Ali Şeriati: Yüksek bir balkona çıkarak dünyayı görebileceğimi sanıyordum

Ali ŞeriatiKeşke buraya gelip özgürlüğün manasını tatmamış ve onu sadece kitap­larda okumuş olsaydım. Şairin dediği gibi, seher vaktinde rüzgarın nefesiyle kanat çırpan kuş, meyhanenin kokuşmuş köşelerinde yaşayan bir kediyle aynı bakışı paylaşarak dünyaya bakmaz.

Aziz Kardeşim Kazım*

Meclislerde onca meşgalesi bulunan senin gibi biri için, kinaye dolu bunca sözü okumaya mecal bulunmaya­bilir, ama hasta biri bir başkasını dinlerken inlemez. Faz­laca ısrar etmiyorum, hayır tam tersine ısrarla söylüyo­rum, rica ediyorum. Otobüste, masanın gerisinde, kuy­ruklarda, hamam kabininin boşalması için sıra beklerken ve buna benzer kaybolmaya mahkum olan zamanlarında onu okuma. Çünkü Mevlana’nın söylediklerinin zihninde yer etmemesinden korkuyorum. Böyle olursa üzerinde durmayabilirsin. Oysa bu, seni her türlü gamdan koruya­cak bir aşı gibidir ve bu, muhtaç olan kalbin için kesinlik­le zaruridir.

Keşke İran’da olsaydım ve gecelerim Mesnevî ile geç­seydi. Ne yazık ki oradayken bile senden uzaktım, yüzlerimiz birbirinden uzak. Tanıştığımız dönemler, içsel olarak çok derin ise de, dış görünüş birkaç görüşmeden baş­ka bir şey değildi. Farsça bilenlerin, Mesnevi gibi bir ki­tap varken alın yazılarına üzülmelerine, hayatın acı ve zorluk, dert, gam ve bunun benzerlerinden korkmalarına şaşıyorum.

Ne söylemek istedim? Hiç. Burada konuşmaktan mak­sat bir mevzuyu anlatmak değildir, maksad bizzat konuş­maktır. İhtiyacın olmadığını hissettiğim kimselerin yanında; hem de insanın kendisini gizlemesi ve diğer gös­termelik hallere tahammül ederek. Her ne kadar insan dışı ve içiyle kendisini ortaya koysa ve kendisini olduğu gibi gösterse de, yine bir çok kişinin yanında kendi dü­şünce, sevgi ve hedefini güven içerisinde anlatamaz. Bun­dan dolayı herkes önünde kendimizi bir miktar gizlemeye zahmet çekerek katlanırız ve bu, toplumda yaşamanın önemli bir şartıdır. İnsanın kendisini gizleme zahmetine katlanması. Hususen, edebiyat çevrelerinin de tabiriyle, tipik biri olmayan benim gibileri için. Yani karakter ve özellikler açısından belirgin ve müşahhas bir tipe sahip değilim. Ben ülkeler arasına çekilen sınırlara inanmadı­ğım gibi, insanlar arasına çekilen sınırlara da inanmıyo­rum. Millet benim görüşümde, müşterek dertlere sahip halk topluluklarından ibarettir. İnandığım tip şekli de, ahlaki ve insani yönden -bir özel din mensubu olup olmamalarından ayrı olarak- mükemmel seviyede olmaktır. Buna göre sadece iki millet mevcuttur: Biri, müşterek dertlere sahip olanlar ve diğeri, uyanık olanlar. Ayrıca iki tip mevcuttur. Biri insanlık, irfanî ihsan ve ahlakî sınır­lar içerisinde yaşayan; diğeri de, bu sınırların dışında bu­lunan. Bu yüzden, bugün, Peygamber’in sahabesi Ebuzer-i Gıfarî’ye inancım olduğu ve O’nun hayat tablolarından lezzet aldığım kadar, bu sınırlar içerisinde sanat ve ko­mediyle kendisini ortaya koyan Charlie Chaplin’e de sev­gi beslemekteyim. O da beşerin içi yanık bir dostudur, ha­yatın gürültüsü arasında insani değerlere bağlı şekilde insan topluluğuna ve insanın alınyazısına vefalı kalmış­tır. Ben uzun müddet kendi ruhumda bu durumun tabii olarak kalması için provalar yaptım. Bu yolla çevremde bulunan sınırlı ve seviyesiz sert duvarları yıkabileceğimi, bu tünelden o yeraltı tüneline sürünerek gitme düşüncesinden kurtulup, yüksek bir balkona çıkarak dünyayı görebileceğimi sanıyordum.

İyilik, doğuya veya batıya yönelmenizde değildir…

Çok özür dilerim, minbere çıkışım hedefînin dışına taştı galiba! Ama kardeşim sen de benim için minbere çıkmış, “böyle olmasın, kendini mutlu hisset!” şeklinde nasihatlarda bulunmuştun. Ne mutluluk? Keşke buraya gelip özgürlüğün manasını tatmamış ve onu sadece kitap­larda okumuş olsaydım. Şairin dediği gibi, seher vaktinde rüzgarın nefesiyle kanat çırpan kuş, meyhanenin kokuşmuş köşelerinde yaşayan bir kediyle aynı bakışı paylaşarak dünyaya bakmaz.

Meşhed’de geçmişin çoban sofrası bize yetiyordu, onla­rı ilim adına çiğnemeden yutar ve lezzet alırdım.

Sahi sigaralarla aran nasıl? Uzun müddettir uzaklığından dolayı inliyorum, buradaki sigaralara da yakınlık hissedemiyorum.

Mühendis ….. beye yazmış olduğum mektubun cevabının gelmeyişinden dolayı endişeliyim, ya cevap yazmadı veya mektup kayboldu! Burada bir kaç dostla bazen top­lanıyor ve laklak ediyoruz. ….. beyin bana Amerika ve Av­rupa’dan tanıttığı isimlerden resmi kesimden olanlarının bulunup bulunmadığım bilmiyorum! Bu doğrultuda bağı­mız sadece dostluk ve fikir birliğine dayanıyor. Çünkü bu ikisi, teşebbüsle farklı manalar ifade ediyor. Kitabın ön­sözü konusunda da, hazırlamaya fırsatımın olmadığını hatırlatayım. Hususen Fransızlar nazi, hain kabul ettiklerinden dolayı O’na çok düşmandırlar. Böyle olunca da özgeçmişini temin etmek çok zorlaşıyor. Uzun süredir derslerden geri kaldığımdan, dışarıdaki işlerle ilgilenmeye zaman bulamadım. Eğer basılmışsa, birkaç kitabı bana göndermeni bekliyorum, …..’den hiç bir haber alamadım. Çok özlemişim. Aziz Mehdi …..’mi öperim. Bir düzen kurmuş mu, yoksa hala ev bulma peşinde mi? Beylere, dostlara, hepsine selam gönderirim. Benim adıma hanımına selam söyle. Çocuklarını öper ve rahman Rabbimden saadet, başarı ve yeniden görüşme dilerim.

Allahaısmarladık


*Kazım Muttehidin’e yazdığı nektup

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here