Sinema dehası Andrei Tarkovsky’nin beğendiği ve izlemeyi tavsiye ettiği 10 film

tarkovskiRus sinemasının dünyaya açılan yüzü Andrey Tarkovski, filmleriyle kendinden sonraki birçok yönetmeni etkilemiş ve sinemaya yeni bir bakış getiren en önemli yönetmenlerden biridir.

Filmlerinde kullandığı üslup, çekim teknikleri ve bakışı sinema tarihine kazıyan Tarkovsky‘nin 1972 yılında film tarihçisi Lenoid Kozlov’a sıraladığı en sevdiği ve izlemeyi tavsiye ettiği filmler, yönetmenin beslendiği zihin dünyasını anlamamızı biraz daha kolaylaştırıyor.

“Sanatın amacı yakarmadır, bu benim yakarışım…”

Eisenstein’dan sonra Rus sinemasının dünya çapında en çok tanınan yönetmeni haline gelen, gelecekte Sokurov ve Zvyagintsev gibi üstatları da yolundan sürükleyecek Andrey Tarkovski, 1931 yılında doğup daha sonraları filmlerinde yer edinecek çocukluğunu yaşadıktan sonra film okuluna başlar ve Mikail Rom’un öğrencisi olur. Bitirme ödevi olarak çektiği ve kısa metraj sınırını iki dakikayla aşan Katok i skripka‘da (The Steamroller and the Violin) çok da uzun sürmeyecek sinema yaşantısının ilk tohumlarını serperken bir yandan da gelecek yirmi senede vereceği eserlere göz kırparak zamanının ötesine geçmeye hazırlanan genç bir sinemacı olarak akıllara kazınacaktır. İlk uzun metraj filmi Ivanovo detstvo‘da (Ivan’s Childhood) aynı ilk filminde olduğu gibi baba-oğul fenomenine yoğunlaşarak şiddetten uzak bir savaş filmi yapacak, daha sonra Andrey Rublev ile artık efsaneleşmek yolunda emin adımlarla ilerleyecektir.

Ivan’s Childhood (Ivan’ın Çocukluğu, 1962) filmiyle Venedik Film Festivali’nde büyük ödülü kazanan Tarkovsky, kadrajına yansıttığı poetik film diliyle tüm dikkatleri üzerine çeker. Sinemada tanrısal bakış dediğimiz kavramın en özel kullanıcılarından biri olan Tarkovsky, “ideale duyulan özlem” ediminde insanın ruhsal bir varlık olduğunun vurgusunu yapar. Mutlak gerçeğe ulaşmanın imgelerle anlam kazanacağını düşünen yönetmen, “sanatın amacı yakarmadır, bu benim yakarışım…” söyleminde bulunarak tinsel bir haykırışın sinemasını yaratır. Sanat ile insan arasındaki o mükemmel uyumun peşine düşen Tarkovsky, zamanı yavaşlatarak yaşamın kaynağına ışık tutacak görsel silsilesiyle, insanlık tarihinin tüm acılarına rağmen (insana küs) huzurun savunucusu olmaktan vazgeçmez. Sanatçının sezgisel olarak hakikat ile bütünleşmesini ister.Tinsel olguya ulaşmanın yegane temeli olarak bunu görür. Sanatı insanlık için “sonsuzluğu hissettiren” deneyim olarak açıklayan Tarkovsky, “sanatın amacı insanı ölüme hazırlamaktır” ifadesini de kullanır.

Mustafa Ergün (presshaber)

Bir Cevap Yazın