Dostoyevski: İnsanın bir yıl boyunca çekebileceği acıyı ben bir sabah çektim

Dostoyevski: İnsanın bir yıl boyunca çekebileceği acıyı ben bir sabah çektim

Yarın işe giderken giyeceğim ayakkabılarımın halini siz de biliyorsunuz. Sorun bu Varenka. Bilirsiniz böyle sorunlar insanı yer bitirir. ...

Orhan Veli: 2 yaşında gurbete çıktım, 20 yaşında sefalet çekmesini öğrendim

Orhan Veli: 2 yaşında gurbete çıktım, 20 yaşında sefalet çekmesini öğrendim

Daha ufak yaşta tarih, edebiyat kitapları okurdum. Yaşıma göre hayli ağır olan bu eserlerin de edebiyata hevesim üzerine ...

Suzanne Teng, 'Miles Beyond', 'Mystic Journey' ve 'Enchanted Wind' adlı üç albümüyle cafrande.org'ta

Minimalist tarzda yakaladığı müzikal duruluk ile kulağa hoş gelen seslerden öte insan  ruhuna hitap etmeyi amaçlayan  bir flüt ...

Aslı Erdoğan: Bir kez daha suskunluğun tam ortasında konuşuyorum

Aslı Erdoğan: Bir kez daha suskunluğun tam ortasında konuşuyorum

Bir kez daha suskunluğun tam ortasında konuşuyorum -ben derken kendimden söz ettiğimi düşünürseniz aldanırsınız- konuşuyorum, her şeyi kaybetmeyi ...

VEDAT TİRKALı ROP. KENT-YAŞAM. FOTOGRAF:GURCAN OZTURK. BIRGUN-IST. EKıM-2004

Vedat Türkali'nin akıllarda yer eden 10 sözü: Zulmün olduğu yerde direniş de olacaktır

Vedat Türkali 13 Mayıs 1919’da Samsun’da doğdu. Liseyi Samsun Lisesi’nde okuduktan sonra 1942 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi ...

Vedat Türkali’nin Tayyip Erdoğan’a 2010 yılında yazdığı mektup

Vedat Türkali'nin Tayyip Erdoğan’a 2010 yılında yazdığı mektup

Yazar, senarist, şair Vedat Türkali, 2010’da dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a kaleme aldığı mektupta, “‘Kürt sorunu’ çözülmeden demokrasi ...

Tülay German ve Yunus'tan Nazım'a adlı albümünden şarkılar

1935, İstanbul doğumlu olan Tülay German küçük yaşlarda müziğe ilgi duydu. Ferdi Ştatzer'den piyano dersleri aldı. Aynı dönemde, ...

Che'nin veda mektupları: Bazı kereler beni anlayamadığınızı sanıyorum

Che Guevara, bugün dünyada yanlızca Küba Devriminin önemli liderlerinden biri, Latin Amerikalı bir yurtsever veya Arjantinli hümanist bir ...

Makine Çağında Aşk: Ataerkil Törelerden Çağdaş Törelere Geçiş

Makine Çağında Aşk: Ataerkil Törelerden Çağdaş Törelere Geçiş

Sanayii devrimi, seri ve köleyi özgürlüğe kavuşturduğu gibi, çocukları da otoriter ailenin duygusal bağımlılığından kurtarmak zorundaydı. Çağdaş toplum, ...

Attilla İlhan ve kendi sesinden şiirleri | Ben gidip başıma belalar aramışım o kalıp mevlasını bulmuş

15 Haziran 1925'te Menemen'de doğdu. İlk ve orta eğitiminin büyük bir bölümünü İzmir ve babasının işi dolayısıyla gittikleri ...

Turgut Uyar: Her şey akıp gider bir katı hüzün kalır…

Turgut Uyar: Her şey akıp gider bir katı hüzün kalır...

İnsan tükenir sanırım bir çiçeğe durmadan baksa bilebir güzel aşk okusa bile.biz nerden tükeniriz adımız saydamhele akşam oldu ...

