“Faşizme Karşı Birlik” Sorunu Üzerine Notlar – Yılmaz Güney

yılmaz güneyFa­şiz­me kar­şı bir­lik so­ru­nu, ön­ce­lik­le fa­şiz­min tah­li­li, fa­şiz­min ulu­sal ve ulus­la­ra­ra­sı da­ya­nak­la­rı ko­nu­sun­da ve ye­ri­ne ge­ti­ri­le­cek de­mok­ra­si ve iler­le­me ko­nu­la­rın­da an­la­yış bir­li­ği­ni ve ya­kın­lı­ğı­nı ge­rek­ti­rir. Bu­gün Ev­ren cun­ta­sın­da ken­di­ni gös­te­ren fa­şist dik­ta­tör­lük, or­du­su, bü­rok­ra­si­si, po­li­si, ad­li­ye­si, üni­ver­si­te ku­rum­la­rı, ana­ya­sa­sı vb. bü­tün ku­rum­la­rıy­la bir­lik­te ele alın­ma­lı­dır. Ev­ren cun­ta­sı yı­kı­la­bi­lir; an­cak Ev­ren’in ku­rum­laş­tır­dı­ğı or­gan ve ku­rum­lar ya­şa­dık­ça, kim ge­lir­se gel­sin, o sı­nır­lar için­de ka­la­cak­tır. So­run, bü­tün fa­şist ku­rum­la­rın yı­kıl­ma­sı ve yer­le­ri­ne de­mok­ra­tik ku­rum­la­rın ge­çi­ril­me­si­dir.

Biz, pro­le­tar­ya ön­der­li­ğin­de­ki sos­yal bir kur­tu­lu­şu sa­vu­nan dev­rim­ci­ler ola­rak, el­bet­te ki pro­le­ter de­mok­ra­si­sin­den ya­na­yız. An­cak pro­le­ter de­mok­ra­si­nin ku­rul­ma­sı­nı, özel­lik­le Tür­ki­ye-Kür­dis­tan’da ya­kın bir ge­le­cek­te pro­le­ter de­mok­ra­si­nin ku­rul­ma­sı­nı, ko­şul­la­rı ge­re­ği pek müm­kün gör­mü­yo­ruz. Ya­kın bir ge­le­cek­te bi­ze en ola­sı ge­len, bur­ju­va de­mok­ra­si­nin bir çe­şi­di ola­cak­tır. Bu­gün, bur­ju­va de­mok­ra­si­si­ni, dün­ya­nın her ta­ra­fın­da, bur­ju­va­zi sa­vun­mu­yor, pro­le­tar­ya ve emek­çi halk kit­le­le­ri bur­ju­va­zi­ye kar­şı sa­vu­nu­yor. Tür­ki­ye-Kür­dis­tan’da da, bur­ju­va­zi­nin Ev­ren’e kar­şı çı­kan ke­si­mi, kla­sik an­la­mıy­la, ya­ni top­lu­mu oluş­tu­ran sı­nıf ve ta­ba­ka­la­ra si­ya­si öz­gür­lük­ler ta­nı­ma­yı dü­şün­mü­yor­lar. Bur­ju­va de­mok­ra­si­si­ni bur­ju­va ge­ri­ci­li­ği­nin çe­şit­li bi­çim­le­ri­ne kar­şı sa­vun­mak gö­re­vi de bu­gün pro­le­tar­ya­ya ve emek­çi kit­le­le­re düş­müş­tür. Ezi­len halk­la­rın ve özel­lik­le Kürt ulu­su­nun çı­kar­la­rı da bu aşa­ma­lar­la ya­ki­nen il­gi­li­dir.

