Eğlence, Mizah | Sev beni sevem seni dünyasından manzaralar – Akli Denge

Şu sevgililer gününü hangi ademoğlu ayın 14’üne koymuş diye düşünmeden edemiyorum. Boş zamanlarımda böyle şeyleri düşünüyorum genelde. Hobi olarak.
Yav güzel kardeşim, koysana şu günü ayın 15’ine! Hediye almak için maaş gününden önce niye en sevmediğim arkadaşımdan bile borç almak zorunda bırakıyorsun ki beni?
Bence bu günü piyasaya çıkaran herifin veya kadının “maaş almak” gibi bi derdi yoktu. Adamın her daim parası varmış herhalde. Düşünsenize; bi memursunuz, sevgilinizi deli gibi seviyorsunuz. Hatta ona yer yer “balım, peteğim” diyebilecek kadar kaptırmışsınız kendinizi. Ama o lanetli gün ayın 14’ü. Hadi bakalım! Bu durum aynı bir öğretmenin bi öğrenciyi 44 puandan 1’de bırakmasına benzemiyor mu? Ya bir puan daha verip çocuğa 2 ver acı çektirme ya da sözlüde sıfırları verip notlarını 35’e falan düşür. Ana avrat düz çekmesin bari yavrucak.. Bu lanetli gün ayın 3’ü 4’ü olsa umrumda olmaz. Acı çekmem en azından. Bilerek mi yaptınız bilader?
Nedir bu ayın 14’ü? Üstüne üstlük bir de yakıt masraflarının iyice tavan yaptığı Şubat ayının 14’ü. Ağustos’un, Temmuz’un 14’ü olsa neyse! Niye Şubat’ın 14’ü ağabeyler ablalar? Niye?

Ayrıyetten bu ayın 14’ü meselesi ara ara “Devlet Bahçeli” damarlarımı kabartıyor. Üstün sayısal zekamı kullanmak zorunda kalıyorum: 14 + 14 kaç eder abicim, 28! Peki Şubat ayı kaç gün, 28! Başka 28 gün süren ay var mı? Yok! Gerçi Şubat dört yılda bir 29 oluyor ama şimdi o meseleyi karıştırmayın..Bence bu işte bi iş var..Kıllanıyorum.

Bu lanetli günün adı “sevgililer günü”dür ama genelde “sevgilisizler”in daha çok gündemindedir. Tabi gündeminde olur! Her sene bu gariban insanların kulaklarında “Na’ber lan? Hala sevgili bulamadın mı?” sorusu tekrar tekrar yankılanır. İnsanların sevgili bulamadıklarını ve bu işin daha ne kadar süreceği meselesini yılda bir gün hatırlatır. Bu gün olmasa belki de elemanlar, hayatlarının olağan olduğunda karar kılıp hiç rahatsız olmayacaklar. Zorla “sizin bi’şeyiniz eksik!” mesajı veriliyor. Bu durum, aynen akbili bitmiş kişi ya da kişilerin bütün otobüse rezil olmasına sebep olan o iğrenç sese benzemiyor mu? Hani herkes sıra sıra akbilini basar ve huşuu içinde geçer otobüsün orta taraflarına doğru da sen basarsın ve akbilin boştur, aniden o iğrenç ses çıkar ya akbil makinasından, onun gibi bi’şey bu 14 Şubat. “Bak herkesin ne güzel akbili var, senin neden yok! Aşağılık herif! İn otobüsümüzden” sesidir bu.
Bazı tiplerin yeni yılı 1 Ocak’ta değil 14 Şubat’ta başlar. Bir de bu mesele var. Hani dingil tayfa, “yeni yıla nasıl girersek bütün yıl öyle geçecek” gibi derin bir felsefeye sahiptir ya bizim bu tiplerin yeni yıl felsefesi de “14 Şubat” için aynen öyle çalışır. “Olum bu sene 14 Şubat’ta birisine hediye alacam artık!” diye yardırırcasına konuşanlar çoktur piyasada. İşte bunlardan bahsediyoruz. Onların arkadaş kesimlerinde gizli bi listesi vardır. Bu liste her sene 14 Şubat’ta yenilenir; “Bu sene kimler gitti kimler kaldı?” sorusunun cevabı kimlerin sevgili bulduğuyla ilgilidir ve sayı ona göre belirlenir.

Peki sevgili bulanlar ya da sevgilisi olanlar?

