Liberalizmin Felsefi Temelleri, Liberalizm ve Etik*

Liberalizm günümüzde belki en çok tartışılan düşünce akımlarından biridir. Liberalizmin günümüzde geldiği noktanın daha iyi anlaşılabilmesi için bu düşünce akımının tarih boyunca geçirdiği evrelerin ele alınması yararlı olacaktır ve böylece günümüzde bu düşüncenin ulaştığı yer daha iyi ortaya çıkar. Francsco Vergara’nın Liberalizmin Felsefi Temelleri çalışması bu bağlamda bir boşluğu giderecek gibi görünmektedir.
İlgili çalışma liberalizmin çeşitli evrelerini okuyucuya verirken, ayrıştırmalı yöntem kullanmıştır. Çalışmanın sıkıntılı yanı da bu noktadadır. Böylece çeşitli liberal düşünceler arasındaki tarihsel bağlar çok fazla dikkate alınmamış, değişik liberal bakış açıları büyük ölçüde birbirinden kopuk biçimde ortaya konmuş, böylece birbirinden ayrı liberal düşüncelerin birbirlerini etkileme derecesi alt düzeyde görülmüştür. Ancak yine de okuyucu temel liberal düşünceleri, dayandıkları ilkeleriyle beraber bu çalışmada topluca bulabilecektir.

devamını oku>

27. Ölüm yıldönümü anısına Enver Gökçe ve kendi sesinden yaşamı; Hayatı seveceksiniz

Zulüm Bayraklarına Küffetiğimiz Çağdı
Fırat Akardı Munzur İnlerdi Ciğerparem
Ve Cevahir Yürekliler Daha Sağdı
Ve Malatya Dağlarında Keban Deresinde
Yaban Keçileriyle Seğirttim Kurda Kuşa Yem Oldum
Ben Halkın Ulusuydum Yani Doğdum Yeniden
Şimdi Mor Işıklı Ağulu Bir Kenger Dikeni Oldum
Ve Yılan Kemiği Boğazlara… Döner Ha Dönerim
Şimdi Alıcılar Gibi Düşmanın İman Tahtasına…
Cevahir Yürekliler -Enver GÖKÇE
[mp3]http://www.envergokce.org/start/ana/hayat_files/page121_1.mp3[/mp3]

1920 yılında Erzincan’ın Kemaliye ilçesine bağlı Çit köyünde doğan Enver Gökçe, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. Divan Edebiyatı üzerine çalıştı. Pek çok halk öyküsünü, masalını ve Dede Korkut Masalları’nı derleyerek Türkçe’ye kazandırdı.

devamını oku>

Ben – Nurullah Ataç (Diyelim-1954)

Bugün de, öyle buyurdu gönlüm, kendimden açacağım, önemimi söyleyeceğim. Ya! önemli bir kişiyim ben. Divan şairlerimiz överler kendilerini, “fahriye” yazarlar överler, kasidelerine, gazellerine birer ikişer beyit sıkıştırıp överler. Ben de bir “fahriye” yazacağım sanmayın. Monsieur Gide bir yerde “Ben bilirdim önemimi, ama böyle çabuk anlaşılacağını ummazdım” gibi bir şey söyler. Benimki o da değil, önemli bir kişiyim önemli olmasına, ancak benim önemim Monsieur Gide’inki gibi değil, başka türlü. O, yaşadığı çağın en büyük yazarı, başlıca yazarıydı, değeri günden güne beliriyor, eserinin özü, derin anlamı yavaş yavaş kavranıyor, gelecek yüzyıllarda daha da büyüyecektir o.

devamını oku>

40 klasik müzik sanatcısından seçilmiş 40 eserlik bir mp3 seçkisi

Klasik müzik sanatçılarından birer eser seçilerek  oluşturulmuş müzik seçkisini aşağıdan dinleyebilirsiniz.

