Bu Kategorideki Konular

26
Şub

Fikret-BaşkayaDini araçlaştırıp, iktidar olmak ve ülkenin zenginliğine el koymak dışında dinle uzaktan-yakından bir ilgileri yok. Onlar için din, çalıp-çırpmanın, insanları köleleştirmenin bir aracı sadece…  Dinci baskıyı artırıp, toplumu köleleştirerek iktidarlarını kalıcılaştırabileceklerini düşünüyorlar… Sonra da büyümeden, kalkınmadan, büyük devlet olmaktan, aslında birer yıkım projesi demek olan “çılgın projelerden” söz ediyorlar, Osmanlı İmparatorluğunu ihya etme hayalleri, hezeyanları içindeler… Bütün bu saçmalıklar ‘olmayacak duaya amin demekten’ öte bir şey değildir. Polis insanları öldürüyor ve cezalandırılmıyor. Ve bu hep böyleydi… Neden? Çünkü burada hâlâ “kutsal devlet” anlayışı geçerli olmaya devam ediyor. Şimdi o kutsallık, dinci kutsallıkla da tahkim edilmekte… Bundan sonra öldürmek daha kolay olacak.  Devamı »

Toplam okunma (12613) Bugün(22) Son okunma tarihi (01 March 2015)

, , , , , , ,

25
Şub

haydar karataşFilistin’e ağlamak istemiyor dünya…

Filistin’de olanları izliyorum, Türk gazeteleri ile batılı gazeteleri de karşılaştırıyorum. İşin doğrusunu söylemek gerekirse, İslam dünyasında olanlara ağlamak kimsenin içinden gelmiyor.
Bunun nedenini de öyle uzun uzadıya konuşmaya dahi gerek yoktur. Müslümanlar dünyada yaşanan acılara hep gözlerini kapattılar,
Ölen Müslüman değilse kıllarını dahi kıpırdatmadılar, hatta Müslüman kitle ötekilerin yok edilmesinde hep iktidarların önünde koştu.
Devlet izni almaksızın ötekini linç etti.
Dünyada hiç bir Müslüman yazar, aydın yoktur ki, Müslüman ülkelerde zulüm gören gayri-Müslümlerden dolayı hapse atılsın. Devamı »

Toplam okunma (10574) Bugün(11) Son okunma tarihi (01 March 2015)

, , , , ,

24
Şub

Erol AnarYabancılaşma terimini ilk kez felsefi anlamda Hegel kullanmıştır. Hegel, bu terimi Rousseau’dan esinlenerek kullanırken, Feuerbach, yabancılaşmanın kökenini insana dayandırmıştır. Yabancılaşma kavramını, bir olgu olarak ise ayakları üzerine Marks oturtmuştur.
(…) Marks, “Nationalökonomie und Philosophie” adlı yapıtında, insanın evrenle ilişkileri insanca olduğunda; sevgiye karşılık sevgi, güvene karşılık güven bulacağını belirterek, “Sevgi uyandırmadan seviyorsanız, başka deyişle, sevginiz o durumuyla sevgi yaratmıyorsa, yaşamınızı seven bir kişi olarak ortaya koyup da sevilen bir kişi olamıyorsanız, sevginiz bir güçlüktür, bir talihsizliktir.” diyor.” Devamı »

Toplam okunma (8652) Bugün(14) Son okunma tarihi (01 March 2015)

, , , , , , , , , ,

19
Şub

Özgecan
Doğrudur; çenelerimizi kapatalım, yatıp bacaklarımızı açalım, dayağı, tecavüzü sineye çekelim, erkek şiddetine sessizce katlanalım, öldürülmeyip sağ kalırsak da Allaha dua edelim. Nasıl olsa Amerika’da da oluyormuş böyle vakalar… Devamı »

Toplam okunma (10054) Bugün(11) Son okunma tarihi (01 March 2015)

, , , , , , , , ,

18
Şub

Ahmet NesinTurgut Özal yada Süleyman Demirel cumhurbaşkanı olduğunda ne yaşadılarsa Erdoğan da onu yaşıyor şu an. Erdoğan Davutoğlu’na ne kadar güvendiyse, Özal Yıldırım Akbulut’a, Demirel de Tansu Çiller’e o kadar güvenmişti. Oysa ilk etapta yıkıldılar, Akbulut 1. Irak savaşında yıktı Özal’ı, Çiller de delirme noktasına getirdi Demirel’i.
Biliyorsunuz, MİT müsteşarı istifa edip siyasete atıldı ve Erdoğan biliyordu, bilmiyordu, istiyordu, istemiyordu, danışıklıydı, danışıksızdı tartışmaları başladı. Erdoğan biliyordu, istemiyordu ve danışıksızdı. Davutoğlu biliyordu, istiyordu ve danışıklıydı…
Ben Türkiye’deki burjuva parti başkanlıklarını askeriyeye benzetirim hep. Genelkurmay başkanlığın bittiği anda, 10 dakika sonra emir vereceğin 1 kişi yoktur etrafında. Devamı »

Toplam okunma (8882) Bugün(13) Son okunma tarihi (01 March 2015)

, , , , , , , , ,

17
Şub

Karim Franceschi
Silaha sarılmak ve kendi hayatınla oynamak çok korkutucu bir şey fakat her devrimci, politik durum ne gerektiriyorsa onu yapar. Devamı »

Toplam okunma (11538) Bugün(3) Son okunma tarihi (01 March 2015)

, , , ,

12
Şub

Ahmet NesinSanırım seçim gününe değin anlayan anlamayan herkes HDP’nin seçime bağımsız yerine parti olarak katılmasını konuşacak. HDP’li olmayanların o partinin seçime nasıl katılması üzerine karar verici konuşmalar yapmasından daha gıcık verici ne olabilir ki! Ama bu sanırım bu Türkiye geleneği, mesela AKP yada daha çok Recep Tayyip Erdoğan kası olan gazetecimsi Hüseyin Yayman televizyona çıkıp CHP’nin seçimlerde neler yapması gerektiğini söylüyor. Öyle bir söylüyor ki, o andan parti değiştirdiğini sanırsın. Oysa 3. cümlesini söylerken hemen Erdoğan’ı savunmaya başlarken. Erdoğan çok kötü ishal olsa ve doktorlar elbirliğiyle iyileştirmeye kalksa ve medyayı devamlı bilgilendirseler Yayman televizyona çıkıp “Bu işte bir katakulli var, ben paralelcilerden şüpheleniyorum, çünkü yakından biliyorum, sayın Erdoğan’ın kıçı sağlamdır, ishal olmaz…” diyecek. Devamı »

Toplam okunma (16871) Bugün(7) Son okunma tarihi (01 March 2015)

, , , , , , ,

Arşivler