Kathe Kollwitz: Günün birinde yeni bir ideal ortaya çıkacak ve tüm savaşlar sona erecek. Bu inançla ölüyorum

.
“Loş çocuk odasında yatağımda yatıyorum. Annem yandaki odada masada oturmuş, okuma lambasının altında kitap okuyor. Yarı açık kapı aralığından sadece sırtını görüyorum. Çocuk odasının köşesinde büyük bir gemi halatı rodası. Bu halat yavaş yavaş genişlemeye, açılmaya ve sessizce tüm odayı kaplamaya başlıyor. Anneme seslenmek istiyorum fakat seslenemiyorum. Gri halat her şeyi kaplıyor.”

Sanatçı Kathe Kollwitz gençlik yıllarına dönüp baktığında, “Bir kâbus. En kötüsü aklımdan hiç çıkmayışı,” der. Ergenlik döneminde geceleri gördüğü kâbuslar ona eziyet eder. Gündüzleri de birdenbire sınırsız bir korku hissine kapılır, “Sürekli, sanki havasız bir odadaymışım, ya da batıyor veya küçülüyormuşum hissine kapılıyordum.” Bunlar gelişme yıllarındaki bir kız için tipik durumlar mıdır? Yoksa Kâthenin bir hastalığı mı vardır? Anne ve babası büyük kaygı içindedirler…

Kathe Kollwitz, anlattığına göre bu rahatsızlığı 20-21 yaşlarına kadar çekmiştir. Kâthenin gençliği Köningsbergde geçer. İki ablası vardır: Konrad ve Julie. Bir de küçük kız kardeşi Lise. Esasen hukukçu olan babası, sosyal demokrat inancı yüzünden fakülteyi bitirmesine rağmen yaşamını değiştirip duvarcı ustası olarak çalışmaya başlamıştır. Kathe ve kardeşleri o zamanın anlayışına göre çok serbest yetiştirilir.

Bir örnek: On iki yaşındaki Kathe komşunun oğlu Ottoya âşık olur. Öpüşmek için bodrumda buluşurlar. “Öpüşmek çocuksu ve zevkliydi. Sadece bir kez öpüşülüyordu ve biz buna serinleme diyorduk.”

Bu tür serinlemeleri öğrenen anne ve babası hiç ses çıkarmazlar. Âşık Kathe sol bileğine “O” harfi çizer, yara kabuk bağlayınca yeniden kazır. Anılarında şunları aktarır: “Bu ilk aşkımdan başlamak üzere hep âşık oldum. Kronik bir durumdu. Bazen hafif bir fon müziği gibi, bazen de şiddetli… “

Daha on üç yaşındayken sanatçı yönünün gelişeceği bellidir. Babası Königsbergde bir bakır işlemecisinin yanında ders aldırır ona. Gerçi en yetenekli çocuğunun sadece bir kız olmasından üzgündür ama, gene de bir sanatçı olarak yetişmesini ister. “Güzel bir kız olmadığım için, gönül işlerinin bana pek engel olamayacağını düşünüyordu babam,” der Kathe Kollwitz.

Fakat babası yanılır. Kızı Kathe on sekiz yaşında erkek kardeşinin arkadaşı olan tıp öğrencisi Karl Kollwitz ile nişanlanır. Buna rağmen eğitiminden vazgeçmeyi düşünmez.

1884te annesi ve kız kardeşi Lise ile yaptığı bir seyahat, genç kızda büyük etkiler bırakır. Münihte eski Pinakothekı (resim galerisi) gezer. Berlinde Gerhart Hauptmann ile tanışır. Onunla ilk karşılaşmasından hayranlıkla söz eder, “Büyük odada üzerinde güller duran uzun bir masa vardı. Hepimizin başında güllerden yapılmış taç vardı. Şarap içildi. Hauptmann, Jul Sezar kitabından okuyordu. Gençlik hali işte, hepimiz kaptırmıştık kendimizi. Yavaş yavaş önüne geçilemeyecek harika bir yaşamın kapısı açılıyordu önümde.”

Ve Gerhart Hauptmann bu genç kızı şöyle hatırlayacaktır: “Üstünde çiğ damlalarıyla taze bir gül gibi… Sevimli, akıllı, sanatçı yönünü hiç belli etmeyen alçakgönüllü bir kızdı.”

Genç Katheye sanatçı yeteneklerinden söz ettirmeyen sadece alçak gönüllülüğü değildir. Sanat akademilerinin kadınlara kapalı olduğu ve sanat tarihinin sadece erkek isimlerini tanıdığı bir dönemde, bir genç kız kendisini geleceğin sanatçısı olarak tanıtacak olsa, büyük bir olasılıkla insanlar buna gülecekti.

