Category Archives: Güncel Hayat ve Siyaset

Tayyip Erdoğan’ın izlediği rotayı nasıl okumak gerekiyor? “Kutsal Devlet” Refleksi… – Fikret Başkaya

Fikret-BaşkayaSon dönemdeki faşist tırmanışı ve rejimdeki savrulmayı, sadece Tayyip Erdoğan’ın hırsları ve hezeyanlarıyla açıklamak yaygın bir anlayış halini almış görünüyor. Bu tür bir “anlayış”, realitenin bütünün kavramak için yeterli olmaz. Zira, şeyler, toplumsal olgular ve süreçler hiç bir zaman sadece “görünürlüklerinden” ibaret değildir. Bu günkü durumu anlayabilmek için, geride kalan yaklaşık 15 yılda olup-bitenleri kısaca hatırlamak gerekiyor. Sadece hatırlamak da değil, her bir “kritik” anın veya “dönemecin” sonrakilerle bağını kurmak da gerekiyor.
O halde sadede gelebiliriz. Ortaya çıkan bu yeni durumun aktörleri, failleri, “stratejistleri” neyi amaçlıyorlar? Neyi neden ve nasıl yapmak istiyorlar? AKP’nin ve bizzat onun lideri olan Tayyip Erdoğan’ın izlediği rotayı nasıl okumak gerekiyor?

Gücü elinde tutan ‘doğruyu’ da elinde tutar – Erol Anar

erol anarElli yıllık hayatımdan öğrendiǧim en önemli şey, dünyada en az etkili kavramın, gerçek kavramı olduğudur. Gerçek kavramını gölgeleyen birçok unsur var, bunlardan bazıları: güç, iktidar, din, otorite, hegemonya, manipülasyon vb… İnsanlar gerçeklere değil, inanmak istediklerine inanma eğilimi taşıyorlar. Bu nedenle herkesin kendi gerçeği var ve ona inanıyor.
Dünyaya en büyük yıkımı, bir olguya inanmadıkları halde inanmış gibi yapanlar ile inandıkları halde inanmamış gibi yapanlar getirir.
Hele içinde yaşadığımız çağda, gerçek ile sanal gerçek arasındaki sınırlar birbirine karışmış ve Baudrillard’in sözünü ettiği simulakr bir dünyada yaşıyoruz.

Savaşa Katılmayanların Şiddet İçeren Davranışlarında Savaşın Etkisi ve Resmi Devlet Şiddeti

cogitoŞiddet sorunuyla ilgili tartışmalarda Devlet şiddetinden nedense pek söz edilmez. Örneğin saldırganlık üzerine yazılan kitaplar, hormonlardan cinayet suçlarına dek uzanan çeşitli konuları ele alırken idam cezasına, yağmacıların vurulmasına, protestocuların dövülmesine veya “resmi” şiddetin en etkileyici biçimi olan savaşa yer vermezler. Bu son konunun atlanması hayli şaşırtıcıdır; zira savaşın yol açtığı rakip tanımayan ölüm oranları gayet iyi belgelenmiştir (Singer ve Small, 1972). Bu belgeler, 1963 ile 1973 yılları arasında en azından 46.000 Amerikalı gencin öldürülmesine ek olarak Vietnam Savaşı’na katılan başka ulusların da çok sayıda ölü vermesi gibi oldukça yakın zamanlara ait olayları kapsamaktadır.

Ne ezmeye kâdir ne çözmeye niyetli bir Master Plan – Erdoğan Aydın

erdogan aydınBaşbakan Davutoğlu’nun, Cuma namazı öncesine sıkıştırdığı “Master Eylem Planı”, demokrasi, hukuk ve çözüm gereksinimleri açısından bir felaket habercisi gibi.
Karşımızda su götürmez açıklıkta bir ulusal sorun mevcut ve bu gerçeklik, öncekilerden ayrımla AKP iktidarınca kabullenilmişken, karşımıza çıkan “Plan”, tüm bunları unutmuş görünüyor. Eski güvenlikçilerin açıklığıyla savunulamadığından, “Planın” sunumu, kendi başlıklarının anlatımını aşan bir zaman boyunca, Mardin’e yapılan güzellemelerle ve tabii emperyal bir İslamcı vizyonun göz bağlama söylemiyle geçti. “İslam medeniyeti”, “Kut’ül Amare’nin yüzüncü yılı”, “Sykes-Picot Anlaşması”, “Haçlılar”, “Moğollar”, “Napolyon”, “sömürgeciler”, “Selahattin Eyyubi”,

“Bu tuzağa düşecek misiniz?” Türklüğün Kürtlükle İmtihanı – Ahmet Altan

ahmetaltanBugün Türkiye’de, “başkanlık” adı verilen faşist bir diktatörlük sistemini kurabilmek için Kürtlerin kanından oy damıtmaya uğraşan korkunç bir vahşet var. Öldürülen her Kürt gencinin damarlarından boşalan kanıyla birlikte sandıklarına akan oyun artacağını düşündükleri için şehirleri, mahalleleri, evleri bombalayarak savaşı gittikçe kızıştırıyor, bebekleri, kadınları, yaşlıları sokaklarda vuruyorlar. Yüz binlerce insanı sürgüne zorluyorlar.
“Ama PKK da…” diye başlayacak her cümlenin, Türkiye’nin geleceğini belirleyecek bu gerçeği sakladığına inanıyorum. PKK’ya kızarak, söverek, eleştirerek, öfkelenerek, bugünkü durumu değiştiremezsiniz.