Cehenneme Övgü: Müjde! Çocuğumuz Oldu! – Gündüz Vassaf

Cehenneme Övgü: Müjde! Çocuğumuz Oldu! - Gündüz Vassaf

"Çocuklar hayata ana babalarını severek başlar, zamanla onları eleştirir ve nadiren affederler." Oscar WildeBir kısmımız özgürlüğü özgür olmak ...

Ahmet Kaya'nın Yıldızlar ve Yakamoz albümü

Yıldızlar ve Yakamoz Ahmet Kaya'nın Aralık 1996 yılında yayınladığı 16. albümüdür. Sabahattin Ali, Nevzat Çelik, Enver Gökçe ve ...

Virginia Woolf: Zekâ ve Duyarlılığını Bilinç Akışına Yönelten Titiz Anlatımcı – Tomris Uyar

Virginia Woolf: Zekâ ve Duyarlılığını Bilinç Akışına Yönelten Titiz Anlatımcı - Tomris Uyar

Zaman... Elimizden kaçan, kayan yaşam... Büyük bir yaşama sevgisi, insan onuruna duyulan inanç ve bu tartışmasız gerçeğin bir ...

Lev Troçki’nin Vasiyeti: Yaşam güzel. Gelecek kuşaklar onu bütün kötülüklerden arındırsınlar…

Lev Troçki’nin Vasiyeti: Yaşam güzel. Gelecek kuşaklar onu bütün kötülüklerden arındırsınlar…

Troçki vasiyetini 27 Şubat 1940 tarihinde kaleme aldı ve 3 Mart 1940’ta metne bir paragraf daha ekledi. Vasiyet ...

“Geleneksel Yahudi Halk Müzikleri / Traditional Jewish Music” – Kolektif

“Geleneksel Yahudi Halk Müzikleri / Traditional Jewish Music” – Kolektif

Seçilmiş 16 Adet geleneksel Yahudi halk müziğinden oluşan  "Geleneksel Yahudi Halk Müzikleri "/ Traditional Jewish Music" adlı ...

Düzenli kitap okumanın insana kazandırdığı 15 özellik

Düzenli kitap okumanın insana kazandırdığı 15 özellik

Okumak, birçok eğitim süreci geçiren insan için doğduğu andan itibaren en kolay ve en etkili öğrenme yoludur. Bunu bir alışkanlık ...

Elias Canetti: Bir despot kötü niyetinin farkındadır bu yüzden öyle değilmiş gibi yapar

Elias Canetti: Bir despot kötü niyetinin farkındadır bu yüzden öyle değilmiş gibi yapar

Maske Düşürme İktidarıBir despot kendi içindeki kötü niyetinin her zaman farkındadır ve bu yüzden kötü niyetli değilmiş gibi ...

Paradigmanın İflası: Yirmi beş yıl sonra... - Fikret Başkaya

"İnsan, iyiyle kötüyü birbirine karıştırdığında, Tanrılar ruhunu öylesine feci bir felakete sürüklerler ki, artık felaketin farkına varmak için ...

Ceylan Onkol 14 yaşındaydı, 28 Eylül’e kadar Lice’ye bağlı Şenlik köyünde yaşıyordu

 28 Eylül günü Şenlik köyünde bir kürt kız çocuğu koyunları otlatmak için evden çıkarken annesine ‘Makarna yap’ diyerek, dışarı çıkıyor. Ailesinin iddiasına göre; beş dakika sonra güvenlik güçlerinin attığı havan mermisiyle o anne çocuğunun iç organlarının oraya buraya savrulduğunu görüyor. Bu parçaları eteğine koyarak taşıyor.
14 yaşındaki Ceylan Önkol’un ölüsüne de devlet sahip çıkmıyor. Minik Ceylan için köye bir savcı bile gitmiyor. Abalı karakolundan, olay yerine gitmesi gereken savcı ve doktor yerine bir imam ve köylüye fotoğraf makinesi ve kamera verilip olay yeri kayda aldırılıyor. Dünyada ilk kez karakolun kapısında, hastanesinde çalışan bir temizlikçi ile adlide görevli bir memur tarafından onlarca parçaya ayrılmış minik bedene  şipşak otopsi yapılıyor.

