Bu Kategorideki Konular

27
Mar

Cesare PaveseBAZI günler oluyor, yaşadığım şehir, gelip geçen insanlar, arabalar, ağaçlar, sabah tuhaf bir görünümle uyanıyor her şey, her zamanki gibi ama tanınamaz bir biçimde, insanın aynaya bakıp da “Bu da kim?” diye kendi kendine sorduğu anlarda olduğu gibi. Benim için, yılın tek sevilecek günleri bunlar.
Böyle günler biraz erken kaçıyorum işten, becerebilirsem, sokaklara inip kalabalığa karışıyorum, yoldan geçen herkesi gözlemekten alamıyorum kendimi, sanırım, bazılarının da bana baktığı gibi, bu anlarda gerçekten pervasız oluyorum, başka bir insan oluyorum çünkü. Devamı »

Toplam okunma (7785) Bugün(7126) Son okunma tarihi (28 March 2015)

, , , , ,

26
Mar

Emrah Serbes“Birbirine yalan söyleyemeyecek kadar eski arkadaşlarız Galip,” dedim. “İnsan babasını seçemez. İnsan ailesini seçemez. İnsan onlar yüzünden çekeceği acıları da seçemez. Aslında insan hiçbir şeyi seçemez ama seçemedikleri arasında en çok bunlar üzer onu. O yüzden en iyisi unutmak ve çekip gitmektir. Sırf bu yüzden İsviçre’den Vietnam’a kadar bisikletle giden bir Fransız tanımıştım.”
“Sahiden mi?”
“Yok. Aslında tanımamıştım, Atlas dergisindeki bir röportajını okumuştum sadece. Ama bazı röportajlar vardır Galip, doğru zamanlarda sorulmuş doğru sorular vardır. Ve onların düzenleniş biçimi falan vardır. O insanı gerçekten tanırsın.”
Galip ellerini omzuma koydu, alnını alnıma yasladı, bir süre öyle kaldık. Devamı »

Toplam okunma (11019) Bugün(63) Son okunma tarihi (28 March 2015)

, , , , ,

25
Mar

yasar kemalŞehirlerin en önemli yerlerinden birisi de çöplükleridir. Çöplüklerin şehirler için gerekli değil, bu kadar önemli olduğu hiç aklınıza geldi mi? Bir büyük şehir çöplüğünü görünceye kadar bunu ben de bilmiyordum. Bir çöplük, bence bir şehir demektir.
İstanbul güzel şehir, alımlı şehir. İstanbul’un bir havasına, tadına girendir daha onun havasından, tadından çıkamaz. İstanbul’un boy boy, renk renk resimleri yapılmıştır yıllar boyu. Fotoğrafları çekilmiştir. Üstüne şiirler yazılmıştır. Ben size söylüyorum ki, bunların birçoğunu gördüm, okudum, hiçbir şey, hiç kimse İstanbul’u çöplükleri kadar anlatamadı bana. Kirli mi İstanbul, çöplüğü kokar, leş gibidir. Kokusu burnunun direğini kırar… İstanbul daha mı temiz, kokusu daha az gelir. İstanbul mis kokulu mu, kokusu mis gibi kokar çöplüklerinin. Çöplük de mis gibi kokar mı diyeceksiniz? Kokar kokar, bana inanın… Devamı »

Toplam okunma (15874) Bugün(50) Son okunma tarihi (28 March 2015)

, , , ,

23
Mar

Sadık HidayetDünyanın yaratıldığı yıllardaki yağmurlar gibi bardaktan boşanırcasına yağan yağmur yeri kamçılıyordu adeta. Rüzgâr su zerreciklerini bir araya getirip toz halinde asfalt yolda oradan oraya savuruyordu. Oysa eski ve derin aşkıyla sakin deniz kurşun rengi bir sisle kaplanmıştı. Her şey nemli, yapışkan ve kaygan bir hal almış, rutubet her şeye işlemişti. Hatta insan bedenine sızarak ruhu bunaltmıştı. Tüm varlıklar histerik titreyişler içindeydi; her şeye, hatta varlığa karşı cinnet veya sarhoşluk, cahilce bir terk ve nefret duygusu uyanmıştı ta derinlerden. İçten gelen hevesleri uyandırıcı bu eğilimler hengâmesinde sanki tanrıların gazabıyla dökülüyormuş gibi gelen su sesleri diğer sesleri bastırıyor ve birdenbire de kesiliyordu. Devamı »

Toplam okunma (14803) Bugün(36) Son okunma tarihi (28 March 2015)

, , , , ,

23
Mar

kafka sözleri
Kafka, 1915’te Fontane Ödülü’nü almıştır. 1920’de ikinci nişanlısı Julie Wohryzek ile ayrılan Kafka, ancak yaşamının son yılını bir kadınla geçirmiştir. Birlikte Berlin’de oturdukları Dora Diamant. Faşist Hitler Almanyası, Dora Diamant’ın evini basarak yazarın bazı yapıtlarını götürmüştür. Bunlar yitik sayılmaktadır. Kafka, son yapıtlarının yakılmasını vasiyet etmiştir. Bir yazar açısından ne yüce bir alçakgönüllülük değil mi? Devamı »

Toplam okunma (11761) Bugün(46) Son okunma tarihi (28 March 2015)

, , , ,

22
Mar

Albert Camus YabancıHepsi kendi düşüncelerine öylesine dalmışlardı ki bunun farkında olmuyorlardı bile. Hatta bana öyle geliyordu ki, ortalarında yatan bu ölü bile onlarca hiçbir şey ifade etmiyordu. Ama, şimdi öyle sanıyorum ki, bu yanlış bir duyguydu.
Hepimiz kapıcının verdiği kahveleri içtik. Sonrasını bilmiyorum. Gece geçiverdi. Yalnız şunu anımsıyorum:
bir ara gözlerimi açmıştım, ihtiyarlar birbirlerinin üzerine yığılmış, uyuyorlardı. Yalnız bir tanesi uyumuyordu. Çenesini bastonuna kenetli elleri üzerine dayamış, sanki uyanmamı bekliyormuş gibi, gözlerini bana dikmişti. Sonra gene uyumuşum. Uyandım, çünkü belim gittikçe daha çok ağrıyordu. Gün camların üzerine doğru kayıyordu. Az sonra ihtiyarlardan biri uyandı ve bir hayli öksürdü. Damalı büyük bir mendile tükürüyor, her seferinde sanki göğsü sökülüyordu. Ötekilerini de uyandırdı. Kapıcı artık gitmeleri gerektiğini söyledi. Kalktılar. Ölünün başı ucunda bu rahatsız bekleyişten yüzleri kül gibi olmuştu. Devamı »

Toplam okunma (8408) Bugün(43) Son okunma tarihi (28 March 2015)

, , , ,

Arşivler