1885 kışında Kathenin babası kızım Berline yollar. Erkek kardeşi Konrad da bu kentte öğrenim görmektedir. İsviçreli ressam Karl Stauffer-Bernin atölyesinde ders alır. Max Klingerin gravürlerini görür ve hayran kalır.

Genç sanat öğrencisi Berlindeki yaşama hayrandır. Erkek kardeşi Konrad sayesinde sadece Hauptmann çiftini tanımakla kalmaz. Diğer “natüralistler”le de tanışır ve Zola, Ibsen, Dostoyevski, Tolstoyu okur. Yeniden eve, Königsberge döner, resim yapmaya başlar: Portreler; liman işçileri, yoksul “insan” çevresi. 1888-89 kış dönemini Münihte geçirir. Burada da kadınlar sanat okullarına alınmamakta, özel bir atölyede eğitilmektedir.

Kathenin Münihli öğretmeni Ludwig Herterich empresyonist ekoldendir. Sanat öğrencisi Kathe birçok ilişki kurar. “Kadın Ressamların Özgür Tonu” grubuyla birlikte Schwabing semtini baştan başa dolaşır ve gördükleri hoşuna gider. Fakat kendi gelişimi için Berlinin daha önemli olduğunu hissetmektedir.

Bu arada Berlinde Özgür Tiyatro kurulmuştur ve ilk oyun olan Gerhart Hauptmannın Güneş Doğmadan Önce adlı eserinin galası büyük ilgi görmüştür. Kathenin erkek kardeşi Berlinde Vorwartsin yazı işlerine girmiş, nişanlısı Karl Kollwitz de bir firmanın doktoru olarak Berline yerleşmiştir.

Kathe 1890da tekrar Königsbergdeki evindedir. Ressamlıktan kopup grafikçiliğe geçeceğini bilmektedir. Fakat zamana ihtiyacı vardır. Babasının, kendisinin ilerleyeceğine inanmadığını ilk kez hayretle öğrenir, “Öğrencilik dönemimi çabucak tamamlamamı, sergiler açıp başarılı olmamı bekliyordu.” Babasının eleştirdiği bir nokta daha vardır: “Babam benim iki mesleği birleştirmek istememe de kuşkuyla bakıyordu: Sanatçılık ile burjuva evliliği.”

Kathe ve Karl Kollwitz 1891  Haziranında evlenirler. Evlilik yaşamına geçişinde düş kırıklığına uğramış olan babası ona, “Artık seçimini yaptın. İki işi birden yapamazsın. Onun için, seçtiğin işi tam olarak yap!” der. Fakat Kathe ikisini de istemektedir: Evin kadını ve sanatçı olmayı.

Başaracak mıdır bunu?

1892de oğlu Hans dünyaya gelir, 1896da ikinci oğlu Peter. Kocası Berlinin kuzeyinde tipik bir işçi semtinde tüm zamanını alan bir muayenehane açar. Kathe Kollwitz, “Bir doktor eşi, ancak günlük işlerinden sonra resim yapmaya fırsat bulan iki erkek çocuk anası”dır. Bu tür ya da benzer betimlemeleri onun biyografilerinde görürüz. Peki ya Kathenin kendisi nasıl yaşamaktadır?

Güncesinde yazdıklarından, eş ve anne olarak, kendi ifadesiyle, “Bir yandan da sanatçılığını korumak” amacı yüzünden hangi zorluklarla karşılaştığı görülebilir.

Örneğin kocası Karlın zaman zaman şöyle söylediğini belirtir: “Kocam benim ona değer vermediğimi, saygı duymadığımı söylüyor.” (1913)

Bir yıl önce de şöyle bir not almıştır: “Kendimi Karldan ve oğlanlardan tamamen kopmuş hissediyordum. Onlara bağlılığım azalmıştı. Sonra bir zaman geldi onlara bağlılığım bir kuluçka tavuğununkine benzedi. Kendimi hep onlara adadım, onlar için acı çektim.” Genç anne olarak -oğlu Hans o sırada dokuz aylıktır- 1893 Şubatında Berlindeki bir olayı “çalışmamda dönüm noktası” olarak adlandırır.

“Hauptmannın Dokuma İşçilerinin Özgür Tiyatroda galası vardı. Tiyatro biletimi bana kim getirdi bilmiyorum. Kocam işi nedeniyle gelemedi, ama ben oradaydım. Büyük bir sevinç ve ilgi içindeydim. Oyundan çok etkilenmiştim.”

