“Öyleyse, söyler misin, niçin geleyim ben…” Reddediş – Franz Kafka

Güzel bir kıza rastlıyor ve, “Ne olursun, gel benimle,” diye rica ediyorsam, kız da ses çıkarmadan yürüyüp gidiyorsa, şunu demek istiyordur:

“Sen ismi bayrak gibi salınan bir dük değilsin, iri, Kızılderili boyunda, sakin gözleri dümdüz ileri bakan, çim sahaların havasıyla ve ortalarından akıp geçen nehirlerle yoğrulmuş bir cilde sahip bir Amerikalı değilsin, yolculuklar yapmamışsın, ne bileyim, her neredeyse o büyük göllere. Öyleyse, söyler misin, niçin geleyim ben, güzel bir kız, seninle?”
“Unutuyorsun, seni bu sokaktan yaylana sallana taşıyan bir otomobil yok; elbiseleri içinde sıkış sıkış, sana hayır duaları okuyan ve tastamam bir yarım daire halinde peşin sıra gelen beyleri göremiyorum maiyetinde; göğüslerin korsenin içinde gayet düzgün, ama uylukların, kalçaların o sıkıntının öcünü alıyor; üstünde geçen sonbahar kesinlikle herkesin hoşuna gitmiş olan, piliseli bir tafta elbise var, ama yine de gülümsüyorsun –bu hayati tehlike bedenindeyken– ara sıra.”
“Evet, ikimiz de haklıyız ve bunun bir daha çürütülemeyecek gibi farkına varmamak için, haydi, değil mi ama, ikimiz de tek başına evlerimize gidelim.”

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Friedrich Nietzsche’nin yanılgısı neydi? – Fatih Yaşlı

Bu soruyu yanıtlamak aynı zamanda hayatın Nietzscheci olumlanmasının yetersizliğini ve bu olumlamadaki hatanın ne olduğunu göstermek anlamına gelecektir. Bu son...

Kapat