Büyük Koyun İmparatorluğu – Aziz Nesin| Bu olay yazılı olduğu halde oyun yine de sürmektedir

Tarihin bir döneminde, kurtlara av alanı kalmamıştı. Çünkü, hayvanların kralı sayılan aslan, kaplan, pars vb. gibi güçlü ve yırtıcı hayvanlar, dünyanın av alanlarını kendi aralarında bölüşmüşlerdi. Kurtlara, avlanacakları alan bırakmamışlardı. Her ne denli kurtlar da yırtıcı hayvanlarsa da, aslan, kaplan, pars denli güçlü değildiler. Bu yüzden kurtlar, aslanların, kaplanların egemen oldukları alanlara giremiyor, oralarda avlanamıyorlardı. Böyle olunca da geçim sıkıntısı çekiyor, aç bile kalıyorlardı. Kurtların, bu sıkıntılı durumlarına bir umar bulmaları gerekiyordu. Bunun için de kurtlar büyük bir kurultay düzenlediler. Bu kurultayda, nasıl bir umar bulacakları konusunda, aralarında konusup görüştüler, tartıştılar. Sonunda, kendi bilginlerine danışmaya karar verdiler. Yaşlı bir kurt bilgin, kurtların kurultayına gelerek söyle konustu:

— Çok sevgili kurt kardeslerim, estürlerim! Aslan, kaplan ve benzeri hayvanlar sömürgecidirler. Bu büyük sömürgeciler, dünyanın en verimli yasam alanlarını kendilerine ayırmıslardır. Dünyaya egemen olmuslardır. Biz kurtlara yer bırakmamıslardır. Bizler de yasam alanı istiyoruz. Ama bos yasam alanı kalmamıstır. Oysa biz kurtlar da yırtıcı güçlü, üstelik de akıllıyız.
Yaslı kurt bilgin, sözünün burasında birazcık durdu. Oksürerek sesini ayarladıktan sonra su öneride bulundu:
— Değerli kurt kardeslerim, sevgili türdeslerim! Hep birden «Kurtlar, hepsinden üstündür!» diye bağırmamızı öneriyorum.
Bu öneriyi, kurultaydaki kurtlar benimsediler. Yalnız o gün değil, o günden sonra da her zaman, her yerde üç kez üstüste ve hep bir ağızdan söyle bağırmaya basladılar:
«Kurtlar, kurtlar, hepsinden üstün!
Kurtlar, kurtlar, hepsinden üstün!
Kurtlar, kurtlar, hepsinden üstün!»
Bu söz, kurt toplumunda bir savsöz oldu.
Yaslı kurt bilgin, sonra konusmasını söyle sürdürdü:
— Bizim de sömürgelerimiz olmalıdır. Bunun için önerim sudur: Koyunları «Büyük Koyun İmparatorluğu» kurmaya kandıralım. Koyunlar, Büyük Koyun İmparatorluğu kurmak için bir alanda toplanınca, o alanı çevirir, koyunları kusatırız. Karnımız acıktıkça, doyuncaya dek koyunları yeriz.
Bu öneri, kurtlar kurultayında benimsendi. Bunun üzerine, bu öneriyi gerçeklestirmek için, kurt bilginlerden bir kurul toplandı. Bu kurulda, önerinin nasıl uygulanacağı görüsüldü.
Bir kurt bilgin söyle dedi:
— Her seyden önce, onları rahatça yiyebilmemiz için, koyunları bir araya toplamamız
gerekir.
Baska bir kurt bilgin de,
— Çok doğru, dedi, bütün canlılar gibi, koyunlar da ancak bir tehlike karsısında kalınca bir araya gelir, toplanırlar. Bunun için, bir tehlike uydurmalıyız. Koyunları, tehlikede olduklarına inandırmalıyız. Örneğin bu tehlike Galapintop olabilir… dedi.
Dinleyen kurtlar, Galapintop tehlikesinin ne olduğunu sordular.
Kurt bilgin, böyle biseyin olmadığını, uydurduğunu, söyledi. Gerçekte var olmayan bir tehlike, var olan tehlikeden çok daha korkunç olarak anlatılabilir-di. Çünkü, var olan bisey az yada çok bilinir, ama var olmayan bisey bilinmez.
Kurtlar, koyunlara Galapintop tehlikesi karsısında olduklarını anlatacaklardı. Bu amansız tehlikeye karsı, kurtların her zaman, her yerde koyunları destekleyeceklerini açıklayacaklardı.
