Category Archives: Genel Kültür – General Culture

Zeki olmak mutsuzluk mu getirir? Zeki olmanın şaşırtıcı dezavantajları – David Robson

beyin
Cehalet saadettir’ diye bir söz vardır. Yani zeki olmak mutsuzluk mu getirir?
Bazı dahilerin yaşamından yalnızlık, öfke, bunalımın eksik olmadığı örnek verilir. Ünlü yazar Ernst Hemingway “Zeki insanların mutlu olduğuna pek rastlanmaz” diyordu. Eğitim sistemi akademik zekanın geliştirilmesi üzerine kuruludur ve bu da, sınırlılıkları bilinmesine rağmen, IQ yoluyla ölçülür. IQ seviyesini yükseltmek için insanlar epey para döker. Peki ya bu zeka arayışı ahmak işi ise?

Kafka’nın Mesajı: “Yaşadığım topraklarda reddedildim, mahkûm edildim, ezilip ufalandım”

Sadık HidayetKafka hayattayken sadece bir kitabını bastırabildi ve ölüm döşeğinde iken ikinci kitabının provalarını tashih ediyordu. Ölümünden üç yıl önce Max Brod’dan ona elyazısı halinde verdiği Dava, Şato ve Çin Şeddi gibi kitaplarının da bulunduğu tüm eserlerini yakmasını istedi. Ölümünden önce dört kitabını kendisi yakmıştır. Ama Brod onu dinlemedi. Kafka tamamlandığına kanaat getirdiği birkaç kitabı dışında yarım kalmış tüm eserlerini yok olmaya mahkûm etti ve kendisinden sonra bunların unutulup gitmesini istedi. Bu yazarın ölümünden sonra meşhur olmaya ihtiyacı yoktu; zaten böyle bir şey de vasiyet etmedi. Mutlak bir inziva hayatını sürdürürken kendisine okuyucu bulmayı unutmuştu. Belki de Kafka bir sembol gibi başkalarının gözünden uzak kalmayı ve gizemli bir şekilde ortadan kaybolmayı arzu ediyordu.Ama kamufle çalışmaları onu kötü bir duruma düşürmedi; aksine kıvanç duymasına neden oldu.

“Toplumun değeri, insanlarıyladır…” Medeniyet Nedir? – Ali Şeriati

Ali ŞeriatiMedeniyet (temeddün), “m-d-n” kökünden olup medine (şehir) sözcüğüne akrabadır. Medine şehir demektir. Medeniyet ise intisap, istinat ve bağlılık manasıyla, bu bapta gelmiş olan anlama işarettir; örneğin kibir büyüklük, tekebbür ise büyüklük göstermeye bağlılık anlamındadır. Dolayısıyla medeniyet, medineye, şehre bağlılık hissi ve o hissi ortaya koyma demektir. Fransızca, İngilizce ve Latince’de de medeniyet için aynı görüş benimsenmiş ve medeniyetin karşılığı olarak sivilizasyon (civilisation) kabul görmüştür. Sivilizasyon sivilden gelir. Sivil, şehre, memlekete, ülkeye ait demektir. Sivilizasyon masdar isim olup medenî yapmak, medenileştirmek anlamında “sivilize”den gelir. Bu nedenle Latinin de Doğulunun da aynı kavramı alıp benimsediklerini söylüyoruz. Bu sebepledir ki her ikisi de medeniyet ölçütünü şehirde oturmak olarak almışlardır.

İstanbul Gezi Rehberi: Üsküdar, Çamlıca ve Küçük Çamlıca – Murat Belge

İstanbul Gezi RehberiBüyük Çamlıca’nın yüksekliği 260 metredir. En güzel ve en geniş İstanbul manzarası buradan seyredilir. Güneyde adalar, batıda tarihi yarımada ve Beyoğlu, kuzeyde neredeyse Karadeniz’e kadar Boğaziçi görülür. Gelgelelim, son yıllarda İstanbul’un havası eski Londra’nın ünlü smog’unu aratır derecede kirlendiği için, Çamlıca’ya kadar gittikten sonra dumanlara bakakalma ihtimali de güçlü. Eskidenberi bu manzarasından ötürü çekici bir yer olan Çamlıca’da kırık dökük bir kahve vardı; 1980’lerde Turing ve Çelik Gülersoy buraya el atarak 18. yüzyıl üslûbunda olduğunu ileri sürdüğü bir yeni kahve yaptı. Böylece Çamlıca müşterisi hiç eksik olmayan bir gezinti yeri haline geldi.

Batıl inançlar, hurafe ve efsaneler üzerine – Sadık Hidayet

Sadık HidayetEski insanların ve kadim milletlerin genç ve yeni oluşmuş milletlerden daha çok batıl inançlarının olduğu söylenebilir. Özellikle muhtelif ırklarla bir araya gelip karışanların gelenek, görenek, ahlak, düşünce tarzı ve batıl inançları yeni boyutlar kazanarak kuşaktan kuşağa aktarılmıştır.
Gerisinde bunca asırlık tarihe sahip olan İran toprakları Keldanî, Asurî, Yunan, Bizans, Yahudi, Türk, Arap, Moğol gibi eski dünyanın uygar olan ve olmayan insan kafilelerinin peş peşe yüklerini indirdikleri ve birbirleriyle temas edip haşır neşir oldukları bir kervansaraya benzer. Bu sebeple İran halk inançları hakkında yapılacak araştırmalar yalnız ilmî ve psikolojik bakımdan değil, aynı zamanda felsefî ve tarihî kimi karanlık noktaların gün ışığına çıkarılması bakımından da dikkat çekicidir.

Bertolt Brecht: “Sizleri bağışlayabilmek için kendimi kandırmaya çalıştım”

Bertolt BrechtYazarlara Bir Kaç Söz: “Sistemin yıprandığını, iflâs ettiğini arzuhalciler bile anladı”
Doğruyu söylemek hiç bugünkü kadar yararlı olmuş muydu? Doğruyu söylemek hangi dönemde bugünkü kadar gerekli, etkili olmuştu? Yararlı her şeyin söylenmesini örtbas eden bu zorunluluk, biz edebiyatçıların ne soy yaratıklar olduğumuzu ortaya çıkardı: doğruyu söyleme zorunluluğu hiçbirimizi rahatsız etmedi.
Sizler doğruyu, söylemeyi kendinize yakıştıramazken; doğruyu söylemeye karar vermiş olanlar, zorlu, gerçek bir çalışmanın içine düştüler. Çünkü doğruyu dile getirmek, doğruyu gözler önüne sermek çok güç bir görev. İlişkilerin kalıcı olmadığını, sistemin yıprandığını, iflâs ettiğini arzuhalciler bile anladı. Ama nasıl bir şey bu sistem? Bunu anlatmak güç. Yalnızca sempati gösterileri yeterli değil.