Bi­ze, halk de­mok­ra­si­si ve pro­le­ter de­mok­ra­si­si ye­ri­ne bur­ju­va de­mok­ra­si­si­ni sa­vun­du­ğu­muz suç­la­ma­sı ge­ti­ri­le­bi­lir. Bir şe­yi is­te­mek­le o şe­yi ger­çek­leş­tir­mek iki ay­rı şey­dir. Halk de­mok­ra­si­si ve pro­le­ter de­mok­ra­si­si, nes­nel ko­şu­la­rın ya­nı sı­ra kit­le­le­rin öz­nel du­rum­la­rı­na, pro­le­ter ön­cü­sü­nün gü­cü­ne ve ulus­la­ra­ra­sı du­rum­la­ra bağ­lı­dır. Le­nin’in Çar­lık otok­ra­si­si­ne kar­şı mü­ca­de­le­si ve si­ya­si öz­gür­lük­ler için söy­le­di­ği söz­le­rin, bi­zim için de ge­çer­li ol­du­ğu­nu dü­şü­nü­yo­ruz.

Fa­şiz­me kar­şı mü­ca­de­le ge­çi­ci yol ar­ka­daş­la­rı­nı bir ara­ya ge­ti­re­bi­lir. İle­ri­de ye­ni­den kar­şı kar­şı­ya ge­le­cek ol­mak, böy­le­si bir bir­lik için en­gel de­ğil­dir. An­cak bir­li­ğin si­ya­si-ide­olo­jik içe­ri­ği ve ör­güt­sel bi­çi­mi ve iş­le­yi­şi iyi be­lir­len­me­li­dir. Mü­ca­de­le he­def ve bi­çim­le­ri iyi be­lir­len­me­li­dir.

Bu­nun için, fa­şiz­me kar­şı mü­ca­de­le plat­for­mu ve bu­nun bir so­nu­cu ola­rak fa­şiz­me kar­şı bir mü­ca­de­le prog­ra­mı özel bir öne­me sa­hip­tir. Böy­le­si bir prog­ram, Tür­ki­ye-Kür­dis­tan hal­kı­nın bü­yük bir ço­ğun­lu­ğu­nun öz­lem ve be­lir­ti­le­ri­ne ce­vap ver­me­li­dir.

Fa­şiz­me kar­şı mü­ca­de­le, bi­zim için sos­yal dev­rim mü­ca­de­le­si­nin özel bir bi­çi­mi­dir. An­cak fa­şist dik­ta­tör­lük­ler yal­nız ve yal­nız sos­yal dev­rim­ler, halk dev­rim­le­ri ara­cı­lı­ğıy­la yı­kı­lır de­mi­yo­ruz. Ba­şa­rı­ya ulaş­ma­yan halk ayak­lan­ma­la­rı bi­le fa­şist dik­ta­tör­lük­le­re dar­be vur­muş, on­la­rı yık­mış­tır. Halk de­mok­ra­si­si ku­rul­ma­mış fa­kat dev­rim­ci­le­şen halk ke­sim­le­ri­nin zo­ruy­la bur­ju­va­zi, bur­ju­va de­mok­ra­si­le­ri­ne sa­rıl­mış­tır. Sal­va­dor’a ba­kın, Şi­li’ye ba­kın. Es­ki ör­nek­ler, Yu­na­nis­tan, İs­pan­ya ve Por­te­kiz or­ta­da­dır.

