Elias Canetti: Bir despot kötü niyetinin farkındadır bu yüzden öyle değilmiş gibi yapar

Elias Canetti

Maske Düşürme İktidarı
Bir despot kendi içindeki kötü niyetinin her zaman farkındadır ve bu yüzden kötü niyetli değilmiş gibi davranmak zorundadır. Ama herkesi böyle kandıramaz. İktidar sahibi olmayı arzulayan ve despotun iktidarını kabul etmeyen, kendilerini despotun rakipleri olarak gören başkaları hep vardır. Despot bunlara karşı her zaman tetiktedir, çünkü onun için potansiyel bir tehlike oluştururlar. Onların yüzündeki maskeyi yırtmak için uygun anı bekler; bu maskenin ardında kendi içinde çok iyi tanıdığı kötü niyeti bulacaktır.

Devamı >>

Paradigmanın İflası: Yirmi beş yıl sonra… – Fikret Başkaya

Paradigmanın İflası“İnsan, iyiyle kötüyü birbirine karıştırdığında,
Tanrılar ruhunu öylesine feci bir felakete sürüklerler ki,
artık felaketin farkına varmak için
çok az zamanı kalmıştır”. Sophocles (Antigone)
Paradigmanın İflasının yayınlanmasından bu yana çeyrek yüzyıl geride kaldı. Bu zaman zarfında köprülerin altından çok sular aktı ve nice alâmetler belirdi. Artık tüm alanlarda işler sarpa sarmış bulunuyor. Toplum yaşamının her alanında gösterge ışıkları kırmızıya dönmüş veya dönmekte.

Devamı >>

İkiyüzlü Janus Toplumu – Josef Kılçıksız

janusRoma panteonunda ikiyüzlü olarak resmedilen Janus, hem geleceğe hem geçmişe baktığından değişimi gören, başlangıçların, bitişlerin ve eşiğin tanrısıdır. Eşik ve kapılarla bağlantılanmasının nedeni, hayatın bir odasından öbürüne geçme dönemlerinde, bir kapıyı kapatırken bir başkasını açmış olması yüzündendir. Değişimin ve geçişlerin tanrısı olarak Janus, bu sert geçişlerde fiziksel ve ruhsal salınımlardan ötürü kavrayışın kimi zaman uzağına düşen bireye eşlik eder. Bu aleni bir eşlik etme durumundan çok gölge bir yaverlik durumudur.

Devamı >>

Gözümüzü Açalım İhtilal Var – Hikmet Kıvılcımlı

Hikmet Kıvılcımlıİnsanın kendi yapıp kendi taptığı aygıt, günümüzün en korkunç ihtilâlcisi oldu. 20 yıldır “komünistlerin” bir yerde ihtilâl çıkardıkları görülmedi. Bütün dünyayı ihtilâle veren (atom-sesaşırı) uçak gibi teknik yeniliklerdir. Bunlardan deccal gibi ortalığa çıkanı, Anglosaksonların “Data Processing” (veri yordamı), frenklerin “Ordinatuer: BUYURUCU” yahut “İnformatique: DUYURUCU” dedikleri elektronik hesap ve akıl makineleridir. Buyurucu, dek bilgin yapıyor. Çocukların imam-hatip yetiştiren sınavından, en yüksek keşif ve icatlara varıncaya dek, her işimiz için özel buyurucular yapılıyor.

Devamı >>

Pınar Selek: “Bir gün Türkiye bu otoriter sistemden çıkacak”

Pınar SelekTürkiye’de iktidar daima korku üzerinden işler ve nesnel fikriyatı kabul etmez. Erdoğan’ın hükümeti de buna dahil. İktidarı isteyen bütün gruplar özgürlükten korkarlar. Tehlikeli olan da budur.

1971 yılında İstanbul’da doğan Pınar Selek feminist ve anti-militer bir sosyolog. İnsan hakları savunucusu olan babası, 1980 askeri darbesinde Türk yetkililerince tutuklandığında kendisi 9 yaşındaydı. İstanbul’da sosyoloji eğitimini tamamladı ve azınlıklara yönelik çalışmalara ilgi duydu. Polis tarafından haklarında çalıştığı azınlıkları ele vermesi için zorlanıp işkenceye uğradığında 27 yaşındaydı. Sonucunda düzmece olarak, İstanbul Mısır Çarşısı’nda 9 Temmuz 1998’de gerçekleşen patlamayla suçlandı ve hapsedildi. 2000 yılında hapishaneden kurtuldu, 2008 yılında Fransa’ya yerleşti. Sophia-Antipolis Üniversitesi, Siyaset Bilimi bölümünde araştırmacı ve okutman olarak görevine devam ediyor. – Anne-Clémence Drouant

Devamı >>

“Siyasal İslamcıların da, darbecilerin de toplum projesi yok” Darbe Mekaniği – Josef Kılçıksız

Marc BourlierSon darbe girişimi bana ”hain” profili hakkında ipuçları sunuyor. Kalkışma bana hainin, ortaya çıkaran etkiler olmadığı için ne başkasına ne de kendine açılan, hatta işinde gücünde bir yurtsever (!) olabileceğini göstermiştir.
Barış zamanında, üzerinde durulmaya değmeyen bu toplum döküntüleri, ancak bunalımlı dönemlerde büyük bir önem kazanıyor.
Başarısız darbe girişiminden sonra herkes hasar tespiti yaparken ” sen kalkmış neler yazıyorsun, demokrasi elden gidiyor, gölge etme yeter, bi sus olum ya”, der gibi, azarlandığımı hissediyorum. Ama huyum kurusun, susamıyorum işte.

