Category Archives: Felsefe ve Psikoloji

Friedrich Nietzsche: Ahlaksal değerlerin bir eleştirisine ihtiyacımız var

Bu merhametin ve merhamet ahlakının değeri sorunu (zamanımızın bu rezil duygu yumuşamasının karşısındayım ben) ilk bakışta ayrık bir şey, kendi başına bir soru işaretiymiş gibi görünüyor; ama kim buna bir kez takılıp kalır, burada soru sormayı öğrenirse, onun başına da benim başıma gelenler gelir:

Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar – Schopenhauer

Felsefenin en derin köşelerini, en anlaşılmaz denilen yanlarını kimse onun kadar açık ve anlaşılır bir şekilde anlatmayı başaramamıştır. 20. yüzyılın en önemli filozoflarından biri olan Nietzsche’nin “Ona çok şey borçluyum” dediği Schopenhauer, bir yandan modern felsefenin yapıtaşlarını sağlamlaştırırken, diğer yandan onun mezarını kazmıştır.

İnsanların ölmeden önceki en büyük 5 pişmanlığı

Avustralya’da yıllar boyunca evlerinde ölümü bekleyen hastalarla çalışan hemşire Bronnie Ware, emekli olduktan sonra deneyimlerinden yararlanarak yazdığı kitapta insanların hayatlarının son günlerinde en çok neye pişman olduğunu listeliyor.

Kendini Aldatmanın Muğlaklıkları: Olmak ve Olmamak – Herbert Fingarette

Kendini aldatmak, sezgilerimizle bildiğimiz gibi, ahlaki açıdan muğlak bir harekettir. Bilgisizlik ve bilginin kendini aldatmada merkez olduğunu kabul ettiğimiz sürece, bu muğlaklığı çözmek ya da kendini aldatma anlayışımızı derinleştirmek için hiçbir şey yapamayız:

Albert Camus: Bir şeyin gerçek olduğu yargısına varmışsam, onu korumam gerekir

Uyumsuz duygusu bu kadarcıkla uyumsuz kavramı olmaz. Onun temelini atar, o kadar. Evren konusunda bir yargıya vardığı kısacık an bir yana, onda özetlenmez. Sonra daha ileriye gitmek kalır ona. Canlıdır, yani ya ölmesi, ya daha ilerilere doğru yankılanması gerekir.

Zerdüşt’ün Öndeyişi: “Kendinden hiç söz etmemek çok soylu bir ikiyüzlülüktür!” – Nietzsche

Nietzscheİnsan ağaca benzer ne kadar yükseğe çıkmak isterse, o kadar kök salar yere, aşağılara, karanlığa, derinlere kötülüğe.
Zerdüşt otuz yaşında yurdunu ve yurdunun gölünü bırakıp dağlara çıktı. Orada ruhunun ve yalnızlığının tadını çıkardı ve on yıl bundan bıkmadı.

Dr. Ali Şeriati: Aşk, kendinden yanadır, bencildir. Oysa sevgi, sevilenden yanadır

Ali ŞeriatiAşk ve Sevgi…
Aşk, görme engelli bir coşku, görmezlikten kaynaklanan bir bağdır. Oysa sevgi, bilinçlice bir bağ; apaçık, duru bir görmenin sonucudur. Aşk genellikle içgüdüden su içer, içgüdüden kaynaklanmayan başka bütün olgular değersizdir.

“Yalnızca hiçliğin içinde varlık-ötesine geçilebilir” Hiçliğin Fenomenolojik Kavranışı – Sartre

Hiçlik, ancak dünyanın hiçliği olarak kendini özellikle hiçlerse hiçlik olabilir; yani ancak hiçlemesi içinde kendini dünyanın reddi olarak oluşturmak üzere bu dünyaya doğru özellikle yönelirse hiçlik olabilir. Hiçlik, varlığı bağrında taşır.