Bertrand Russell Röportajı: Kendilerinin yok olacağını kavramadı insanlar! (1952)

0
339

– Nasılsınız? – Siz nasılsınız, Lord Russell? – Oturmaz mısınız?
00:13
Ne hakkında konuşacağız?
00:15
Lord Russell, 80. doğum gününüze yaklaşırken…
00:19
…bir filozof olarak kariyerinizde neleri öğrendiğinizi…
00:23
…ve neleri asla öğrenemeyeceğinizi düşündüğünüzü anlatabilir misiniz?
00:28
Asla öğrenemeyeceğimi sandığım…
00:33
…ve asla öğrenmemeyi umduğum şeyler var.
00:37
Dünyaya dair umutlarımı değiştirmeyi öğrenmek istemiyorum.
00:41
Dünyada olanlar hususunda inançlarımı değiştirmeye hazırım…
00:47
…ama umutlarım hususunda değil.
00:48
Bu konuda değişmemeyi umuyorum.

00:51
Sanırım konuşmamızın temasını…
00:55
…”değişen inançların ve değişmeyen umutların 80 yılı” olarak belirleyebiliriz.
01:02
1914’ten sonra doğmuş olanlar için…
01:07
…dünyanın benim çocukkenki halinden bu yana ne kadar çok değiştiğini fark etmek pek zordur.
01:15
Neredeyse inanılmaz bir değişim oldu.
01:19
Yaşıma rağmen…
01:22
…atom bombalarının olduğu bir dünyada…
01:24
…eski imparatorlukların sabah sisi gibi ortadan kaybolduğu bir dünyada…
01:28
…Asya’nın benlik davasına ve komünist tehdide karşı…
01:34
…kendimizi hazırlamamız gereken bir dünyada…
01:39
…yaşamaya alışmak için elimden gelenin en iyisini yapıyorum.
01:45
Tüm bunlar benim gençliğimden epey farklı durumda…
01:51
…ve bir ihtiyar için böyle bir dünyada yaşamak olağanüstü zor bir şey.
01:58
1872’de doğdum.
02:03
Daha bebekken ailem vefat etti…
02:07
…ve beni de büyükanne ve büyükbabam büyüttü.
02:10
Büyükbabanızdan bahsedebilir misiniz?
02:13
Elbette ki büyükbabamdan bahsedebilirim.
02:16
Fransız Devrimi’nin ilk yıllarında doğdu.
02:22
Napolyon hâlâ tahtayken meclis üyesiydi.
02:28
Fox’un Whig partisinin her takipçisi gibi…
02:32
…Napolyon’a karşı olan İngiliz nefretinin aşırı olduğunu düşündü…
02:36
…ve Napolyon’u Elba’da ziyaret etti.
02:41
İngiltere’ye demokrasi yolunu açan 1832 Reform Yasası’nı tanıttı.
02:51
Meksika Savaşı sırasında, 1848 devrimleri sırasında Başbakan’dı.
02:58
Onu çok iyi anımsıyorum…
03:01
…ancak görüyorsunuz ya, artık olmayan bir çağa ait biri.
03:12
Gençliğimin dünyası, yekpare bir dünyaydı.
03:17
Sonsuza dek var olacağı düşünülen her türden şey…
03:22
…şimdi yok olup gitti.
03:24
Kendilerinin yok olacağını kavramadı insanlar.
03:28
İngilizler, denizdeki üstünlüklerini bir çeşit doğa kanunu gibi görüyorlardı.
03:33
“Ey Britanya! Hükmet denizlere!”
03:36
Bunun sona erebileceği aklımıza gelmedi.
03:39
Bismarck bile mi?
03:41
Bismarck’ı serseri olarak görüyorduk…
03:45
…eğitimsiz bir çiftçi gibiydi gözümüzde.
03:50
Ama Goethe ve Schiller’in etkisinin Almanya’yı yavaş yavaş…
03:54
…daha medeni bir noktaya taşıyacağını varsaydık.
