Bir saz şairi olarak Aşık Veysel – Enver Gökçe

Aşık Veysel halk şiiri geleneğinin son temsilcilerindendir. Halk şairlerimizin eserlerinde ortak özellikler olan saz söz ayrılmazlığı, klasik şark edebiyatının estetiğinde önemli bir yer tutan idealizm meyli ve bu meylin halk şiirinde işleyen mücerretlik vasvı (belirleyici niteliği) Aşık Veysel’in sanatında da egemen unsurlardır. Kısaca Aşık Veysel, tabiatı duyuşu, duyarlılığı dini bir zümreye bağlı egemen bir karakteri olmamasına rağmen mistik tarafları, kainat, varlık yaratılış anlayışı ile geleneğe bağlı bir saz şairidir.

Veysel’in devrandan, felekten, zamandan yakınan şiirleri kanaat ve sabır dolu şiirlerinde zamana yere bağlanmadan şairin şahsi yetenekleri içinde devrimizin sorunlarını, özelliklerini de tıpkı eski ustalarda olduğu şekilde eski kalıpları teşbihler, mecazi ifadeler halinde görüyoruz. Harp Destanı’nda olduğu gibi: “Alışta verişte kalmadı karar/Saatler saati gün günü arar/Millet bir birinin kanını sorar”, “Nohutla patates güleşir başa/ Ispanak prasa benzemez aşa/Mercimek fasülye darı kalmadı!” Sel Destanı’nda olduğu gibi: “Yağmur yağmış sel bulanık geliyor/Büyük tüccar her kalemden alıyor/Parası yok, birer marka veriyor.” Başka bir şiirinde olduğu gibi: “Bir kısmı muhtaçtır acı soğana/Bir kısmını zengin etmiş yan yana.”

Veysel’in bir özelliği de şu: Dini şekilciliğin baskısına dayanamaması onu kırmaya çalışması, allah ile samimi senli benli olması. Daha doğrusu Bektaşi geleneğine bağlılığı. Tanrı’ya Hitap şiirinde olduğu gibi: “Kainatı sen yarattın/Beni çıplak dışarı attın/Cömertliğin nerde senin”, “İsa allahın oğlu demiş/Meryem ana neyin imiş/Bu işin var bir de senin”, “Şeytanı niçin yakmadın/Cehennemin var da senin”.

Veysel çiftçidir. Bazı şiirleri ile köylü özelliği gösterir. Toprağa bağlıdır, onu sever. Onca (ona göre) toprak hem bir üretim aracı, hem eski bir deyimle, anasırı erbadan (anâsır-ı erbaa: dört unsur; ateş, hava, toprak ve su) biri, hem de insaoğlunun yoğrulduğu ilk hamurdur. En sadık dostudur: “Ademden bu deme neslim getirdi/Koyun verdi kuzu verdi süt verdi/Yemek verdi ekmek verdi et verdi/Kazma ile dövmeyince kıt verdi/Benim sadık yarim kara topraktır”.

Aşık Veysel ayrıca dayandığı şiir geleneğinin belirli konuları içinde  Sazıma, Gerçek Aşık, Güzelliğin On Para Etmez, Derdimi Dökersem, Mektup gibi estetik yapısı güçlü şiirler de vermiştir. O’nun bir de hayatın yeni akışlarına uyarlılığı vardır. Fabrika ister, Kızılırmak’a köprü ister, Köy Enstitüleri çalışmalarını benimser, hatta karınca kaderince bu çalışmalara katılır. Okumanın eğitimin faydalarına inanır: “Yurdumuza bir top ışık uyandı/Köylerdeki karanlığı kaldırır”. İki gözü  görmeyen şairimiz düşen insanın kurtuluşunu emeğin değerlendirilmesinde bulur: “Akıllı insanlar çalışır durmaz/Elden gelen öğün(l)e karın doyurmaz/Sakın düşmeyesin kimse kayırmaz/Düştün ise Veysel, emek kaldırır”.

 Enver Gökçe’nin muhtemelen 1960’larda Aşık Veysel üzerine hazırlamakta olduğu bir çalışmanın müsveddesinden alınmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here