Onlar, sevgili bulamayanlardan daha da dertlidir. Bu uyuz günde genelde sevgilisi olmayan arkadaşlarıyla takılma eğilimindedirler. Çünkü aldıkları “etkileyici” hediyenin sevgililerini tatmin edeceği gibi “hayali” bir düşünceye kapılırlar ve haliyle “sevgi girdabı”ndan saatlerce dışarı, normal dünyaya çıkamazlar. Bu onları bunaltsa da bu durum onlar için “sevgilisiz” olmaktan iyidir.

Sevgilisi olanlar için 14 Şubat, “senin bir sevgilin var, sorumluluklarını bilmezsen onu da kaybeder ve kankalarının yanına dönersin!” anlamına gelir. Bu anlam, çoğu zaman sevgilisi olanlar için çekicidir ama arkadaşlarının çırpınışlarını görüp bu güzel hayalden vazgeçerler.
Kadınların dünyasını tam idrak edemiyorum ama erkeklerin dünyasında belirgin bir “Sevgililer Günü” öncesi “mesaj devresi” vardır. Bu devrede dişi insan, sizi mağaza mağaza gezdirir ve almanız gereken “muhteşem hediye” konusunda sizi bilgilendirir. Adeta brifing havasında geçer. Güzel bir sinema filmi gibi mesajını alttan alttan verir. Anlarsanız başarılı olursunuz. Anlamazsanız o da sizi anlamaz. Bu kadar basittir.

Eni sonu olay “hediye” meselesine kitlenir kalır.

Bir de extrem kişiler vardır. Çiftlerden gene erkek olanı “bence ‘sevgililer günü’ tüketimi teşvik eden günlerden biri. Ben yılın her zamanı hediye alırım, sadece bu günde değil” der. Sevgililer günü gelir geçer ve Şubat’ın 14’ünde olmasa bile sonrasındaki yakın günlerden birinde çiftin bayan elemanında belli belirsiz bi sessizleşme olur. Bulutlar şimşek toplamaya başlamıştır.

Evliler ya da nişanlılar da bu günde statü karmaşasına kurban giderler. “Benim nişanlım var baba sevgili değiliz artık biz” argümanı da eni sonu sahibinin elinde patlar. Ham de bu patlama yavaş çekimde sürer ve Mart başına kadar sarkar.

Sevgilisinden Şubat öncesinde ayrılmış olanlar vardır bir de. Adamı normal günlerde ararsınız telefonu çalar çalar ve tam arama sonlanacakken yaşayan ölü sesinde açar. Ama bu tipleri 14 Şubat denen bu kutsal günde arayın daha birinci çalış bitmeden telefon “yatak odası” tonundaki “alo”yla açılır ve sesinizi duyduğunda tekrar zombi sesine dönüş yapar. Arayan kişi eski sevgilisi değildir. Her şey olduğu gibi devam edecektir ve karşıdaki ses bir moloza aittir ona göre.
Bir de yüreği nasırlaşmışlar, kaybedenler kulübünün kadrolu elemanları vardır ki onların ruh hali daha sağlıklı bi hâldir. Bunlar artık otobüs beklemekten sıkılıp yürümeye karar vermiş olanlardır. Artık hiç umut yoktur ve hayata bu şekilde devam etmeleri gerekir. Bu şanlı günde Skarlet Conson’u elinde gülle kendilerine doğru koşarken görseler inanmazlar. Sevgilisi olanlarla uğraşmak da en verimli hobileridir. Bir nevi “sevgililer gününün teröristleri”dir bunlar. Devamlı saldırırlar. Onlara göre sevgilisi olan her erkek, kılıbık, karı dalkavuğu ve benzeridir.

Uzun lafın kısası; şu meşhur sevgi timsali kalp şekillerinden birini ters çevirin bakalım neye benziyor? Siz siz olun birinin kalbini kazanayım derken  … olmayın değerli kankalarım. Dünya’nın bin bir türlü hali var.

“Eğlence, Mizah | Sev beni sevem seni dünyasından manzaralar – Akli Denge” üzerine 2 yorum

  1. akli selimduyarlılığın mevzunun bütün boyutlarını yoklamış. ben en çok teşhir etme kısmına takıldım.

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Mehmet Ali Berdibek’le Kardeşi Ozan Rençber Aziz Üzerine | Söyleşi: Ömer Berdibek

Êzo Bra Saz Xwu Bicen | İlyas Mirza Korkutata / Ömer Berdibek Bölgede Filit Doryeş, Hacı Filit, Mela Filit olarak...

Kapat