işçiler gibi…

«Fetih Zihniyeti» ve Cağımıza, İnsanlığa Yabancılaşma
Hakim güçler yığınlar ile çağımızı karşı karşıya getirmek arkasından insanlar ile insanlığı karşı karşıya getirmek için zihinleri kendi kültürleriyle donatırlar. Hakim güçler bilhassa okul çağındaki çocuğu kendi çağından koparıp, günümüzün hakim olan «Hoşgörü ve anlayış» çağından çocuğu eskilerin barbarlık çağına götürüp kendi çağına yabancılaştırırlar. «Erken teşhis ve tedavi» yöntemiyle çocuğu küçük yaştan itibaren koşullandırırlar. Çağımızı değerlendirirken çağımızın «Milletlerarası Savaş Çağı» olduğunu körpe zihinlere sokarak «Üstün Irk» aşısı yapılarak çocuk küçük yaşta barışa karşı savaş bağışıklığı kazanır. Bu çocuk büyüyünce olmadık düşmana karşı «Fetih düşleriyle» insanlıktan koparılır.

Komünizm Fobisi ve Hür Dünya Cenneti
İşçi sınıfının siyasal yabancılaşması eğitim etkinlikleri ve iletişim araçları ile hakim güçler tarafından «Komünizm fobisi ve Hür dünya cenneti» safsata (sofizm) kıyası yolu ile biçimlendirilir. Hakim kültür öğeleri ile biçimlenen bu işçi sınıfı siyasallaşması kendi çıkarlarının ideolojik politik kültürüne yabancılaştırılır. Bu sürecin iletiminde kavramların «biçim» yönünden kitlelere tanıtılıp «Öz» yönünden açıklanmaması yığınları yanlış kamuoyu ortamlarına sürükler.

Hem Kontr-Gerılla Hem Kontr-Kültür
Yabancılaşmış, işbirlikçi duruma getirilmiş karşı devrimci güçler ile yabancı sermayenin baskı yöntemleriyle bastırılan halk muhalefetinin bağrında biçimlenen halk kültürü direnen bir güç olarak boy gösterirken onun bastırılması Kont-Gerilla mantığının bir devamı olan Kontr-Kültür süreçleriyle değişik yöntem biçimlerinden olan «Sessiz Savaş» «Psikolojik Savaş» «Barış Gönüllüleri» vasıtasıyla kuşatılarak etkisiz hale getirilir.

Kaynaklar :
0) Faşizmin kitle ruhu anlayış, Wilhelm Reich Payel yayınlar. Çev. Bertan Onaran.
(2) Çocuk Edebiyat ve Çocuk Kitapları Cem Yayınevi s. 27
(3) İşsizlik Psikolojisi, Ahmet Çelikkol Cumhuriyet 4 Temmuz 1976
(4) Ismarlama Ders Kitapları Üzerine Rapor TDK. 1977.

“Genel Olarak Yabancılaşma, Hakim Kültür Süreçleri ve Kültürel Yabancılaşma – Ali Aydın” üzerine bir yorum

  1. biz dediğimiz zaman ile ben dediğimiz zaman arasındaki fark,yap dediğimiz seyler ve yapamadığımız seyler, görünen yüzümüz ve görünmeyen yüzümüz ve nihayetinde kişilik sebdromları…..
    işte modern insan ve onun kültürü ve asıl kültüründen kaçışı….
    teşekkürler güzel yazı için…

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Lev Tolstoy’un İtirafları: “Hayatın benim için bir anlamı yoktu”

Her yaşanan gün, yaşama atılan her adım, beni uçurumun kenanna biraz daha yaklaştırıyordu; önümde beni bekleyen yıkımı, felaketi görebiliyordum. Durmak,...

Kapat