İNSANI TANIMA SANATI: DİKKAT, DALGINLIK, İHMAL VE UNUTKANLIK – ALFRED ADLER

Dikkat ve Dalgınlık

Ruhsal organda bulunup, insanın çalışma gücünün ön planında yer alan bir yetenek de dikkattir. Duyu organlarımızla içimizde ya da dışımızdaki bir olay arasında yoğun bir ilişki kurmaya kalktık mı, ruhumuzda özel bir gerilim duygusu uyanır; öyle bir gerilim ki, bedenimizin tümünde kendini açığa vurmayarak, ancak belirli bir alanla, örneğin gözle sınırlı kalır ve ilgili alanda sanki bir şeyler hazırlanıyormuş duygusuna kapılırız. Bizde bu gerilim duygusunu veren nesnenin devingen organlar olduğunu (göz örneğinde göz eksenlerinin belirli bir yöne yönelmesi) gerçekten de saptayabiliriz.

Dikkatin, ruhsal organımızın ve devinim sistemimizin belirli bir bölgesinde bir gerilime yol açtığını söylemekle şunu da belirtmiş oluyoruz ki, ilgili gerilimle daha başka gerilimlerin organizmanın ortaya çıkması önlenmektedir. Bunun için de, dikkatimizi belirli bir şeye yöneltmeye kalktık mı, hemen onu dağıtabilecek etkenleri tümüyle bir kenara itmeye çalışırız. Yani dikkat, ruhsal organın alarma geçişi, olaylarla ruhsal organ arasında tamamen kendine özgü bir bağlantının kuruluşudur, tüm gücümüzü belirli bir amacın hizmetine vermemizi gerektiren zor bir konumdan ve olağanüstü bir durumdan kaynaklanabilecek bir saldırı ya da savunma girişimine hazırlık anlamını içerir.

Dikkat yetisi, hasta ya da ruhsal bakımdan yetersiz olmamak koşuluyla, her insanda vardır. Ama bir insanda bu yetinin etkinliğine rastlanmadığı durumlarla da karşılaşılır sık sık. Bunun da nedenleri çok çeşitlidir. Bir kez yorgunluk ya da hastalık, söz konusu yetinin gelişimini kısıtlayan etkenlerdir. Ayrıca bazı insanların dikkatlerindeki yetersizlik, pek dikkat etmek istememelerinden, dikkatlerini yöneltecekleri şeyin yaşam karşısındaki tutumlarına, yani kendi devinim çizgilerine uygun düşmeyişinden kaynaklanır. Ama devinim çizgileriyle bağdaşan bir şey karşısında dikkat hemen uyanıp çalışmaya başlar. Beri yandan, dikkat yetersizliği, kişideki muhalefet eğiliminden de ileri gelebilir. Çocuklar, muhalefete son derece büyük bir eğilim gösterirler. Böyle bir eğilimi içlerinde taşıyan çocuklar, dışarıdan kendilerine yöneltilecek her öneriyi ‘hayır’la yanıtlandırır, ama, bunu yaparken muhalefet eğilimlerini doğrudan sergilemeyebilirler. Muhalefete eğilimli çocuğa öğretecek nesnelerle çocuğun bilinçsiz yaşam planı ve izlediği ana çizgi arasında bir bağlantının kurulması ve çocuğun söz konusu nesnelere barışık bir gözle bakmasının sağlanması, öğretim yöntemine ve eğiticilerin becerisine kalmış bir iştir.

Öyle insanlar vardır ki, her şeyi görüp işitir, her olayı, her değişikliği algılar. Bazıları da salt görme duyularıyla dünya karşısında yer alır; yine bazıları vardır, aynı işi işitme duyularıyla yapar; bu sonuncular hiçbir şey görmez, hiçbir şeyin görerek ayrımına varmazlar, nerede gözle görülecek nesneler söz konusuysa, orada yoktur kendileri. Bütün bunlar da yine bir kimsenin belirli bir durumda dikkat göstermesi beklenirken, böyle bir şeyle karşılaşılmamasının nedenleri arasındadır.

Bir kimsede dikkatin uyanmasını sağlayan en önemli etken, sağlam bir temele dayanacak ‘ilgi’dir. İlginin yeri, dikkate göre ruhun çok daha derin bir katmanıdır. Nerede ilgi varsa, dikkat de doğal olarak orada demektir, eğitimden yararlanılarak uyandırılmasına gerek kalmaz. Dikkat, ilgi duyulan bir nesnenin belirli bir amaçla ele geçirilmesini sağlayan bir araçtır. İnsanın gelişimi hiç hatasız gerçekleşmediğinden, dikkatin de hatalı yollar izlediği görülür, sürekli. Bir insanın hatalı tutumundan, doğal olarak ilgisi de olumsuz yönde etkilenir ve yaşama hazırlık bakımından bir önem içermeyen nesnelere yönelebilir. Örneğin ilgisi aşırı derecede kendi şahsına, özellikle elinde bulundurduğu güç ve otoriteye yönelik bir insan, nerede güçlülük çıkarıyla bağdaşır bir durum varsa, nerede ele geçirilecek bir şeyler bulunuyor ya da iktidarı ve gücü tehlikeye düşüyorsa, orada dikkat yetisini çalıştıracaktır. Güçlülüğe karşı ilgisinin yerini bir başka ilgi almadığı sürece, göstereceği dikkat bir türlü frenlenemeyecektir. Özellikle çocuklarda açıkça gözlemleriz bu durumu; saygınlık elde etmek söz konusu olunca hemen dikkatleri çalışır; ama ortada kendilerine yarar sağlayacak bir durumun bulunmadığı duygusuna kapıldılar mı, çarçabuk sönüp gider dikkatleri. Bu konuda alabildiğine değişik ve ilginç durumlarla karşılaşabiliriz.

