Geleneksel toplumsal cinsiyet rollerinden anrojeni’ye gidiş


Bir yanda akılcılık, bağımsızlık, hükmetme, saldırganlık, hareketlilik, bireycilik, rekabet, nesneye ilgi; diğer yanda ise, duygusallık, bağımlılık, pasiflik, besleyicilik, yardımseverlik, duyarlılık… Bu özelliklerden ilk grupta belirtilenler, geleneksel olarak erkeklerle özdeşleştirilmiş, bir başka deyişle, onlardan beklenen veya onlar tarafından sergilendiğinde yadırganmayan özellikler iken, ikinci grubu oluşturan özellikler de geleneksel olarak kadınlara atfedilmiş özelliklerdir. Dolayısıyla, katı geleneksel anlayışla bakıldığında, bir erkek, kadına atfedilen özelliklerden herhangi birini; bir kadın ise erkeğe atfedilen bir özelliği ortaya koyduğunda yadırganmaktadır.

Bu iki grup özellik geleneksel olarak her ne kadar birbirine karşıt olarak görülüp cinsiyete bağlansa da aslında tüm bu özellikler herhangi bir kişide farklı bileşimler halinde ve farklı düzeylerde bulunabilir. Üstelik tüm kişisel özellikler ve insani beceriler itibariyle, bireysel farklılıklar, cinsiyete göre değiştiği öne sürülen farklılıklardan daha büyük boyuttadır. Örneğin, bir kişinin rekabetçilik düzeyi cinsiyetine göre değişmemektedir. Ancak, aynı cinsiyeti taşıyan çeşitli kişilerin rekabetçilikleri arasında çok büyük farklar bulgulanabilmektedir. Dolayısıyla, dişil özellikleri sadece kadınlardan, eril özellikleri ise sadece erkeklerden beklemek, günümüzde “toplumsal cinsiyet önyargıları” olarak adlandırılmaktadır.

Cinsiyet sözcüğü, yaşayan canlıların erkek veya dişi olarak sınıflanmasını sağlayan temel fizyolojik farklılıkları ortaya koyar. Özetle, bu kavram sadece kadınlar ve erkekler arasındaki biyolojik farklılıklardan doğan özellikler ve davranışlar için kullanılabilir. Toplumsal cinsiyet (gender) ise kültürel bir kavramdır ve cinsiyet kavramından farklıdır ve bir toplum tarafından oluşturulmuş, kadınlar ve erkekler arasında roller, davranışlar, zihinsel ve duygusal özellikler bakımından ayrışmayı, daha doğrusu bu ayrışmanın nasıl olması gerektiği konusundaki inançları ve beklentileri ortaya koymaktadır.

Günümüzde, aşağıda belirtilen bazı gelişmeler sayesinde geleneksel kadınlık ve erkeklik rolleri geçerliliklerini gittikçe yitirmektedir:

Aileler küçülmektedir.
Yaşam süreleri uzamaktadır.
Çocukların okul öncesi çağda bakımını üstlenen toplumsal kurumların sayıları artmakta ve verdikleri hizmetler gelişmektedir.
Çalışan kadınların sayısı artmaktadır, dolayısıyla artık birçok ailenin ekmeğini erkekler tek başına kazanmamaktadır.
Böylece, günümüzde kadınların bazı eril özellikler göstermesi, erkeklerin ise bazı dişil özellikler göstermesi daha az yadırganmakta, hatta başarılı işgören veya yönetici olarak eril veya dişil olsun çalışma yaşamında önemli ve değerli olduğuna inanılan özellikler artık hem kadınlardan hem de erkeklerden beklenmektedir. Bir yöneticinin başarılı olabilmesi için hem eril bir özellik olan akılcılığı hem de dişil bir özellik olan “empatik olma”yı bünyesinde barındırması gerekir. Dolayısıyla, çağımızda kadınların ve erkeklerin toplumsal rolleri konusundaki beklentiler gittikçe birbirinden daha az ayrışmakta hatta birbirine yaklaşmaktadır. Bunu özetleyen bir tanımlama androjenidir. Androjeni, hem dişil hem de eril özellikler taşımak demektir. Şimdilerde tartışılan, bu çağın ideal androjenik insanını hangi dişil ve eril özelliklerin oluşturması gerektiğidir.

Demet Varoğlu
ODTÜ İşletme Bölümü ve Kadın Çalışmaları Yüksek Lisans Programı Öğretim Görevlisi

KAYNAKLAR:
Alvesson, M. ve Y. D. Billing (1997) Understanding Gender and Organizations, Londra: Sage Publications.
Cheng, C. (der.), Masculinities in Organizations, Thousand Oaks, California: Sage Publications.
Gherardi, S. (1995) Gender, Symbolism and Organizational Cultures, Londra: Sage Publications.
Hearn, J., D. L. Sheppard, P. Tancred-Sheriff ve G. Burrell (der.), The Sexuality of Organization, Londra: Sage Publications.
Lindsay, C. P. ve J. M. Pasquali (1993) “The Wounded Feminine: From Organizational Abuse to Personal Healing”, Business Horizons, Mart-Nisan, 35-41.
Navaro, L. (1999) Bir Cadı Masalı, İstanbul: Remzi Kitabevi.
Powell, G. N. (1993) Women and Men in Management, 2. baskı, Newbury Park, California: Sage Publications.
Tierney, H. (der.) (1991) Women’s Studies Encyclopedia, cilt 1, New York: Peter Bedrick Books.

Bir Cevap Yazın