Bu öneri oybirliğiyle benimsendi. Sonra baska bir kurt bilgin söyle konustu:
— Koyunları birlestirmek, bir araya toplamak için, büyük bir tehlike karsısında olduklarını onlara anlatarak koyunları kandırmak çok yerindedir. Ancak yeterli değildir.
Ayrıca onları çok büyük amaçlı bir ülküye inandırmak gerekir. Bu ülkü, hiçbir zaman gerçeklesemeyecek uzak bir hayal, tatlı bir düs olmalıdır.
Bunları söyleyen kurda, öbür kurtlar sordular:
— Nasıl bir ülkü asılamalıyız koyunlara ki, gerçeklestireceklerini sanarak o hayalin arkasından sürü sürü gitsinler?
Bilgin kurt bu soruyu söyle yanıtladı:
— Onlara «Büyük Koyun İmparatorluğu» gerektiğini anlatırız. Bu ülkünün adı «Koyunculuk» ülküsü olur.
Bu kurulda alınan karardan sonra, bu kararların uygulanmasına geçildi. Kurtlar, koyunlar arasından en çıkarcıları, en bencilleri ve en aptalları bulmuslardı. Onları, kendilerine yandas yapmıslardı. Kurt yanlısı olan koyunlara, rüsvet olarak, en güzel otlakları, genis çayırları gösteriyorlardı. İste böylece koyunlar arasında «Koyunculuk» akımı yayılmaya basladı. Koyunculuk akımının kitapları yazılıyordu. O kitapta söyle seyler yazılıydı: «Biz koyunlar, bütün öbür hayvanlardan üstünüz. Aslanın, kaplanın tüylerinden bile iplik yapılmazken, bizim tüylerimizden iplik yapılır. Hatta bizim dıskımız bile yararlıdır, gübre
olarak kullanılır. Ama aslanın, kaplanın dıskısı, bu güzel dünyayı pisletmekten baska neye yarar? Biz koyunlar üstünüz. Öyleyse bir Büyük Koyun İmparatorluğu kurmalıyız. Bu Büyük Koyun Imparatorluğu’nu kurmak için de koyunculuk ülküsü odağında birlesmeliyiz.
Düsmanımıza karsı birlik olmalıyız. Kahrolsun Galapintop… Büyük Koyun İmparatorluğu kuracağız. Bütün ormanlar, genis çayırlar, sonsuz çimenler biz koyunların olacak.
Galapintop’un basını ezeceğiz.»
Kurtlar, bu düsüncelerinde koyunları destekliyor, onlara yardım ediyorlardı. Bu yardım ve destekleme karsısında kimi koyunlar söyle düsünmeye baslamıslardı: «Biz, kurtları ne denli yanlıs tanıyormusuz… Oysa kurtlar, ne denli iyiliksever, ne denli yardımsever hayvanlarmıs. Kurtlar, bizim dostlarımızdır.»
Kurtlar daha deneyimli, daha bilgili, hem de daha örgütçü oldukları için, koyunlara uzmanlar gönderi-yorlardı. Bu kurt uzmanlar, koyunlara öğütler veriyor, salıklarda bulunuyor, yol-yöntem gösteriyordu.
Kurtlar, bu uzmanlarının dısında, koyunların arasına kendi casuslarını da göndermeye baslamıslardı. Bu casuslar, koyun postuna bürünmüs kurtlardı. Çok iyi eğitildikleri için, tıpkı koyun gibi meliyorlardı. Koyunlar, bu casusları kendileri gibi koyun sanmıslardı. Bu casuslar her söze «Her zamandan daha çok birlik ve beraberliğe muhtaç olduğumuz bu dönemde» diye baslayarak, koyunları birliğe, bir araya toplanmaya çağırıyorlardı.
Koyunlar arasında yayılan Büyük Koyun İmparatorluğu ülküsü, bir koyun sürüsünden öbür koyun sürülerine durmadan yayılıyordu. Bütün koyun sürü-lerindeki koyunlar, düsmanları Galapintop’a karsı birlesmek istiyor ve sınırsız çimenlerin, sonsuz çayırların, gür otlakların bulunduğu o Büyük Koyun İmpara-torluğu’nu özlüyorlardı. Bütün koyun sürüleri oraya akın edeceklerdi ve kendilerine engel olmak isteyen düsmanları Galapintop’ları