Dikkatin yetersizliği, gerçekte insanın dikkat göstermesinin beklendiği bir konu ya da nesneden uzak kalmak istemesinden başka bir anlam taşımaz. Dikkatin bir nesneden çekilip alınması, kısaca onun bir başka nesne üzerine yöneltilmesiyle sağlanır. Dolayısıyla, bir kimsenin dikkatini belirli bir şey üzerine yoğunlaştıramadığını söylemek doğru değildir. Bir şeye gereği gibi dikkatini veremeyen bir kimsenin, bir başka nesne söz konusu olunca aynı işin pekâlâ üstesinden gelebildiği, her zaman gözlemlediğimiz bir durumdur. Konsantre olma yetersizliğinin bir benzerini irade güçsüzlüğü ve enerji yoksunluğu durumlarında da karşımızda buluruz. İradesiz ve enerjiden yoksun bir gözle bakılan insanlarda beklenen değil de, bir başka doğrultuda çelik gibi bir irade ve aynı şekilde büyük bir enerjiye rastlarız.

Böylesi kişiler kolay tedavi edilemez. Bunun için önce söz konusu kimselerin yaşam planları üzerindeki örtünün tümüyle aralanması gerekir. Ama bütün vakalarda şunu kabul etmek gerekir ki, belirli bir konuda gözlemlenen eksiklik ve yetersizlik, kişinin bir başka konuya yönelmesinden kaynaklanır.

Dikkatsizlik ya da dalgınlık çok insanda zamanla sürekli bir karakter özelliğine dönüşür. İkide bir öyle insanlara rastlarız ki, kendilerine belirli bir iş verilmiştir, ama şu ya da bu şekilde yadsırlar bu işi ya da üstünkörü yapıp çıkarır ve bu davranışlarıyla başkaları için bir yük oluştururlar. Dikkatsizlik, karakterlerinin kalıcı bir özelliğine dönüşmüştür, kendilerinden bir işe el atmaları istenir istenmez, sesini duyurur hemen.

İhmal ve Unutkanlık

Gerekli titizlik ve özen gösterilmediği için insanın güvenlik ve sağlığının tehlikeye düşmesi durumunda normal olarak ihmalden söz ederiz. İhmal, bir insanın tam anlamıyla dikkatsizliğini gösteren bir durumdur. Dikkat yetersizliği, insanın hemcinsleri için gösterdiği ilginin yetersizliğinden kaynaklanır. İhmalden yola koyularak, örneğin çocukların oynadıkları oyunlarda başkalarını yeterince düşünüp düşünmediklerini saptayabiliriz. Bu tür ihmaller, insandaki toplumsallık duygusunun derecesini saptamada sağlam bir ölçüt oluşturur. Toplumsallık duygusu istenildiği gibi gelişmemiş insan, davranışı cezayla karşılanacak bile olsa, başkalarına karşı ilgi göstermekte oldukça zahmet çeker, oysa toplumsallık duyguları gelişmiş kimseler böyle bir ilgiyi zahmetsizce içlerinde yaratabilir ya da sürekli kendilerinde barındırırlar.

Dolayısıyla ihmal, toplumsallık duygusunun bir eksikliğidir. Ama bu konuda da gereğinden fazla bir hoşgörüsüzlüğe kapılmanın yeri yoktur. Çünkü hiçbir zaman araştırıp incelemeden geçemeyeceğimiz bir şey varsa o da, neden bir insanın kendisinden beklenen ilgiye sahip olmadığı sorunudur.

Dikkatin zayıflamasından unutkanlık doğar, ayrıca önemli nesneleri kaybetme gibi bir durum ortaya çıkar. Unutkanlıkta da kuşkusuz büyük bir dikkat potansiyeli, yani ilgi vardır, ama tam değildir bu ilgi, isteksizlikten kaynaklanan bir bulanıklığı içerir ve söz konusu isteksizlik de kaybetmeyi ya da unutmayı başlatır, kamçılar ya da doğurur. Örneğin çocukların kitaplarını kaybetmeleri buna bir örnektir. Çokluk okuldaki koşullara henüz gereği gibi uyum sağlayamamış çocuklardır bunlar. Ayrıca, öyle ev kadınları vardır ki, durmadan anahtarlarını bir yere koyar, koydukları yeri bulamaz ya da anahtarlarını kaybederler. Bunlar da, çoğunlukla ev kadınlığına pek ısınamamış kimselerdir.

Unutkan insanlar öyle kişilerdir ki, açıkça başkaldırmaya pek yanaşmaz, ama unutkan davranışlarıyla ödevlerine karşı yeteri kadar ilgi duymadıklarını ele verirler.

Alfred Adler
İnsanı Tanıma Sanatı – Say Yayınları

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz