Bu Kategorideki Konular

14
Mar

Canceled Soviet Russia Post Stamp Lunokhod Moon Explorer Probe
1950’lerden itibaren insanlık için artık uzay çağı başlamıştı. Bu tarihten sonra uzaya 250’den fazla robot mekik yolladı. Gönderildiği tarihten itibaren onlarca robot bize uzaydan birçok bilgi ve örnek getirdi. Bu çağ insanlık için nefes kesen büyük maceralara sahne olacaktı. Maceraların esas kahramanları olan büyük güçler kendilerini var etme alanı olarak gördükleri uzay yarışında kimi zaman umut, kimi zaman zafer, kimi zaman ise büyük hüsranlar yaşadı. Artık tarih büyük mucitlerin ve isimsiz dâhilerin daha önce görülmemiş deneylerine sahne olacaktı. Devamı »

Toplam okunma (12080) Bugün(1) Son okunma tarihi (02 April 2015)

, , , , , , , , , , ,

02
Mar

Lao tzuYıllar önce J.C.Cooper’ın “Erdemin Işığı Taoculuk” başlıklı kitabını okuyunca, Taoculuk’un diğer Uzakdoğu felsefelerini etkileyen ve hatta onlardan derin bir düşünce biçimi olduğunu düşünmüştüm. Ve o günden bu zamana kadar Taoculuk bir felsefe olarak hep ilgimi çekti. Taoculuk, bir felsefe olarak ortaya çıkmasına karşın daha sonra bir dine dőnüştü.
Taoizmde YinYang ilkesi őnemlidir, tıpkı Budizmde de olduğu gibi.
Cooper, Yin-Yang ilkesinin olumsuz, karanlık alan olduğunu; ayrıca, dişil öğeyi, gizil gücü, varoluşsalı, doğalı simgeledigini belirtiyor. Ve, bu nedenle, diyor, o, içinde nesnel olaylar evrenini yaratmanın aydınlığına yükseldiği karanlığın, kökensel yığınıdır, Chaos’dur (kaos); ancak bu yığın (chaos) Tao ile özdeş tutulamaz, Tao bu yığından önce vardı. Yin sonu gelmeyen bir yaratmadır, bir doyurucu olandır, yüce anadır, bu yüzden de Yin hep Yang’dan önde sayılır. Yang gizli olandan doğmuştur, bu nedenle karanlık ortaya çıkan aydınlıktır; onun doğuşu da gerçekleşmiş olmak, varlık olmak, tin ya da anlık olmak içindir.” Devamı »

Toplam okunma (13346) Bugün(3) Son okunma tarihi (02 April 2015)

, , ,

24
Şub

Erol AnarYabancılaşma terimini ilk kez felsefi anlamda Hegel kullanmıştır. Hegel, bu terimi Rousseau’dan esinlenerek kullanırken, Feuerbach, yabancılaşmanın kökenini insana dayandırmıştır. Yabancılaşma kavramını, bir olgu olarak ise ayakları üzerine Marks oturtmuştur.
(…) Marks, “Nationalökonomie und Philosophie” adlı yapıtında, insanın evrenle ilişkileri insanca olduğunda; sevgiye karşılık sevgi, güvene karşılık güven bulacağını belirterek, “Sevgi uyandırmadan seviyorsanız, başka deyişle, sevginiz o durumuyla sevgi yaratmıyorsa, yaşamınızı seven bir kişi olarak ortaya koyup da sevilen bir kişi olamıyorsanız, sevginiz bir güçlüktür, bir talihsizliktir.” diyor.” Devamı »

Toplam okunma (10360) Bugün(5) Son okunma tarihi (02 April 2015)

, , , , , , , , , ,

24
Şub

Üstün Dökmenİletişimde mimiklere dikkat etmek, bazı canlı türlerinde, özellikle insanlarda ilginç özellikler ortaya çıkarıyor. Örneğin, yapılan araştırmalar genelde kadınlarda empatik becerinin erkeklere oranla daha yüksek olduğunu gösteriyor.
Kadınların empatik becerilerinin erkeklerin empatik becerisinden daha yüksek olması, “kadın duyarlılığı” kavramıyla açıklanabilir. İyi de kadınlar niçin daha duyarlı? Niçin erkeklere oranla daha iyi empati kurabiliyorlar?
Kadınların erkeklere oranla daha iyi empati kurmalarının çeşitli nedenleri bulunabilir. Bir görüşe göre bu nedenlerden bir tanesi şu: Devamı »

Toplam okunma (17957) Bugün(3) Son okunma tarihi (01 April 2015)

, , , , ,

13
Şub

HeidiVerdingkinder… Bu kelimeyi, “Sözleşmeli Çocuk” diye çevirsek de Türkçeye, kapsadığı karanlık ve acı öyküyü bilmeden anlamını açıklayamayız. Bu yazıda onlardan “çıplak ayaklı çocuklar” olarak söz edeceğiz. Karlı dağlarla çevrili yemyeşil çimenlerin üzerinde, sardunyalarla süslü ahşap çiftlik evlerini gösteren kartpostal resimlerinden tanırız İsviçre’yi. Devamı »

Toplam okunma (21555) Bugün(0) Son okunma tarihi (02 April 2015)

, , , , , , , , , , , ,

12
Şub

Anton Çehov1860’da Rusya’nın Taganrog kentinde dünyaya gelen, ‘Her şey basit olmalıdır’ sırrı ile yazdığını söyleyen ve hâlâ en çok okunan yazarlardan biri olmayı başaran Çehov, dindar bir babanın işlettiği bakkalın başına geçmesini istediği, ailesinin zoruyla kilise korolarına katılıp ilahi söylemekten sıkılan, aklı, fikri yazmakta bir çocuktu.
15 Temmuz 1904’te hayata gözlerini yumduğunda arkasında yüzlerce öykü ve tiyatro dünyasını derinden etkileyecek oyunlar bıraktı. Yalnız Rusya’nın değil, dünya edebiyatının da modern öykünün en büyük isimlerinden birisi oldu. Devamı »

Toplam okunma (8333) Bugün(7) Son okunma tarihi (01 April 2015)

, , ,

Arşivler