yokedeceklerdi.
Bütün koyunları bu kurt masalına inanacak denli aptal sanmak yanlıs olur. Akıllı koyunlar da vardı. Bunlar, Galapintop diye bir düsman olmadığını, bu düsman tehlikesini kurtların uydurduğunu, amaçlarının uydurma bir tehlike yaratarak asıl tehlikenin kendileri olduğunu gözden gizlemek olduğunu söyleyerek türdeslerini uyarmaya çalıstılar. Bu kadarla da yetinmediler. Büyük Koyun İmparatorluğu’nun bos bir hayal olduğunu da anlattılar. O hayal imparatorlukta, bol çayır, güzel çimen, gür otlak düslerken, postun da elden gideceğini, aç kurtlara yiyecek olacaklarını açıkladılar. Bu uzakgörüslü koyunların bu çabaları hiçbir ise
yaramadı. Çünkü, düsman Galapintop’a karsı birlesmek, bir arada olmak, toplanmak, Büyük Koyun İmparatorluğu’nu kurmak düsüncesi çok yayılmıstı. Bunun tersini düsünenlere hain ve koyun düsmanı gözüyle bakılıyordu. Büyük Koyun İmparatorluğu’ndaki çayırlar, çimenler, kıs soğuğunda, kar altında bile kurumuyordu. Orası bir cennetti, koyun cenneti…
Büyük Koyun İmparatorluğu’nu kurmak için çalısmalar gittikçe hızlandı. Ve düsman Galapintop’u yenmek için koyunlardan asker birlikleri olusturuldu. Koyunlar, artık eskisi gibi koyun koyun yürümüyor, kurt kurt yürüyorlardı. Eskisi gibi koyunca melemiyor, kurtça ulumaya özeniyorlardı.
Bu çalısmaların sonunda o tarihsel gün gelip çattı. Sürüden sürüye haberler ulastı ve dünyanın her yerindeki koyun sürüleri birlik içinde olmak, düsmanları Galapintop’u yoketmek ve Büyük Koyun İmparatorluğu’nu kurmak ve orada toplanmak için yürüyüse geçtiler.
Yürüyüs çok zor geçti. Bütün koyunlar, kendilerine kurt uzmanların gösterdiği uzun ve çok genis bir koyakta toplandılar. Burada hep bir ağızdan durmadan bağırıyorlardı:
— Kahrolsun Galapintop…
— Her zamandan çok birlik ve beraberliğe muhtaç olduğumuz böyle bir günde…
— Büyük Koyun İmparatorluğu’nu kuracağız!
Bütün aç kurtlar, o koyakta toplanmıs olan koyunların çevresini kusatmıslardı. Kurtlar, koyunları kolaylıkla parçalayıp, boğup yiyorlardı. Çünkü artık koyunların ne çobanları, ne de onları koruyan köpekleri vardı. Koyunlar, gerçek tehlikenin nerden geldiğini, gerçek düsmanın kim olduğunu, nasıl aldatıldıklarını anladılar ama artık is isten geçmisti. Koyunların aptallığı yüzünden artık kurtların da bir yasam alanı, bir sömürgesi olmustu. Kurtların da egemen oldukları bir yasam alanları vardı.
Bu yalana kanmayan, bu tuzağa düsmeyen kimi akıllı koyunlar, orada burada gizlenip saklanmıslardı. Onlar, koyun türünü yeniden ürettiler. Onlar da olmasaydı, koyun denilen hayvan türü, tümüyle yok olacaktı.
Koyunların tarihinde, burda anlatılan bu olay yazılı olduğu halde, kurtların bu kandırmaca oyunu dünyada yine de sürmektedir. Çünkü dünyada bugün de gerek koyunlar, gerek baska yaratıklar arasında, ne yazık ki, çıkarcılar, aptallar ve alçaklar, hâlâ vardır.

Büyük Koyun İmparatorluğu – Aziz Nesin

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Balkanların acımasız hâkimi ve aşkı – Avni Özgürel

Dindar bir adam olan Tepedelenli hayatının aşkıyla karşılaşana kadar kadınlara karşı da acımasızdı.. Öfkesinin kurbanlarından biri oğlu Muhtar Paşa’nın sevgilisi...

Kapat