Dokuma işçilerinin ayaklanması bundan sonraki yıllarda çalışmalarının konusunu oluşturur. Bunun sonucunda da Berlindeki büyük bir sanat eserleri sergisinde gravür ve taş baskı resimleri, 1889da sansasyonel başarı getirir sanatçıya.

Gerçi 1898 baharında ölen babası sergiyi göremeyecektir, fakat Kathe Kollwitz resimlerini ölümünden kısa bir süre önce ona gösterdiğini ve babasının konuşamasa da çok sevindiğini hoşnutlukla anlatır.

İmparator II. Wilhelmin kadın uyruğunun bu resimlerini gördüğünde aynı şekilde sevindiği söylenemez, sanatçıya “kaldırım sanatçısı” der ve sergi yönetiminin Katheye verilmesini istediği madalyayı vermeyi reddeder. İmparatoriçe Auguste Victoria da, Kathenin resimlerini “itici” bulmuştur.

Düşmanları ve eleştirmenler tarafından genellikle “kaba”, utanmaz, itici olarak nitelenir çalışmaları; sadece imparatorluk döneminde değil, onlarca yıl sonraki III. Reich döneminde de.

Kathe Kollwitz 1922 Kasımında güncesine yazdığı notlarda sanatı nasıl anladığını ve sanatsal yaşamında görevinin ne olduğunu anlatır. “Sanatımın amaçları olduğunu kabul ediyorum. Ben insanların böylesine çaresiz ve yardıma muhtaç olduğu bir zamanda etkili olmak istiyorum. Yardım etme ve etki yapma isteğinin sorumluluğunu hissedenler çok, fakat benim yolum açık ve aydınlıkken, başkaları anlaşılmaz bir yol izliyorlar.”

Acı, savaşlar, ölüm ve kurbanlar -bir sonraki Köylü Savaşı dizisinin ana motiflerini oluşturur.

190)7de İtalyada bir yıl geçirir. Köylü savaşı için kendisine “Villa Romana” Ödülü verilmiştir. Bazı düşmanları olmasına rağmen, artık benimsenmiş bir sanatçı ve her genç kadının arzuladığı gibi, aynı zamanda mutlu bir annedir.

Küçük oğlu Peter en sevdiği çocuğudur. Erken yaşlarda resim yapmaya başladığından bahisle, “Çizgimi sürdürüyor,” diye gururlanır. Peter gençlik hareketine ve aynı zamanda Göçmen Kuşlara. mensuptur; böylece hayal gücü sahibi bir çocuk isteyen annesinin beklentilerini yerine getirir.

Evet, Peter hayalcidir. Ve onunla birlikte sayısız yaşıtları da hayallere kaptırmışlardır kendilerini. 1914te Birinci Dünya Savaşı patladığında hepsi çiçeklerle süslenip kilisenin takdisiyle savaşa giderler. Kathe Kollwitz günlüğünde psikolojik tansiyonun olağanüstü yükseltildiği bu dönemde, iki oğlunu da etkileyen “kitlesel sarhoşluğu” betimler. “Oğullarım böyle bir çılgınlığa katılmayacaklar,” der

Eylül 1914te. Fakat, oğulları da katılmıştır. 1914 Ekiminde oğlu Peter gönüllü olarak savaşa gittiği günden birkaç gün önce şöyle not alır: “Sanki göbeği bir daha kesiliyordu çocuğun; ilkinde doğumda, şimdi ise ölümde.” “Oğlum top seslerini duyduklarını yazıyor,” tümcesi, 24 Ekimde oğlu Peter Kollwitz hakkında günlüğüne yazdığı notlar arasında yer alır.

Aynı gün oğlu ölmüştür. Flandersde ilk cepheye sürülüşünde “şehit düşmüş”tür. Daha on sekizine bile girmeden. “İnsanın beynini yakan bir çılgınlık” uğruna bu “anlamsız kurbanı”, Kathe Kollwitz hayatının sonuna kadar unutamaz. Sanatçı olarak durmadan bu konuyla uğraşacaktır. (Savaş konulu resim dizisi, “Bir daha asla savaş yok!” pankartı ve nihayet oğlunun anısına yaptığı bir anıt ile.)

Yıllarca güncesindeki notlarında kendisini suçlayarak acı çekecektir. Niçin oğlunun bu adımı atmasına engel olamamıştır? Durmadan savaşın nedenini düşünüp durur. İnsanları, kaçınılmaz bir alın yazısı olarak etkisine alan bu felaketi reddeder. “Vatan görevi” konusunda kuşkuları vardır. Güncesinde şöyle der: “Keşke bu korkunç aldatmaca olmasaydı… Peter ve diğer milyonlarca genç, hepsi aldatıldı.”