Fotoğrafın üstüne maus (fare) ile geldiğinizde sanatçı adı ve eserin adı çıkacaktır. İstediğiniz eseri dinlemek için fotoğrafı tıklamanız yeterlidir.

devamını oku>

Özgün’den mektup var: Bir kez daha zaferimi ilan etmek çok güzel bir duygu:)

O akşam herkes gözlerime çaresizce baktı diyemem çünkü hepsi usta oyunculara taş çıkarırcasına iyi oynadılar. Onların oynadığı o oyuna o kadar inandım ki, aklımda acabalarla başlayan tüm sorular bile kaybolmuştu. Hiçbir şey bilmeden bir yola adım atmıştım. Sonunun nasıl olacağını biliyordum ama asla şüphede etmedim asla!!!  Bundan dolayı  sanırım o gece evde yatan tek kişi bendim:)

devamını oku>

Sinema Üzerine Düşünceler – Akira Kurosawa

(…) Sinemayı seviyorum, iyi filmler yapıyorum, bu da bana yetiyor. Şüphesiz yaratıcının törel sorumluluğu sorununu da göz önünde bulunduruyorum, ama pek aydınlık, pek bilinçli bir tarzda belirtmeksizin. Bu sorumluluk duygusu bende bir Japon olarak ve bir insan olarak doğuyor. Bu duygu, farkında olmaksızın, ben bilincine ermeden filmime giriveriyor. ( … ) Bende bilinçli ve isteyerek meydana gelmiş bir bağımlılık yok. Bağımlılık bende hiç bir vakit bir karar sonucu değil. Siyaset benim için çok önemli, ama bir insan olarak, bir yurttaş olarak; yoksa sinemacı olarak değil.

devamını oku>

Şiirin Toplumsal Görevi – T.S. Elliot

Doğrudan doğruya büyüyü gerçekleştirmek amacıyla, ölçülü koşuk kullanılarak yazılmış şiirsel değeri olan, ilkel büyü şiirleri ve türküleri vardır: Kem gözden sakınmak, bir salgını geçirmek ya da bir Tanrıyı yatıştırmak amacıyla yazılırdı bunlar; ilkel toplumlarda bu tür şiirlerin kesinlikle bir toplumsal işlevi olduğu da söylenebilir.

Şiir daha önce dinsel törenlerle ilintiliydi; ve ilâhilerde, karşılıklı okunan dualarda, art arda söylenen ezgilerde şiiri bugün de toplumsal bir amaçla kullanıyoruz. Epik ve masalın ilkel biçimleri, tarih olduğu öne sürülen bilgileri aktarıyordu: Ayrıca dinleyicileri duygusal açıdan etkilemesini bir yana bıraksak bile, ilkel öykü anlatıcının, yoğun içeriği olan bir öyküyü anlatırken akılda kalmasını sağlamak için ölçülü koşuk biçiminden yararlanmalarını anmadan geçemeyiz. Daha ileri toplumlarda da, örneğin eski Yunan’da, şiirin herkesçe tanınan toplumsal görevi oldukça açıktır.

devamını oku>

Frankfurt Okulu, önde gelen düşünürleri ve üyeleri

Almanya’da 1920’li ve 30’lu yıllarda ortaya çıkan Frankfurt Okulu’nun menşei, Marksizm’in ya da her türlü tahakkümü eleştirmek ve ortadan kaldırmak gibi pratik bir niyetle tasarlanmış bir kuramın kapsamını neyin oluşturduğu tartışmasından bağımsız değildir.
Okulun düşünsel gelişim eksenini kavramak için, bu eksenin bağlamını oluşturan çalkantılı olayların yerli yerine oturtulması gereklidir. I.Dünya Savası’nın ardından Bati Avrupa’daki sol kanat isçi sınıfı hareketlerinin yenilgisi, Almanya’daki kitlesel sol kanat partilerinin reformist Ya da Moskova denetimindeki hareketler seklinde çöküşü, , Rus Devrimi’ni Stanilizme dönüşmesi Nazizm ve Faşizmin yükselişi. Bu olaylar, Marksizm’den esinlenen, ama ya sosyalizmin ‘ planı”nın tarihin kaçınılmaz bir parçası olduğu ya da “doğru” toplumsal eylemin yalnızca, parti çizgisinin resmi duyurusunu takip edeceği görüşlerinin ne kadar yanıltıcı v e tehlikeli olduğunu anlamaya hazır olanlar açısından temel sorunların sorulmasını sağladı.

devamını oku>