Sevgili Leylâ
Bir mektubun geldi. İstanbul dönüşü yazmışsın, Nezihe’nin adına. Âşık mısın bencileyin ne? Şehir adını yazmamışsın, Silivri-İstanbul-Fatih-Bandırma vs. dolaşıp durmuş. Sonunda kim bilmişse bilmiş, buraya gönderi vermiş mektubu. Canım dostum, durumumda bir yenilik yok. Varsa ben bilmiyorum. Malûm a bu bizim işlere Rufaîler karışır!
Dün sana bir kg. kahve daha ilettim. Herhal bu mektubumla birlik onu da alırsın. Hiçbir şeyini ölesiye tekelime almak istemem. Ve sen istesen de sana sövemem. Şu dünya malı ya da dünya nîmeti olarak üç beş kahve danesi verebilmişsem bu ancak bana üzüntü getirir. Bir yüreğim var ki -Omiros’tan miras kaldığını sanıyorum- hep senin için vuracak. Sevgimi, delin-divanenliğimi kabul et canım. Bir nenlerim yok çünkü.
İnşallah döviz alamazsın! Sevmiyorum, uzaklara gitmeni. Karanlıkta kalan bebeler gibi, korkuyorum, sen uzakken. Gitme! Ama Şubata kadar neler olur, neler!
Hasretle öperim seni.
Kulun
Dergilerden ne haber?
Leylim Leylim
Ahmed Arif’ten Leyla Erbil’e Mektuplar