Devamı >>

Fikret Başkaya: Eksik kalan darbeyi AKP’nin tamamlayacağından kimse şüphe etmesin!

Fikret Başkaya (1)Eğer toplumu dincileştirmek (politik İslam’ı dayatmak anlamında) ve dinci unsurları devlet içine yerleştirmek, bilinçli bir devlet politikasıyla, ki, öyleydi, o zaman. birincisi, bunu bilmiyormuş gibi yapmak, vay efendim, orduya, milli eğitime, istihbarat  örgütüne, vb. ‘sızmışlar’ diye sızlanmamın, şikayet etmenin ne alemi var; ve ikincisi, bu durumun sorumlusu, sorumluları kimdi, kimlerdi? Onları onca yıl oraya kimler soktu? Geride kalan dönemde bu ülkeyi yöneten tüm hükümet üyeleri, tüm Genel Kurmay Başkanları, generaller, başbakanlar, bakanlar, cumhurbaşkanları, Demireller, Ecevitler, Özallar, Erbakanlar, Tayyip Erdoğanlar  az-yada çok bu durumdan sorumludurlar. Kendi elleriyle büyüttükleri musibetten bir de kalkıp şikayet etmeye hakları var mı?

Devamı >>

Ulusal egemenlik ne için? Brexit ve Avrupa Birliğinde Çatlama – Samir Amin

Samir AminÇeviri: Fikret Başkaya
Ulusal egemenliğin savunusu, aynı şekilde eleştirisi, yürütülen stratejinin sosyal muhtevasından koparıldığında bir dizi yanlış anlamaya neden oluyor. Kapitalist toplumdaki yönetici sosyal blok, ulusal egemenliği her zaman emeğin kapitalist sömürüsünü derinleştirmenin ve uluslararası pozisyonlarını güçlendirmenin bir aracı olarak görüyor. Şimdilerde Bruno Ogent’in çok yerinde olarak ordo-liberalizm dediği, küreselleşmiş neoliberal dünya sistemi, finanslaşmış triad (ABD, AB, Japonya) tekellerinin hizmetindeki politik iktidarlar, ulusal egemenliği dünya sistemindeki “rekabetçi” konumlarını güçlendirmenin bir aracı olarak görüyorlar. Devletin ekonomik ve sosyal araçları (emeğin işverenin hizmetine sunulması, işsizliği ve iğretiliği örgütleme, çalışma yaşamını parçalama) ve politik müdahaleler (askeri müdahaleler de dahil) bir tek amaca yönelik: “Ulusal” tekellerin el koyduğu rant kütlesini âzamileştirmek!

Devamı >>

İslami Mahallede Şizofren Devlet Aklı – Josef Kılçıksız

piyasa_islamiBu hükümetin öncelikler sıralaması, dışarıdan bakıldığında derin çelişkiler barındırıyormuş izlenimi veriyor ama aslında öyle değil; hükümet dışarıda ve içeride yürüttüğü mezhepçi-ırkçı politikaya uygun hareket ediyor.
IŞİD Türkiye’yi Suriye’deki savaşa daha fazla dâhil olma konusunda ikinci kez düşünmeye zorluyor. Türkiye ile Kürtler arasındaki çatışmayı alevlendirerek, sahadaki en zorlu düşmanı olan Kürtlerin dikkatini dağıtmaya çalışıyor.
Öte yandan hükümet İŞİD saldırılarıyla örgütle işbirliği yaptığı yolundaki uluslararası baskıyı bir yandan hafifletirken iki düşmanı karşı karşıya getiriyor ve bir taşla iki kuş vurmuş oluyor.

Devamı >>

Ahmet Altan: Türkiye’nin başında İttihatçılara çok benzeyen bir iktidar var; onlar gibi hırsız ve zorbalar!

ahmetaltan

Erdoğan kalktı bir açıklama daha yaptı. “Suriyelileri vatandaşlığa alacağız” dedi. “Vatandaşlığa alacağız” dediği insanlar, Türkiye’nin beş yıldır “mülteci” statüsü vermediği insanlar.  Neden o sahipsiz, çaresiz insanlara “mülteci” statüsü tanımadın?
Mülteci statüsü tanımadığın insanlara, hangi altyapıyı hazırlayarak “vatandaşlık” vereceğini söylüyorsun?  
Neden Avrupalı ülkeler “yüz bin mülteci” gelecek diye dehşete kapılırken, Türkiye üç milyonuna vatandaşlık verebileceğine inanıyor? Avrupalılar neden korktu, Türkiye neden korkmuyor?

Devamı >>