03:58
Ancak Almanya’yı sadece bir kara kuvveti olarak düşündük.
04:03
Almanya’nın o zamanlar donanması yoktu.
04:05
Aslında, Almanya’dan hiç korkmuyorduk.
04:07
Aslına bakılırsa, o zamanlarda liberal görüş Almanya’da Fransa’dan daha makbuldü.
04:14
Bismarck bizzat Almanya ile İngiltere’yi…
04:20
…bir fil ve bir balina şeklinde kıyaslıyordu.
04:22
Her ikisi de kendi çapında heybetlidir, ama birbirleri için tehlike arz etmezler.
04:26
Biz de böyle düşünüyorduk. O sebeple Bismarck’tan korkmuyorduk.
04:31
Dünyada düzgün bir ilerleme olacağı düşünülüyordu.
04:35
Yavaş yavaş her ülke meclis kuracaktı.
04:39
İki meclisli parlamento ve iki parti olacaktı…
04:44
…ve dünyadaki her yer tıpkı İngiltere gibi olacaktı.
04:48
Büyükannem Rus büyükelçisine dediği bir şey yüzünden hep gülerdi:
04:54
“Belki bir gün Rusya’da da bir parlamento olur.” demiş…
04:57
…büyükelçi de: “Tanrı korusun, sevgili Russell hanım!” demiş.
05:02
Bugünün Rusya büyükelçisi, ilk kelime hariç aynı cevabı pekâlâ verebilir.
05:08
Ancak her şeyin düzenli ve iyi olacağı varsayılıyordu.
05:18
Politika bir yana, bağnaz bir dindarlık söz konusuydu.
05:24
Çok büyük bir dindarlık, büyük bir tasarruf vardı.
05:29
Her gün 8’de aile duası olurdu.
05:31
Aile duası öncesinde piyanoda yarım saat çalışmam gerekirdi ki, nefret ederdim bundan.
05:39
Evde sekiz hizmetçi olmasına karşın yemek her zaman olabildiğince basitti.
05:46
Zaten güzel bir şey olsaydı bile benim yememe izin verilmezdi…
05:51
…çünkü çocuklar için güzel şeyler yemek iyi değildi.
05:54
Mesela, sütlaç ve elmalı tart olurdu. Elmalı tartı değil de sütlaçı alırdım.
06:01
Her açıdan muazzam bir tasarruf vardı.
06:06
Büyükannem 70 yaşını geçinceye dek, akşam yemeğinden evvel hiç oturmazdı.
06:15
O günlerde varlıklı yaşam süren insanların böyle bir tasarruf ortaya koyması…
06:21
…epey yaygın bir durumdu.
06:23
Cambridge’e ne zaman girdiniz?
06:25
Cambridge’e 18 yaşımda girdim…
06:29
…ve elbette ki benim için yeni bir dünyaydı orası.
06:33
Hayatımda ilk kez…
06:36
…gerçek düşüncelerimi söylediğimde…
06:41
…onları saçma bulmayan insanlarla karşılaştım.
06:44
Evde gerçek düşüncelerim hakkında asla konuşmamayı öğrenmiştim.
06:49
İlgi duyduğum felsefeden korkuyordu evdekiler.
06:54
Ne zaman felsefe bahsi geçse şöyle diyorlardı:
06:58
“Felsefe, tamamen iki soruyla özetlenir:
07:04
Şey nedir? Aklını yorma. Akıl nedir? Bir şey değil.”
07:09
Artık altmışıncı tekrarında bununla eğlenmekten vazgeçtim.
07:14
Cambridge’e gittiğimde felsefeyi saçma bulmayan insanlar ile karşılaşmak…
07:18
…benim için çok rahatlatıcı olmuştu.
07:22
Demem o ki, Cambridge’e ilk gittiğimde çok ama çok mutluydum.
