BÖYLE BUYURDU ZERDÜŞT: EY İDRAK EDENLER, BİR DÜŞÜNCEDİR TANRI – NIETZSCHE

HİSSEDEN HER ŞEY ACI ÇEKER VE ZİNDAN İÇİNDEDİR BENDE

Mutlu Adalarda
İncirler ağaçlardan dökülüyor, hoş ve tatlılar; yere düştüklerinde kırmızı kabukları çatlıyor. Bir kuzey rüzgârıyım ben olgun incirlere.
İşte tıpkı incirler gibi düşüyor bu öğretiler size, dostlarım: hadi için onların özsuyunu ve yiyin tatlı meyvelerini! Dört bir yanda sonbahar, gökyüzü berrak ve vakit öğleden sonra.
Bakın, nasıl bir bolluk var çevremizde! Ve güzeldir bu zenginliğin ötesinden uzak denizlere bakmak.
Eskiden uzak denizlere baktıklarında tanrının adını anardı insanlar; ama şimdi ben size Üstinsanın adını anmayı öğretiyorum.

Tanrı bir varsayımdır; ama ben sizin varsayımlarınızın yaratıcı isteminizin önüne geçmesini istemem.
Bir tanrı yaratabilir misiniz? – Öyleyse tanrılar hakkında tek söz söylemeyin bana! Oysa pekâlâ yaratabilirsiniz Üstinsanı.
Belki kendi kendiniz değil kardeşlerim! Ama Üstinsanın babalarını ve atalarını yaratabilirsiniz kendinizden: en iyi yaratınız olsun bu! –
Tanrı bir varsayımdır: oysa sizin varsayımınızın düşünülebilirlikle sınırlı olmasını istiyorum.

Bir tanrıyı düşünebilir miydiniz? – Oysa hakikat isteminiz sizin için, her şeyin insanın-düşünebildiği, insanın-görebildiği, insanın-duyumsayabildiği şeylere dönüşmesi anlamına gelmeli. Kendi duyularınızı düşünmelisiniz sonuna dek!
Ve dünya dediğiniz şeyi önce siz yaratmalısınız: bizzat sizin aklınız, sizin imgeniz, sizin isteminiz, sizin sevginizde şekil bulmalı o! Ve sahiden, sizin mutluluğunuz için olacak bu, siz idrak edenler!
Ve bu umut olmasaydı, nasıl katlanacaktınız yaşama, siz idrak edenler? Ne kavranılamaz olanın içinde bir yuva bulabilirdiniz kendinize, ne de aklın almadığının içinde.

Size yüreğimi tümüyle açmamı isterseniz, dostlarım: eğer tanrılar olsaydı, nasıl dayanırdım ben bir yaratıcı olmayışıma! Demek ki tanrılar yok. Bu sonucu ben çıkardım; ama şimdi o sürüklüyor beni. –

Tanrı bir varsayımdır: ama bu varsayımın tüm acısına kim can vermeden dayanabilir? Yaratıcı kişinin amacı elinden alınmalı mıdır; kartalın kartallara özgü yüksekliklerdeki süzülüşü elinden alınmalı mıdır?
Bir düşüncedir tanrı, her türlü doğruyu eğri yapar ve yerinde duran her şeyi döndürür. Nasıl? Zaman geçip gidecek ve fani olan her şey bir yalan mı olacak?

Bunu düşünmek insanı sersemletir ve başını döndürür, dahası midesini de bulandırıp kusturur: sahiden, sersemletici bir hastalık derim ben böylesi bir varsayıma.
Kötü ve insan düşmanı derim ona: bu tek, tam, durağan, karnı tok ve ölümsüz varlığa ilişkin tüm öğretilere!
Tüm ölümsüz şeyler – sadece bir benzetmedir! Ve şairler çok yalan söyler! –

Oysa en iyi benzetmeler zamandan ve oluştan söz etmelidir: bir övgü olmalı ve tüm faniliği haklı çıkarmalıdırlar!
Yaratmak – acılardan büyük kurtuluştur ve yaşamın hafiflemesidir. Ama yaratıcı olmak için acı çekmek gerekir, pek çok dönüşümden geçmek gerekir.
Evet, pek çok acı ölüm bulunmalı sizin yaşamınızda, siz yaratanlar! Bu yüzden tüm faniliğin savunucuları ve tüm faniliği haklı çıkaranlar olmalısınız.

Yaratıcı kişinin kendisinin de yeni doğacak bir çocuk olması için, aynı zamanda doğuran kadın ve doğuran kadının sancısı da olmak istemesi gerekir.
Sahiden, yüz gönülden geçti yolum, yüz beşikten ve yüz doğum sancısından. Kimileriyle vedalaştım bile şimdiden; bilirim yürek parçalayan son saatleri.
Ne ki böyle olsun istiyor benim yaratıcı istemim, kaderim. Ya da daha dürüst konuşacak olursam: tam da böyle bir kaderi istiyor – benim istemim.
Hisseden her şey acı çeker ve zindan içindedir bende: ama benim istemim hep benim kurtarıcım ve sevinç kaynağım olarak gelir bana.

İstemek özgürleştirir: budur istemin ve özgürlüğün gerçek öğretisi – böyle öğretiyor size Zerdüşt.
Artık-istememek, artık-değer-biçmemek ve artık-yaratmamak! Ah, bu büyük yorgunluk her daim uzak olsun diye benden!
İdrak ederken bile istemimin dölleme ve olma sevincini hissediyorum sadece; ve idrakimde masumiyet varsa, bu onun içinde dölleme istemi olmasındandır.
Tanrının ve tanrıların ötesine cezbetti beni bu istem; yaratacak ne kalırdı geriye, tanrılar – var olsaydı?

Ama hep yeni baştan, insanlara doğru götürüyor beni kızışmış yaratıcı istemim; böylece itiyor çekicimi taşa.
Ah, siz insanlar, taşın içinde bir imge saklı benim gözümde, imgelerimin imgesi! Ah, ne yazık ki en sert, en çirkin taşın içinde uyumak zorunda!

Şimdi öfkeyle saldırıyor çekicim zindanına karşı. Taştan parçacıklar fırlıyor: ne ilgilendirir ki beni?
Tamamına erdirmek istiyorum onu: çünkü bir gölge geldi düştü üzerime – tüm şeylerin en sessizi ve en hafifi düştü üzerime bir zamanlar!
Üstinsanın güzelliği düştü üzerime gölge olarak. Ah, kardeşlerim! Ne ilgilendirir beni artık – tanrılar! –

Friedrich Nietzsche
Böyle Buyurdu Zerdüşt
(Herkes İçin Ve Hiç Kimse İçin Bir Kitap)
Almanca Aslından Çeviren: Mustafa Tüzel

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz