Kemal Sunal’ın son söyleşi: Enteller filmlerimi seyretmediler ama Tv’den sonradan tebrik ettiler

Kemal Sunal
Enteller zamanında sinemaya gidip filmlerimi seyretmediler ama sonradan televizyon yerleşince ve filmlerim özel televizyonlarda üst üste yayınlanınca mecburen seyredip, tek tek tebrik ettiler. Ben de onlara “Pişmanlık yasasından yararlanıyorsunuz” dedim.

Bugünlerde tecrübeli kadroya dönmeye başladı ya, Propaganda’da, Güle Güle’de…

Gençlerden kim var ki zaten, baktığını zaman kaç isim sayıyorsunuz? Sayamıyorsunuz. Zaten yok yani.

Hiç ayak kaydırma gibi bir şeyler oldu mu?

Yok ben öyle şeyleri yaşamadım hiç. Biz Ertem Eğilmez grubu olarak sanki sinemanın dışında yaşıyorduk. Sadece senaryo çalışıyorduk. Diğer sinemacılarla, sektörle bir ilgimiz yoktu. Hazırlanıp filmimizi çekiyorduk. O nedenle kim kapris yaptı yapmadı hiç haberimiz yoktu bizim.

En iyi arkadaşlarınız kimler?

Sinemadan mı? Eski arkadaşlarımız var. Şener var, Halit var, hepsi var.

Hababam’daki kadroyla yıllardır koltuk temasınız sürdü mü?

Tuncay Akça hastaydı, Halit Akçatepe hastaydı. Hepsinin yanındaydım. Ben gerektiği kadar arkadaşlarını arayıp ilgilenen birisiyim.

Özlüyor musunuz o günleri?

Valla film çekerken o günleri yine hatırlıyorsunuz. Yeni bir film, yeni bir set… Çekiyorsunuz… özlemeye pek vakit bulamıyorsunuz, zaten aynı işi yapıyorsunuz, devam ediyor.

Filmlerinize burun kıvırmak için insanda ciddi şekilde entel takıntısı olması lazım.

Var mıdır öyle biri?

Var mıdır?

Enteller zamanında sinemaya gidip filmlerimi seyretmediler ama sonradan televizyon yerleşince ve filmlerim özel televizyonlarda üst üste yayınlanınca mecburen seyredip, tek tek tebrik ettiler. Ben de onlara “Pişmanlık yasasından yararlanıyorsunuz” dedim.

Neden bu röportajı kabul ettiniz?

Ben gazete ve dergilerdeki, yazılı basındaki röportajları bazen kabul edebilirim ama görselde yokum. Çıkmam.

Okan Bayülgen’den Beyaz’dan ya da başkalarından eminim tonlarca teklif gelmiştir.

Çıkmam saklarım kendini. Zaten filmlerimde yeteri kadar görünüyorum. Kemal Sunal gözükmez!

Yüz eskitmeme falan mı bu?

İstediğin gibi al. Ama dedim ya; filmlerimde yeterince görünüyorum.

O halde televizyonlar bu çabanıza çok aykırı davranıyor, bir anlamda tavrınızı terörize ediyor.

Evet. O kadar filmimi oynatıyorlar, programlara çıkmayışımı ona saysınlar. Bir anlamda kendimi saklıyorum. Bir politika izliyorum. Ama filmim çıkacağı zaman gözüküyorum. Eskiden böyle bir şey yoktu, şimdi reklamın önemi anlaşıldı. Televizyonlar var, adınız, işiniz halka duyuruluyor. Geçmişte bir tek afiş vardı. Asılıyordu. Seyirci görüp gidiyordu. Bir de gazetede “Sinemalarda şu var” diye bir ibare çıkarsa tamam. Hoş o dönemde de benim filmlerimde kuyruk olurdu.

Güle Güle neden bizim filmlerden?

Türk filmi olduğu için.

Kadrolaşmayla alakası yok yani?

Ha. Yok yok. Türk filmi olduğu için öyle dedim. Yabancı filmlerde de ağlıyorum anlamında.

Öyle bir cepheleşme var mı peki?

Yok hayır. Oyunculukta öyle bir cepheleşme olmaz zaten.

Kaynak: Sabah

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Nietzsche’nin Moderniteye Yıkıcı Eleştirisi – Amer Shatara

İnsanın doğa ile ilişkisi sorununda, Berkeley doğayı insana bağımlı kılıp onun varlığını düşünülebilmesine bağlı kılar; Descartes insan ve doğa arasında...

Kapat