Bu Kategorideki Konular

27
Şub

Sait Faik Abasıyanık
Artık biliyorum galiba. Bu dünyada insanı en çok eksilten, acıtan, yeterince sevilmediğini, istenmediğini hissetmesi ve nihayetinde bu hakikati kabullenirken mahkûm olduğu çaresizlik. Devamı »

Toplam okunma (8028) Bugün(8028) Son okunma tarihi (27 February 2015)

, , , , ,

25
Şub

kadın
Bugüne kadar ne yaptığımı düşündüm. Bir sıfırdan başka netice alamadım. Hayatta hiçbir şey yapmış olmamak gibi korkunç ve utandırıcı bir şey var mı? Son zamanlara kadar ‘Fena bir şey yapmıyorum ya!’ der ve kendimi temize çıkarmaya çalışırdım. Fakat hadiseler gösterdi ki, fena olmayışım tesadüf eseriymiş, fırsat düşmemiş, zaruret olmamış… Devamı »

Toplam okunma (11977) Bugün(67) Son okunma tarihi (27 February 2015)

, , , , , , , ,

23
Şub

KafkaDavet edilmiş olduğumu, karşılaştığımızda anlatmıştım. Ama, önümde duran adamın kulaklarına bakarak sokak kapısının önünde durmayı değil, davet edildiğim eve girmeyi istiyordum. Sanki bu noktada uzunca bir süre beklemeye mahkum gibi onunla sessizce beklemeyi de istemiyordum. Etrafımızdaki evler ve yukarıdaki yıldızlara uzanan üzerlerindeki karanlık sessizliğimizi paylaştılar. İnsanın bir açıklama yapma zahmetinde bulunmayacağı, görünmeden yanımızdan geçenlerin adımları, yolun diğer tarafında sürekli esen rüzgar, bir odanın kapalı penceresi arkasında çalan pikap sanki geçmiş ve gelecekte sahip onlarmış gibi hepsi sessizlikle kendilerini ilan ettiler. Devamı »

Toplam okunma (8149) Bugün(33) Son okunma tarihi (27 February 2015)

, , ,

22
Şub

Erken KaybedenlerCahide’ye yıllara meydan okumak için âşık olmuştum. O yirmi bir yaşındaydı, ben on bir. Benle beraber altı yedi arkadaş daha âşık olmuştu hemen kendisine. Sadece birbirimizle değil, tarihle de mücadele ediyorduk. Sinir oluyordum bizim elemanlara. Tamam, iki arkadaşın aynı kızı sevmesini anlarım, hüzünlü bir atmosfer olur o zaman ama kardeşim altı yedi kişi birden de olmaz ki ya! On-on bir yaşların-daysan, aynı sokakta oturup aynı okula gidiyorsan özel hayat diye bir şey arama zaten. Birini sevmeye başladın mı hep beraber seviyorsun, nefret ettin mi hep beraber. Biri bir ağacın dibine işemeye başlasa herkes çıkarıyor malı meydana. Ne kadar iğrenç olursan o kadar itibar kazanıyorsun. Devamı »

Toplam okunma (11237) Bugün(33) Son okunma tarihi (27 February 2015)

, , , , , ,

21
Şub

Virginia Woolf“Siz duygularınızın kölesisiniz herkes gibi. Ama size hükmeden bu duyguları tanıyamaz, ne zaman, nerede, nasıl ortaya çıkacağını bilemezsiniz. Bir aşk, bir öfke, çıldırıcı bir kıskançlık, dayanılmaz bir özlem, bazen karanlıkların içinden çıkıp sizi esir alabilir. Bazen bir başka insan için kendinizden vazgeçebilirsiniz.bazen öfkeyle kamaşır içiniz. Yitirmenin ne olduğunu biliyorum. Yaşadığımız aşklar hayatımızı değiştiriyor. Yapılan hatalarda değişen hayatı bir kez daha değiştiriyor. Savruluyoruz… Hayata ne ile başlarsan başla elinde çok az şey kalıyor. Gurur ve aptallık. Kaç kez yaşadığımız anın değerini bilmediğimiz için geleceği reddetmişizdir, kaç kez kıymetini anlayamadığımız bir anda yaşadığımızdan çok parlak olabilecek bir geleceği elimizden kaçırmışız.” Devamı »

Toplam okunma (10136) Bugün(57) Son okunma tarihi (27 February 2015)

, , , , ,

20
Şub

Halil Cibran-Bir tarlakuşu ile bir kartal yüksek bir tepenin kayalıklarında karşılaştılar. Tarlakuşu dedi, “İyi günler olsun,Efendim.” Ve kartal onu bir süre süzdükten sonra isteksiz, seslendi. “İyi günler.” Ve tarlakuşu dedi, “Umarım keyfiniz yerindedir, Efendim.” “Evet,” dedi kartal, “Keyfimiz yerindedir. Ama bilmez misin ki biz kuşların kralıyız ve biz söz söylemeden senin konuşmaya hakkın yoktur?” Tarlakuşu dedi, “Ben aynı aileden olduğumuzu sanıyorum.” Kartal onu küçümseyen bakışlarla baktı ve dedi, “Seninle benim aynı aileden olduğumuzu kim söyledi ki?” Ve tarlakuşu dedi, “Ama size şunu hatırlatayım; ben de sizin kadar yükseğe uçabilirim ve şarkılarımla bu dünyanın diğer yaratıklarına mutluluk veririm. Oysa siz kimseye ne keyif ne de mutluluk verirsiniz.” Devamı »

Toplam okunma (7201) Bugün(11) Son okunma tarihi (27 February 2015)

, , , , , ,

18
Şub

Sabahattin AliTramvaydan indi. Beyazıt kahveleri doluydu. Masaların ve iskemlelerin arasından geçerek Bedri’yi aradı. Hiçbir tarafta göremedi. “Burada olsa beni görürdü herhalde!” diye düşündü. Masalarda oturanların kendisine dikilen gözleri, vücudunda dolaşan yabana eller gibi onu rahatsız ediyordu. Şaşkın şaşkın bakınırken köşelerden birinde bir grup halinde toplanmış bulunan Profesör Hikmet ve arkadaşlarını gördü. Şair Emin Kâmil, muharrir İsmet Şerif, hep beraberdiler. Muharrir Hüseyin bey hayır cemiyetinin ak saçlı reisi ile tavla oynuyordu. Macide ile Profesör’ün gözleri karşılaştı. Genç kadın eski bir alışkanlık ve yiyecek gibi bakan saygısız bir kalabalığın verdiği şaşkınlıkla gülümseyerek o tarafa doğru bir adım attı. Devamı »

Toplam okunma (9165) Bugün(21) Son okunma tarihi (27 February 2015)

, , ,

Arşivler