Category Archives: Genel Kültür – General Culture

Che Guevara: Birey, insani değerlere ancak emeğin kurtuluşu sayesinde yeniden ulaşabilir

Cheİnsanların çoğu için kör ve görünmez olan kapitalizmin yasaları, birey üzerinde, düşünmesine fırsat vermeksizin etkili olur. Kişi, yalnızca görünürde sonsuz olan önündeki ufkun genişliğini görür. Kapitalist propogandacıların, başarı olanakları için Rockfeller örneğinden -doğru olsun, olmasın- ders alınması gerektiğini öne sürmeleri, bu ufukları nasıl pembeye boyadıklarını gösterir. Bir Rockefeller’in daha ortaya çıkması için gereken yoksulluk ve ıstırabın derecesi ve böylesine büyük bir servet birikiminin zorunlu kıldığı ahlaksızlığın ölçüsü perde arkası edilir, bu durumu halkın gözleri önüne sermemiz de genellikle mümkün değildir. Her halükârda, başarıya giden yolun tehlikelerle dolu olduğu, fakat yetenekli bir bireyin sözümona her şeye rağmen başarıya ulaşabileceği masalı anlatılır. Yol ıssız, ödül ise uzaktadır. Bu yolda insan insanın kurdudur; birey, ancak diğerlerinin mahvolması pahasına başarıya ulaşabilir.

“Aşk kadınlar ve erkekler için asla aynı anlama gelmez” Aşk liberal bir sözleşme mi? – Esra Sarıoğlu

AşkAşk Neden Acıtır? kitabında, sosyolog Eva Illouz liberal hegemonyanın tuzağına düşmeden, sözleşme prensibine dayanan modern aşkın kadında nasıl ve neden hasar yarattığını detaylı bir biçimde anlatır. Her şeyden önce, diyor Illouz, kadınlar serbest piyasa toplumlarında aşka ve romantik ilişkilere eskisine nazaran daha yoğun bir biçimde ihtiyaç duyar. Sebep, modern piyasa toplumlarında “kendilik değeri”nin (self-worth) ekonomik ve sosyal statünün doğrudan bir sonucu olmaktan çıkmasıdır. Piyasa toplumlarında benlik toplumsal hiyerarşideki pozisyonun otomatik bir uzantısı olarak değer kazanmaz veya kaybetmez, başka bir deyişle verili değildir ve tesis edilmesi gerekir. Ontolojik bir emniyetsizlik hissi yaratan bu dönüşüm sonucunda, insanlar kendilik değerini tesis edebilmek için kişilerarası ilişkilere yaslanmaya başlarlar ve ilişkiler benliğin değer kazanmasında asli öğe olur.

Seyit Rıza’nın kabul edilmeyen son isteği; “Beni oğlumdan önce asın!

Seyit RızaYasalara uydurmak için 78 yaşındaki Seyit Rıza’nın yaşı küçültülerek 54’e indirilirken 17 yaşındaki oğlu Hüseyin’in yaşı 21’e çıkartılır. İdamdan önce  Seyit Rıza’ya son sözü sorulur ‘Kırk liram ve saatim var. Oğluma verirsiniz’ der.  “Oğlunu da asacağız” derler. Daha önce   çatışmaların birinde  oğlunu yitirerek  evlat acısını yaşayan ve  « Mı kılitê kou kerd vind » (Ben dağların anahtarını yitirdim) diye yakaran Seyit,  O  zaman beni oğlundan önce asın” der. Bu isteği kabul edilmez oğlu Resik Hüseyin, Seyit Rıza’nın gözleri önünde asılır.

Emrah Serbes: “Afili Parçalar (Madde 80): insan ziyan olmak için yaratılmıştır”

Emrah Serbes74. insan bir sirkten ne bekler

Mimarlık fakültesinde okuyan çapkın bir arkadaşım vardı. Bir gün yardım istemeye gittim. Dedim ki, “Canım kardeşim, ocağına düştüm, ne olur bana bir akıl ver.” Ankara’ya o sene gelmiştim, aynı kız tarafından üç sefer reddedilmiştim. Kendimi uzay çöpü gibi hissediyordum.
“Fısıldamalısın,” dedi. “Kadınların sana yaklaşmasını istiyorsan onlarla fısıldayarak konuş.”
“Neden?” dedim.
“Çünkü kadınlar her şeyi duymak isterler.”
Makul bir öneri gibi geldi. Onunla tekrar karşılaştığımızda, “İnsan iradesi çelikten bir binadır,” dedim fısıldayarak. “Ama bataklık üstüne inşa edilmiştir, en ufak sallantıda batar.” Bu lafın kendisi de mimarlıkta okuyan arkadaşa aitti.

İnsanlar niçin yenilmeyen ve zaaf göstermeyen kahramanlar yaratıyor?- Dr. Ali Şeriati

Ali ŞeriatiEfsaneler, her duygu­nun, her kutsallığın ve her maddî ve manevî güzelliğin yüce nu­munesinin bir bütünüdür. Öyleyse insan, numuneler varediyor. Ancak olanı değil, olması gerekeni yaratıyor. Büyüklüğün en yüce numunesi, Çin’de ve Japonya’da tanrı “Rama” ve “Futuşi Şi” şeklinde, Roma’da ve Yunanda ise tanrı “Zeus” ve [Mı­sır’da] “Osiris” şeklinde ortaya konuyor. İnsan için fedakarlık yapan tanrılar ve hiç yenilmeyen ve hiçbir yerde zaaf göstermeyen kahramanlar yaratıyoruz. Çünkü bizim tüm kahramanlanmız yenilgiye uğruyorlar, tüm kahramanlarımızın cesareti ve gücü belli durumlarla ‘sınırlıdır ve bunlar geçtiğinde her şey bitiyor. Kahramanlık da bitiyor.
Tüm kahramanların yaptığı savaşlar, kahramanlıkların tümü; güzelliğin, paklığın ve münezzehliğin en yüce derecesinde değil. Bunun için “Herkül”ü yaratıyoruz, ya da -Hindistan’da- “Rama”yı veya -Rusya’da ve Doğu Av­rupa’da- “Lahas”ı yaratıyoruz.

Burjuva toplumunda paranın gücü – Karl Marks | “Sen ey kral katili, ve ayıran piçinden babayı!”

Marksİnsanın duyguları, tutkuları, vb. yalnızca dar anlamda antropolojik tanımlamalar olarak kalmayıp da, aynı zamanda insan yaradılışının gerçekten varlıkbilimsel (ontolojik) olumlamalarıysa ve yalnızca nesneyi duyularıyla algıladıkları için olumlanıyorlarsa, demek ki: 

(1) Olumlama tarzları hiçbir zaman aynı ve eşit olamaz; tersine, olumlamanın farklı tarzı varoluşlarının, hayatlarının ayrı özelliğini meydana getirir; nesnenin onlar için varolduğu tarz, doyumlarının karakteristik tarzıdır.
(2) Duyusal olumlama, bağımsız şekliyle nesnenin (yeme, içme, bir nesne üzerine çalışma, vb.) dolaysız olarak yok edilmesi olduğunda, bu, nesnenin olumlanmasıdır.