Arkadaşlarından biri olan Lily Braunun 17 yaşındaki oğlu Ottoyu gururla savaşa nasıl gönderdiğine tanık olur. “Otto yaşıyor. Eğer şehit düşseydi acaba ne düşünürdü?” diye sorar Kathe Kollwitz kendi kendine, Lily Braun 1916da öldüğünde. Otto da savaşın bitmesinden kısa bir süre önce “şehit düşer”. Annesi, Kathe Kollwitzin çektiği acıları duymayacaktır… Ayrıca büyük oğlu Hans da annesinin pasifizminden etkilenmemiştir.

“Ancak savaşa gittikten sonra bir şeyler başarabilirim,” der annesine. Hans Kollwitz savaştan canlı dönecektir. Babası gibi doktor olacak, Peter adındaki oğlu ise, 1942de, 1914te ölen kardeşi gibi “şehit” düşecektir.

Savaş, kadının boyun eğmesi gereken bir doğa yasası mıdır?

“Hayır,” der Kathe Kollwitz, “pasifizm sırtüstü yatıp bakmak değildir, tam tersi bir iştir, zor bir iş.”

1918de savaşın bitmesinden kısa bir zaman önce fikirlerini kamuoyuna ilk kez yazılı olarak açıklar. Oğlu Peterin ölümünün tam dördüncü gününde, ozan Richard Dehmel SPD yayın organı Vorwartsde halkı dayanmaya çağırdığı Tek Kurtuluş başlıklı bir deneme yayınlar. 30 Ekim 1918de aynı organda çıkan açık bir mektupta Kathe Kollwitz ona cevap verir.

“Richard Dehmele yanıt:

“Richard Dehmel 22 Ekimde Vorwartsde Tek Kurtuluş başlıklı bir çağrı yayınlıyor. Savaşabilecek erkekleri gönüllü olmaya çağırıyor. En yüksek savunma merciinin bir çağrısına uyarak, diyor, “korkak”ların bir kenara ayrılmasından sonra küçük ama o derece seçkin, ölmeye hazır bir sürü erkek devreye girecek ve Almanyanın şerefi bunlarla kurtulacakmış.

“Burada Richar Dehmele karşı çıkıyorum. Onun gibi ben de böyle bir şeref çağrısına seçkin bir grubun karşılık vereceğini tahmin ediyorum. Ve bunların 1914 sonbaharında olduğu gibi, genelde gene Alman gençliğinden oluşacağını da. Büyük bir ihtimalle bu kurbanlıklar gerçekten kurban edilecekler ve bu dört yıl boyunca her gün dökülen kanlardan sonra Almanya yine kana bulanacaktır. Dehmelin kendi mantığına göre, bundan sonra, ülkede kalacak olan artık Almanyanın çekirdek gücü olmayacak, çünkü bu güç savaş meydanlarında eriyip gitmiş olacaktır. Fakat bence böyle bir kayıp Almanya için tüm vilayetlerin kaybından daha kötü ve yeri doldurulmaz olacaktır.

“Bu dört yıl içinde çok şeyler öğrenildi. Şeref kavramı bakımından da… Almanyanın şerefi, öz gücünü yenilgiden korumak, onu önünde duran büyük işi kararlı olarak yapmaya yönlendirmektir.

“Yeterince insan öldü! Artık kimse şehit olmamalı! Richard Dehmele karşı oluşumun nedenini, daha büyük birinin (J. W. von Goethe kastedilmektedir) söylediği şu sözlerle açıklıyorum: Ekilecek tohumluklar, öğütülmemeli.”

Bu, Kathe Kollwitzin kamuoyu önüne yazılı metinle ilk çıkışıdır. Fakat kendi deyimiyle barış propagandasını hayatının sonuna kadar sürdürür. 1919da Prusya Güzel Sanatlar Akademisine üye olur ve profesör unvanını alır.

1933te bu akademiden çıkarılarak konferans vermesi, sergi açması yasaklanır. Kendisi için en önemli olan çalışmasını 1931de tamamlar: Oğlu Peter için Ebeveynler adlı uyarı anıtı. Bu tablo Peterin gömülü olduğu Roggefeldedeki (Flanders) askeri mezarlığına yerleştirilir.

Daha önce Matemdeki Ebeveynler adlı eser Berlin Ulusal Galerisinde gösterilir. “Birçok insan onu gördü ve çok etkilendi,” diye yazar Kathe 1932de güncesine; “Heykeller bir hafta daha sergilensin. Etkili oluyor.”

