Dünya Tarihinin Kapitalist Dönemi Üzerine Görüşler – John Strachery*

Kapitalist sistem ölüyor ve diriltilemez. Mevcut durumun gerçeklerini ve olasılıklarını inceleyen her dürüst kişinin ulaşması gereken sonuç budur. Batılı insanların tarihinin beş yüzyıl önce başlayan bu evresinin sonu öylesine muazzam anlamlar taşıdı ki neredeyse herkes ne olup bittiğini anlayamayacak kadar şaşkınlığa düştü.

Hatta sona erdiği geçeğini kabul edenler de sonuçlarının onda birini bile fark etmekte isteksizlerdi. Üretimi kapitalist sisteme dayanan bütün bu toplumların sürekli ve ölümcül çöküşü, yaşamın devamlılığının farklı ve alternatif bir yolunun ortaya çıkması, sürecin iki yüzüdür ve kolayca kavranamayacak kadar büyüktür. Fakat tek şeyden emin olabiliriz: kapitalizmin ölümü ve onun yerine başka bir ekonomik sistemin gelmesi yaşamın her alanını değiştirecektir. Din, edebiyat, sanat, bilim, insanlığın bütün bilgi mirası hep değişecek. Çünkü insan yaşamının hiçbir alanı, yaşamın sürdürülme şeklindeki değişiklikten etkilenmeden kalamaz. Kişinin hayal gücünün bu birincil kavramlarının üstleneceği alçak veya yüksek yeni formlar, kapitalist sistemin yerine hangi yeni ekonomik sistemin geçeceğine bağlı olacaktır. Bu yeni temelin özelliği, insanlık tarihinde yeni ve daha umutsuz veya daha parlak bu evresinin mümkün olması için insanlığın bilgi ve becerisinin büyüyüp yayılmasına, daha önce de pek çok defa olduğu gibi, insanın kazandığı neredeyse her şey kaybolana kadar çöküp çürümesine ve yaşamın en basit seviyesinden başlayan dirilişin yavaş ve uzun görevine bağlı olacaktır.
Aşağıda ne çeşit bir ekonomik örgütlenmenin günümüzdeki kapitalizmin yerine geçeceği sorununu tartışacağız. Bu durumun bir gelişme mi yoksa gerileme mi olacağına henüz karar verilmedi. Bu sorunun yanıtını vermek Yirminci yüzyıl insanının kaderidir. Ama yine de medeniyetin kapitalist üretim üzerine kurulmuş bütün yapısının parçalanmakta olduğu kesindir. Çünkü bu yapı, yani Almanların adlandırdığı şekilde Kültür, yalnızca bireysellik ve “özgürlük” çağına adapte edilmiştir. Bireysel özgürlük çağı ise neredeyse sona ermiştir.

Bu konu hakkında bize yalnızca iyi konuşmamız söylendi ve ölenin hastalığından başka bir şey söylememek de budalalık olur. İnsanlığın büyük kısmının bireysel özgürlük çağını yalnızca bir şaka olarak gördüğü de bir gerçektir. Ancak biz bu çağın sona erdiğini ve onu diriltme çabasının tamamen faydasız olduğu gerçeğinin farkında olduğumuz sürece, kapitalist dönem kültürünün başarılarını inkâr etmek budalalık olur. Elbette o dönem insanlığın geçmesi gereken bir dönemdi. Lenin der ki, “kapitalizm, sosyalizmle karşılaştırıldığında cehennem, feodalizmle karşılaştırıldığında ise cennet gibidir.” Bu düşüncesi çok önemlidir çünkü kendisi bu üç sistemde de yaşamış olan ender insanlardan biridir. Gençliğinin Rusya’sı yarı feodaldi denebilir, sürgün yıllarının Batı Avrupa’sı kapitalizmin uzun ve zengin dönemiydi; hayatının son yedi yılını sosyalizmi kurmakla geçirdi. Şüphesiz Lenin haklıydı. Feodalizm Batı Avrupalılara beş yüzyıllık bir uçurumun ardından daha hoş geliyordur. Fakat karşılaştırıldığında, kapitalizm bile toplumun bir sınıfının bir oranda azat edilmesi anlamına gelir. Avrupalı orta sınıf yükseldi ve bütün zamanların en istikrarlı olmasa da en parlak medeniyetini kurdu. Günümüzde bireysel özgürlüğün ardında yer alan neden, dünyada gerici, aptal, barbar ve baskıcı olan her şeyin de neden olduğu ve yalnızca medeniyeti yok ederek ve bizi karanlık bir çağa sürükleyerek başarılı olacağı su götürmez bir geçektir. Ancak bu durumun geçmişte gelişimin bu evresindeki insanların savaşması için en iyi neden olmadığı anlamına da gelmez. Bireysel özgürlük çağındaki başarılar yeterince gerçektir. Ayrıca bir İngiliz yazarın, kapitalist sistemin daha büyük başarıları mümkün kılacak bu maddi temeli kurmaktaki işlevini inkâr etmesi de saçma olur. Çünkü şüphesiz, Büyük Britanya “özgürlük savaşında” büyük bir rol oynadı. Bu savaş elbette serbest piyasa savaşıydı, alım satım hakkı için verilen bir mücadele; sömürme hakkı için son analiz mücadelesiydi. Yine de kazanılması gereken bir savaştı. Zafer insanlık tarihinde bir dönüm noktası oldu. Bir İngiliz yazar için daha akıllıca olanı, kapitalist çağın başarılarını inkâr etmemek, ama tereddütsüz bir şekilde bu çağın bittiğini kabul etmek, hemşerilerinin, kaçınılmaz ve belirgin bir şekilde yaklaşan yeniçağda daha yeni yüksek bir toplum kurma mücadelesinde aynı şekilde önemli bir rol oynayacağını ummaktır. Maalesef en zeki insanların korkutucu derecede büyük bir kısmı bile bugün kapitalist kültürün büyük ve yavaş çürüyen cesedini gömme görevini üstlenmemiştir. Yeni düzen için zemini temizleme işine katılmamışlardır. Ne yazık ki Batılı entelektüellerin büyük çoğunluğu kapitalizm kültürünü biraz daha yaşatmaya çalışmak gibi gereksiz ve tehlikeli bir görev üstlenmişlerdir. Yine de din, felsefe, sanat, edebiyat ve bilimin mevcut durumunda yeterli uyarının bulunduğu ve bu zihinsel çalışma alanlarının hepsindeki hızlı çöküşün önüne geçmenin mevcut toplumsal sistemde mümkün olmadığı düşünülebilir…

* John Strachey, Coming Struggle for Power, sf. 155-157, 200-205, 341-359, Crown Publishers Inc.
1930’larda dünyadaki ekonomik bunalım kapitalizmin geriye dönüşü olmayacak şekilde çöküşün eşiğine geldiğinin tam bir kanıtı olarak yorumlanmıştı. Batıdaki pek çok kişi kapitalist ülkelerdeki işsizlik ve ekonomik durgunluğu Rusya’nın Stalinci Beş Yıllık Planlar doğrultusunda ekonomik olarak genişlemesiyle kıyaslıyordu. İngiliz genç bir komünist olan John Strachey (1901-1963) bu görüşünü çok okunan Yaklaşan İktidar Mücadelesi (1935) başlıklı kitabında ifade etmiştir. Strachey İkinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere’de ortaya çıkan görüşleri terk etmiş ve devrimci Komünizm yerine evrimci Sosyalizmi tercih eden 1945 sonrası İşçi Partisinde kabine bakanı olmuştur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here