07:26
Hayatım boyunca arkadaşlık edeceğim pek çok kişiyle tanıştım derhal.
07:31
Onların çoğu ne yazık ki şu an ölüler…
07:35
…ama hâlâ hayatta olup arkadaşım olanlar var.
07:38
Önce matematik okumaya başladınız, değil mi?
07:40
Sonrasında felsefeye geçtiniz?
07:43
Evet, öyle. Cambridge’de üç yıl matematik, bir yıl da felsefe okudum.
07:50
Cambridge’e gitmeden evvel sadece matematik okumuştum.
07:55
Felsefeye ilgi duymanıza sebep olan neydi?
08:01
Felsefeye ilgimi oluşturan iki şey vardı, iki farklı sebep.
08:06
Bir yandan matematiğin ilkelerini anlamak istiyordum.
08:15
Bize öğretilen matematiksel önermelere dair kanıtların…
08:20
…açıkça yanıltıcı olduğunu gözlemledim.
08:22
Gerçekten ispatladıklarını söyledikleri şeyi ispatlamıyorlardı.
08:25
Dünyada bilinebilen bir hakikat olup olmadığını bilmek istemiştim.
08:30
Böyle bir şey varsa, bunun matematikte olacağını düşünmüştüm.
08:33
Ama düşündüğüm gibi matematikte değildi bu.
08:36
Ben de başka yerde hakikati aramaya çalıştım.
08:39
Felsefeye ilgi duymama sebep olan bir diğer şey ise…
08:43
…dini inanca dair bazı temeller bulabilme ümidimdi.
08:50
Bulabildiniz mi peki?
08:52
Hayır, umutlarımın matematiksel bölümünde hayli tatmin oldum…
08:57
…ama öteki bölümünde hiç olmadım.
09:00
Bir süreliğine Platoncu ebedi idealar dünyasıyla…
09:04
…belli bir tatmin yaşadım.
09:07
Bana dini bir haz ve belli bir doyum yaşattı.
09:12
Ancak sonra onun tamamen saçmalık olduğu sonucuna vardım…
09:15
…ve arzularıma hiçbir doyum bırakmaksızın o fikirden ayrıldım.
09:21
Öyle de kaldı.
09:25
Hal böyleyken, felsefe benim için bu açıdan daha az tatmin yaşatırken…
09:30
…matematiğin teknik temellerinde öyle olmadı.
09:35
Tam da anlaşmazlıklar yaşamı dediğiniz şeye girmenizle alakalı değil mi bu?
09:40
Evet, önce kendi çevremdekilerle anlaşmazlık yaşadım.
09:45
Hem matematik hem felsefe konusunda.
09:48
Yalnızca erdemi önemsiyorlardı.
09:49
Erdemin dünyadaki en önemli şey olduğunu düşünüyorlardı.
09:53
Bu sebeple, matematik önemsizdi, çünkü ahlaki bir içeriği yoktu.
09:57
Felsefe de kesinlikle zararlıydı, çünkü erdemi sarsıyordu.
10:04
Bu açılardan çevremdekilerle güçlü bir anlaşmazlık yaşadım.
10:09
Ancak elbette ki, kişisel hayatımı ilgilendiren bu anlaşmazlık…
10:15
…bu açıdan olaya bakmayan akademik kimseler arasında bulunmamla çözüme kavuştu.
10:21
Böylece evdeyken çevremdeki insanlarla bir oyuna girmiş oldum.
10:27
Ancak Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle son buldu bu durum.
10:31
Barışsever cepheye geçmiştim.
10:35
Birinci Dünya Savaşı’na karşıydım.
10:37
İkincisine ise karşı olmadım.
10:39
Kimi insanlar bunun tutarsızlık olduğunu düşünüyor, ama öyle değil.
10:45
Birinci Dünya Savaşı sırasında da tüm savaşlara karşıyım demedim.