Kathe Kollwitz hakkında sanat kitaplarında ve biyografilerde bu uyarı anıtının figürlerinin nasıl etki yaptığına ilişkin parlak anlatımlar bulunur. Kathe Kollwitz kocası ile birlikte bunu şöyle algılar: “Figürlerden Peterin mezarına gittik; her şey canlıydı, tamamen hissediliyordu. Ben kadının önünde duruyordum. Onun -kendimin- yüzüne baktım, ağlayarak yanaklarını okşadım. Karl hemen arkamda duruyordu -farkında değildim. Fısıldadığını duydum: Evet, evet.”

Kathe Kollwitzin anne figürü Ulusal Galeriden ihraç edildiğinde “Völkischen Beobachter” (Halkın Gözlemcisi) adlı gazete, “Bir Alman annesi ona benzemiyor çok şükür!” diye yazar 1936 yılında.

Açık, iyimser, özveriye hazır. Yüzyılımızın otuzlu yıllarında “Bir Alman Annesi” böyle olmalıydı. Kollwitz gene bu örneğe uymamaktır. “Pislik Ressamı” diye nitelenir (bir keresinde de kaldırım ressamı denmemiş miydi?). Berlini terk etmek zorunda kalır. Dairesi bombalarla yıkılır. Baskıları ve kalıpları yok olur. Dresden yakınlarında Moritzburg av sarayının bir yan binasına sığınır.

Torunlarından Jutta Kollwitz, 22 Nisan 1945te ölümüne kadar yanında kalır. Jutta, büyükannesinin ölümünden hemen önce şöyle söylediğini anlatır: “Günün birinde yeni bir ideal ortaya çıkacak ve tüm savaşlar sona erecek. Bu inançla ölüyorum. Belki zorlu bir uğraş olacak ama başarılacak.” Kendisini “eski bir düşman” olarak tanımlayan biri, Belçika askeri mezarlığı Vladsloo Praedboschun ziyaretçi defterine (Kathe Kollwitzin Ebeveyn Figürleri bugün buradadır) bozuk bir Almanca ile şunları yazmıştır:

“Senin istediğin yolda devam ediyoruz.”

________________________________
Yaşadığı dönemdeki önemli olaylar (1867-1945)

1696 Berlinde (salt erkekler için bir Sanat Akademisi kurulur.
1844 Schlesiende dokuma işçileri ayaklanır.
1889 Berlinde Freie Bühne (Özgür Tiyatro) topluluğu kurulur. Sahnelenen ilk oyun, Gerhart Hauptmannın Güneş Doğmadan Öncesidir.
1893 Hauptmannın Weber\ (Dokuma İşçileri) Özgür Tiyatroda sahnelenir.
1895 Kathe Kollwitz Dokuma İşçilerinin Ayaklanması konulu resim dizisine başlar (6 gravür).
1901 Karl Fischer “Göçmen Kuşlar Gençlik Hareketini” kurar.
1914 Birinci Dünya Savaşı başlar.
1918 Savaşın bitiminden kısa bir zaman önce ozan Richard Denmel SPD organı Vorwatsde “Dayanın!” çağrısında bulunur.
1918 Açık bir mektupla Kâthe Kollwitz, Dehmeli “Artık kimse savaşta ölmemeli!” diye yanıtlar.
1919 Richard Dehmel İnsanlık ve Halk Arasında adlı savaş günlüğünü yayınlar.
1919 Kathe Kollwitz savaşta şehit düşen oğlunun anısına ölü evinde verilecek ziyafet yemeği tablosu için çalışmalara başlar.
1932 Kathe Kollwitzin de üyesi olduğu uluslararası bir kadın komitesi, savaşa karşı uluslararası bir kongre hazırlığı yapar.
1932 Ağu. Amsterdamda savaş karşıtı kongre toplanır.
1943 Berline ilk hava saldırısında Kathe Kollwitzin evi, baskıları ve kalıpları harap olur.

Kathe Kollwitz: Günün birinde yeni bir ideal ortaya çıkacak ve tüm savaşlar sona erecek. Bu inançla ölüyorum” üzerine bir yorum

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Ölüm Psikolojisi İle İlgili Türkçe Literatür ve Ölüm Kaygısıyla İlgili Bir Araştırma

Bütün canlıların kaçınılmaz ve ortak kaderi olan ölüm konusuyla ilgili olarak değişik disiplinlerde birçok çalışma yapılmıştır. Özellikle din, felsefe, sanat,...

Kapat