Be­lirt­me­li­yiz ki, fa­şiz­me kar­şı ol­mak­la Ev­ren’e kar­şı ol­mak ay­nı de­ğil­dir. De­mi­rel Ev­ren’e kar­şı­dır. De­mok­ra­si­den ya­na, fa­şiz­me kar­şı bir tav­rı yok­tur, ola­maz da. Sos­yal de­mok­rat de­ni­len­ler için de ay­nı şey­le­ri dü­şü­nü­yo­ruz. Fa­şiz­me kar­şı mü­ca­de­le bir sos­yal dev­rim so­ru­nu ol­mak­la bir­lik­te, muh­te­mel bir si­ya­si dev­rim red­de­di­le­mez. Si­ya­si bir dev­rim, üre­tim güç­le­riy­le üre­tim iliş­ki­le­ri ara­sın­da­ki çe­liş­me­yi, bur­ju­va­zi-pro­le­tar­ya çe­liş­me­si­ni, ezi­len Kürt ulu­su­nun ve sö­mür­ge so­run­la­rı­nı çö­ze­mez. Ama bü­tün bun­la­ra kar­şın bü­yük ya­rar­lar sağ­la­ya­bi­lir. Açık sı­nıf mü­ca­de­le­si için­de, pro­le­tar­ya ve emek­çi kit­le­le­rin si­ya­si eği­ti­mi­nin sağ­lan­ma­sı ve sos­yal­iz­min sub­jek­tif ko­şul­la­rı­nın ya­ra­tıl­ma­sı sağ­la­na­bi­lir. Mü­ca­de­le ye­ni bir aşa­ma­ya gi­re­cek­tir. Bur­ju­va-pro­le­tar­ya çe­liş­me­si, ezen-ezi­len ulus çe­liş­me­le­ri de­rin­le­şe­cek­tir. Bu­ra­da so­run, bur­ju­va de­mok­ra­si­si­nin sı­nır­la­rı için­de mü­ca­de­le­ye ra­zı olup ol­ma­ma so­ru­nu, ba­rış­çı ge­çiş ile zo­ra da­ya­nan ge­çiş ara­sın­da­ki ter­cih so­ru­nu­dur. Dev­rim­ci ge­liş­me, bur­ju­va­zi­nin zo­ru­nu ye­ni­den gün­de­me ge­ti­re­bi­lir.

Fa­şist dik­ta­tör­lü­ğe kar­şı olan, ay­nı za­man­da ara­la­rın­da gö­rüş fark­lı­lık­la­rı olan güç­ler, bir­lik doğ­rul­tu­sun­da ha­re­ket ede­bi­lir­ler. An­cak bir­li­ğin bi­çi­mi ve iş­le­yi­şi ile il­gi­li açık gö­rüş­le­re ih­ti­yaç var­dır. Bu­ra­da bu den­li fark­lı gö­rüş­ler ta­şı­yan grup­la­rın fa­şiz­me kar­şı mer­ke­zi bir ya­pı için­de bir­le­şe­me­ye­cek­le­ri­ni söy­le­dik. Bu­na kar­şı­lık, çe­şit­li grup­la­rın ara­la­rın­da oluş­tu­ra­cak­la­rı, adı­na ne der­se­niz de­yi­niz bir­lik­le­rin bir cep­he­sin­den söz et­tik. Çün­kü fa­şiz­me kar­şı mü­ca­de­le bir dev­rim so­ru­nu ol­du­ğu­na gö­re, dev­ri­min ge­li­şen sü­re­ci, mü­ca­de­le bi­çim­le­ri, fa­şiz­min yı­kıl­ma­sı ha­lin­de dev­rim­ci mü­ca­de­le­nin ala­ca­ğı ye­ni bi­çim­ler, dev­ri­min iç ve dış it­ti­fak­la­rı ko­nu­la­rın­da ya­kın gö­rüş­le­ri olan­lar, ara­la­rın­da as­ga­ri bir­lik­ler sağ­la­ya­bi­lir­ler. Bu bir­lik­ler, bir prog­ram te­me­lin­de, ye­ni bir bir­lik oluş­tu­ra­bi­lir­ler.

İkin­ci­si, fa­şiz­me kar­şı mü­ca­de­le­de tu­tar­lı bir mü­ca­de­le prog­ra­mı, inan­dı­rı­cı bir mer­kez, mü­ca­de­le ve iş­le­yiş bi­çim­le­ri­ni be­lir­le­yen il­ke­ler, do­ğal bir ayıklanmayı ge­ti­re­bi­lir…


Bu yazı 1983 Ey­lül’ün­de Pa­ris ya­kın­la­rın­da ger­çek­leş­ti­ri­len “Fa­şiz­me Kar­şı Bir­leşik Cep­he” top­lan­tısı hazır­lığı amacıy­la kaleme alınmıştır.

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Fikret Başkaya: Kitleleri sefalete mahkûm edip sadaka ile kendine bağlamak bir rehin alma yöntemidir

"2 Kasım sabahı, "parti-devletin" bazı gazete manşetleri şöyleydi: "Sandığın kararı, "Sandık devrimi", "Muhteşem zafer", "Hocanın zaferi", "Ezdi geçti", "Türkiye kazandı",...

Kapat