10:50
Bu savaşa karşıyım dedim ve hâlâ aynı görüşteyim.
10:56
Bence Birinci Dünya Savaşı bir hataydı. İngiltere’nin buna katılması da bir hataydı.
11:01
Şayet o savaş olmamış olsaydı…
11:05
…ne komünistler ne naziler…
11:10
…ne İkinci Dünya Savaşı ne de bir üçüncü savaş tehdidi olurdu.
11:14
Dünya bence çok daha iyi bir yer olurdu.
11:18
Kaiser zamanında Almanya gayri medeni değildi.
11:23
Belli bir miktar düşünce üzerinde baskı vardı…
11:26
…ancak İngiltere ve İskandinavya hariç…
11:29
…şimdiki dünyanın hemen her yerindekinden azdı bu baskı.
11:34
Yani aslında o kadar da kötü değildi.
11:37
Propaganda amaçlı olarak, Kaiser’in hükümeti kaçış rotasını temsil ediyordu, ama sadece lafta.
11:42
Gerçekten doğru değildi bu.
11:44
Bugün Rusya ile ilgili görüşleriniz pek dostane değil.
11:48
Bolşevikler hakkında hep böyle mi hissettiniz?
11:51
Evet, bu da bir başka şiddetli anlaşmazlığa sebep oldu.
11:58
Birinci Dünya Savaşı sırasındaki barışseverliğim süresince…
12:01
…geleneksel insanlar diyebileceklerinizle aram açılmaya başladı.
12:09
Sonra 1920’de Rusya’ya gittim…
12:13
…ve Sovyet hükümetinden nefret ettiğimi anladım.
12:17
Onların korkunç insanlar olduğunu…
12:20
…zaten korkunç olduklarını ve daha da korkunçlaştıklarını düşündüm.
12:22
Daha da korkunçlaşacakları kesindi.
12:24
Barışseverliğime katlanamayan herkesle bağlarımı koparmak zorunda kaldım.
12:29
Aramız çok bozuldu ve o zamanlar büyük bir tecride mahkum kaldım.
12:38
Ancak Çin’e giderek yaşadığım acının birazından kaçabildim.
12:43
Orada çok mutlu bir yıl geçirdim. Çinlileri çok sevdim.
12:52
Orada kabul edebileceğim, sevebileceğim insanlar buldum.
12:56
Çin hakkında bir sonuca vardınız?
12:59
Sonuç hakkında fikrim yok.
13:02
Belli bir sonuca ulaştığımı sanmıyorum.
13:06
Daha önce düşündüğüm gibi düşünüyorum.
13:12
Demokrasinin en iyi hükümet biçimi olduğunu düşünüyorum.
13:16
Çin’de pek işe yaramadı, hatta hiç işe yaramadı.
13:20
Orada işe yaramayacağını herkes anlayabilirdi.
13:23
Politik tecrübeleri yetersizdi.
13:27
Ancak zamanla işe yarayacağını düşünmüştüm.
13:32
Bence şartlar biraz daha elverişli olsa işe yarayabilir de.
13:37
Döndüğünüzde ilgi alanlarınızın odağı değişti, değil mi?
13:42
Evet.
13:44
İki büyük çocuğumun doğumuyla birlikte eğitim ile ziyadesiyle ilgilenir oldum.
13:50
Hele ki çocukların ilk yıllarında eğitim ile daha fazla ilgiliydim.
13:56
Eski moda okulları belli sebeplerden ötürü sevmiyordum.
14:05
İlerici okulları da tam olarak seviyor değildim.
14:08
Bazı açılardan eski okullardan daha iyilerdi.
14:12
Ama ilerici okullarla ilgili, en azından bazılarıyla ilgili…
14:17
…içimde doğru olmadıklarını söyleyen bir his vardı.
14:21
Öğretime yeteri kadar dikkat etmediklerini düşünüyordum.
14:25
Hatrı sayılır miktarda sahici bilgiye sahip değilseniz…
14:29
…teknik olarak karmakarışık olan bir dünyada önemli bir yer alamayacağınızı…
14:37
…ve okulda belli bir miktar disiplin yoksa…
14:42
…çoğu çocuğun bu bilgiyi edinemeyeceğini düşünüyorum.
14:47
Bilgi elde etmenin şartı olan gerçek disiplin için ısrar edilmesi gerektiğini…
14:54
…ve bildiğim pek çok modern okulda yeteri kadar ısrarcı olunmadığını düşünüyorum.
14:58
Bu konudaki düşünceleriniz değişti mi?
15:03
Bir dereceye kadar değişti sanırım.
15:05
Kendi okulumu yönetmeye çalıştım, çünkü diğer okullardan memnun değildim.
15:13
Ama yönetici olma yeteneğim olmadığı için yönetmeye çalıştığım okuldan da memnun olmadım.
15:19
Neyse ki tam da o zamanlar ilgilendiğim bazı modern okullar…
15:27
…yeterince iyi hale geldi ve beni doyurdu bu.
15:32
Sanırım sadece eğitimle ilgili değil, pek çok konuda da fikirlerim değişti.
15:42
İnsanların yaptığı çeşitli türden şeyleri görmenin sonucu olarak…
15:49
…özgürlüğün her derde deva bir ilaç olmadığını düşünüyorum.
15:56
Özgürlüğün dizginlenmesi gereken bir hayli mesele olduğunu düşünüyorum.
16:01
Günümüzde bazıları yeterince kısıtlanmamış durumdalar.
16:05
Uluslararası ilişkiler, olduğundan daha az özgür bir durumda olmalı bence.
16:11
Bir dereceye kadar bence modern eğitimde de uygulanmalı bu.
16:17
Bazı ilerici okullar sahip olmak istediğinizden daha fazla özgürlük sunuyorlar.
16:22
Eğitimde arzu edilen birtakım özgürlükler vardır tabii.
16:26
Günümüzde, eski moda bir okulda…
16:30
…çocuğun küfür kullanması kaba bir davranışta bulunmasından daha kötü bulunur.
16:35
Saçma geliyor bu.
16:37
Kaba bir davranış açıkça daha kötüdür…
16:40
…ve bu açıdan eski moda yöntemleri sevemiyorum.
16:43
Çocukların yaşama dair olguları keşfetme özgürlüğüne sahip olması gerektiğini de düşünüyorum.
16:49
Eski moda yöntemlerle böyle büyütülemezler.
16:53
Bence konuşma özgürlüğü olmalı.
16:55
Modern eğitim ile ilgili sevdiğim pek çok şey var.
16:59
Ancak gerek eğitimde gerekse diğer meselelerde…
17:05
…özgürlüğün kesin sınırları olması gerektiğini düşünüyorum.
17:09
Mesela başka insanlara kesinlikle zarar verecek…
17:14
…veya bilgi eksikliği gibi sebeplerle yararlı olmanızı engelleyecek meselelerde kısıtlanmalı.
17:22
Elbette ki özgürlüğün altını eski zamanlara göre daha az çizmem gerekiyor sanırım.
17:29
Soyut felsefenin önemine hâlâ inanıyor musunuz?
17:33
Çok zor bir soru bu.
17:36
Açıklığa, kesinliğe ve kati hatlara karşı bir tutkum var.
17:44
Hiç anlamadığım bir sebepten ötürü insanlar beni tutkusuz buluyor…
17:50
…soğuk nevale olduğumu düşünüyor.
17:51
İnsanların böyle düşünmesinin sebebini bilmiyorum.
17:54
Herkesin öyle düşündüğünü sanmıyorum, ama şurada veya burada öyle düşünenler var.
18:00
Neyse, açıklığı ve kesin düşünceyi seviyorum.
