“DÜNYADA EN ÇOK LANET EDİLEN ÜÇ ŞEY NEDİR?” BÖYLE BUYURDU ZERDÜŞT – NIETZSCHE

ÜÇ KÖTÜ ÜZERİNE

Rüyamda, sabaha karşı gördüğüm son rüyamda bir dağın yamaçlarındaydım bugün, – dünyanın ötesinde, elimde bir teraziyle tartıyordum dünyayı.
Ah, çok erken geldi tan kızıllığı bana: yakarak uyandırdı beni o kıskanç! Her zaman kıskanır benim sabah rüyalarımın kızıl parıltılarını.
Zamanı olan için ölçülebilirdir o, tartmasını iyi bilen içinse tartılabilir, güçlü kanatlarla erişilebilir, tanrısal meraklılar için keşfedilebilirdir o; böyle buldu rüyam dünyayı: –
Rüyam, cesur bir yelkenli, yarı tekne yarı kasırga, kelebekler gibi sessiz, şahbazlar gibi sabırsız: nasıl da sabır gösterdi, zaman buldu bugün dünyayı-tartmaya!

Bilgeliğim, gülen, uyanık gündüz bilgeliğim, tüm “sonsuz dünyalarla” alay eden bilgeliğim gizlice konuştu mu onunla? Çünkü diyor ki: “Gücün olduğu yerde sayılardır sözü geçen: daha güçlüdür sayılar.”
Ne kadar güvenle bakıyor rüyam bu sonlu dünyaya, ne yeniye ne de eskiye heves ediyor, ne korkuyor ne de yalvarıyor: –
– sanki iri bir elma ellerime sunuyordu kendini, olgun bir altın elma, serin-yumuşak kadife kabuğuyla: – böyle sundu kendini bana dünya: –
– sanki bir ağaç el sallıyordu bana, geniş dalları, güçlü bir istemi olan, yol yorgunları için dayanak ve ayaklık olmak için eğilmiş: böyle duruyordu dünya yamaçlarımda: –

– sanki narin eller bir kutu taşıyorlardı bana, – Utangaç, saygılı gözleri hayran bırakmak için açılmış bir kutu: böyle sundu kendini dünya bugün bana: –

– insan-sevgisini ürkütüp kaçıracak kadar gizemli değil, insan-bilgeliğini uyutacak kadar açık seçik değil: – arkasından bu kadar kötü konuşulan dünya, insanca, iyi bir şey oldu bugün bana!

Nasıl da şükran borçluyum sabah rüyama, bugün erken saatlerde dünyayı tarttığım için! İnsanca iyi bir şey olarak geldi bana bu rüya ve yürek avutucusu!

Gündüzün onun yaptığını yapayım ve onun en iyi yönünü taklit ederek öğreneyim diye: şimdi en kötü üç şeyi teraziye koyup insanca bir güzel tartacağım. –

Kutsamayı öğreten lanet etmeyi de öğretti; dünyada en çok lanet edilen üç şey nedir? Bunları koyacağım teraziye.

Şehvet, iktidar düşkünlüğü, bencillik: şimdiye dek en çok lanet edilmiş, adı kötüye çıkmış ve çıkarılmış üç şey bunlardır, – bu üç şeyi insanca bir güzel tartacağım.

Hadi bakalım! İşte yamacım, işte deniz: o yuvarlanarak geliyor bana doğru, salkım saçak, yaltaklanarak, o sevdiğim sadık, yaşlı, yüz kafalı köpek-canavar.

Hadi bakalım! Burada tutacağım teraziyi, dalgalı denizlerin üzerinde: bir tanık da seçiyorum izlesin diye – seni seçiyorum ey sevdiğim münzevi-ağaç, ey bol kokulu, geniş kubbeli ağaç! –

Hangi köprüden geçer şimdiki zaman gelecek zamana? Nasıl bir zorunlulukla zorlar yüce olan kendini aşağıda olana? Peki en yüce olanı daha da – yükseğe iten nedir? –

Şimdi dengede ve sakin duruyor terazi: üç ağır soru attım içine, üç ağır yanıt var öteki kefede.

***

Şehvet: tövbe gömleği giyip de bedeni-aşağılayanlar için bir diken ve kazıktır ve “dünya” olarak lanetlenmiştir tüm ötedünyalılarca: çünkü alay eder ve oynar tüm kafa karıştırıcı ve yanıltıcı öğretmenlerle.

Şehvet: ayaktakımının içinde kızaracağı en yavaş ateştir; tüm kurtlu odunların, tüm kokuşmuş paçavraların kızışması, kaynaması için hazır duran ocaktır.

Şehvet: özgür yürekler için masum ve özgür, yeryüzünün bahçe-mutluluğu, tüm gelecekten taşan-şükrandır şimdiki zamana.

Şehvet: sadece solgunlar için tatlı bir zehirdir, ama aslan-istemliler için büyük bir yürek güçlendiricidir, ve saygıyla saklanmış bir şaraplar şarabıdır.

Şehvet: daha yüce mutluluğun ve en yüce umudun büyük temsili mutluluğu. Çünkü birçoğuna evlilik vaat edilmiştir ve evlilikten daha fazlası, –

– erkekten ve kadından daha da kendine yabancı olan birçoğuna: – ve kim kavradı ki tam anlamıyla, kadının ve erkeğin ne kadar yabancı olduğunu birbirine?

Şehvet: – ama ben düşüncelerimin ve sözcüklerimin etrafına çit çekmek istiyorum ki, bahçeme domuzlar ve bağnazlar giremesin! –

İktidar düşkünlüğü: katının katısı yüreklilerin kızgın-kırbacı; en zalimin kendine sakladığı zalim işkence; yaşarken yananların karanlık alevi.

İktidar düşkünlüğü: en kibirli halklara vurulan şeytani gem; tüm erdemleri gülünç duruma düşüren; her türlü beygire ve her türlü gurura binen.

İktidar düşkünlüğü: çürük ve kof ne varsa yıkıp altüst eden deprem; yaldızlı mezarların gürleyen, ateş püsküren, cezalandıran yıkıcısı; erken yanıtların yanındaki şimşekli soru işareti.

İktidar düşkünlüğü: onun bakışının önünde insan sürünür, eğilip bükülür, köleleşir ve yılandan ve domuzdan daha alçaklaşır: – içinden büyük aşağılama haykırana dek. –

İktidar düşkünlüğü: büyük aşağılamanın korkunç öğretmeni, şehirlerin ve imparatorlukların yüzüne karşı, “Yıkıl git!” diye vaaz verir – sonunda onların içinden de bir ses, “Yıkılıp gideyim ben!” diye haykırana dek.

İktidar düşkünlüğü: baştan çıkararak, temizlere ve yalnızlara ve kendi kendine yeten yüksekliklere de çıkan, erguvani mutlulukların baştan çıkarıcı resmini dünyevi göklere çizen kızgın bir aşk gibi.

İktidar düşkünlüğü: yüksekteki, güç uğruna aşağıyı arzuluyorsa, kim düşkünlük der ki buna! Sahiden, hastalıktan ve düşkünlükten eser yoktur bu tür arzularda ve aşağıya inişlerde!

Yalnız yükseklik sonsuza dek yalnız kalmasın ve kendisiyle yetinmesin diye; dağ vadiye insin ve yüksekteki rüzgârlar ovalarda essin diye: –

Ah, kim bulabilir doğru vaftiz ve erdem adını böyle bir düşkünlüğün? “Armağan eden erdem” – böyle adlandırmıştı bir zamanlar Zerdüşt adlandırılamaz olanı.

Ve o zaman şu da olmuştu, – ve sahiden, ilk kez olmuştu bu! – Zerdüşt’ün sözü bencilliği övmüştü, şifalı, sağlıklı bencilliği, güçlü bir ruhtan taşan: –

– yüce bedene ait olan güçlü ruhtan, o güzel, muzaffer, canlandıran bedene; çevresindeki her şeyin bir aynaya dönüştüğü bedene:

– öylesine kıvrak, ikna edici bir beden, öyle iyi bir dansçıdır ki o, kendinden hoşlanan ruhtur onun benzetmesi ve özeti. Böylesi bedenlerin ve ruhların kendilerinden hoşlanması “erdem” der kendine.

İyiye ve kötüye ilişkin sözleriyle perdeler kendini böyle bir kendinden hoşlanma, kutsal ağaçlıklarla kendini korur gibi; kendi mutluluğunun adıyla uzaklaştırır aşağılanası her şeyi.

Kendinden uzaklaştırır korkan her şeyi: der ki: Fena – korkak bu! Aşağılanasıdır onun gözünde her zaman tasalanan, inleyen, yakınan ve en küçük çıkarları bile kollayan.

Aşağılar tüm dokunaklı bilgeliği de: çünkü sahiden, karanlıkta çiçek açan bir bilgelik de vardır, gecenin gölgelerinin bilgeliği: sızlanır hiç durmadan, “Her şey boş!” diye.

Ürkek güvensizliği küçümser o, bakışlar ve eller yerine yeminler isteyen herkesi de: fazlasıyla çekingen bilgeliği de – çünkü korkak ruhların tarzıdır böylesi.

Daha da küçümser çabuk hoşnut kalanı, köpek gibi olanı, hemen sırtüstü yatanı, boyun eğeni de: alçakgönüllü, köpek gibi, dindar ve çabuk hoşnut kalan bir bilgelik de vardır.

Nefret eder ve hatta tiksinir kendini asla savunmak istemeyenden, zehirli salyaları ve bakışları yutandan, fazlasıyla sabırlı olandan, her şeyi sineye çekenden, bulduğuyla yetinenden: çünkü kölelerin tarzıdır bu.

İster tanrıların ve tanrısal tekmelerin önünde, ister insanların ve aptalca insan görüşlerinin önünde köleleşsinler, tarzından olan her şeye tükürür bu kutlu bencillik!

Kötü: diye adlandırır, ezik büzük, diz çökmüş ve kölece ne varsa, esir gözleri, ezik yürekleri ve kalın, korkak dudaklarla öpen o sahte teslimiyetçi tarzı.

Ve üfürükten-bilgelik: der, kölelerin, yaşlıların ve yorgunların savurduğu her şeye; özellikle de tüm bu berbat, saçma sapan, aşırı gülünç rahip-budalalıklarına!

Ne var ki, bu üfürükten-bilgeler, tüm o dünyadan bezmişler, kadın ruhlular ve köle ruhlular – nasıl da berbat bir oyun oynadılar bencilliğe ezelden beri!

Ve tam da buna, bencilliğe berbat bir oyun oynamaya erdem adı verildi! Ve haklı nedenlerle, “bencillikten uzak”– olmak istediler, dünyadan bezmiş tüm bu korkaklar ve haçlı örümcekler!

Ama bunların tümüne geliyor gün, değişim günü, adaletin kılıcı, büyük öğle: o zaman birçok şey açığa çıkacak!

Ve Ben’in şifalı ve kutsal olduğunu söyleyen ve bencilliği kutsayan bu kâhin de bildiğini söyleyecek, sahiden: “Bak, geliyor, yaklaştı büyük öğle!”

Friedrich Nietzsche
Böyle Buyurdu Zerdüşt

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz