Türkiye Basın Özgürlüğünde En Kötü 50 Ülke Arasına Girdi


RSF’nin Dünya Basın Özgürlüğü Sıralaması’nda Türkiye, 20 sıra birden geriledi; Filipinler’le birlikte 122. sırayı paylaştı. Listenin en başında Danimarka, Finlandiya ve İrlanda; en sonunda Türkmenistan, Kuzey Kore ve Eritre var.

Türkiye, Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün yayımladığı Dünya Basın Özgürlüğü Sıralaması’nda geçen yıla göre 20 sıra birden gerileyerek 175 ülke içerisinde 122. sırada yer aldı.

Türkiye, Venezuela’nın önünde, Filipinler ile birlikte 122. sırada bulunuyor. Geçen yıl Türkiye ile 102. sırayı paylaşan Ermenistan da bu yıl 111. sırada görünüyor. Ayrıca, Kuzey Kıbrıs sıralamada 51. sırada, Kıbrıs Yönetimi de 25. sırada gösterildi.

Gazete kapatmaları ve yoğun davalar geriletti

RSF açıklamasında, “Bu düşüşün nedeni, Türkiye’de özellikle azınlıklar içerisinde Kürtleri hedef alan gazetelere yönelik sansür vakalarındaki patlama ve kamu makamları içerisinde özellikle Ordu ve yargının kamuoyuna mal olmuş sorunları kendi tekelinde tutma isteği olarak gösterilebilir” denildi.

Sıralamada Hırvatistan da, Türkiye gibi Avrupa Birliği’ne (AB) aday bir ülke olarak geçen yıla göre 33 sıra gerileyerek kendine 78. sırada yer buldu.

Açıklamada Hırvatistan’daki sorunlarla ilgili durumda şöyle aktarıldı: “AB’ye üyeliğinde arifesindeki Hırvatistan’da, Sırp Hırvat ilişkilerinden söz edilmesi gerginlik yaratıyor. Bu tabuyu aşmaya çalışan haberciler şiddet görüyor. Mafya tipli suç örgütleri de gazeteciler üzerinde fiziki birer tehdit oluşturuyor.”

Siyasi müdahaleler İtalya ve Fransa’ya zarar verdi

RSF, basın özgürlüğüne en çok saygı gösteren ilk 20 ülkeden sadece 15’inin AB ülkeleri olduğunu, geçen yıl bu sayının 18 olduğunu duyurdu.

Basın özgürlüğünün üstün bir değer olarak koruyan ülkeler içerisinde ilk üç sıranın Danimarka, Finlandiya ve İrlanda’ya ait olduğunu duyuran RSF, 2007’de AB’ye dahil olan Bulgaristan’ın dokuz sıra daha kaybederek 68. sırada tutunabildiğini, bu sıralamada bir AB ülkesinin sahip olduğu en kötü konum olduğunu bildirdi.

AB’nin altı kurucu ülkesinden biri olarak İtalya, Silvio Berlusconi’nin müdahaleleri, mafyanın gazetecilere yönelik şiddeti ve idarecilerin telefon görüşmelerinin medyada kullanımının kısıtlanmasına dair yasa tasarısı nedeniyle sıralamada 49. sırada geriledi.

İtalya gibi Fransa da, Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy gibi siyasi yetkililerinin medyaya müdahaleleri, gazete yazı işlerine polis baskınları ve habercilerin gözaltına alınması ve soruşturma geçirmelerinden dolayı, sekiz sıra geriledi ve 43. sırada yer aldı.
“İşgal topraklarında basın özgürlüğüne saygı hiç yok”

İsrail, kendi topraklarında 93. sıradayken, işgal altındaki topraklarda basın özgürlüğüne saygı açısından 150. sırada. Aynı şekilde, 40. sıradan 20. sıraya ilerleyen ABD, işgal ettiği ülkelerdeki konumu itibariyle 108. sırada bulunuyor.

Sıralamada en baskıcı ülkelere Özbekistan (160) ve Türkmenistan (173) örnek olarak verildi. Ekim 2006’da katledilen Anna Politkovskaya’nın katillerinin üç yıl sonra hala cezalandırılmamış olması, sansüre hızlı geri dönüş ve yerel habercilere yönelik yoğun saldırılarla Rusya, 12 sıra gerileyerek 153. sırayı aldı.

Ermenistan’da “saldırı”, Azerbaycan’da “sansür ve yasak” yoğun

Ermenistan’ın (111) sıralamada gerilemesiyse, habercilerin sıklıkla saldırıların hedefi olması, siyasi gerginliklerin yoğun şekilde topluma ve medyaya yansımasıyla açıklanıyor.

Komşu Azerbaycan’da (146) da, basın özgürlüğü anlamında kayda değer bir iyileşme görülmediği, Kasım 2008’de gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlık seçimleri sürecinin ve BBC ve Avrupa Özgür Radyo (Radio Free Europe) ve Amerika’nın Sesi radyosunun yayınlarının Azerbaycan RTÜK’ünce yasaklanmasının bunu açıkça gösterdiğini bildirdi. Sıralamanın son sıralarında ise Türkmenistan (173), Kuzey Kore (174) ve Eritre (175) var. (EÖ)

Erol Önderoğlu Bia)

Yorum yapın

Daha fazla Güncel Hayat ve Siyaset, Medya Komedya
Gerilla Savaşı- İ. V. Lenin | Marksizm, kesin olarak herhangi bir mücadele biçimini red eder mi?

Dağınıklık konusunda söylediklerimizi moral bozukluğu için de söyleyebiliriz. Moral bozukluğu...

Kapat