Krishnamurti: Özgür insan kendini bir ülkeye ya da düşünce biçimine ait hissetmez

Karşı çıkmadığınız sürece, dünyanın geri kalanı gibi olacaksınız, çünkü başka bi­ri olmaya cesaret etmiyorsunuz. Öylesine şartlandırılacaksı­nız, öylesine şekillendirileceksiniz ki, kendi başınıza isyan bayrağını çekemeyeceksiniz. Toplum size yapmanız gerekenleri söyleyecek; böylece nesilden nesile taklit sürüp gidecek. Ne özgürlük ne de mutluluk var, yavaş bir ölümden başka hiçbir şey yok.

devamını oku>

Mahir Çayan: Tarihi kahramanlar değil, kahramanları tarih yaratır

Marks ve Engels’de Devrim Kavramları 
Marks ve Engels’de, politik devrim, sosyal devrim ve sürekli devrim olmak üzere üç tip devrim kavramını görmekteyiz. Marks ve Engels’e göre politik devrim, politik iktidarın o tarihsel süreç içinde daha ilerici bir yönetime, mevcut gerici iktidarın alaşağı edilerek geçmesidir.

devamını oku>

Komünizmin Babası Marx ve Anarşizmin Babası Bakunin – Murray Bookchin

“Hâlâ senin dostun olup olmadığımı soruyorsun. Evet, sevgili Marx, her zamankinden fazla dostunum, çünkü zamanında ekonomik devrim yoluna sapıp hepimizi seni takip etmeye davet ettiğinde ve milliyetçiliğin, salt siyasi girişimciliğin dar yollarına sapardan eleştirdiğinde ne kadar haklı olduğunu şimdi her zamankinden daha iyi anlıyorum…”

devamını oku>

Düşünce Tarihi: Hayır Diyen İnsan – Orhan Hançerlioglu

XX. yüzyılın burjuva düşüncesi, sanat alanında da umutsuzdur. Bu umutsuzluğu belirtmek için, biri İngiliz öbürü Fransız, iki sanatçı, bir XV yüzyıl ermişinden yararlanıyorlar. Bu sanatçılar, Bernard Shaw’la (1856-1950) Jean Anouilh’dur (1910- ). Sordukları şudur: Jeanne d’Arc niçin yakıldı?

devamını oku>

Et yemek gerçekten gerekli mi? Vejetaryenliğin Üstünlüğü – Sadık Hidayet

Vejetaryenliğin üstünlüğü tartışma götürmez. Her yerde, her ülkede ve iklimde, meslek erbabı, işçi, bilim adamı gibi değişik grupların bulunduğu toplum tabakalarında denenmiş ve vejetaryenlik muzaffer olmuştur. Nitekim Asyalıların çoğu binlerce yıldır bitkilerle beslenirler.

devamını oku>

Her yerde tek bir oyun vardır: Dünyanın Sınırları – Michel Foucault

En genel taslağı içinde, XVI. yüzyıl episteme’si  kendiyle birlikte bazı sonuçlar taşımaktadır. Önce, bu bilginin hem çok kalabalık hem de kesinlikle fakir karakteri. Kalabalıktır, çünkü sınırsızdır. Benzerlik asla kendinde istikrarlı olarak kalmamaktadır; ancak, kendi hesabına başkalarını davet eden diğer bir benzeşmeye gönderme yaptığında sabitleşir;

devamını oku>

İnsandaki din duygusunun kaynağı korku mu? – Ali Şeriati

Bir çok psikolog din duygusunun kaynağında korkunun bulunduğunu ileri sürmektedirler.
Başlangıçtan beri insanın, ölümden, tufanlardan, depremlerden, hastalıklardan korkmuş olduğunu biliyoruz. Bu korku insanın bir şeylere sığınma gereksinimi duymasına sebep olmuştur.

devamını oku>

Bastırılmış Olanın Geri Dönüşü – Sigmund Freud

Genç kız kendisini annesine mukabil en uç karşıtlıklara sokmuş, annesinde eksikliğini hissettiği bütün özellikleri kendisinde geliştirmiş ve kendisine annesini hatırlatan tüm özelliklere engel olmuştur. Erken yaşlarda her kız çocuğu gibi annesi ile özdeşleşmek istemiş, şimdi ise enerjisi ile annesine karşı çıkmaktadır.

devamını oku>