18:03
İnsanlık için bunun önemli olduğunu düşünüyorum…
18:07
…çünkü kendinize kesin olmayan bir biçimde düşünmeye izin verdiğinizde…
18:11
…ön yargılarınız, taraflılığınız, çıkarlarınız…
18:15
…farkına varmadığınız biçimlerde ortaya çıkar…
18:18
…ve kötü bir şey yaptığınızın farkında bile olmadan kötü şeyler yaparsınız.
18:22
İnsanın kendini aldatması çok kolaydır.
18:24
Bu sebeple, açık düşünmenin son derece önemli olduğunu düşünüyorum.
18:28
Ancak eski moda felsefenin…
18:32
…bugünün dünyasında ihtiyaç duyulan şey olduğunu sanmıyorum.
18:37
Dünyanın ihtiyaçları artık daha farklı.
18:42
Bugünün ihtiyaçlarının ne olduğunu düşünüyorsunuz?
18:46
Elbette ki ihtiyaçlar kişinin kapasitesine bağlıdır.
18:53
İster İngiltere’de ister Amerika’da…
19:00
…şimdilerde yaşayan genç bir adam olsaydım…
19:02
…felsefeyi seçmemem gerekirdi.
19:04
Bence seçilecek daha iyi şeyler var.
19:09
Gerekli kapasiteye sahip olsaydım bir fizikçi olurdum.
19:13
Kapasitem o yönde gelişmemişse…
19:17
…tarih, psikoloji…
19:24
…özellikle kitle psikolojisi, siyaset teorisi türünden şeyler okurdum.
19:28
Saf felsefeden daha fazla işe yarar şeyler bunlar.
19:33
Şimdilerde genç olsaydım işte böyle şeylere ilgi duyardım.
19:38
Lord Russell, dünyanın daha mutlu bir duruma ulaşması için…
19:41
…ne gibi ihtiyaçları olduğunu düşünüyorsunuz?
19:43
Endüstri Devrimi’ne ayak uydurmak istiyorsa dünyanın ihtiyacı olan üç şey var.
19:52
Şu anda çektiğimiz sıkıntılar…
19:55
…esasen insanlığın yeni bir safhasına…
19:58
…yani endüstriyel safhaya ayak uydurma hususunda yaşadığımız sorunlardan kaynaklanmaktadır.
20:04
Endüstriyel safhada insanların mutlu yaşaması için üç temel şeyin olduğunu düşünüyorum.
20:11
Birincisi, dünya hükümetidir.
20:16
İkincisi, dünyanın çeşitli yerleri arasında takribi eşit bir ekonomi olmasıdır.
20:24
Üçüncüsü ise sabit nüfustur.
20:31
Gelin bunları biraz açayım.
20:36
Dünya hükümeti ile başlayayım.
20:38
Dünya hükümeti, elbette ki tekil ulusal hükümetlere…
20:43
…fazlasıyla özgürlük alanı bırakacak…
20:50
…ve savaştan kaçınmayı mümkün kılacak şekilde…
20:54
…bir şeylerin kontrolünü bırakan federal bir hükümet olmalıdır.
20:59
Bunların en önemlisi ve zoru silahlı kuvvetlerdir.
21:05
Savaşta kullanılacak önemli silahların hepsi…
21:09
…uluslararası hükümetin elinde olmalı ve orada kalmalıdır.
21:14
Bu gerçekleşirse, savaş pratik olarak imkansız hale gelecektir…
21:18
…ve savaş imkansız hale gelirse insanlık ilerleyebilecektir.
21:22
Savaş imkansız hale getirilmediği müddetçe…
21:24
…bilimsel teknikteki her ilerleme kitle katliamında bir ilerleme anlamına gelecektir.
21:30
Elbette ki arzu edilmeyendir bu.
21:32
Bir kere barışçıl biçimde başarılırsa bu, tam tersi olacaktır.
21:38
İlk mesele budur.