14 yaşındaki Ceylan’ın etrafa dağılan parçalarını toplayarak biraraya getirmeye çalışan annenin ruh halini kavramak imkânsız olmalı. Ani bir refleksle, içgüdüsel bir atılışla kopan parçaları yeniden birleştirmeye çalışmış. Sanki o parçalar birleştirildiğinde Ceylan yeniden hayata dönecek, her zaman olduğu gibi evin etrafında oyun oynamaya başlayacak, yüksek sesle şarkılar söyleyecek, belki de o annesinin etekliğinin ucundan tutup yeniden çekiştirebilecek…

Hayır, hiçbiri olmayacak. 1990’dan sonra terk etmek zorunda kaldıkları köylerine altı ay önce dönen ailenin küçük kızı Ceylan’ın hayatla olan bağı bir daha birleşmemecesine koptu, dağıldı. Ceylan’ın geride bıraktığı ailesinin yaşamla bağı kopmadı ama yaşadıkları ülkeyle bağlarının devam ettiği de kuşkulu. Ceylan’ın ailesiyle birlikte altı ay önce büyük ümitlerle döndüğü mezrada, köyde, ilçede, şehirde ve bölgede de aynı duygusal kopuşun izlerini fark edebilirsiniz, kuracağınız ilk temasta. Ceylan küçük ama ölümünün bölgede yarattığı etki büyük. Ceylan’ın öldürülmesinden daha çok bu ölüme karşı gösterilen kayıtsızlık bölgede tepki uyandırıyor, halkı öfkelendiriyor. Devletle Kürtler arasındaki mesafe gittikçe açılıyor, tamiri imkânsız bir uçuruma dönüşüyor.[1]

Ceylan’ın cesedi, olay yerinde saatlerce bekledikten sonra yetkililerin gelmemesi üzerine yakınları tarafından karakola götürülüyor. Karakol kapısında bekleyen ve güçlükle ayakta duran anne Saliha Önkol’un ağıt yakıyor: “Ceylan’ımın kime zararı vardı? Neden öldürüldü? Ben şimdi kızımın ölümüne neden olanı nasıl bulacağım? Kime hesap soracağım. Sadece hayvanları otlatıyordu. Başka bir suçu yoktu. Daha 14 yaşında ve onu paramparça olmuş bir şekilde gördüm. Ben buna nasıl dayanacağım? Kızımızın hesabını kim kimden soracak? Neden çocuğum durduk yere öldürüldü?”diyor

Ağabey Rıfat Önkol ise atılanın fosfor mermisi olduğunu ve bunun bilinçli bir şekilde yapıldığını ileri sürerek şunları söylüyor: “Karın bölgesine isabet etmiş. Kız kardeşimin parçalarını ağaçların tepesinden topladık. Vücudundaki bazı parçaları kendi elimizle çıkardık. Ceset başında bekleyerek ağıt yaktık. Altı saat boyunca savcı ve doktorun gelmesini bekledik. Bazı milletvekillerini aradık. Sonunda savcı, can güvenlikleri olmadığı gerekçesiyle cesedin Abalı Karakolu’na getirilmesini istedi. Biz de başka köyden tabut bularak, ceset parçalarını battaniyeye sararak kendi imkânlarımızla Bingöl’e bağlı Abalı Karakolu’na götürdük. İnsan hayatı bu kadar ucuz mu? Neden sahiplenen olmuyor?” diyor

Patlamada hayatını kaybeden 14 yaşındaki Ceylan Önkol bu yıl altıncı sınıfa geçecekti. Okulda gösterdiği başarıyla bilinen Ceylan, hayvancılıkla geçimini sürdüren ailesine de yardım ediyordu.

İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi yetkilisi Serdar Çelebi, yaptıkları incelemelerde olay yerinde herhangi bir çukur görmediklerini, dolayısıyla patlamanın mayından kaynaklanmadığını söyledi. Tanıkların önce havadan süzülen bir uğultu sesinin geldiğini ardından ise patlamayı duyduklarını anlattığını aktaran Çelebi şöyle dedi: “Dolayısıyla havan topu veya başka bir silah olabilir. Olay olduktan sonra köylüler, adlî mercilere haber veriyor. Ancak kimse gitmiyor. Abalı Karakolu’ndan bir imama ve bir köylüye fotoğraf makinesi ve kamera verilerek olay yeri kayda aldırıldı. Daha sonra hastane ve adliyeden bir yetkili karakola gelerek adlî rapor hazırladı. Raporda, patlayıcı madde sonucu ölümün gerçekleştiği ve parçalanmış cesetten patlayıcı maddeler bulunması nedeniyle otopsiye gerek duyulmadığına karar veriliyor.
Bingöl-Diyarbakır sınırındaki Tapantepe Karakolu’ndan atıldığı ileri sürülüyor. Bu karakol hâkim bir noktada ve olay yerini görebiliyor. Gerek güvenlik görevlilerinin olay yerine gitmemesi, gerekse otopsinin yapılış şekli dolayısıyla faillerin bulunması konusunda etkin bir soruşturma yapılmadığı kaygısındayız.”
Ceylan Önkul’un ölümü ile ilgili olarak Diyarbakır Özel Yetkili Savcısı “terör” kapsamında soruşturma yürütecek.

….
Akıl sır erdirilemiyor. Bize bu bilgiyi verecek, bir nebze olsun aydınlatacak olan savcı, olay yeri incelemesine bir imamı gönderiyor. Diyarbakır Başsavcılığı, olaydan üç gün sonra yaptığı açıklamayla soruşturma başlattığını duyurmakla yetiniyor. Ama o soru akılları kurcalamayı sürdürüyor; Ceylan neden öldürüldü? Rastgele bir olay mıydı, yoksa bir eğitim zayiatı mı? Bu soruların yanıtını ne zaman alırız bilemiyorum ama Ceylan’ın ölümünün Kürtleri devlete karşı doldurduğunu sanırım herkes görebiliyor. Bu cinayetin arkasındaki gerçek neden de, belki de budur. Yani Kürtleri devlete karşı yeniden doldurmak… Sakın küçümsemeyin; 12 yaşındaki Uğur Kaymaz 2004’te Mardin Kızıltepe’deki evlerinin önünde babasıyla birlikte öldürüldüğünde Güneydoğu’da 1999’dan sonra beş yıl boyunca susan silahlar tekrar konuşmaya başlamıştı. [1]

Bölgeye yakın Yayla köyü Eskiköy mezrasında 19 Temmuz 2008’de meydana gelen baskında dört kişi yaşamını yitirmiş geçen bunca süreye rağmen olayı aydınlatmaya yönelik ciddi bir çalışma henüz yapılmış değil.


_____________________________________________

[1] Kurtuluş Tayiz’in “Kürtleri doldur boşalt” başlıklı yazısından (02|10|2009-Taraf)

Ceylan Onkol 14 yaşındaydı, 28 Eylül’e kadar Lice’ye bağlı Şenlik köyünde yaşıyordu” üzerine 3 yorum

  1. Çocukları katleden güçlere bin lanet olsun.
    KAHROLSUN

  2. bu aci bitecek insalah birun bir bingolu olarak lanet olsun .diyorum baska bir sey demiyorum biz kurtleri cektigini hic bir halk cekmemistir lanet olsun boyle devlet anlayisina lanet olsun bizleri yonetene lanet olsun ceylana kiyanlara ve goz yumanlara burdan celanin ruhu sad olsun diyorum gozlerim doldu ne yazdimi bile bilmiyorum

  3. her şeyi duyan dinleyen bilenler katlettiği ceylanı ne gördü ne duydu ne de bildi, taki kendisinin suçlu olduğunu birilerinin haykırmasına dek, formalite icabı bir otopsi, ve kışın yakılmak için karalanmış bir iki ifade hepsi bu…
    yaşasın türkiye daha ne diyeyim 🙁

Yorum yapın