Emmanuel Levinas’da Olağanüstü Karşılaşmanın Felsefesi – Mert Sarı (insanokur.org yazıları)

Bu yazımızda özneler arası aşkın iletişim olanağını en yetkin biçimde işleyen düşünürlerden birini ele alacağız. Emmanuel Levinas’ın felsefi metni, ötekiyle bir olağanüstü karşılaşmanın olanaklarını çözümler. Tıpkı Martin Buber’in anlatısındaki gibi Levinas’ta da benin karşısında bir başka ben, bir sen, bir öteki vardır. Öteki başka oluşuyla benden, benim gerçekliğimden ayrımlaşır. Ötekinin başka oluşu iletişimde hiçbir zaman bütünüyle giderilemeyecek bir güçlük kaynağıdır. Benin kendine dönüklüğüne, benmerkezciliğine, dilin kaypaklığı, saydamsızlığı da eklenerek iletişim olanağı büsbütün sınırlanır. Ne ben’in kendine dönüklüğü ne de dilin yetkinsizliği gerekçe gösterilerek “başka bir kişioğluna” ilgisizlik meşrulaştırılmamalıdır. Bir başkası varsa o başkasının yanıt alma hakkı kendiliğinden ve yadsınamaz biçimde doğar. “Başka”nın varlığı bana, ona açık olmayı ve yanıt verebilmeyi yükümler. “Başka” varlığa açıklık bilincin ve duyarlılığın bir açıklığıdır. Bu bakımdan bilincin bu yoğun yönelgenliği pisikoterapik teknik dinlemeye benzetilebilir. Böylelikle “başka”yla yaşantılanan iletişim bir söyleşim deneyimine,

devamını oku>

Bir Zamanlar Amerika (Once Upon a Time in America) Film Müziği

Amerika tarihinin 1920’lerden 1960 sonlarına kadar uzanan 50 yıllık bir kesitini ve bu dönemin sosyal olayları çerçevesinde bir Yahudi mahallesinde, aralarında sıkı bir dostluk bağı bulunan birkaç çocuğun oluşturduğu çetenin zamanla bir mafya organizasyonuna dönüşmesini ele alıyor. Liderliğini Noodles’ın üstlendiği, sarhoş adamları soyma ve ücretini ödemeyen iş yerlerini gasp etme gibi nispeten küçük işlerle suç dünyasına adım atan bu çete; şehre yeni gelen ve Noodles ile ilerleyen zamanlarda sıkı dost olacak olan Max’in de onlara katılmasıyla işleri büyütürler ama birkaç küçük veledin bölgede yükselişi haliyle orada güç sahibi olan asıl mafya gruplarının onlara karşı cephe almasına yol açar. Yaşanılan bir talihsizlik sonucu uzun süre hapis yatması gereken Noodles hapisten çıktığında kendisini işleri iyice büyütmüş olan bir mafya çetesinin başında bulacaktır…

devamını oku>

102 Öğretim üyesi tersane ölümleri üzerine açıklama yaptı


Bugüne kadar tersanede  çalışan 97 işçi yaşama veda etti. Bugün saat 17:00’da sanatçı İlkay Akkaya’nın katılımıyla İstanbul-Kartal Meydanı’nda “AKP’ye Kırmızı Kart- Tuzla’da İşçi Ölümlerine Son” başlıklı bir “İşçi Mitingi” düzenleniyor. Yarın iş bırakma eylemi var.

Üniversitelerimizdeki Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümleri öğretim üyelerinin Tuzla ve diğer tersanelerdeki ölümler üzerine ortak açıklamaları
Üniversitelerimizdeki Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümleri’nin öğretim üyeleri olarak, bir süredir başta Tuzla olmak üzere tersanelerde yaşanan iş kazaları ve ölümler vicdanımızı yaralıyor. Öğrencilerine insan onuruna yaraşır bir çalışma yaşamının bir ülkenin tüm vatandaşları için bir hak olma niteliğinde olduğunu ve bunu sağlamanın çağdaş devletin en temel görevleri arasında bulunduğunu öğretmeye çalışan bizler; sebepleri, sıklığı ve sonuçları birlikte değerlendirildiğinde artık ‘kaza’ olarak nitelenmesi mümkün görünmeyen ölüm ve yaralanmalara daha fazla seyirci kalmak istemiyoruz.