21:40
Takribi ekonomik eşitlik sorununa gelelim.
21:46
Mevcut durumda…
21:51
…Batı Avrupa ve hatta daha fazlasıyla ABD…
21:56
…yüksek standartlarda yaşam sürüyorlar.
21:59
Buradaki insanların büyük bir çoğunluğu…
22:03
…maddi açıdan oldukça rahat bir şekilde yaşıyorlar.
22:06
Öte yanda ise Asya çok ama çok büyük bir sefalet içerisinde.
22:12
Afrika’nın çoğu da öyle.
22:14
Bu gerçeklerin farkında olacak yeterlilikte insanlar eğitim gördüğü anda…
22:22
…dünyanın daha yoksul yerlerinin büyük bir kıskançlık geliştirmesi kaçınılmaz sonuç olacaktır.
22:28
Bu kıskançlık, huzursuzluğa sebep olu…
22:32
…ve kaçınılmaz bir biçimde dünya barışını riske sokar.
22:37
Bununla baş etmenin tek bir yolu var.
22:41
Takribi ekonomik eşitlik sunmak.
22:44
Uzun hikaye, ama başarılabilir.
22:48
Üçüncü mesela ise nüfustur.
22:51
Çok hayati bir konudur bu.
22:54
Dünyanın sağladığı besin…
22:57
…toprak aşınmaları sebebiyle azalma eğilimindedir.
23:02
Elbette ki çeşitli teknik gelişmelerle artacaktır bir yerde…
23:07
…ama bir denge hali söz konusudur.
23:09
Yani dünyanın tüm yiyecek üretimi gözle görülecek şekilde artmaz.
23:14
Bu da şu demek oluyor:
23:15
Herkes çok yoksul olmadıkça, hele ki ekonomik eşitlik durumunda…
23:22
…herkes çok yoksul olmadıkça…
23:25
…şimdikinden çok daha fazla beslenecek insanın olmaması gerekmektedir.
23:31
Bu sebeple, takribi nüfus ekolojisi…
23:36
…ve takribi sabit nüfus olmalıdır.
23:38
Diğer türlü, nüfusun hızla arttığı dünyanın bazı bölgelerinde…
23:43
…artışı yavaşlatmak için savaşmak isteyeceğiz.
23:49
Bizi tam da Asya sorununa…
23:52
…ve Asya’nın hangi bölümünün gelecekte rol oynayacağına getiriyor bizi.
23:57
Her şeyden önce, Asya, bazı Asyalılar…
24:02
…kendilerini artık beyaz insanlara itaat etmeye hazır hale getirmeyen…
24:08
…bir eğitim noktasına doğru yükseldiler.
24:15
Rusların da beyaz olduğu henüz fark edilmedi ama.
24:19
Fark edilseydi işler farklı bir hal alırdı.
24:22
Oysa Rusların sarı, siyah veya başka renkten olduğu düşünülüyor.
24:28
Bence propagandamız, Rusların da beyaz olduğunu ısrarla söylemek olmalıdır.
24:34
Bence Asya’da kullanılacak etkili bir propaganda olurdu bu.
24:37
Neyse, bu noktayı geçelim.
24:39
Asya kesinlikle beyaz insanlar ile eşitlik talep edecek.
24:45
Beyazların buna direnmesi tamamen ve katiyen boşunadır.
24:52
Eksiksiz bir biçimde bu hakkı alacaklar.
24:55
Dolayısıyla, bu olmadan önce bizler bu hakkı zarif bir biçimde teslim etmeliyiz.
24:59
Asya bunu başaracaktır zaten.
25:02
Fakat Asya…
25:07
…kocaman toprağa yayılmış nüfus ve yoksulluğuyla dünyayı mahvetmek istemiyorsa…
25:14
…sorumluluklarını yerine getirmeli…
25:17
…ve Batı’da bizlerin öğrendikleri türden şeyleri öğrenmeliler.
