Category Archives: Eğlence Mizah – Humor

Nihayet insanlık da öldü: İnsanlıktan paylarını alamayanlar için o zaten bir ölüydü – Oğuz Atay

oguz-atayNihayet insanlık da öldü. Haber aldığımıza göre, uzun zamandır amansız bir hastalıkla pençeleşen insanlık, dün hayata gözlerini yummuştur. Bazı arkadaşlarımız önce bu habere inanmak istememişler ve uzun süre, ‘Yahu insanlık öldü mü?’ diye mırıldanmaktan kendilerini alamamışlardır. Bu nedenle gazetelerinde, ‘insanlık öldü mü? ‘ya da ‘insanlık ölür mü?’ biçiminde büyük başlıklar yayımlamakla yetinmişlerdir. Fakat acı haber kısa zamanda yayılmış ve gazetelere telefonlar telgraflar yağmıştır, herkes, insanlığın son durumunu öğrenmek istemiştir. Bazıları bu haberi bir kelime oyunu sanmışlarsa da, yapılan araştırmalar bu acı gerçeğin doğru olduğunu göstermiştir.

Mikropsuz, Gizlenebilir Ruhi Bir Rahatsızlık: Milletvekilliği Hastalığı – Sait Faik Abasıyanık

sait_faikBenzerlerine pek yakında rastlanacağına göre, demek daha virüsüne antibiyotikler tesir etmiyor. O halde bu korkunç hastalık insan nesillerinden binde birine çaresiz yapışacak. Korkunç sıfatıyla sıfatladığıma bakmayın! Bu hastalık yalnız tutulmayanlar için öyledir. Tutulanlar için tadına varılamaz, korkunç surette zevkli bir hastalıktır. Evet, pek zevklidir. O kadar zevklidir ki, bir dakika bu hastalığa tutulduğunuzu düşünseniz artık tramvaylara, otobüslere, trenlere bedava binersiniz. Söylev üstüne söylev verirsiniz, gündem müzakere edersiniz, encümenlere girip çıkarsınız, bakanlarla merhabalaşır, kartvizitler gönderir, kartvizitler alırsınız. Hülasa bir dakika bir milletvekilinin yerine kendinizi koyar, rahat edersiniz. Artık bu hastalığın ismi anlaşıldı: Milletvekili hastalığı.

Sesli Öyküler – Aziz Nesin: “Biz adam oluruz, demek, biz şimdi adam değiliz demektir”

Aziz-NesinBiz Adam Olmayız!..
Kalabalığın içinden birisi, “Biz adam olmayız birader!” dedi mi öbürleri de, “Eveeet, çok doğruuu, olmayız,” diye baş sallarlar. Biri de çıkıp, “O nasıl söz efendi… Sen sayıyla kendine gel bakalım!” demez. Yirmibeş yaşlarında, kanımın fokur fokur kaynadığı günlerde ben bunu deneyecek oldum. Ada’ya giden vapurda neye kızdığını anlayamadığım yaşlı bir adam,
-Biz adam olmayız!., diye bağırıp duruyor, salondakiler de, baş sallayarak onu onaylıyorlardı. Delikanlılık, kanım tepeme sıçrayıp,
– Neden adam olmazmışız, bal gibi de adam oluruz… Öyle bir adam oluruz ki herkes de şaşar kalır… diye bağırdım.
Salondaki yolcular sözleşmişler gibi yaygarayı bastılar:

Halil Cibran’dan Bir Hikaye: “Dokuz canlı olan, dokuz kez ölmez mi?”

Halil CibranGünlerden bir gün, bir akşam vakti bir ozanla bir köylü karşılaştılar.
Ozan mesafeli, köylüyse utangaçtı; yine de lafa daldılar.
Ve köylü dedi, “İzninizle yakınlarda duyduğum küçük bir öyküyü anlatacağım size.
Farenin biri kapana kısılmış, İçerideki peyniri afiyetle yerken başucunda bir kedi belirmiş.
Fare bir süre tir tir titremiş; ama sonra kapanın içinde güvenlikte olduğunu farketmiş.

O zaman kedi demiş, “Yediğin, son, yemeğindir, dostum.” “Evet, diye yanıtlamış fare. Bir tek canım var benim; dolayısıyla da bir tek ölümüm. Ama sana ne demeli?

Emrah Serbes: “Şeyinizin keyfinden başka bir şey düşündüğünüz yok”

Erken KaybedenlerCahide’ye yıllara meydan okumak için âşık olmuştum. O yirmi bir yaşındaydı, ben on bir. Benle beraber altı yedi arkadaş daha âşık olmuştu hemen kendisine. Sadece birbirimizle değil, tarihle de mücadele ediyorduk. Sinir oluyordum bizim elemanlara. Tamam, iki arkadaşın aynı kızı sevmesini anlarım, hüzünlü bir atmosfer olur o zaman ama kardeşim altı yedi kişi birden de olmaz ki ya! On-on bir yaşların-daysan, aynı sokakta oturup aynı okula gidiyorsan özel hayat diye bir şey arama zaten. Birini sevmeye başladın mı hep beraber seviyorsun, nefret ettin mi hep beraber. Biri bir ağacın dibine işemeye başlasa herkes çıkarıyor malı meydana. Ne kadar iğrenç olursan o kadar itibar kazanıyorsun.