Halil Cibran’dan Üç Hikaye: “Korkutmanın keyfine doyum olmaz!”

Halil CibranTilki
Tilkinin biri güneş doğarken kendi gölgesine bakmış ve demiş ki: “Bugün öğle yemeğinde deve yiyeceğim.” Ve tüm sabahı deve arayarak geçirmiş. Ama öğleyin gölgesini tekrar görmüş ve demiş ki: “Fare de olur.”

Devamı >>

Esneyen İnsanlar Ülkesi – Aziz Nesin

Aziz-NesinBir varmış, bir yokmuş, sana varsa bana yokmuş, bana varsa ona yokmuş. Bir zamanlar yeryüzünün bir yerinde bir ülke varmış. Bu ülkedeki kişiler mutluluk içinde yaşar dururlarken, Tanrı vermesin, bir bilinmez salgın hastalık onları kırıp geçirmeye başlamış. Öyle bir hastalık ki, ülkedeki insanların birtakımı zayıflamaya, küçülmeye, birtakımları da şişmanlamaya, irileşmeye başlamış. Zayıflayanların boyları da günden güne ufalıyormuş. Ama bu ufalma, küçülme, zayıflama o kadar yavaaaş yavaş oluyormuş ki hiç kimse ne kendisinin, ne de başkalarının küçüldüğünün farkına varmıyormuş.

Devamı >>

Halil Cibran’dan bir hikaye: “Bu kardeşimle benim aramda, bir aile meselesidir”

Halil Cibran-Bir tarlakuşu ile bir kartal yüksek bir tepenin kayalıklarında karşılaştılar. Tarlakuşu dedi, “İyi günler olsun,Efendim.” Ve kartal onu bir süre süzdükten sonra isteksiz, seslendi. “İyi günler.” Ve tarlakuşu dedi, “Umarım keyfiniz yerindedir, Efendim.” “Evet,” dedi kartal, “Keyfimiz yerindedir. Ama bilmez misin ki biz kuşların kralıyız ve biz söz söylemeden senin konuşmaya hakkın yoktur?” Tarlakuşu dedi, “Ben aynı aileden olduğumuzu sanıyorum.” Kartal onu küçümseyen bakışlarla baktı ve dedi, “Seninle benim aynı aileden olduğumuzu kim söyledi ki?” Ve tarlakuşu dedi, “Ama size şunu hatırlatayım; ben de sizin kadar yükseğe uçabilirim ve şarkılarımla bu dünyanın diğer yaratıklarına mutluluk veririm. Oysa siz kimseye ne keyif ne de mutluluk verirsiniz.”

Devamı >>

Halil Cibran’dan Bir Hikaye: “Dokuz canlı olan, dokuz kez ölmez mi?”

Halil CibranGünlerden bir gün, bir akşam vakti bir ozanla bir köylü karşılaştılar.
Ozan mesafeli, köylüyse utangaçtı; yine de lafa daldılar.
Ve köylü dedi, “İzninizle yakınlarda duyduğum küçük bir öyküyü anlatacağım size.
Farenin biri kapana kısılmış, İçerideki peyniri afiyetle yerken başucunda bir kedi belirmiş.
Fare bir süre tir tir titremiş; ama sonra kapanın içinde güvenlikte olduğunu farketmiş.

O zaman kedi demiş, “Yediğin, son, yemeğindir, dostum.” “Evet, diye yanıtlamış fare. Bir tek canım var benim; dolayısıyla da bir tek ölümüm. Ama sana ne demeli?

Devamı >>

Rius’un “Yeni Başlayanlar İçin Marks” adlı çizgi romanı cafrande.org’ta

RiusMeksikalı yazar ve çizer Eduardo del Rio diğer bir adla Rius’un 1972 yılında İspanyolca kaleme aldığı, 1977 yılında Can Yücel tarafından Türkçeye çevrilen ‘Yeni Başlayanlar İçin Marx’, çizimler yoluyla Marx’ın fikirlerini özetliyor. Marx’ı Don Kişot’a benzeten Rius, “Herkes ondan bahseder de pek azı bilerek konuşur. Çok daha azı da gerçekten anlar onu” diyor. Çağının neredeyse tüm bilimlerine hakim olan Marx’ın eserleri, anlaşılabilirlik konusunda herkese hitap etmez. İşte, kitabın yazarı Rius, öncelikle Marx’ı anlamaya çalışmış, anladıklarını da bu çizimlerle ifade etmiş.

Devamı >>

“Sağ yanağına vurana sol yanağını da çevirmek” Aziz Nesin’den Bir Hikaye – Hazreti İsa İle İki Kişi

aziz nesinBirgün Hazret-i İsa ile bir estetik cerrahi operatörü, bir de otomobil tamircisi, bir gazinoda oturuyorlardı. Hazret-i İsa, onlara din telkinlerinde bulunuyordu. Konuşma sırasında otomobil tamircisi, Hazret-i İsa’ya,
– Ey büyük öğretmen! İnsanlara iyilik etmek için içimde bir ateşli istekvar. Ne yolda iyilik edebilirim?.. diye sordu. Hazret-i İsa,- Tanrının şeriatında nasılsa öyle yapmalısın!.. dedi. Otomobil tamircisi,
Sana, kötülük edenlere iyilik ederek, onları kötülük ettikleri için utandırarak… dedi. Estetik cerrahi operatörü,
– İnsanların mayası kötüdür, dedi. Deneyimlerime dayanarak söylüyorum. İnsanlar kötüdür. Otomobil tamircisi,
– Hayır, dedi. İnsanlann içinde iyilik vardır. Siz de bu Eriha kentinin en iyi insanı değil misiniz?

Devamı >>

Italo Calvino: Kalabalığa, “Durun! Bir dakika!” diye bağırdım, “Bu işte bir yanlışlık var”

Italo CalvinoOlay, bir gün, bir köşe başında, gelip giden kalabalığın ortasında oldu.
Durdum, gözlerimi kırpıştırdım, hiçbir şey anlamıyordum. Hiçbir şey hakkında hiçbir şey. İnsanların, nesneler hangi nedenle böyleydiler, anlamıyordum, herkes son derece anlamsız ve absürttü. Gülmeye başladım.
Bana garip gelen şey, neden bunu daha önce anlamadığım oldu. O zamana kadar herkesi olduğu gibi kabule de gelmiştim; trafik ışıkları, arabalar, posterler, üniformalar, anıtlar, dünyadan tamamen kopmuş şeyler; hepsini sanki bir gereklilik sonucu ortaya çıkmışlar, bir neden-sonuç zincirinin halkasıymışlar gibi benimsemiştim.
Sonra gülmem dudaklarımda dondu, yüzüm kızardı, utandım. Ellerimi kollarımı sallayarak kalabalığa “Durun! Bir dakika!” diye bağırdım, “Bir yanlışlık var. Her şeyde bir terslik var. Dünyanın en saçma işlerini yapıyoruz. Nereye varır bu isin sonu?”

Devamı >>

Italo Calvino’dan savaş üzerine bir öykü: Vicdan [Kozmokomik Öyküler]

Savaş çıktığında Luigi adında bir adam, gönüllü olarak gidip gidemeyeceğini sordu.
Herkes onu övdü. Luigi tüfek dağıtılan yere gitti, bir tane aldı ve dedi ki: “Şimdi gidip Alberto denen herifi öldüreceğim.”
Alberto kim diye sordular ona.
“Bir düşman,” dedi Alberto, “benim bir düşmanım.”
Ona belirli bir tür düşmanı öldürmesi gerektiğini, öyle istediği herkesi öldüremeyeceğini anlattılar.
“Ee?” dedi Luigi. “Siz beni salak mı sandınız? Bu Alberto tam sizin dediğiniz gibi biri, onlardan biri yani. Bütün o gruba karşı savaşa girdiğinizi duyduğumda şöyle düşündüm: ben de gideceğim, böylece Alberto’yu öldürebilirim. O yüzden geldim.

Devamı >>