25:22
Yani, kabaca sabit nüfusun nasıl sağlanacağını.
25:26
Bunu öğrenemezlerse ki, öğrenebileceklerine inanıyorum…
25:30
…hatta sanılandan daha çabuk öğrenebilirler…
25:32
…bunu öğrenemezlerse, eşitlik talep etme hakkını kazanamayacaklar.
25:38
Lord Russell, günümüzden bahsetmişken…
25:41
…etkisini öteki filozoflardan daha fazla hissettiğiniz bir filozof var mı?
25:46
Sanıyorum ki son yıllarda en önemli etkiyi bırakmış isim Marx’tır.
25:53
Tabii kendisini filozof olarak değerlendirirseniz.
25:55
Ben onu filozof saymakta epey güçlük çekiyorum…
25:58
…ama sanırım ismini zikretmek gerekiyor…
26:02
…zira diğer herkesten kesinlikle çok daha fazla etkiye sahip oldu.
26:05
Marx’ı reddedenler için…
26:07
…bizlere daha umutlu bir gelecek için yardımcı olacak olumlu bir felsefe önerebilir misiniz?
26:13
Bir bakalım.
26:16
Dünyanın sıkıntılarından birinin…
26:21
…bir şeye veya bir başkasına dogmatik olarak inanma alışkanlığı olduğunu düşünüyorum.
26:27
Bence tüm bu meseleler şüpheli şeylerdir…
26:30
…ve mantıklı insan haklı olduğundan o kadar da emin olmayandır.
26:35
Düşüncelerimizi daima şüphe ile ölçüp tartmamız gerektiğini düşünüyorum.
26:42
İnsanların dogmatik olarak bir felsefeye inanmasını istemem.
26:46
Benimkine bile, benimkine bile!
26:48
Hayır, bence felsefelerimizi şüpheyle tartıp kabul etmeliyiz.
26:53
Şöyle düşünüyorum ben:
26:56
Mutluluk getirecek bir felsefe, muhakkak sevecen bir duygudan ilham almış olmalıdır.
27:02
Marx, sevecen bir duygudan ilham almamıştır.
27:05
Marx, işçi sınıfının mutluluğunu ister gibi görünmektedir…
27:10
…ancak asıl istediği burjuvanın mutsuzluğudur.
27:15
Bu olumsuz unsur sebebiyle, bu nefret unsuru sebebiyle…
27:20
…felsefesi felaket doğurmuştur.
27:23
İyi şeyler yapmak isteyen bir felsefe, sevecen hislerden ilhamını almalıdır…
27:28
…kaba hislerden değil.
27:30
Özetle, Lord Russell…
27:32
…bugün dünya için bir umut olduğunu düşünüyor musunuz?
27:35
Evet, düşünüyorum. Bunu kuvvetle hissediyorum…
27:38
…ancak bunun ne kadarı rasyonel bir kanı…
27:42
…ne kadarı yaradılışımdan geliyor bunu bilemem.
27:44
Ama umut olduğunu kesinlikle düşünüyorum.
27:49
Korkunç zamanlardan geçiyor olabiliriz, öyle olduğunu söyleyebilirim…
27:54
…ama yine de inancım var.
27:58
Nasıl bir acı ve ızdıraptan geçerse geçsin…
28:04
…insanlığın bu korkunç şeylerden kurtulacağına ve geçmişte var olmuş tüm dünyalardan…
28:08
…daha mutlu olacak bir dünya yaratacağına gönülden inanıyorum.
28:14
Buna kesinlikle kani oldum, ama bunun ne zaman olacağını bilmiyorum.
28:19
Bu çevirilerin devamlılığını mümkün kılan katkılarından ötürü…
28:22
…en başta İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’ne olmak üzere…
28:26
…tüm Patreon destekçilerime gönülden teşekkür ederim.
28:30
Çeviri: Ümid Gurbanov @umidgurbanov

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz