Ahmet Altan’ın “erkek egemen” söylemi Oya Baydar’ı liberal tayfadan ayırdı

Ahmet Altan’ın “erkek egemen” bir söylemle kendilerini takdim etmesine içerleyen Oya Baydar, gazetenin köşe yazarlığından ayrıldı. Bu ayrılış öyküsünün detayına bakıldığında, “çatlak” daha farklı bir nitelemeden doğmuştu.

Oya Baydar, Ahmet Altan’ın kaş yapayım derken göz çıkardığı gerekçesiyle, Taraf gazetesindeki yazarlığını sonlandırdı. Altan, gazetenin “sosyalist” vitrinini parlatmak isterken, fazlasıyla durumu açık edici bir cümle kurunca, Baydar kızdı, istifayı bastı.
“Olay”, Altan’ın köşesinde “Bizim gazetenin çok ilginç ve övündüğümüz bir yazar kadrosu var. Nabi Yağcı, Roni Margulies, Oya Baydar gibi sıkı sosyalistler de yazıyor burada. Her ne kadar Roni’yle Oya’da ’liberallerin’ arasına ’düşmekten’ dolayı zaman zaman hafifçe Türkan Şoray filmlerini andıran ’pavyondaki namuslu kadın’ huzursuzlukları tezahür etse de burada sağlam bir ’solculuk’ tartışması yaşayacağımızı ümit ediyorum” demesi üzerine yaşandı.

Baydar, buradaki, “pavyona düşmüş namuslu kadın” benzetmesine, ya da işe entelektüel boyut katarak söylendiği gibi “metafor”una dayanamadığını ve bu “erkek egemen” söylemi protesto için ayrıldığını açıkladı. Diğer “düşmüş”lerden Nabi Yağcı sessiz kalırken, Margulies, “olayı büyütmek anlamsız, pavyonda çalışanlar da namusludur” diyerek, Baydar’a sitem etti. Baydar, daha sonra yaptığı bir açıklamada, problemin “üslup” sorunundan kaynaklandığının altını çizerek, ilkesel bir “çatlak” olmadığını beyan etti ve Taraf’ı savunmayı sürdürdü.

Baydar, köşesindeki istifa yazısında, “Altan’ın yazısında kullandığı ’sıkı’ sosyalist nitelemesinden ne kastettiğini anlayamadım. 1917’ye takılmış nostaljik beton kafalardan söz etmek istiyorsa, bir yayın yönetmeni olarak yazarlarının yazılarını okuyup okumadığı sorusu takılıyor kafama” dedi.

Emek-sermaye çelişmesinin bittiği ve ilericiliğin, sermayeye ne oranda hizmet sunulduğuyla tanımlandığı bir fikriyatın, Fethullah’ın polisleriyle kotarılan haberlerin, “emperyalist demokratizmin” ve AKP’ye biatın, sosyalistlerden, soldan nefretin gazetesine, “birikimini” sunmak üzere köşe verilenlere, üstelik “liberal”liklerini kartvizitlerine gururla yazdırmışlara, dile getirmişlere, ne demeye “sosyalist”, hem de “sıkı sosyalist” demişti ki Altan? Baydar’ın köşesinde, açıkça bu “nitelemeye” öfke görülüyordu.

Margulies, Yağcı, Baydar ve “sıkı sosyalist”lik! Liberalliğin, dönekliğin, avanaklığın “sıkı”sı olabilirlerdi, tamam da, “sosyalistlik” nerelerindeydi? Yağcı ve Margulies, Altan’ın yazısında geçen “sıkı”nın tırnak içindeliğiyle, burada bir ironi yapıldığının bilincinde olduklarından ses etmedilerse de, “edebiyatçı” kimliğine de sahip Baydar, nedense bunu anlayamamıştı.

Oysa, Altan, yazısının devamında, hepsini bir araya getiren ilkeleri açıkça tanımlamış, bu yöndeki bütün kuşkuları silmişti. Nitekim, Baydar da, Taraf’ın önemini bu ilkelerde bulduğunu, ayrılmanın buna halel getirmeyeceğini söylüyordu. Keza, Taraf yayın hayatına yeni atılan bir gazete değildi ki, Baydar nereye köşe yazdığının bilincinde olmasın.

Baydar, “herhangi biri yazsa sorun olmazdı, ama gazetenin genel yayın yönetmeni böyle söylememeliydi” derken, Taraf’ın pavyon olarak tanımlanmasını ve “namuslu kadın” meselesini öne çıkartıyorduysa da, burada ileri sürdüğü argümanlar, yetersiz kalıyordu. Belli ki rahatsızlık, “düşmüş” kelimesindendi. Baydar, kadın memesine memleket satanların erkek egemen söylemini, hiç değilse yayın yönetmeninin romanlarından da mı bilmiyordu ki?

Bunca yılın Baydar’ı, Altan fütursuzluğunda açıktan namussuzlukla şişinmeyi kendisine yedirememişti besbelli. Çünkü, kendi ifadesiyle, pavyonda çalışan kadınlar da namusluydu ve namuslu kalabilirlerdi. Ama ya, Taraf’ta yazmaya başlamış birinin “sosyalist”liği şayiası yayılırsa, bu “düşmüş”lük nasıl sindirilebilirdi ki? Bu yüzden, kendisinin “sosyalist” değil “liberal” olduğunu anlatmaya ayırmıştı veda yazısının büyük bölümünü ve “düşmüş” değil, “seçmiş” olduğunu göstermeye çırpınmıştı.

Ahmet Altan’ın berbat edebiyatçılğından doğan bu problemin diğer yönüne gelinince, ortada bir başka tezgâh sırıtıyordu.

Altan, “sol”daki endazesi kaymışlığın kendileri için değirmen suyu olduğunun bilincinde, pişkince Taraf’ın “günümüz sol değerleri”ni temsil ettiği söylemine sapıyor, burada henüz yeterince ilerleme kaydetmediğini düşündüklerini, alaycı bir “sıkı”lık ekiyle “sosyalist” olarak tanımlıyor ve solun bu “çatışan” iki kutbunu bünyesinde barındırdığı havası yaratıyordu. Altan ve Margulies, günümüz solunun iki ana mecrası oluyordu böylece!

Pavyonlarda, genelevlerde çalışanların, neden etlerini satmak zorunda kalan çaresizler olduklarını aklına getirmeyen ve bunu sistemin arazı olarak görmesi beklenemediği gibi, savunduklarıyla da katmerlenerek sürmesini öneren Altan, bu teşbihi yaparken, emek-sermaye çelişmesi bittiği için, bir kuruma gönderme yapıyor aslında. Orada insanlar, etlerini pazara sunarlar ve çaresizliktendir. Bu açıdan namuslulardır. Altan’ın samimi ikrarı, Taraf’taki yönetici kadronun, kendilerine beyinlerini pazara düşürmüş “sermaye”ler arayıp bulduklarıdır ki, bunlar çaresizlikten değil, açıkça namussuzluktan buraya “düşmeli”dir.

Bu yüzdendir, “düşmüş namuslu kadın” diye “ti” geçmesi Altan’ın. Hani, hâlâ bunun bilincinde değillerse, filmlerin Nuri Alço’suvari bir uyarı olsun diye…

Bu noktada, muhtemelen göndermeyi anlamayan Baydar’ın, “pavyonda namuslu kadın da vardır” itirazına, pek gülmüştür…

Solhaber

Yorum yapın

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org

Önceki yazıyı okuyun:
İÇEBAKIŞ, EMPATİ VE PSİKANALİZ – Heinz KOHUT

İnsanlar ve hayvanlar çevrelerini duyu organlarının yardımı ile araştırırlar; dinlerler, koklarlar, seyrederler ve dokunurlar; çevrelerinin bütünsel bir izlenimini oluşturur, bu...

Kapat