devamını oku>

Madımak müze olsun imza kampanyası


insan yakılan bu yer  ya et  lokantası olarak kalacak ya  da

imza ve  desteğinizle  bu ibretlik manzara değişecek!
İnternetteki en büyük iki Alevi forumu biraraya gelerek Madımak’ın müze haline getirilmesi için yeni bir elektronik imza kampanyası başlattı. İkisi de 20 bin üzerinde üyeye sahip olan forumların kampanyası giderek büyüyor. Forumlar kampanyanın “ortak” noktası olarak Alevionline’ı belirlediği için kampanya sayfalarımızdan yürütülecek. Açıklamayı aktarıyoruz:

devamını oku>

Edip Akbayram, Belediyenin AKP’li olduğunu öğrenince konsere çıkmadı!

Zonguldak’ın Ereğli İlçesi Belediye Başkanı AKP’li Murat Sesli, 18 Haziran’daki Osmanlı Çileği Festivali’nde sahneye çıkmayı kabul eden, ancak daha sonra kendisinin AKP’li olması nedeniyle konseri iptal eden Edip Akbayram’ı, basın toplantısında sert bir dille eleştirdi. Başkan Sesli, “Edip Akbayram yaptığı bu hareketle sanatına siyaset katarak her kesim tarafından bilenen sanatçı kişiliğine ihanet etmiş, Ereğli halkını yok saymıştır” dedi.
Başkan Sesli makamında düzenlediği basın toplantısında, Ereğli’nin kurtuluş günü de olan 18 Haziran’daki Osmanlı Çileği Festivali için 1 hafta önce Gülşen ve Edip Akbayram ile anlaştıklarını söyledi. Kurtuluş Savaşı’nda ilk ve tek deniz savaşının yapıldığı, Alemdar Destanı’nın yaşandığı Ereğli’nin kurtuluş gününde sahne alması için özellikle Edip Akbayram’ı tercih ettiklerini vurgulayan Başkan Sesli şöyle konuştu;

devamını oku>

“Hiçbir vakit tam karanlık değil gece” Paul ELUARD ve bazı şiirleri

Aydınlık
Hiçbir vakit tam karanlık değil gece
Kendimde denemişim ben
Kulak ver dinle
Her acının sonunda
Açık bir pencere vardır.
Aydınlık bir pencere
Hayal edilecek bir şey vardır
Yerine getirilecek istek
Doyurulacak açlık
Cömert bir yürek
Uzanmış açık bir el
Canlı canli bakan gözler vardır
Bir yaşam vardır yaşam
Bölüşülmeye hazır

1895-1952 yıllarında yaşadı. Eluard, hem aşk hem de devrim şairi olarak 20. yüzyılın en büyük Fransız edebiyatçıları arasında gösterilir.

devamını oku>

Bir kitaptan bir bölüm – Mavi Oktav Defterleri

İki elim aralarında kavgaya giriştiler. Okuduğum kitabı kapayıp araya girmesin diye bir yana ittiler. Sonra beni selamlayıp kavgalarına hakem tayin ettiler. Hiç zaman yitirmeksizin parmaklarını birbirlerine dolayıp masanın kenarında bir koşuşturmaca tutturdular, bir biri, bir diğeri öne geçerek masa boyunca birkaç kez gidip geldiler. Gözlerimi onlardan ayıramadım. Onlar benim ellerim olduğuna göre taraf tutmamalıydım, yanlış bir kararla başıma kim bilir ne belalar sarardım. Yani, görevim hiç kolay değildi, avuçlarımın arasındaki karanlık bölgede gözlerimden kaçmaması gereken hilelere başvuruyorlardı. Ben de çenemi masaya dayamış, gözümden tek bir şeyin kaçmaması için dikkat kesilmiştim.

devamını oku>

Baba (The Godfather) Film müziği

 
Mafya Babası (The Godfather), Mario Puzo’nun yazdığı aynı adlı romandan uyarlanan, Francis Ford Coppola’nın yönettiği, Marlon Brando ve Al Pacino’nun başrollerini paylaştığı film. Bu film dolayısıyla kendisine verilen  En İyi Erkek Oyuncu Oscar Ödülü’nü  almayan Marlon Brando , ABD’nin, özellikle Hollywood’un kızılderililere karşı uyguladığı ayrımcılığı gerekçe göstermişti.

devamını oku>