Bu Kategorideki Konular

30
Mar

George MonbiotYalnızlık bizi öldürüyor

İçinde bulunduğumuz çağı nasıl adlandıracağız? Bilgi Çağı değil: Popüler eğitim hareketlerinin çöküşü, içi pazarlama ve komplo teorisi ile doldurulmuş bir boşluk bıraktı. Taş devri, demir çağı ve uzay çağı gibi, dijital çağ da insan yapımı eserler hakkında çok şey söylerken, toplum hakkında çok az şey söylüyor. Anthropocene, yani insanlığın yeryüzünde büyük bir etkisi olduğu dönem demek, içinde bulunduğumuz yüzyılı 20. yüzyıldan ayırmakta başarısız oluyor. Hangi sosyal değişim içinde bulunduğumuz çağı bir öncekinden ayırıyor? Bana göre çok açık. Bu çağ, Yalnızlık Çağı. Devamı »

Toplam okunma (8794) Bugün(21) Son okunma tarihi (31 March 2015)

, , , ,

29
Mar

Arno GruenŞiddete eğilim gösterenler sadece suçlular değildir. Temeli itaate yatkınlık olan bir dünyada yaşayan bütün insanlarda şiddet eğilimi mevcuttur. Eğer ancak itaatkar olduğumuzda kendimizi sevme hakkı bulabiliyorsak, bir zamanlar bizim de gösterdiğimiz itaatsizliği başka insanlarda öldürdüğümüzde kendimizi adil bir insan olarak hissedebiliyoruz. Sadece kendimizi içimizdeki eski düşmandan korumak için değil, aynı zamanda giderek büyüyen birikmiş öfkeyi boşaltmak için de düşmanlara ihtiyacımız var.
Böylece, yaşamdan nefret eder ve küçümserken kendimizi iyicil, yüce gönüllü ve insancıl hissediyoruz. Burada doğru olan sadece “aklı başında” görünmeye çalıştığımız, yani beklentilere cevap verdiğimizdir, çünkü kendi kendimizi ancak böyle sevebiliriz.
Devamı »

Toplam okunma (7147) Bugün(9) Son okunma tarihi (31 March 2015)

, , , , , , , , ,

28
Mar

Kadın şiddetErkekler ve şiddet arasında apaçık bir ilişki vardır. Mevcut kanıtlara göre çağcıl tüm toplumlarda erkekler bireysel şiddetin temel faili olarak görülüyor. Örneğin Amerika Birleşik Devletlerinde tecavüz, cinayet ve ölüme sebebiyet vermekle suçlananların %90’ını erkekler oluşturuyor. Silah bulundurma konusunda da erkekler kadınlardan önde: Birleşik Devletler araştırmacıları, silah imalatçılarının kadınları silahlandırmaya yönelik kampanyalarına rağmen, erkekler arasında silah sahibi olma oranının, kadınlardan dört kez daha fazla olduğunu ortaya koyuyor. Aile içi şiddet söz konusu olduğunda da, her ne kadar bu durum, iki toplumsal cinsiyetin de işin içine karıştığı bir sorun olsa da, erkekler, partnerlerine yönelik ağır yaralamalarda, kadınlardan çok daha fazla fail durumunda. Devamı »

Toplam okunma (11055) Bugün(10) Son okunma tarihi (31 March 2015)

, , , , , , , ,

27
Mar

Bernard Lewis.jpegNeredeyse bütün İslam dünyası yoksulluk ve zulüm koşullarında yaşıyor. Bu sorunların ikisi de, ABD’ye fatura ediliyor; ilkin, şimdilerde “küreselleşme” maskesi altında işleyen Amerika’nın ekonomik hakimiyeti ve sömürüsü yüzünden ve İkincisi de Amerika’nın kendi çıkarına hizmet eden Müslüman despotlar denen liderlere verdiği destek yüzünden. Küreselleşme Arap medyasının en çok işlediği tema haline geldi ve bu her zaman Amerika’nın ekonomik nüfuzuyla bağlantılı olarak ele almıyor. Müslüman dünyada, sadece Batı’yla değil Doğu Asya’nın hızla gelişen ekonomileriyle de kıyasla, giderek iflas eden ekonomik durum bu hayal kırıklığını körüklüyor. Ortadoğuluların gözüyle, suçlu Amerikan hakimiyeti ve dolayısıyla düşman da o. Devamı »

Toplam okunma (10343) Bugün(12) Son okunma tarihi (31 March 2015)

, , , , , , ,

22
Mar

Ahmet NesinKorku çocukluktan başlayan bişeydir, azgelişmiş toplumlarda daha çok görülür. Çünkü az gelişmiş toplumlar daha az eğitimli olduklarından yalana başvuru daha erken başlar ve sıklaşır. Korku çocuklukta anne ve babayla başlar. Anne ve baba yeteri kadar eğitim almadıklarından çocuğun şımarma hakkına gasp ederler. Yaratılışında şımarma olan çocuk küçük yaşta dayakla ve azarlanmayla tanışır.
Çocuk azara ve dayağa biyere kadar dayanır ve yalan söylemeye başlar, aksi halde dayak yiyecektir, bu da onu korkutur. Daha sonra yalanlar sıralanır, öğretmene, müdüre, şefe, amire, dizboyu yalana gömülmeye başlarız. Devamı »

Toplam okunma (4553) Bugün(3) Son okunma tarihi (31 March 2015)

, , , ,

20
Mar

Fikret-BaşkayaNetice itibariyle bir tarafta devasa servetler, zenginlik birikirken, diğer tarafta yoksulluk ve sefalet derinleşiyor. Aşırı kâr etme gereği doğaya verilen zararlar da bir sorun olarak görülmeyince, sürekli büyüyen sosyal kötülüklere ( işssizlik, açlık, yoksulluk, evsizlik, yetersiz beslenme, sefalet, pisikolojik-moral sorunlar,vb.) bir de doğa tahribatı eşlik ediyor. Gerçek durum böyledir ama ekonomik büyüme sayesinde sorunların çözüleceği söyleniyor ve bu yalana inananlar az değil. Oysa, büyüyen sermaye ve sermayenin büyümesi de insana ve doğaya zarar vermeden yol alamıyor. Sosyal ve ekolojik sorunların sürekli büyüdüğü koşullarda, faşazmin farklı versiyonlarını dayatıyorlar, çatışmaları körüklüyorlar, savaşlar peydahlıyorlar. Tabii bu arada demokrasiden, demokratikleşmeden de çok söz ediliyor… Devamı »

Toplam okunma (11245) Bugün(1) Son okunma tarihi (31 March 2015)

, , , , , ,

Arşivler